Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1973 E. 2026/1291 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1973
Karar No
2026/1291
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1973

KARAR NO:2026/1291

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:08/03/2022

NUMARASI:2019/1113 Esas - 2022/162 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili kurum ile dava dışı borçlu... .... AŞ arasında akdedilen taşıt kredi ve rehin sözleşmesi gereği kredi kullandırıldığını, davalı ...'ın borçtan müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu, kredinin geri ödenmemesi üzerine taşıt kredi ve rehin sözleşmesinden kaynaklanan alacağın Beyoğlu ...Noterliği'nin 05.10.2018 tarihli kat İhtarnamesi ile kat edilerek borcun ödenmesinin dava dışı borçlu ve davalı kefile ihtar edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine dava dışı asıl borçlu... A.Ş. hakkında menkul rehininin paraya çevrilmesi yoluyla İstanbul Anadolu 16.lcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası ile, davalı ...hakkında ise ilamsız icra takibine İstanbul Anadolu 23.İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, davalı tarafından borcun tamamına, faizine ve ferilerine itiraz ettiğini, iş bu huzurdaki davaya konu İcra dosyasının tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla açıldığını, rehinli dosyadan satılan aracın satış bedelinin dosya borcundan düşüldüğünü ve kaları tutar üzerinden itirazın iptalinin istendiğini, yasa gereği arabulucuya başvurulduğunu, ancak herhangi bir anlaşmaya varılamadığını, davalıların itirazının mesnetsiz olduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyasından 188.620,35 TL takip bakiyesine yaptığı itirazın İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğünün ..., Sayılı dosyasından sağlanan tahsilat düşüldükten sonra 41.704,56 TL asıl alacak, 8.611,99 TL faiz ve 430,59 TL BSMV olmak üzere toplam 50.747,14 TL üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işlemiş temerrüt faizi üzerinden takibin devamına, asıl alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; Dava dışı firma ile davacı arasında imzalanan Ticari Amaçlı Taşıt Kredisi ve Rehin Sözleşmesinde belirlenen akdi ve temerrüt faizinin kanuna aykırı olarak belirlendiğini, davaya konu kredi borcunun asıl borçlusunun .... AŞ olduğunu, dava dışı borçlu firmanın konkordato sürecinde olduğunu ve firma hakkında İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/784 E. Sayılı dosyası ile 1 yıllık kesin mühlet kararı verildiğini, mahkeme kararı ile satışı yasaklanmış rehinli malın mahkeme kararına rağmen satışının yapıldığını ve bu satışla İlgili olarak davalı tarafın bilgilendirilmediğini, bu nedenle de satışın hiçbir aşaması hakkında bilgi sahibi olmadıklarını, davacı tarafın dava dilekçesine taraflar arasında imzalanan rehin sözleşmesini, cari hesap ekstrelerini ve ihtarnameleri sunmadığından, sözleşmedeki imzaların doğruluğunun teyit edilemediğini ve davacı iddialarının kabul edilmediğini, tarafların ticari defter ve kayıtları ile banka kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, alacağın likit olmadığını ve müvekkilinin temerrüdünün oluşmadığını savunarak , davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmektedir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... taraflar arasında kredi ilişkisinin mevcut olduğu, alacağın tahsili amacı ile İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası ile takip yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu, davanın İ.İ.K nun 67. Maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davalıların yapılan bilirkişi incelemesinde borçlu olduğunun belirlendiği ve mahkememizce aldırılan 2. ek raporun uygulama ve mevzuata göre yerinde olup hükme esas alınmaya elverişli olduğu, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalara ve temerrüt faizine ilişkin açıklama ve değerlendirmelere mahkememizce de itibar edildiği ve davalının itirazında haksız olduğu kanaatine varıldığından, takibin belirlenen miktarlar üzerinden devamı ile itirazın kısmen iptaline karar verilmiştir.Her ne kadar davalı tarafından yargılamanın aşamalarında esas borçlunun iflas ettiği, iflas sebebiyle davanın tatil edilmesini, dava dışı asıl borçlunun konkordato projesinin onaylandığını, proje kapsamında borcun ödeneceğini, kefalet hükümlerinin sona ereceğini ve davanın konusuz kalacağı beyan edilmiş ise de iflas kararının istinaf incelemesinde kaldırıldığı, iflasın eldeki davayı etkilemeyeceği, konkordato projesinin de davacı alacaklı tarafından kabul edilmediği görüldüğünden davalı tarafın bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir.İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu nakdi kredi alacağı likit (belirlenebilir) olup, hükme esas asıl alacak miktarı üzerinden davacı yararına talebi ile bağlı kalınarak kabulüne karar verilen asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 17/04/2019 Tarih, 2019/61 Esas ve 2019/2673 Karar).Arabuluculuk görüşmesine katılmayan taraf, davada haklı da çıksa haksız da çıksa yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. Ayrıca davada haklı çıkması halinde lehine vekalet ücretine hükmedilmez. Bu halde arabuluculuk görüşmesine katılmayan taraf vekalet ücreti alamaz ve yargılama giderini ödemeye mahkum edilir. Davalı taraf usulüne uygun olarak davet edildiği arabuluculuk görüşmelerine katılmadığından dolayı davanın reddedilen kısmi yönünden de yargılama giderleri üzerinde bırakılmış ve lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir..." gerekçesiyle,davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, davalı takip borçlusunun İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünün .... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile; 34.823,53 TL asıl alacak, 8.336,75 TL işlemiş faiz, 416,84 TL BSMV olmak üzere toplam 43.577,12 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %27,36 oranında faiz ve faize %5 oranında BSMV uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabulüne karar verilen 34.823,53 TL asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dışı borçlu... AŞ şirketi ile davacı şirket arasında ticari amaçlı kredi ve rehin sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, davacının, kredi kullandırdığını ancak borcun ödenmediği gerekçesiyle İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosya ile dava dışı şirket hakkında rehnin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlattıklarını, davalı hakkında ise tahsilde tekerrür olmamak üzere İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, rehinli aracın satışı sonucunda 171.400,19 TL tahsil ettiklerini kalan 50.747,14 TL'yi ise müvekkilinden tahsil etmek amacıyla icra takibi başlattıklarını, takibe itiraz üzerine iş bu davayı açtıklarını, mahkemece, dava dışı asıl borçlunun konkordato projesinin onaylanmış olması nedeniyle proje kapsamında borcun ödeneceği savunmalarının davacının konkordato projesinin davacı alacaklı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle savunmalarının nazara alınamayacağı, söz konusu kredi alacağının likit olduğu, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kararın hukuka uygun olmadığını, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bakiye borç kısmını bilmesi yani müvekkili yönünden alacağın belirlenebilir olmasının söz konusu olmadığını, asıl borçlu lehine mühlet kararı verilmiş olmasına rağmen borçlunun aracının satıldığını, dava dışı asıl borçlu şirketin 02.07.2018 tarihinden itibaren konkordato sürecinde bulunduğunu, her ne kadar rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılabilir ise de rehinli malın satışının yapılmasının mahkeme kararı ile yasaklandığını, bu satışla ilgili müvekkiline ne de şirkete herhangi bir usulüne uygun tebligat yapılmadığını, satıştan haberdar olmalarının engellendiğini, aracın satışından bilgisinin bulunmadığını, aracın ne kadara satıldığı, usulüne uygun ihale yapılıp yapılmadığı konusunda bilgi sahibi olmadığını, dava dışı borçlu şirketin konkordato projesi onaylandığından müvekkilinden kredi alacağının talep edilmesinin mümkün olmadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, dava dışı kredi borçlusu ... AŞ şirketi ile davacı şirket arasında ticari amaçlı taşıt kredi ve rehin sözleşmesinin imzalanmış olduğu, davalının sözleşmede müteselsil kefil olarak yer aldığı hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, asıl borçlu aleyhine başlatılan rehnin paraya çevrilmesi neticesinde ihale sonucu satılan araç bedelinin borcu karşılamaması üzerine davalı kefil yönünden başlatılan icra takibi sonucu verilen kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı, asıl borçlu şirket hakkında konkordato süreci ile konkordato projesinin tasdik edilmiş olmasının davalı hakkında başlatılan takibe ve takip soncu verilecek karara etkisi olup olmadığı, alacağın likit ve bilinebilir olup olmadığı, icra inkar tazminatının yerinde olup olmadığı ile dava dışı borçlu şirket hakkında başlatılan icra takibi sonucunda yapılan ihaleyle ilgili işlemler yönünden davalı iddialarının iş bu uyuşmazlıkta değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkindir.Dosya kapsamından, dava dışı kredi borçlusu..... AŞ şirketi ile davacı şirket arasında 30.04.2018 tarihinde ticari amaçlı taşıt kredi ve rehin sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmede kredi toplam tutarının 71.504,00 TL olduğu, 36 vadeli olarak düzenlenen kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladığı, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK hükümleri kapsamında kredi limitinin kefalet tarihinin ve müteselsil kefillikle ilgili beyanın el ile yazılarak imzalanmış olduğu, sözleşmenin 4.maddesinde; kredinin geri ödenmesi, muaccaliyet ve temerrüte yer verildiği, 6.maddede; müşterek borçlu ve müteselsil kefilin düzenlediği, söz konusu düzenlemede; sözleşmenin sonunda imzası bulunan kefil veya kefillerin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla iş bu kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcuna kefalet miktarına kadar müteselsil kefil olmayı kabul ve taahhüt edildiği, müteselsil kefillerin kefalet limiti ile sınırlı olmak üzere kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcunun ana para, akdi faiz, temerrüt faizleri, vergi ve fon giderlerini kapsadığının kabul ve taahhüt edildiği, müteselsil kefilin borçlunun ödemelerini tatil etmesi, iflasa maruz kalması veya iş bu kredi sözleşmesini kat'ı veya herhangi bir sebeple kredi borcunu ödeme vecibesi doğduğu takdirde kendilerine herhangi bir ihbarda bulunulmaksızın kredi borcunun muaccel olacağını kabul ve beyan ettiklerine yer verildiği, 9.maddedeki rehin kısmında; imzalanmış olan kredi sözleşmesine konu kredi borcunun teminatını teşkil etmek üzere sözleşmede markası, modeli, motor şasi numarası belirtilen taşıt veya taşıtların TMK'nın 940/2.maddesi uyarınca davacıya rehin edildiğinin ifade edildiği, davalının kefalet limitinin 92.435,04 TL olduğu, davacı şirket tarafından 05.10.2018 tarihinde Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen kat ihtarnamesi ile davalı ve dava dışı kredi borçlusuna ihtarname keşide ettiği ve ihtarnamede 30.04.2018 tarihli sözleşme hükümlerine aykırı davranıldığı, taahhütlerin ihlal edildiği belirtilerek 73.479,27 TL borcun bir gün içerisinde ferileri ile birlikte ödenmesi talebinde bulunulduğu, dava dışı asıl kredi borçlusu şirket tarafından 28.06.2018 tarihinde yani kat tarihinden önce İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2021/242 Esas sayılı dosyasında konkordato başvurusunda bulunduğu, mahkemenin 2019/124 Esas, 2020/777 Karar sayılı 27.11.2020 tarihli kararı ile konkordato tasdik talebinin reddi ile şirketin iflasına karar verildiği, davacı tarafça alacağın tahsili amacı ile 16.10.2018 tarihinde kat ihtar tarihinden sonra dava dışı borçlu şirket hakkında İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 186.314,32 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere toplam 188.620,35 TL alacağın tahsili amacı ile taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlattığı, takip talebinde rehinli araçların belirtildiği, üç adet aracın yer aldığı ayrıca iş bu dosyadaki kefile yönelik başlatılacak takiple irtibatlı olduğu belirtilerek tahsilde tekerrür etmemesi ifadesine yer verildiği, asıl borçlu hakkında başlatılan takip neticesinde hacizli aracın açık artırma sonucunda 29.01.2019 tarihinde alıcıya ihale edildiği ve ihalenin kesinleştiğine dair 11.02.2019 tarihinde icra müdürlüğü tarafından noterler birliğine yazı düzenlendiği, dava dışı şirket hakkında ilk derece mahkemesince verilen konkordato talebinin reddi ile iflas kararının istinaf edilmesi neticesinde, İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesinin 2021/214 Esas, 2021/384 Karar ve 18.03.2021 tarihli ilamı ile; kararın kaldırılması neticesinde mahkemenin 2021/242 Esas, 2021/533 Karar ve 22.04.2021 tarihli kararı ile konkordato projesinin tasdikine dair hüküm tesis edildiği, davacı alacaklı tarafça 186.314,32 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere toplam 188.620,35 TL alacağın tahsili amacı ile davalı hakkında İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 16.10.2018 tarihinde yine tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla icra takibi başlattığı, davalının takibe itirazı üzerine iş bu davanın açıldığı, davada tahsil edilemeyen alacak miktarı üzerinden açılmış olduğu anlaşılmıştır.Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 16.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği davacı kurumca davalının müteselsil kefalet verdiği dava dışı asıl borçlu firmaya kullandırılan kredinin ödenmemesi üzerine, davalı aleyhine İstanbul Anadolu 23. fora Müdürlüğü'nün .... Sayılı dosyası ile icra takibine geçildiği, davalıların itirazı nedeniyle işbu davanın açıldığı, davacı kurumca İcra takibinde “Masraf” adı altında talep edilen 692,97 TL için ispatlayıcı belge sunulmadığından alacak hesabına dahil edilmediği, davacı kurumca söz konusu tutara ilişkin ispatlayıcı nitelikte harcama belgesinin sunulması halinde söz konusu tutarın, "Asıl Alacak” başlığı haricinde tutularak kurumun toplam alacak tutarına dahil edilmesi gerekeceği, taraflar arasında uzlaşmazlık konuları olan; GKS kapsamında davacının alacaklı olduğu, alacak miktarının raporun 5 nolu maddesinde belirtildiği şekilde olduğu, davalının kefaletinin geçerli olduğu, davalının borçtan sorumlu olduğu ve talep edilen faizin sözleşme ile belirlenmiş bulunduğu, yapılan inceleme ve hesaplama neticesinde, İstanbul Anadolu 23.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın 182.990,59 TL asıl alacak, 1.112,58 TL faiz ve 55,63 TL BSMV olmak üzere toplam 184.158,90 TL olmasına rağmen, İstanbul Anadolu 16.İcra Müdürlüğü'nün ....sayılı dosyasından yapılan tahsilat sonrası mahkemede açılan 50.748,14 TL üzerinden takibin iptalinin gerekeceği, davacının icra inkâr tazminat talebine ilişkin değerlendirmenin mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; aleyhe hususları kabul etmediğini beyan etmiştir. İhbar olunan....... AŞ şirketi 26.03.2021 tarihli beyan dilekçesinde; müvekkilinin iflası nedeniyle davanın iflas dairesine bildirilmesini ve tatil edilmesini talep etmiştir. 18.03.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; dava açılış tarihi (25.12.2019) itibariyle hesaplanan toplam alacak tutarının dosyaya sunulmayan masraf belgeleri dahil edilmeden 38.033,84 TL olduğu, davacı kurumca icra takibinde “Masraf” adı altında talep edilen 692,97 TL için ispatlayıcı belge sunulmadığından alacak hesabına dahil edilmediği, yine davacı kurumca icra takibinden sonra yapılan masraflara ilişkin ispatlayıcı belge sunulmadığından bunların da dava açılış tarihi itibariyle yapılan hesaplamaya dahil edilmediği, davacı kurumca söz konusu tutara ilişkin ispatlayıcı nitelikte harcama belgesinin sunulması halinde söz konusu tutarın, “Asıl Alacak” başlığı haricinde tutularak kurumun toplam alacak tutarına dahil edilmesi gerekeceği, davacı tarafından 25.12.2019 tarihinde işbu davanın 50.747,14 TL olarak açılmış olduğu, iş bu ek raporumuzda detaylı olarak da belirtildiği üzere, aracın satışından gelen bedelle borcun kapanmamış olduğu belirtilmiştir. 08.09.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; 16.11.2020 tarihli kök rapora ek olarak davacı vekilinin itirazları, mahkeme tarafından yapılan görevlendirme doğrultusunda düzenlenen ek raporda da görüleceği üzere dava açılış tarihi itibariyle davacının davalıdan 43.577,12 TL alacaklı olduğu, davacı vekili tarafından ise 50.714,14 TL üzerinden alacak davası açılmış olduğu bununla birlikte yapılan hesaplama ve değerlendirmelerde nihai takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Taraf vekillerinin beyan ve itirazları soncunda mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Kabul edilen miktar üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.Davalı 30.04.2018 tarihli ticari amaçlı taşıt kredi ve rehin sözleşmesinde; müteselsil kefildir. Ayrıca dava dışı borçlu şirketin yetkilisidir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 586.maddesinde; müteselsil kefalet düzenlenmiştir. TBK 586.maddede; " Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir." düzenlemesi mevcuttur. Söz konusu düzenleme kapsamında davalı müteselsil kefile yönelik başlatılan icra takibinde usul ve yasaya aykırılık mevcut değildir. Asıl borçlu tarafından kredi borcunun ödenmeyen kısmı yönünden sorumluluğuna dair verilen hüküm isabetli görülmüştür. Yukarıda yer verildiği üzere asıl borçlunun İİK 285 vd maddeleri kapsamında konkordato başvurusu yapmış olması ve konkordatodan yararlanmış olması nedeni ile davalı müteselsil kefile karşı takip yapılmamasına yönelik bir düzenleme bulunmamaktadır. Aksine iddialar yerinde görülmemiştir. Ayrıca asıl borçluya yönelik başlatılan rehnin paraya çevrilmesine dair icra takibi sonucunda rehinli aracın ihale neticesinde satışı ile ilgili işlemler iş bu uyuşmazlığın konusu olmadığından davalının aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, davalının kefalet limiti belirli olduğu gibi yetkilisi olduğu şirketin ödeme yaptığı veya tasdik edilen konkordato projesinde kabul ettiği alacak miktarı belli olduğundan davalının sorumlu olacağı miktar likit ve bilinir olması nedeniyle İİK 67.maddesi kapsamında kabul edilen miktar yönünden icra inkar tazminatına karar verilmiş olmasında da usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.232,57 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 08.07.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1973, K. 2026/1291, T. 08.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1973-e-2026-1291-k-31a1cebdbade