Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1971 E. 2026/1290 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1971
Karar No
2026/1290
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1971

KARAR NO:2026/1290

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:23/06/2022

NUMARASI:2019/320 Esas - 2022/482 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... Şubesi ile dava dışı kredili müşterisi .... Şti. lehine kredi kullandırıldığını, davalı; ...' e dava konusu kredi için müteselsil kefil olarak sorumluluk yüklendiğini, borcun ödenmemesi üzerine kredi hesabınım kat edildiğini ve borcun ödenmesi hususlarını içerir Beyoğlu ...Noterliğinin 15.01.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek borçluya gönderildiğini, ancak borcun ödenmediğini, bunun üzerine banka alacağının tahsil edilememesi sebebiyle, davalı borçlu hakkında, Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından söz konusu icra takibine itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile takibin aynen devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; icra dairesinin yetkisine ve başlatılan takibe itiraz ettiklerini, yetkili icra dairesinin İstanbul Anadolu İcra Daireleri olduğunu, borca dayanak gösterilen belgelerin ödeme emri ekinde sunulmadığını, borca dayanılan belgelerin davacı tarafından müvekkiline gönderilmediğini, dava dışı şirketin kullandığı tüm kredileri kapsayacak şekilde davacı bankanın tüm defter belgeleri ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılarak takibe ve işbu davaya konu kredilerin hangi sözleşme kapsamında kullandırıldığının ve varsa borç miktarının dava tarihi itibariyle kesin olarak belirlenmesi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...TBK.nun 583 maddesinde belirtilen, kefalet tarihi, kefalet limiti, kefilin müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluk altına girdiğinin kefilin el yazısıyla belirtilmesi gibi zorunlu unsurlar bulunmaktadır. Kefilin sorumluluğunun kapsamı 6098 sayılı TBK’nun 589.maddesinde düzenlenmektedir. Anılan hüküm uyarınca kefil, asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçlarından, kefalet belgesinde belirtilen azami miktara kadar sorumlu olacaktır. Bu açık düzenlemeye göre kefil, kefalet sözleşmesinde gösterilen miktardan daha fazlasıyla sorumlu olmayacaktır. Kefil, kendi temerrüdünden dolayı ortaya çıkan temerrüt faizinden ise herhangi bir sınırlamaya bağlı kalmadan sorumludur. Asıl borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçları, onun borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi ya da gecikerek ifası nedeniyle oluşan zararlardır. Asıl borcun para borcu olması durumunda, bu miktarda para ile temerrüt faizi kefilin sorumluluğunun kapsamına dahil olacaktır. Ne var ki, 6102 sayılı TTK’nun 7/1 maddesi uyarınca ticari bir borca kefalet söz konusuysa, kefile taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez. Asıl borçlunun sözleşme gereği edimlerini yerine getirmediğinin tespiti üzerine hesap kat edilerek düzenlenen ihtarnamenin asıl borçluya ve davalı kefile tebliğ edildiği görülmüştür. Davalı yönünden her ne kadar temerrüt gerçekleşmiş ise de davacı talebini sınırlamış ve davasını kefalet limiti olan 500.000,00 TL üzerinden harçlandırılarak açmıştır. İtirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan asıl alacak miktarı olan 500.000,00 TL üzerinden harçlandırdığı için takibin 500.000,00 TL asıl alacak miktarı üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıların Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün .... Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin davalı ... yönünden kefalet miktarı olan 500.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydı devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalının sorumlu olduğu kefalet miktarı olan 500.000,00 TL.'nin %20 si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiğini, itirazın iptali davasının dava şartlarından birinin takibin yetkili icra dairesinde yapılmış olması gerektiğini, Ereğli İcra Müdürlüğü dosyasına dair itirazın iptalinin İstanbul Anadolu Mahkemelerince incelenmesinin kamu düzeni usul ekonomisine uygun düşmediğini, yetkili icra dairesinde bir icra takibinin bulunmadığını, cevap dilekçesinde belirtildiği üzere borcun sebebi olduğu belirtilen hiçbir evrakın müvekkiline tebliğ edilmediğini, ödeme emri ekinde de sunulmadığını, yetkisiz yerde açılan icra takibi dosyasını da müvekkilinin inceleyemediğini, bilgi sahibi olmadığını, bu hususun dayanak arabuluculuk dosyası içeriği ve son tutanağından da sabit olduğu gibi davacı tarafa belge talepli ihtarları ile beraber sair beyanların cevap dilekçesinde yer aldığını, İİK 45.maddesinin uygulanması gerektiğinin mahkemece dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunun 31.sayfasında yer alan iki adet tabloda bankanın rehin sebebi ile Karadeniz 1. İcra Müdürlüğünde ... sayılı takip dosyası ile icra takibi yaptığı ve rehin açığının 05.09.2019 tarihinde gerçekleştiğinin belirtildiğini, müvekkili hakkında başlatılan takip başlangıcının 31.10.2018 olduğunu, rehin açığı gerçekleşmeden iş bu icra takibinin gerçekleşmiş olması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, bilirkişinin yerinde inceleme yetkisini kullanmadan sadece davacı bankanın dosyaya sunduğu evraklar üzerinde inceleme yaparak hüküm kurduğunu, deliller toplanmadan karar verildiğini, müvekkilinin kefil olduğu belirtilen ... Şirketinin %20 hissedarı olduğunu, şirketin kuruluşundan itibaren hiçbir zaman yönetim işlerinde yer almadığını, hep İstanbul'da ikamet ettiğini, müvekkilinin dava dışı şirketin borcuna kefil olup olmadığını, dava dışı şirket ile davacı arasında varsa bir sözleşme bu sözleşmede bulunup bulunmadığını hatırlamadığını buna rağmen sözleşme aslının celp edilmediğini, davacının 29.01.2020 tarihli yazı ekinde sunduğu tarih ve limit kısımları boş olan 19.04.2017 tarih ve 108.000,00 TL tutarlı kredi kullandırım talimatının vb talimatların iş bu takibe ve davaya konu genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılıp kullandırılmadıkları hususunun bizzat banka tarafından sunulan evraklar içeriği anlaşılmadığı halde genel kredi sözleşme aslı ve içeriğinin ve banka kayıtlarının bilirkişi tarafından yerinde incelenmediğini, 15 sayfa numarası ve evrakın tamamının davacı tarafça dosyaya sunulmadığı hususlarının incelenmesi ve müvekkilinin neye istinaden ne kadar borçlu olabileceğinin yerinde incelenmesi gerektiğini, mahkeme tarafından her ne kadar müvekkilinin temerrütünün 31.10.2018 icra takibi tarihinde gerçekleştiği kabul edilmiş ise de rehin açığının 05.09.2010 tarihinde gerçekleştiği ve İİK 45 hükmü dikkate alınarak temerrüt yönünden 05.09.2019 tarihinin başlangıç tarihi olarak kabul edilmemesininde usul ve yasaya aykırı olduğunu, karar verilmeden önce güncel dosya borcu bakiyesinin sorulması buna göre karar verilmesi gerektiğini, müvekkiline gönderilen ödeme emri ve ekinde borcun sebebi olarak gösterilen hiçbir evrak örneğinin yer almadığını, müvekkilinin itirazında haklı olduğunu, kötü niyetli olmadığını, likit ve miktarı tartışmasız bir alacağın varlığından söz edilemeyeceğini, bankanın kusurunun bulunup bulunmadığı, müvekkilinin borçtan sorumlu tutulup tutulmayacağı konusunda itirazlarının dikkate alınmadığını, nesafet indirimi yapılmadığını, bilirkişi kök raporundaki kredi kartı borçlarına rağmen bankanın zarar tehlikesini ölçerek yeterli teminat almaması ve kartı kullanıma kapatmaması yine diğer kredilerinde rapordan anlaşıldığı kadarıyla 29.09.2017 tarihi ve öncesinde ödenmesine rağmen hesap kat ihtarı için uzunca süre beklendiğini asıl borçluya 450.000,00 TL daha yeni kredi kullandırıldığını, borçlunun kredi kart limitinin artırılmasının bankanın kusurunu gösterdiğini, kredi kartının iptal edilmesi ve ödenmeyen krediler sebebiyle geri ödeme tablosuna bağlı kalmaksızın borcun katlanarak artmasından davacı bankanın sorumlu olduğunun tartışmasız bulunduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve öncelikle davanın tümden reddine karar verilmesini, aksi takdirde istinaf gerekçelerine istinaden hüküm kurulmasını talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, dava dışı şirket yararına kullandırılan krediden dolayı davalı kefilin sorumlu olup olmadığı, icra takibinin yetkili yerde başlatılıp başlatılmadığı, İİK'nın 45. maddesinin uygulanmasının gerekip gerekmediği, temerrütün takip tarihinden mi yoksa Karadeniz Ereğli 1. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında 22.10.2019 tarihinde düzenlenmiş olan rehin açığı belge tarihinden mi olması gerekip gerekmediği ve icra inkar tazminat kararı ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, dava dışı müşteri ... Şirketi ile davacı bankanın ... Şubesi arasında 500.000,00 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesinin düzenlenmiş olduğu, sözleşme tarihinin 04.07.2016 tarihli olduğu, davalının 04.07.2016 tarihli sözleşmede el yazılı olarak müteselsil kefalet türünün 500.000,00 TL, kefalet limitinin ve kefalet tarihinin belirtilmiş olduğu, sözleşmenin ön bilgi formunun 10.maddesinde; sözleşmenin 13.maddesinde dava ve takip usulüne ilişkin hükümlerin yetkili mahkemeler, yasal ikametgahlar ve delillere ilişkin hükümler ile müşterinin temsil ve ilzamlarına ilişkin genel hükümleri içerdiğinin belirtildiği, dosyada mevcut sözleşmenin 13.maddesinin diğer hükümler üst başlığı ile 13.1.bendinde; dava ve takip usulüne ilişkin hükümlerin yer aldığı, söz konusu maddelerde takip ve mahkemelerin yetkisine dair açık düzenlemenin bulunmadığı, davacı tarafça davalı ile birlikte dava dışı kredi müşterisi ... Şirketi ile dava dışı gerçek kişilere göndermiş olduğu Beyoğlu .... Noterliğinde düzenlenen 15.01.2018 tarihli kat ihtarnamesi ile bankanın ... Şubesi nezdinde ... Şirketi lehine, diğerlerinin müşterek ve müteselsil kefaleti ile genel kredi ve teminat sözleşmesine istinaden açılmış bulunan doğrudan borçlandırma hesabının 15.01.2018 tarihi itibari ile kat edildiği, söz konusu tarih itibariyle borç tutarının 239.690,03 TL olduğu, ... hesabının kart tarihi itibariyle 228.238,26 TL olduğu, cari kredi hesabının borç tutarının 115.624,84 TL, borçlu cari kredi hesabının borç tutarının 24.623,86 TL; borçlu cari kredi hesabının 21.444,04 TL, ... Kart hesabının 18.670,27 TL vb hesaplardan dolayı toplam 669.380,40 TL borcun ve vadesi henüz gelmemiş toplam 574,63 TL alacağın 24 saat içinde nakit olarak depo edilmesi ayrıca dört adet çek yaprağı için garanti edilen toplam 5.640,00 TL'nin depo edilmesinin belirtildiği, davalı tarafça davacı bankaya gönderilen 15.02.2019 tarihli ihtarname ile Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında başlatılan tüm dayanak evraklarının gönderilmesinin talep edildiği, davacı banka tarafından davalı ve dava dışı şirket ile gerçek kişiler hakkında Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 31.10.2018 tarihinde 669.736,84 TL asıl alacak ile işlemiş faiz ve ferileri olmak üzere toplam 856.709,87 TL alacağın tahsili amacı ile tahsilde tekerrür etmemek kaydı belirtilmek suretiyle alacağın sebebi kredi taahhütnamesi, sözleşme, ihtarname, hesap özeti gösterilerek ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça icra takibine karşı itiraz edildiği, itirazında; borca, yetkiye, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiği, icra dairesinin yetkili olmadığı belirtilerek ikametgah adresinin İstanbul Kadıköy olduğunu belirttiği, mahkemece 15.10.2020 tarihli ön inceleme duruşmasında davalının icra dairesinin yetkisine yapmış olduğu itirazının yetkili icra dairesinin gösterilmemiş olması nedeniyle reddine karar verdiği, dava dışı kredi müşterisi ... Şirketine ait sicil bilgilerinden davalının şirket hissedarlarından olduğu, şirketin Karadeniz Ereğli Ticaret Sicil müdürlüğünde kayıtlı iken 27.01.2009 tarihinde İstanbul iline merkezine nakletmiş olduğu, davalı adresinin Kadıköy İstanbul'da yer aldığı, İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğu, Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 22.10.2019 tarihinde düzenlenen rehin açığı belgesinde, dava dışı şirket ve dava dışı gerçek kişilerin borçlu olarak gösterildiği ve alacak miktarı 1.185.931,66 TL, takdir edilen değer 992.410,60 TL, satış tutarı 519.550,00 TL, geriye kalan alacak miktarının ise 660.381,66 TL olduğu belirtilerek İİK 152.maddesi uyarınca alacaklı vekili adına rehin açığı belgesinin düzenlenmiş olduğu, rehin açığı belgesi düzenlenen icra takip dosyasının dava konusu icra takip dosyası ile ilgili olmadığı anlaşılmıştır. Tarafların delillerini ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelenmesi gerçekleştirilmiştir. 17.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı bankanın ... şubesi ile dava dışı kredi müşterisi şirket arasında genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığı, sözleşme tarihinin 04.07.2016, sözleşme tutarının 500.000,00 TL; davalının kefalet tutarının 500.000,00 TL dava dışı kefillerin kefalet tutarının aynı olduğu, davalının tabloda gösterilen limit tutarları üzerinden müteselsil kefil sıfatıyla imzalayarak sorumluluk üstlendiği, dava dışı kredi müşterisine banka tarafından nakit krediler kullandırıldığı, kredi borçlusuna kredi kartı tanzim edilerek verildiği, ayrıca çek karnelerinin verildiği, sözleşmenin 10.13.maddesinde; kredinin müteselsil kefalet karşılığı kullandırılması ve müteselsil kefillerin sorumluluğu başlığı altındaki düzenlemede çek garanti tutarlarından bütün borçlarından bankaya karşı müteselsil kefilin el yazısı ile limitlerine kadar 10 yıl süreli olarak sorumlu olduklarının belirtildiği, 15.01.2018 kat tarihi itibariyle bankanın nakit alacak tutarının 669.278,36 TL, gayri nakit alacak tutarının 5.640,00 TL, toplam tutarın 674.918,36 TL olarak belirlendiği, banka kayıtlarına itibar edildiği, sözleşmenin 13/2.maddesinde; münhasır delil olarak banka kayıtlarının belirlenmiş olduğu, sözleşmenin 11.maddesine dayanarak kredi hesaplarının 17.12.2015 tarihi itibariyle tasfiyesi yapılarak aynı tarihte kat edildiği, ihtarnamenin tebliğ şerhine göre davalı müteselsil kefilin temerrütünün icra takibi ile başlayacağı, tabloda gösterilen %22,08 akdi faizin sözleşme hükmüne göre %50 fazlası üzerinden %33,12 temerrüt faizinin talep edildiği, davaya konu icra takip tarihi itibariyle davacı bankanın davalı müteselsil kefil yönünden alacaklarına kaynaklı olarak toplam alacak tutarının 669.278,36 TL hesaplandığı, takip tarihi itibariyle temerrütün oluştuğu, toplam alacağın kefilin kefalet tutarı 500.000,00 TL olması nedeniyle söz konusu kısmın talep edildiği, limit yetmemesi nedeniyle çek yaprağı deposunun talep edilemeyeceği belirtilmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; savunma ve delillerinin değerlendirilmediğini, kredi kartı sözleşmeleri ile doğrudan borçlanma kredi sözleşmelerinin dosyaya sunulmadığını, yaklaşık bir yıl boyunca kredi kartının neden kullandırılmaya devam edildiği, bankanın kusurunun bulunup bulunmadığı, dava konusu borcun ya da kefaletin teminatı olarak ipotek ya da menkul rehni verilip verilmediği ve varsa ipoteğin/rehnin paraya çevrilip çevrilmediğine ilişkin ve İİK 45.maddesine dair inceleme yapılmasını istedikleri halde bilirkişinin kendisine verilen yetkiye rağmen dosyaya sunulanlar dışında hiçbir belgeyi incelemediğini belirterek yeni bir rapor alınmasını talep etmiştir. 11.04.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda; kök raporda verilen bu yetkinin bankanın ... Şubesinde kredi ekstre kayıtlarının elektronik ortamda istenmesi, temin edilebilmesi yetkisi olarak değerlendirildiğini ve davacı bankadan alındığını, ayrıca internet üzerinden UYAP bilirkişi portalı web sayfasından da e-imza ile girilerek incelendiğini, plastik mavi dosyaya eklendiğini, sözleşmenin 13.2.c maddesi kapsamında davacı banka tarafından sunulmuş olan kayıtlara itibar edildiğini ve diğer itirazlara ayrı ayrı yer verilerek açıklamalarda bulunulmuştur. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden ,bilirkişi raporu kapsamında müteselsil kefil olan davalının kefalet limiti ile sınırlı olmak kaydıyla davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Ayrıca %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.Dava dışı şirket ile davacı banka şubesi arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinde davalı müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzalamıştır. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK 583.maddesi gereğince sözleşme imzalanmıştır. Kefalet sözleşmesinde, kefilin sorumlu olduğu azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil olduğuna dair beyan kendi el yazısı ile gerçekleştirilmiştir. Diğer taraftan, genel kredi sözleşmesi ve ilgili madde ayrıntılı şekilde incelenmiş olmakla birlikte genel kredi sözleşmesinde yetki ile ilgili açık bir düzenlemenin olmadığı anlaşılmıştır. Davalı borçlu tarafça her ne kadar icra takibine karşı yapılan itirazında ayrıca icra dairesinin yetkisine de itirazda bulunmuş ise de yetkili icra dairesi açıkça belirtilmemiştir. İİK 50.maddesi gereğince uygulanması gereken HMK'nın yetkiye dair hükümleri kapsamında yer alan 19/2.fıkrasında; yetki itirazında bulunan tarafın yetkili mahkemeyi birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildireceği aksi takdirde yetki itirazının dikkate alınmayacağı düzenlenmiştir. Yasal düzenleme emredici nitelikte olduğundan ve davalının icra dairesinin yetkisine yapmış olduğu itirazında; yetkili icra dairesi bildirilmediğinden mahkemece icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın reddi ile işin esasının incelenmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Davalı müteselsil kefil olarak imzalamış olduğu genel kredi sözleşmesinin müşterisi dava dışı şirketin hissedarlarındandır. Davalı taraf açıkça imzaya itirazda bulunmamıştır. Hatırlamadığına yönelik net olmayan savunmalarda bulunmuş olduğundan aksine iddiaları kabul edilmemiştir. İİK 45.maddesinde; rehin ve ipotekle temin edilmiş alacaklar başlığı ile; ilk fıkrada; rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği ancak rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklının kalan alacağını iflas veya haciz yolu ile takip edebileceği belirtilmiştir. Somut olayda, davalı kefil alacağın açıkça rehinle temin edildiği savunmasında bulunmamıştır. Dosya içerisinde yer alan Karadeniz Ereğli 1. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası için düzenlenmiş olan 22.10.2019 tarihli rehin açığı belgesinden, davacı alacaklı banka tarafından dava dışı borçlu şirket ile birlikte dava dışı ... ve ... aleyhine rehinli alacağın tahsiline ilişkin takip başlattığı, takip sonucunda satış bedelinin alacağı karşılamaması nedeniyle davacı banka adına İİK 152.maddesi kapsamında rehin açığı belgesi düzenlendiği anlaşılmaktadır. Rehin açığı belgesine göre davalı söz konusu takipte takip borçluları arasında yer almadığı gibi davacı bankanın alacağının 666.381,66 TL'lik kısmını tahsil edemediği ve bu miktar üzerinden rehin açığı belgesi düzenlendiği anlaşılmıştır. Rehin açığı belgesindeki miktar davalının kefalet tutarından daha fazladır ve ayrıca da davacı banka tarafından icra takibinde tahsilde tekerrür etmemek ifadesi ile takip başlatmıştır. Banka tarafından davalının iddia ettiğinin aksine rehnin paraya çevrilmesine dair icra takibinin daha önceden başlatılmış olduğu anlaşılmıştır. Davalının aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. İİK 152.maddede; rehin açığı belgesi başlığı ile; ilk fıkrada; rehnin satış isteyenin alacağına derece itibariyle rüçhanı olan diğer rehinli alacakların tutarından fazla bir bedelle alıcı çıkmamasından dolayı satılamaması veya satılıpta tutarı takip olunan alacağa yetmediği durumda alacaklıya bütün veya geri kalan alacağı için bir belge verileceği düzenlenmiştir. Davalının bir diğer istinaf nedenlerinden birisi ise kendisi yönünden temerrütün rehin açığı belgesinin düzenlendiği tarihten itibaren olacağına yöneliktir. Davalı, rehin açığı belgesi düzenlendiği anlaşılan icra takip dosyasında takip borçluları arasında olmadığı gibi takip talebinde takip öncesinde usulüne uygun şekilde tebligat yapılamaması nedeniyle temerrütün takip tarihinden itibaren başlatılmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Ayrıca alacaklı likit olup davalı kefilin kefalet miktarı açıkça taraflarca bilinir nitelikte bulunduğundan ve dava, davalının kefalet limiti 500.000,00 TL üzerinden açılmış olduğundan İİK'nın 67. maddesi kapsamında icra inkâr tazminatının kabulününde de bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 25.616,25 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 08.07.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1971, K. 2026/1290, T. 08.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1971-e-2026-1290-k-fd6089094305