Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2421 E. 2026/1363 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2421
- Karar No
- 2026/1363
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2421
KARAR NO:2026/1363
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:03/10/2022
NUMARASI:2020/384 Esas, 2022/661 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali,|Menfi Tespit
Taraflar arasındaki asıl dava olan itiraz iptali, birleşen dava olan menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 26.12.2014 tarihli ve 18.12.2014 tarihli ekli faturalardan da görüleceği üzere müvekkili tarafından davalılara mal teslim edildiğini ve bu malların davalılar tarafından teslim alındığını, İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün .... sayılı icra takibine davalıların, müvekkili şirketin alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğinden iş bu davayı ikame etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, davalıların İstanbul 29. İcra Müd. .... sayılı dosyasına yaptığı tüm itirazların iptali ile takibin devamına, davalıların takip tutarının %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine; vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; dava her ne kadar müvekkillerine yöneltilmiş ise de müvekkillerinin adi ortaklıkları bulunduğu ... isimli balıkçı teknesine alınan mazotun dava dışı ... ... . Şti. aracılığıyla alındığını, tüm ödemelerin dava dışı aracı firma ...'e ödendiğini, müvekkillerinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, bu nedenle davada taraf husumeti bulunmayan müvekkillerine dava yöneltilmesinin usulen hatalı olduğunu, davacının dava dışı ... ile imzalamış olduğu aracılık sözleşmesinde; "aracılık hizmeti verdiği ... müşterilerinin bu alım satım sırasında doğabilecek her türlü borçlarından BK ilgili hükümlerince üçüncü kişinin taahhüdü çerçevesi ile ... garantör sıfatının olduğu" hüküm altına alınmış olması sebebi ile olduğunu düşündüğü her türlü alacağı için dava dışı ...'e husumet yöneltmesi gerekirken müvekkillerine açılan bu davanın öncelikle husumet yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı ... ile dava dışı ... arasında bir aracılık sözleşmesi bulunduğunu ve ... bu sözleşmeye dayanarak deniz vasıtalarına ÖTVsiz satış yapma yetkisine sahip olarak müvekkillerinin sahibi olduğu ... isimli tekneye mazot ikmal ettiğini, müvekkillerinin hiçbir şekilde bizzat ... yakıt almadığını; tüm mazot alımlarının aracı firma ... aracılığı ile yapıldığını, alınan tüm mazot ödemelerinin de çek verilmek suretiyle aracı firma ... aracılığı ile yapıldığını, açıklanan tüm nedenlerle, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla; davacının haksız ve kötü niyetle başlattığı İstanbul 29. İcra Müd. .... Sayılı dosyasına yaptığımız tüm itirazların kabulü ile iş bu huzurdaki davanın öncelikle usulden, her halükarda izah edilen nedenler neticesinde borcun ödenmiş olması nedeni ile esastan reddine karar verilmesini ve davacının takip tutarının %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine; vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ve dava dışı kardeşleri ...Toker ve ... aleyhine İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası tahtında icra takibi başlatıldığını, takibe konu borcun konusu olarak da 26/12/2014 tarih ve 18.102,50 TL'lik fatura ile 18/12/2014 tarih ve 18.492,25 TL'lik fatura gösterildiğini, dava dışı ...ve ... takibe konu edilen fatura bedellerini öncesinde ödemiş olmaları ve davalıya hiçbir borçları bulunmaması nedeni ile itiraz ettiklerini, davalı ... ... A.Ş nin İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/384 Esas sayılı dosyası tahtında ...ve ... aleyhine itirazın iptali davası ikame ettiğini, müvekkilinin ve dava dışı kardeşleri ...ve ... adi ortaklık ile sahip oldukları ... isimli balıkçı tekneleri olduğunu, ... Plakalı "..." isimli balıkçı teknesine alınan yakıtın dava dışı ... ... ... Şti aracılığı ile alındığını, tüm ödemelerin dava dışı aracı firma ...'e gerçekleştirildiğini, müvekkilinin davalı ...'e hiçbir borcu bulunmadığını, dava dışı ... şirketinin imza ve kaşesine havi 31 Aralık 2014 tarihli virman belgelerinde dava konusu 26 Aralık 2014 tarih ve 18.102,50 TL'lik fatura tutarının ve 18 Aralık 2014 tarih ve 18.492,25 TL'lik fatura tutarının " ... çek numaralı, 153.577,70 tl bedelli 19 Mart 2015 vade tarihli çek ile ödendiği ve işbu bilginin davalı firmaya gönderildiğini, kötüniyetle açılan İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibin teminatsız olarak ihtiyati tedbir ile durudulması akabinde iptaline, İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı takip dosyasına dayanak teşkil eden 26/12/2014 tarih ve 18.102,50 TL'lik fatura ile 18/12/2014 tarih ve 18.492,25 TL'lik fatura bedellerinin dava dışı aracı ...'e ... çek numaralı, 153.577,70 TL bedelli 19 Mart 2015 vade tarihli çek ile ödendiğinden takip tarihi itibarı ile muaccel bir borçlarının da bulunmadığından müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, kötüniyetle hareket ederek müvekkilinin ticari hayatlarına onarılmaz zararlar veren davalı ...'in %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Dava; Taraflar arasındaki Faturalar ve cari hesaba dayalı ticari ilişki nedeni ile İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından başlatılan icra takibine davalının itirazı sonucu İİK 67. Madde gereği açılan itirazın iptali davası olduğu anlaşıldı.Birleşen dava; İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından davacının borçlu olmadığının tespiti talepli menfi tespit davasıdır. Birleşen dosya ile esas dosyanın konusu aynı olup İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıdır. Esas dosya davalıları icra dosya borcunu itiraz eden takip borçluları esas dosya bu itiraza karşı iptal davası, birleşen dosya davacısı ise icra dosyasında takip borçlularından olup takibe süresinde itiraz etmemiş olması nedeniyle hakkında takip kesinleştiğinden birleşen dosyadan menfi tespit davası ikame etmiştir. Esas dosya davalıları ile birleşen dosya davacısı ayni takip dosyasının takip borçlularıdır. Deliller: Dosya içeriği, Bilirkişi incelemesi, İstanbul 29. İcra Dairesi ... sayılı dosyasıMahkememiz dosyasından 23/03/2021 tarihinde bilirkişi raporu alınmıştır.Raporda: Davacı ... ... A.Ş. ile dava dışı ... ... ... Şirketi arasında 21.12.2012 arasında akdedilen 5 yıl süreli “ÇERCEVE SÖZLEŞME” başlıklı “üçüncü kişinin fiilini taahhüt” ve “garantör” sözleşmesi sıfatı addedilen sözleşme imza altına alınmıştır. Sözleşme nevi incelendiğinde dava dışı ...'in ...' in akaryakıt satış faaliyetlerinde müşteri temini, müşteri portföyü oluşturmasında aracılık hizmeti vermesi ve ... 'in ÖTV'siz akaryakıt satışı yapabileceği müşteri grubunu tayin ve tespit ederek tüm mali/ ödeme sorumluluğu uhdesinde kalmak üzere ürün alım satımına dair ticari ilişkileri aracı olarak tesis etmeyi taahhüt ettiği görülmektedir...., garanti sözleşmesinin türleri olan teminat amaçlı ve saf garantiyi kapsayıcı bir tanım yapmıştır. Yazara göre, garanti sözleşmesi, garanti alanın belli bir davranışa girişmesinden veya kendisiyle borç ilişkisine giriştiği bir üçüncü kişinin edimini yerine getirmemesinden doğan zarar tehlikesini, garanti verenin bağımsız bir taahhütle üzerine aldığı sözleşmedir.Teminat amaçlı garanti sözleşmeleri, garanti verenin, teminat sağlamak amacıyla, temel ilişkideki alacaklıya (garanti alana) karşı borçlunun (garanti sözleşmesine göre üçüncü kişinin) edimini gereği gibi veya hiç ifa etmemesi durumunda, temel ilişkinin varlığından ve geçerliliğinden bağımsız olarak, borçlunun ediminden sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Garanti sözleşmesinin amacı, alacaklının, diğer bir ifadeyle sözleşmedeki garanti alan tarafın, girdiği bu borç ilişkisinden zararsız olarak çıkması ve oluşabilecek ekonomik bir riske karşı güvence sağlamaktır. Nitekim davacı ile dava dışı garantör arasındaki sözleşmede Garanti Hükümleri başlıklı 5.maddesinde "Ürün alımlarından kaynaklanan borçların vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı ... tarafından herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın işbu garanti taahhüdünden doğan borçlarının tamamının muacceliyet kesbedeceği ve muaccel olan işbu borcunu muacceliyet tarihinden itibaren en geç 10 gün içinde ödeyeceğini" şeklinde düzenleme mevcuttur. Ancak doktrinde iki farklı görüş mevcut olup garanti sözleşmesinde, tali olma unsurunu garanti alanın ancak asıl borcun ifa edilmemesi halinde garanti verenin sorumluluğuna gidebileceği şeklinde kabul etmemiz şeklinde belirlersek, tali bir borçtan bahsedilebileceği kabul edilmelidir. Böylece garanti alan, garanti verene ancak asıl sözleşmeden doğan borcun ifa edilmemesi halinde başvuracaktır. Aksi yöndeki görüşe göre ise, garanti sözleşmesinin tali özelliği yoktur. Garanti verenin borcu birinci derecede bir borçtur, bu nedenle garanti alan asıl borcun ifa edilmediği durumda derhal garanti verene başvurulabilir. Bu ayrımdaki doktrinsel yaklaşımlardan hangisinin kabul edileceği Sayın Mahkemenin takdirinde olup kanaatimizce davacı ile dava dışı ... arasında imzalanan sözleşme niteliği gereği alacaklının alacağını tahsil edememesi halinde öncelikle garantör firmaya başvurma zaruriyeti bulunmamaktadır. Garanti sözleşmesinin amacı, alacaklının, diğer bir ifadeyle sözleşmedeki garanti alan tarafın, girdiği bu borç ilişkisinden zararsız olarak çıkması ve oluşabilecek ekonomik bir riske karşı güvence sağlamaktır.SMM Bilirkişisinin defter ve kayıtları incelemesi sonucunda davacı ticari defterlerinde davalıdan 19.06.2019 itibariyle 36.594,75 TL alacaklı olduğu ancak bu alacak 2014 yılında düzenlenen 18.12.2014 ve 26.12.2014 tarihlerinde yapılan toplam 36.594,75 TL alacak kaydının 07.01.2015 tarihinde ... ve ... nolu çeklere istinaden virman kaydı ile mahsup edildiği daha sonra 12.11.2016 tarihli kayıtlarla ve ... cari hesap virmanlarının geri alınması açıklaması ile tekrar 36.594,75 TL lik borç kaydı yapıldığı için tespit edilmiştir. İncelemede tespit edildiği üzere davalıların dava dışı ... şirketine ödeme yaptıklarını iddia olunsa dahi bu borç kaydında alacaklı şirketin davacı ... ... A.Ş olduğu ve garantör sıfatıyla doğrudan ... ... ... Şirketi'ne başvurma zorunluluğu bulunmadığına tarafımızca kanaat getirilmiştir.Davacı ile davalılar arasında ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap sözleşmesi ilişkinin bulunduğu, Davacının 36.594,75 TL alacağı için İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün .... Nolu dosyasında icra takibi yaptığı, davalıların itirazı üzerine takip durduğu ve itirazın iptali davası açıldığı,Davacı ve davalı ticari defter kayıtları incelenmiş, ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK 64. Md. ve 213 sayılı VUK 221. Md. göre açılış ve kapanış tasdikleri usulüne uygun olduğu, kendi lehine delil vasfını taşıdığı,İncelenen davacı ticari defterlerinde davalıdan 19.06.2019 itibariyle 36.594,75 TL alacaklı olduğu, Ancak bu alacak 2014 yılında düzenlenen 18.12.2014 ve 26.12.2014 tarihlerinde yapılan toplam 36.594,75 TL alacak kaydının 07.01.2015 tarihinde ... ve ... nolu çeklere istinaden virman kaydı ile mahsup edildiği daha sonra 12.11.2016 tarihli kayıtlarla ve ... cari hesap virmanlarının geri alınması açıklaması ile tekrar 36.594,75 TL lik borç kaydı yapıldığı,Davalı taraf defter ve kayıtları incelenmiş, işletme defteri tuttuğundan işletme defterinin özelliği durumu bir tarafa alışlar ve giderler diğer tarafa satışlar ve hasılat kayıt edilir. Davacı tarafından düzenlenen 2 adet fatura 2014 yılı işletme defterine kayıt edildiği görülmüş, borç alacak tespiti işletme defterinde kayıt edilmez.Davacı alacaklı şirketin davacı ... ... A.Ş olduğu ve garantör sıfatıyla doğrudan ... ... ... Şirketi'ne başvurma zorunluluğu bulunmadığı, 36.594,75 TL lik borç kaydı yapılmasına rağmen 2014 yılında düzenlenen 18.12.2014 ve 26.12.2014 tarihlerinde yapılan toplam 36.594,75 TL alacak kaydının 07.01.2015 tarihinde ... ve ... nolu çeklere istinaden virman kaydı ile mahsup edildiği tespit edilmiştir.Mahkememiz dosyasından 19/07/2022 tarihinde başka bir heyetten rapor alınmıştır.Raporda: Dosyada mevcut, davacı ... şirketi ile dava dışı ... şirketi arasında yapılan "ÇERÇEVE SÖZLEŞME" başlıklı sözleşme hükümlerine göre, hizmet veren sıfatını haiz ... şirketinin ... şirketinin akaryakıt satış faaliyetlerinde aracılık yapmayı, müşteri temini ve müşteri portföyü oluşturulmasını üstlendiği, müşterilerin ...'e olacak borçlarını ödenmesi bakımından ... şirketinin garantör sıfatını kazandığı, garantör sıfatıyla ...'e ödeme yapan ... şirketinin bu ödemeler bakımından müşterilere rücu hakkının bulunduğu hususları kararlaştırılmıştır.Taraflar davacı ... şirketi ile dava dışı ... şirketi arasında TBK. M. 520 ile 525. Maddeleri arasında düzenlenmiş olan "simsarlık sözleşmesi" (tellallık) bulunmaktadır. İş bu sözleşme ile simsar olan dava dışı ... şirketinin, ... ile üçüncü kişiler arasında bir sözleşme kurulması imkânını hazırlamayı veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve sözleşmenin kurulması ile birlikte ücrete hak kazandığı" sözleşmedir. Somut dava konusu uyuşmazlıkta simsar ile iş sahibi arasında simsarlık ücretine ilişkin bir uyuşmazlık bulunmamaktadır; dava konusu yapılmamıştır.Somut uyuşmazlıkta esas sorun, iş sahibi ile sözleşmenin kurulmasına aracılık eden simsarın faaliyetleri sonucunda kurulan akaryakıt alımına ilişkin sözleşmeden doğan ücret ödeme borcunun sona erip ermediğinin tespitidir.Dava konusu uyuşmazlıkta, davacının ödenmediğini iddia ettiği iki adet fatura olana.... numaralı 18.12.2014 tarihli, genel toplamı 18.492,25._TL olan fatura b.I ... numaralı 26.12.2014 tarihli, genel toplamı 18.102,50._TL olan fatura Olmak üzere toplamda 36.594,75._TL borcun geçerli ifa ile sona erdirilip erdirilmediğinin tespiti gerekmektedir.Simsarlık sözleşmesi sonucunda imzalanan sözleşmeden doğan borçtan dolayı kural olarak simsarın bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Sözleşmenin tarafları borçlarını geçerli olarak ifa etmek zorundadırlar. Bilindiği üzere, bir borcun geçerli olarak ifa edilebilmesi için, edimin ifa borçlusu, ifayı kabule yetkili kişi, ifa konusu, ifa yeri ve zamanı vb. asıl edime uygun olarak davranılması gerekmektedir.Uyuşmazlık konusu para alacağı bakımından ifa borçlusu davalı, ifa alacaklısı ise davacıdır. Kural olarak edimin borçlu tarafından alacaklıya geçerli ifası sonucunda borç sona erecektir. Bu bağlamda kural olarak SİMSAR'a yapılan ifa, şayet simsar, iş sahibi tarafından yetkilendirilmemiş ise geçerli bir ifa sonucunu doğurmayacaktır.Somut olayda dava dışı simsar ... şirketi, her ne kadar simsarlık sözleşmesi dolayısıyla üçüncü kişilere satılan yakıt bedelleri bakımından Garantör olmuş ise de iş bu davada davalı değildir. Buna ilave olarak davacının dava dışı ... şirketini edimin ifasını kabule yetkili kıldığına ilişkin bir bilgi dosya kapsamında bulunmamaktadır. Ve nihayet davalı şirketin yukarıda belirtilen iki adet fatura bedelini dava dışı simsar ... şirketine ödediğine ilişkin bir bilgi ve belge de dosya kapsamında bulunmamaktadır. Şayet, davalının, dava konusu faturaları ... şirketine ödediğine ilişkin bir bilgi ve belge dosyada bulunmuş olsa idi, bu takdirde, ... şirketinin edimi ifayı kabule yetkili olup olmadığı hususu ayrıca değerlendirilebilir ve bu tarz ifa ile borcun sona erdiği değerlendirilebilir.Öyle ise dosya kapsamında davalının dava konusu fatura bedelini davacıya ya da dava dışı simsar ... şirketine ödediğine ilişkin bir bilgi ve belgenin bulunmaması sebebiyle, davalının dava konusu fatura bedellerinden sorumlu tutulması sonucu doğacaktır.Davalı taraf, iş bu fatura bedellerinin dava dışı ... şirketinin vermiş olduğu çek ile ödendiğini ve davacının da bunu hesaplarına işlediğini beyan etmektedir. Ancak, dosya kapsamında yer alan çekler incelendiğinde, her ne kadar her iki fatura bedelinin 153.577,70 TL,Bedelli, 19.03.2015 tarih ve ... no'lu çek'e mahsuben ticari defterlere işlenmiş olsa bile, iş bu 153.577,70 TL bedelli, 19.03.2015 tarih ve ... no'lu çek ödenmediği; bu çek için erteleme işlemi yapılarak yerine 210.669,68 TL tutarında çek verildiği, bu çekin de ödenmemesi üzerine on olarak 892.967,05 TL tutarında çek verildiğini ve bu çekin de ödenmediği dosya kapsamı ve önceki bilirkişi raporu ile de sabittir.Borcun ifası bakımından çek keşide edilmesi ifa değildir, ifa uğruna edimdir. Çekin alacaklıya teslimi ile borç ödenmiş ve sona ermiş sayılmaz, buna ilave olarak çekin tahsil edilmesi gerekir.Davalı taraf, kendi borçlarının simsar ve garantör sıfatını taşıyan ... şirketinin vermiş olduğu 153.577,70 TL bedelli çek ile ödendiğini ileri sürmektedir. Oysa bu çek alacaklı tarafından tahsil edilememiştir.Davacı ile davalı arasında akaryakıt alımına ilişkin bir sözleşme ilişkisinin bulunduğu; İş bu sözleşmeye dava dışı ... şirketinin simsarlık yaptığı; Simsarın alıcının borçlarından dolayı garantör olduğu; Huzurda garantörlük sıfatına bağlı bir davanın ikame edilmediği; Taraf defterleri incelendiğinde, dava konusu iki adet fatura bedeli olan 36.594,75 TL borcun davalı tarafından ne satıcı davacıya ne de garantör sıfatını taşıyan ... şirketine ödendiğine ilişkin bir bilgi ve belgenin bulunmadığı; Davalının takip konusu faturalar toplam 36.594,75 TL bedellerinden borçlu sıfatı ile sorumlu olduğu; Davalının iş bu fatura bedellerinin dava dışı ... şirketinin vermiş olduğu çek ile ödendiğine ilişkin beyanları dikkate alındığında, para borcunun ifası için çek verilmesinin ifa uğruna edim olarak nitelendirilmesi gerektiği; çeklerin bizatihi alacaklıya tesliminin borcu sona erdirmediği; aksine tahsili gerektiği; 153.577,70 TL bedelli, 19.03.2015 tarih ve ... no'lu Çek'in (ve bu çek yerine verilen Çeklerin) ödenmemesi sebebiyle para borcunun sona ermediği; Davalının iki adet fatura toplamı olan 36.594,75 TL bakımından davacıya borçlu olduğu bu bedeli ne davacıya ne de dava dışı ...'e davacının ödememiş olduğu bilirkişi raporlarınca tespit edildiğinden, bilirkişi raporunun denetime uygun, hüküm kurmaya elverişli olduğu kabul edilerek esas davanın kabulüne, birleşen dosya davacısı esas dosya davalıları ile birlikte müştereken ve müteselisilen aynı aynı takip dosya borcunudan sorumlu aynı gerekçelerle menfi tespit talepli ikame olunan birleşen davanın reddine..." gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, taraflarca ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının takibe itirazının haksız ve kötüniyetli olmasının yanı sıra itiraz edilen alacak faturaya dayalı olduğundan likit ve belirlenebilir olması nedeniyle İİK'nın 67. maddesi kapsamında Yargıtay'ın da kabulünde olduğu üzere, icra inkâr tazminatının şartlarının oluştuğunu, dolayısıyla davalı-borçlu yönünden %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken icra inkâr tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, asıl davada verilen hükmün icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.Asıl davada davalılar- birleşen davada davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının dava dışı garantöre akaryakıt satışı ve tahsilat yetkisi verdiğini, davacı ... ... AŞ ile dava dışı ... ... ... Şti. arasında bir aracılık sözleşmesi bulunduğunu ve ... işbu sözleşmeye dayanarak deniz vasıtalarına ÖTV'siz satış yapma yetkisine sahip olarak müvekkillerinin adi ortaklık ile sahip oldukları ... isimli balıkçı teknesine mazot ikmal ettiğini, aracılık sözleşmesinde ;".... Aracılık hizmeti verdiği ... müşterilerinin .... Bu alım-satım sırasında doğabilecek her türlü borçlarından BK ilgili hükümlerince üçüncü kişinin taahhüdü çerçevesi ile ...'in GARANTÖR sıfatının olduğu" nun taraflarca kararlaştırıldığını, müvekkillerinin hiçbir şekilde bizzat davacı ...'ten yakıt almadığını, tüm mazot alımlarının aracı firma ... aracılığı ile yapıldığını, alınan tüm mazot ödemelerinin de yine ...'e çek verilmek sureti ile yerine getirildiğini, virman belgelerinde dava konusu 26 Aralık 2014 tarih ve 18.102,50 TL'lik fatura tutarının ve 18 Aralık 2014 tarih ve 18.492,25 TL'lik fatura tutarının " ... çek numaralı, 153.577,70 TL bedelli 19 Mart 2015 vade tarihli çek ile ödendiği ve işbu bilginin davacı firmaya gönderildiğinin görüleceğini, davacının ticari defterler incelemesinde 18.12.2014 ve 26.12.2014 tarihlerinde yapılan toplam 36.594,75 TL alacak kaydının 07.01.2015 tarihinde ... ve ... nolu çeklere istinaden virman kaydı ile mahsup edildiğinin bilirkişi raporunda da sabit olduğunu, müvekkillerinin ödemeyi de iş bu garantör firmaya gerçekleştirdiğini, kaldı ki davacının bu duruma hiçbir itirazı olmadığını, ticari defter ve kayıtlarında da söz konusu alacağı, 07.01.2015 tarihinde ... ve ... nolu çeklere istinaden virman kaydı ile mahsup ettiğini, davacının, dava dışı garantör ... firmasının çeklerini kendi iradesi ve ticari ilişkileri çerçevesinde ertelemesine rağmen müvekkillerinin ödemesinden 2 yıl sonra tekrar cariye geri işlemesinin hukuki izahı bulunmadığını, garanti hükümleri başlıklı 5.maddesinde “ürün alımlarından kaynaklanan borçların vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı ... tarafından herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın işbu garanti taahhüdünden doğan borçlarının tamamının muacceliyet kesbedeceği ve muaccel olan işbu borcunu muacceliyet tarihinden itibaren en geç 10 gün içinde ödeyeceğini” şeklinde düzenleme bulunduğunu, buna rağmen akaryakıt sektöründe alacağın tahsili için 3 yıl beklenilmesinin gerçekle bağdaşmayacak kadar olağan dışı olduğunu, vadeli satışın bile kabul edilmediği akaryakıt piyasasında bir tedarikçinin 2,5 yıl kadar uzun bir süre alacağını bekletmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ... firmasının iflas ettiğini, İstanbul Anadolu 3.İflas Müdürlüğü 2019/20 İflas dosyası ile masaya kaydının yapıldığını, şirkete ait tüm defter ve belgelerin incelenmesi talep olunmuşsa da bu delile dayanmaksızın esas hükmün kurulduğunu, akaryakıt sektöründe bir yakıt bedelinde temerrüde düşüldüğü an satıcının yakıt vermeyi durdurduğunu; vadeli satış dahi mümkün değilken davacının 2016 yılında cari kayıtlarında borcu olduğunu düşündüğü bir bedel olmasına karşılık bu bedeli tahsil etmeden 2019 yılına kadar yakıt tedarik etmesinin sektörde de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Asıl dava, davalıya satılan akaryakıt bedelinin tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine; birleşen dava ise borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davacı vekilince ve asıl davada davalılar- birleşen davada davacı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Asıl davada davalılar- birleşen davada davacı vekili, davalının dava dışı garantöre akaryakıt satışı ve tahsilat yetkisi verdiğini, ... ... AŞ ile dava dışı ... ... .... Şti. arasında bir aracılık sözleşmesi bulunduğunu ve ...'in işbu sözleşmeye dayanarak deniz vasıtalarına ÖTV'siz satış yapma yetkisine sahip olarak müvekkillerinin adi ortaklık ile sahip oldukları ... isimli balıkçı teknesine mazot ikmal ettiğini, müvekkillerinin hiçbir şekilde bizzat davacı ...'ten yakıt almadığını, tüm mazot alımlarının aracı firma ... aracılığı ile yapıldığını, alınan tüm mazot ödemelerinin de yine ...'e çek verilmek sureti ile yerine getirildiğini, dava konusu 26 Aralık 2014 tarih ve 18.102,50 TL'lik fatura tutarının ve 18 Aralık 2014 tarih ve 18.492,25 TL'lik fatura tutarının ... çek numaralı, 153.577,70 TL bedelli 19 Mart 2015 vade tarihli çek ile ödendiğini ileri sürmektedir.Somut dosya kapsamından; davacı ... ile dava dışı ... ... ... Şirketi arasında imzalanan 21.12.2012 tarihli Çerçeve Sözleşme ile dava dışı şirketin, davacıya akaryakıt satış faaliyetlerinde müşteri temini ve müşteri portföyü oluşturulmasında aracılık hizmeti vermeyi üstlendiği, sözleşmenin 2. maddesi ile dava dışı şirketin, davacı ...'in ÖTV'siz akaryakıt satışı yapabileceği müşteri grubunu tayin ve tespit ederek, tüm mali/ödeme sorumluluğu uhdesinde kalmak üzere ürün alım satımına dair ticari ilişkileri aracı olarak tesis edeceğinin, aracılık hizmeti verdiği müşterilerin, davacı nezdinde akaryakıt alımları sebebiyle doğabilecek her türlü borçlarını TBK'nın üçüncü kişinin fiilini taahhüt hükümleri çerçevesinde garantör sıfatıyla ifa edeceğinin, Garanti Hükümleri başlıklı 5. maddesinde ise davacı ile müşterileri arasındaki ticari ilişki nedeniyle müşterilerin davacı nezdinde doğabilecek tüm borçlarının ödenmesinden müşterek ve müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunun, müşteriler tarafından kabul edilen beyan ve taahhütlerin kendisi için geçerli olduğunun, müşterilerin borçlarının vadesinde ödenmemesi halinde, davacı tarafından herhangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın iş bu garanti taahhüdünden doğan borçların tamamının muacceliyet kesbedeceği ve muaccel olan borçları muacceliyet tarihinden itibaren 10 gün içerisinde ödeyeceğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır. ... tarafından davalı adına keşide edilen 26.12.2014 ve 18.12.2014 tarihli faturalara dayalı alacak talep edilmiştir. Mahkemece tarafların ticari defterleri ile dosya kapsamı üzerinde inceleme yapılmak suretiyle alınan bilirkişi raporuna göre; davacı ... ticari defterlerinde davacı şirketin davalı ile olan işlemlerini 120 Alıcılar hesabında ... kodu ile ... muavin adı ile kayıt ve takip ettiği, davacının düzenlediği faturaları bu hesabın borcuna davalının yaptığı ödemeleri bu hesabın alacağına kayıt ettiği görülmüş; davacının davalılara ait cari hesaba 18.12.2014 tarihinde ... nolu faturamız açıklaması ile 18.492,25 TL lik alacak kaydı yaptığı, 26.12.2014 tarihinde ... nolu faturamız açıklaması ile 18.102,50 TL lik alacak
kaydı yaptığı yine davalılara ait cari hesaba mahsuben 07.01.2015 tarihinde ... nolu çeke istinaden virman - 18.102,50 ... nolu çeke istinaden virman - 18.492,25 kayıtlarını yaparak söz konusu fatura bedellerini tahsil ettiği, ancak 18.12.2014 ve 26.12.2014 tarihlerinde yapılan toplam 36.594,75 TL alacak kaydının 07.01.2015 tarihinde ... ve ... nolu çeklere istinaden virman kaydı ile mahsup edildiği daha sonra 12.11.2016 tarihli kayıtlarla ve ... cari hesap virmanlarının geri alınması açıklaması ile tekrar 36.594,75 TL lik alacak kaydı yapıldığı; davalı ticari defterlerinde, ticari defterler işletme defteri olduğundan ve işletme defterinin yapısı gereği borç alacak durumunun tespiti mümkün olmadığından borç alacak durumu tespit edilememiş, borçlulara ait 2014-2016 yılı işletme defterinin gider bölümünde davacı ... AŞ.’den tarafından düzenlenen gider faturası kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.Yapılan bu tespitlere göre; taraflar arasındaki akaryakıt alım satımına dair ticari ilişkinin ... adına hareket eden dava dışı ... ... Şirketi tarafından yürütüldüğü, dava dışı şirketin gerek ... ile arasında imzalanan Çerçeve Sözleşmenin yukarıda açıklanan maddeleri, gerekse taraflar arasında yürütülen ticari ilişkinin niteliği uyarınca dava dışı ... Şirketinin, davacı müşterinin, davalı nezdinde doğmuş/doğacak borçları yönünden garantör olduğu, garantör olan dava dışı şirketin borcunun davacının borcundan bağımsız nitelikte bir borç olduğu, bu doğrultuda davacı ... adına düzenlenmiş tüm fatura bedellerinin dava dışı ... ... Şirketine ödediği, dava ve takip konusu iki adet fatura bedelinin asıl davada davalılar tarafından dava dışı şirkete ödendiği, dava dışı şirket tarafından da davacı ...'e çekler verildiği, ...'in dava dışı şirket tarafından çekle yapılan ödemeleri kabul ettiği anlaşılmış, bu kapsamda ilk derece mahkemesince delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucu verilen karar doğru görülmemiştir. Diğer bir deyişle, asıl davada davalılar ve birleşen davada davacı ile akaryakıt satım ilişkisinin ... ile değil dava dışı ... ile kurulduğu, satış bedellerinin ...'e verilen çeklerle ödenmiş olduğu, dolayısıyla asıl davada davacı ...'in asıl davada davalılara karşı ileri sürebileceği bir alacak hakkının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı bulunduğundan, asıl davada davalılar vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesini asıl davaya ilişkin verdiği kararın kaldırılmasına ve asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Asıl davadaki varılan bu sonuca göre, asıl dosyada davacı ... vekilinin icra inkâr tazminatına yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Birleşen davada da davalı ...'in aynı hukuki gerekçeyle, birleşen davadaki davacıdan bir alacağının bulunmadığı anlaşılmakla, menfi tespit talebinin haklı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince birleşen menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, birleşen davanın reddine karar verilmesin hukuka aykırı bulunmuş, birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile birleşen davada verilen hükmün kaldırılmasına ve birleşen davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, asıl davada davcı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine; asıl davada davalılar ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davalarda verdiği kararın kaldırılarak her iki davanın esası hakkında dairemizce yeniden karar verilmesine, neticede asıl davanın reddine ve birleşen davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Asıl davada davcı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine; asıl davada davalılar ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davalarda verdiği kararın kaldırılarak her iki davanın esası hakkında dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
A- ASIL DAVADA:
1-Davanın reddine,
2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 441,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 290,02 TL harcın davacı ...'ten tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar tarafından asıl dava için yapılan150,00 TL yargılama giderinin davacı ...'ten alınarak asıl davada davalılarına verilmesine,
5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 36.594,75 TL avukatlık ücretinin davacı ...'ten alınarak asıl davada davalılara verilmesine,
B- BİRLEŞEN DAVADA
1-Davanın kabulü ile davacı ...'in, İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına konu edilen faturalar ve takip nedeniyle davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine,
2-Alınması gereken 2.499,78 TL harçtan, peşin yatırılan 624,95 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.874,83 TL harcın davalı ...'ten tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacısı tarafından birleşen dosya için yapılan 624,95 TL peşin harç, 54,40 TL başvuru harcı, 49,00 Tl posta gideri olmak üzere toplam 728,35 TL yargılama giderinin, davalı ...'ten alınarak davacı ...'e verilmesine,
4-Davacısı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 36.594,75 TL vekalet ücretinin davalı ...'ten alınarak davacı ...'e verilmesine,
C- İSTİNAF AŞAMASI BAKIMINDAN:
1-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine,
2-Asıl davada davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
3-Asıl davada davalılar tarafından harcanan 441,40 TL kanun yolu giderinin davacı ...'ten alınarak asıl davada davalılara verilmesine,
4-Birleşen davada davacı tarafından harcanan 220,70 TL kanun yolu giderinin davalı ...'ten alınarak birleşen davada davacıya verilmesine,
5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,
6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 14.07.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.