Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1944 E. 2026/1045 K. – Haksız Rekabet
Konu: Haksız Rekabet
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1944
- Karar No
- 2026/1045
- Karar Tarihi
- Konu
- Haksız Rekabet
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1944
KARAR NO:2026/1045
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/03/2022
NUMARASI:2020/14 Esas - 2022/268 Karar
DAVANIN KONUSU:Haksız rekabetin tespiti önlenmesi
Taraflar arasındaki haksız rekabet davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ürün ambalajlarında, davacı şirketin renk, şekil ve hitap ettiği sektörel kesim açısından belirlenen unsurlar ve bu unsurların oluşturduğu kompozisyonun taklit edildiğini, davacı şirketin ürünleri üzerindeki ayırt edici unsurların izinsiz kullanıldığını, davalı şirkete ait ürünlerin online satış kanallarında sergilenmekte olduğunu ve bu siteler üzerinden sergilenerek tanıtım yapılan ürünlerin satışa sunulduğunu, bu durumun Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2019/611 Karar Sayılı dosya nezdinde alınan bilirkişi raporunda da kabul edildiğini, bu nedenlerle haksız rekabetin men'i ve ref'ine, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan ürünlerin toplatılmasının ve yargılama sonunda imhasının sağlanabilmesi için ihtiyati tedbir konulmasına, online sitelerde yapılan satışların durdurulması için erişimin engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.Davalı vekili savunmasında özetle; davalı şirketin markasının davacı şirketin markasından farklı olduğunu, bu iki markanın yer aldığı hasta bezi ürünlerinin tüketici nezdinde karşılaştırılması ve haksız rekabete neden olmadığını, ... ile ... marka ambalajlarında kullanılan renkler ve diğer unsunlarda da benzerlik görülmediğini, renkler üzerinde kimsenin inhisari hakkı olmadığını, davalı 05/12/2019 tarihinde açtığı davada iddia ettiği hususlara dayanarak Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tespit talebinde bulunduğunu, Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin bu talebi reddettiğini, davacının bu karara rağmen yeniden Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2019/613 Değişik İş Dosyası kapsamında bir kez daha tespit talebinde bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacının ambalajının renk, dizayn ve üzerindeki görsel unsurlarının birlikte yarattığı kompozisyon bir bütün olarak karşılaştırıldığında oldukça fazla kompoziyon, renk ve şekil serbestisi olduğu halde hasta bezi ambalajının bu ürünleri satın alacak alıcı grubu nezdinde karışıklığa yol açacağı değerlendirilmiştir. Davacı ve davalı markaları farklı olmakla birlikte farklı renk kombinasyonları ile ambalaj üzerinde görsel olarak farklı görüntüler kullanmak mümkün iken aynı renk kompozisyonlarını yine aynı erkek ve kadın görüntüleri ile birlikte aynı ürün için kullanmanın iltibasa yol açtığı ve vaki durumun TTK 55/1-a- 4 bendinin ihlali sayıldığı tespit edilmiştir. Davacının dava dilekçesinin netice ve talep kısmının 3 nolu bendinde bildirmiş olduğu alışveriş sitelerine ait url adreslerinin her ne kadar tespit dosyasında incelenilmiş olsa da davanın açıldığı tarihte incelenilmemiş olması, karar tarihi itibari ile yapılan incelemelerde davalı şirket tarafından bildirilen görselde ürünlerin satılmadığının anlaşılması ve davalının ürün tasarımını değiştirdiği anlaşılması nedeniyle bu talep bakımından davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Dava açıldığı tarih itibariyle bu ürünlerin ilgili url adreslerinde davalı tarafından satılıp satılmadığı tespit edilememiş olmakla davacının bu talebinde hukuki yarar olmadığı anlaşıldığından..." gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının haksız rekabetinin hükmen tespitine, haksız rekabetin men'i ve ref'ine, iltibas teşkil eden dava dilekçesine konu tasarımdaki ürünlerin satışlarının durdurulmasına, iltibasa sebebiyet veren dava dilekçesine konu ve tasarımdaki ürünlerin toplatılmasına ve imhasına, davacının netice-i talep kısmında üç adet internet sitesinde davalının marka hakkında haksız bir şekilde yararlandığının tespiti ile erişimin engellenmesi talebinin davalının tasarımını değiştirmiş olması nedeni ile hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin "..." markası ile davacının "..." markasının tamamen birbirinden farklı markalar olduğunu, her iki markanın yer aldığı hasta bezi (yetişkin bezi) ürünlerinin tüketici nezdinde karıştırılması ve haksız rekabete neden olmasının mümkün olmadığını, en temel unsurun marka olduğunu, müvekkilinin kullandığı marka ile davalı markasının farklı olduğunu, tüketicilerin tamamen farklı iki markanın bulunduğu ürünleri karıştırmasının ihtimal dahilinde olmadığını, ambalaj üzerinde her ne şekilde kullanılırsa kullanılsın görsel ve fonotik olarak birbirinden bu denli farklılaşan markanın karışıklığa neden olabileceğinin ihtimal dahilinde olmadığını, iki ürünün markalarının son derece ayırt edici bir şekilde birbirinden faklı olmasının yanı sıra ambalajlarda kullanılan renkler ve diğer unsurlarında benzerlik göstermediğini, ambalaj tasarımlarında birbiriyle benzer olmadığını, kullanılan kaligrafininde son derece farklı olduğunu, mahkeme kararında sayısız seçenek var iken taraf ambalajlarında aynı renklerin ve kadın erkek görüntülerinin kullanılmasının iltibas ihtimalini doğurabileceğinin belirtildiğini ancak renkler üzerinde hiç kimsenin inhisari hak iddiasında bulunamayacağını, pek çok markanın bu şekilde bulunduğunu, mevzuata göre renkler üzerinde hiç kimsenin inhisarı bulunamayacağını iddia ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, TTK'nın 54 vd. maddeleri gereğince haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, iki firmanın farklı markalar olarak hasta bezi satışı yaptığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, haksız rekabetin oluşup oluşmadığı, davalının satışa sunmuş olduğu ürünlerinin davacı ürünü ile iltibas yaratıp yaratmadığı, marka ve tasarımı açısından benzerlik olup olmadığı ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında Bakırköy 1. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesine 17.12.2019 tarihli dilekçe ile başvurarak tespit talebinde bulunduğu, mahkemenin 2019/613 D.İş, 2019/611 Karar sayılı dosyasında tespit gerçekleştirildiği, dosyada düzenlenen 19.12.2019 tarihli tespit bilirkişi raporunda, davacının 1998 yılında Türkiye'nin ilk hasta bezi markası olarak ... markasını ortaya çıkardığını, birçok tescilli markaların bulunduğunu, karşı tarafın aynı sektörde hizmet verdiğini, tescil edilmiş olduğu markasında şekil unsurunun bulunmadığını fakat fiili kullanımlarda müvekkillerinin ambalajları ile benzer kullanımlarda bulunduğunu, karşı taraf ürünlerinin alan adlarınında doğrudan kullanıldığını, bu kullanımların tespiti ile kullanımların marka tecavüzü teşkil edip etmediğinin tespiti talebi üzerine inceleme yapıldığı, ... şekil ibaresinin ... tescil numarası ile tescilli olduğu, ... ibaresi ve içeriğinin ... tescil numarası tescilli olduğu, ... ile ilgili ... arama motorundaki URL üzerinden yapılan tespitlerde güncel kullanımların tespit edildiği, 6769 sayılı Yasanın 6/1 hükmü kapsamında markalar arasında bir benzerliğin varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak, markalar arası görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, markaların birbirini çağrıştırması, markaların bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, markaların tescilli oldukları malların ve hizmetlerin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları olarak değerlendirildiğini, davacı tescilli markalarının asli ve ortak unsurunun ... ve ... ibareleri olduğu, davalı tarafa ait tescilli markanın ise ... kelimesinden ibaret olduğu, markalar arasında kelime unsuru, renk unsuru, işitsel ve görsel unsur açısından bir benzerlik bulunmadığı, sadece kelime olarak kullanması durumunda marka tecavüzüne sebebiyet verdiğinin söylenemeyeceği ancak dosyada yer verilen görsellerin, internet sitelerinin ve ürünlerin incelemesi neticesinde aleyhe tespit edilen yanın markasal kullanımlarının tescilli markasından farklı olduğunun tespit edildiği, sonuç olarak, tarafların tescilli markalarının birbirleri ile SMK 6/1 anlamında benzer olmadığı, URL adresindeki görseli ihtiva eden kullanımların yoğun olarak sürdürüldüğü, aleyhine tespit edilen talep edilen ilgili markasal kullanımlara konu ürünlerin, renk, yazı stili, yazı ve görsellerin ürün üzerindeki yerleşimi ve şekil unsurları açısından talep eden ürünü ile yüksek düzeyde benzer olduğu, talep eden tarafın ürün üzerinde kullandığı ambalaja ait herhangi bir tescil veya koruma belgesini dosyaya sunmadığı ancak aleyhine tespit edilen yanın davacı yanın davaya mesnet ambalajlarını kullanmalarından sonra ilgili kullanımlara giriştiğinin tespitinde rekabet varlığının koşullarının oluştuğunun belirtildiği, davacı şirket tarafından iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz ve ilgili delillerin dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır. 09.03.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; bilindiği üzere haksız rekabet, TTK m.54 vd. maddelerinde düzenlenmiş olduğu, dürüstlük kuralına aykırı olarak ekonomik düzeni bozan, ekonomik düzenin aktörleri aleyhine sonuçlar doğuran hareket ve fiillerin tümünü ifade edeceği, haksız rekabet hukukunun da haksız fiilin bir türü olarak, haksız rekabet faili ile mağduru arasında dürüstlük kuralına uyma şeklinde hukuk düzeni tarafından tahmil edilen vazifeye muhalefet sebebiyle doğan bir zararı veya zarar tehlikesini bertaraf etmeyi amaçlayan hukuki bir kurum olduğu, haksız rekabette korunan hak herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir hak olup bu hakkın mutlaka ticari bir işletme ile ilgili olmasına ve tarafların rakip olmasına da gerek olmadığı, TTK 55/1-a-4 bendine göre; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" haksız rekabet sayılır”. Karıştırılmanın (iltibas), ticari alandaki faaliyetlerde, şeyler arasında bir benzerliği veya karışımı ifade etmekte olup, satın alınan iki mal arasında veya kullanılan iki unvan arasında veya iş mahsullerinde birbirinden ayrılmayacak derecede benzerliğe istinat ettirilmesidir”. Bu rekabet türünde fail başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işlerinden karışıklık yaratmak suretiyle haksız yarar sağlandığı, bu haksız yararlanma başkasının emek harcayarak yarattığı ürettiği malları, iş ürünleri, faaliyetlerin sahibi lehine oluşturduğu artı değerin bir kısmını veya tamamını ele geçirmeye yönelik olduğu, bu bent kapsamında haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için; sahipleri farklı iki mal, iş ürünü, faaliyet, iş vb olmalı, iki farklı mal, iş ürünü, faaliyet, iş vb. daha önce meydana getirilmeli, sonradan meydana getirilen mal, iş ürünü, faaliyeti veya işlerin başkası tarafından önceden meydana getirilenler ile dış görünüş veya duyuruş yönünden aynı veya benzer olarak yaratılmalı olduğu, karıştırılmanın (iltibasın) varlığının kabul edilebilmesi için, davacının tanıtma işaretini davalıdan önce “haklı olarak kullanmış” olması zorunlu olduğu, karıştırılma (iltibas), aynen veya benzerini kullanma şeklinde gerçekleşebileceği, serbest yararlanma ve benzetmenin, taklit ve halkı aldatıcı düzeydeki benzerlik boyutuna ulaşması ve bir işletmenin yıllar süren yatırımı ve özenli çalışması sonucunda oluşturduğu imajı simgeleştiren bir ürünün taklidi halinde haksız rekabet olduğu, dürüstlük kurallarına aykırı olmamak koşulu ile herkes başkasının emeğinin sonuçlarından yararlanarak daha iyisini gerçekleştirmek ve rekabete katılmak hakkına haiz olduğu, ancak, dürüstlük kurallarının ihlal edildiği noktada koruma başlayacağı, haksız rekabet hukukunun konusu, dürüstlük ilkesine aykırı ticaret yönetim ve uygulamalarına karşı işletmesel çabayı, birikimi ve yatırımı kapsayan emeğin korunması olduğu, başkasının ürünlerinin dış takdim şekli ile ambalajlarını taklit etmenin haksız rekabet olduğu, ancak herkes tarafından kullanılan ve harcı alem olmuş dış şekillerden kimse kişisel hak iddiasında bulunamayacağı, dış şeklin bu özelliğinin olup olmadığının da irdelenmesi gerektiği, başka bir deyişle eğer dış şekil teknik bir zorunluluktan kaynaklanıyorsa bir işletmenin bu dış şekil için tescil belgesi alması ona inhisari bir hak kazandırmaz”. bir tacirin piyasaya arz ettiği malın daha önce başkası tarafından piyasaya sürülen mal ile gerek ambalaj, renk ve şekil, gerekse etiketi üzerindeki isim bakımından benzerliği varsa iltibasın da söz konusu olacağı, farklı markaların ambalajları arasında kullanılan renk, ebat, şekil, kompozisyon bakımından benzerliğinde iltibasa mahal verebileceği, ancak hemen belirtmek gerekir ki salt ebat aynılığı tek başına iltibasa yol açmayacağı, salt ebat aynılığının iltibasa sebebiyet verebilmesi için ebatın emtianın zorunlu şeklinden kaynaklanmayıp harcıalem olmaması, emtianın diğer emtialardan ayırt edici bir şekilde söz konusu ebat ile özdeşleşmesi gerektiği, buna mukabil ürünün ambalajının renginin aynı olması tek başına yeterli olmadığı, zira bazen ilgili emtia grubunda belli bir renk yaygın biçimde kullanılıyorsa bu rengin tek bir kişinin tekeline verilmesi düşünülemez”. diğer taraftan bir işletmeye ait ürün ambalajının hiçbir zorunluluk olmadığı halde biçim, renk, tasarım, grafik düzeni, ebat veya oran yönlerinden başkasına ait aynı nitelikteki ürün ambalajı ile benzerlik yaratılması halinde ambalajda iltibas söz konusu olacağı, davacının ambalaj tasarımı ile davalının ambalaj tasarımının görüldüğü üzere davacı ambalajının renk, dizayn ve üzerindeki görsel unsurlarının birlikte yarattığı kompozisyon bir bütün olarak karşılaştırıldığında oldukça fazla kompozisyon, renk ve şekil serbestisi olduğu halde hasta bezi ambalajının bu ürünleri satın alacak alıcı grubu nezdinde karışıklığa yol açacağının değerlendirildiği, davacı ve davalı markaları farklı olmakla birlikte farklı renk kombinasyonları ile ambalaj üzerinde görsel olarak farklı görüntüler kullanmak mümkün iken aynı renk kompozisyonlarını yine aynı erkek ve kadın görüntüleri ile birlikte aynı ürün için kullanmanın iltibas ihtimalini doğurabileceği ve vaki durumun TTK 55/1-a- 4 bendinin ihlali sayılabileceği kanaati hasıl olduğu, davacı ve davalı markaları farklı olmakla birlikte farklı renk kombinasyonları ile ambalaj üzerinde görsel olarak farklı görüntüler kullanmak mümkün iken aynı renk kompozisyonlarını yine aynı erkek ve kadın görüntüleri ile birlikte aynı ürün için kullanmanın iltibas ihtimalini doğurabileceği ve vaki durumun TTK 55/1-a- 4 bendinin ihlali sayılabileceği belirtilmiştir. Davacı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde, bilirkişi raporunda ihlal kabul edileceğinin belirtildiğini, raporun dosya kapsamına uygun olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; her iki markanın son derece farklı olduğunu, ürünlerin tüketici tarafından karıştırılmayacağı hususunda yeterli bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, birçok markanın benzer şekilde olduğunu iddia ederek ,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 26.10.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; davacı taraf adına Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından ... numaralı markanın 20.08.2019 tarihinde ve ... numaralı markanın 13.09.2021 tarihinde tescil edilmiş olduğu, davalı taraf adına Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından ... numaralı markanın 25.03.2021 tarihinde tescil edilmiş olduğu, dolayısıyla her iki tarafın markasının tescil edilmiş olduğu için, her iki markanın kanunun himayesinde olduğu, bundan dolayı marka sahiplerinin serbestçe markalarını kullanabilecekleri, ancak bu kullanmanın şekil, renk, ebad ambalaj kompozisyonu bakımından iltibasa meydan vermeyecek şekilde olması gerektiği, ambalaj üzerindeki tanıtma vasıtalarının tüketicileri aldatacak şekilde, tüketicilerin algısında aynı tesiri yaratacak şekilde kullanımı, karıştırma ihtimalini ortaya çıkartacağı, burada en önemli olan hususun ürün ambalajının özellikle tüketicinin ürünle karşılaştığı yüzünde, bir bütün olarak uyandırdığı intiba olduğu, davalı taraf adına tescil edilen markanın şekil ibaresinin üzerinde kalp şekli bulunmamasına rağmen, davalı taraf ürünü üzerindeki kullanımda kalp şeklinin bulunduğu, davacı taraf logusunda ve ürünü üzerinde de kalp şeklinin bulunduğu, davalının ürünü üzerinde tescilli markasında bulunmayan kalp şeklini kullanmış olmasının hem ilişkilendirme ihtimalini arttırdığı, hem de davacının ürününe benzetme kastını ortaya koyduğu, herkes tarafından kullanılan ve harcı alem olmuş dış şekillerden kimsenin kişisel hak iddiasında bulunamayacağı, dolayısıyla mavi renk kullanımı ve yetişkin insanlara yönelik hasta bezlerinde yetişkin insan görselleri kullanılması vb.nin herkes için serbest olması gerektiği, dava konusu ürünler açısından önemli olanı değerlendirildiğinde, renk, logo kullanımı, kadın-erkek modellerinin kullanımı ve bütün bu farklı unsurların ambalaj üzerindeki yerleşimlerinin, hiçbir zorunluluk olmadığı halde tüketiciler ambalajlar bir bütün olarak nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açacak derecede benzerlik arz etmesi olduğu, davacı ürünü ile davalı ürünü arasında sayılan unsurlar ve bunların ambalaj üzerindeki yerleşimleri, raporda detaylı olarak analiz edildiği üzere, ürünün ortalama tüketiciden daha düşük dikkat düzeyine sahip tüketicileri nezdinde karıştırma ihtimaline yol açacak düzeyde benzer olduğu, sektördeki diğer ürünler incelendiğinde bu unsurlardan bir veya birkaçı kullanılıyor olsa bile hiçbir tanesinde bu düzeyde bir benzerliğin söz konusu olmadığı, sektördeki diğer ürünler üzerindeki incelememizin, bütün bu unsurların bir arada ve ürünündeki şekili bunların herkes tarafından kullanılan harcı alem olmuş unsurlar olmadığını gösterdiği, tespit edilerek, davalı ürün ambalajındaki renk, dizayn ve görsel unsurların birlikte yarattığı kompozisyon bir bütün olarak davacı ürünüyle karşılaştırıldığında, oldukça fazla kompozisyon, renk ve şekil serbestisi olduğu halde davalı tarafın hasta bezi ambalajının bu ürünleri satın alacak alıcı grubu nezdinde karışıklığa yol açacağı, davalı ürünlerindeki benzetmenin, halkı aldatıcı düzeydeki benzerlik boyutuna ulaşması nedeniyle haksız rekabetin bulunduğu belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2018, s. 350).TTK’nın 54/(1) maddesinde haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının “bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması” olduğu belirtildikten sonra; 6102 sayılı TTK’nın 54/(2) maddesinde ise haksız rekabete ilişkin genel ilke “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” şeklinde belirtilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması aranmamıştır. Bununla birlikte failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında rol oynamaktadır. Türk Ticaret Kanunu’nun 54. maddesinde haksız rekabetin amacı ve genel ilkesi belirtildikten sonra, aynı Kanun’un 55. maddesinde uygulamada sık karşılaşılan ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır (Arkan, s. 350). Bu çerçevede bir davranış veya uygulamanın haksız rekabet teşkil edip etmediği belirlenirken öncelikle özel hüküm niteliğindeki 6102 sayılı TTK’nın 55. maddesinde sayılan hâllerden birinin var olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Bu maddede sayılan hâllerden birisi söz konusu ise haksız rekabetin varlığı kabul edilecek, somut davranış veya uygulama bu maddede sayılan haksız rekabet hâllerine tam olarak uymuyorsa veya bu hâllerin kapsamına örnekseme yoluyla dolaylı olarak da dâhil edilemiyorsa, ancak bu takdirde genel hüküm niteliğindeki 6102 sayılı TTK’nın 54/2. maddesinin uygulanması mümkün olacaktır.Somut uyuşmazlıkta TTK 55/1-a-4.maddenin değerlendirilmesi gerekmektedir. Söz konusu maddede, " Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak." ifadelerine yer verilmiştir. TTK'nın 55/1.a.4 maddesindeki düzenlemeye göre haklı olarak kullandığı mal, tanıtma vasıtası veya hizmetin aynısını veya benzerini ticari amaçla kullanılması karışıklığa yol açacaktır. Davalının, yetişkin bezi (hasta bezi) olarak ürettiği ve satışa sunduğu markası ..., davacının ise ...'tir. Davacı markası daha önce olmakla birlikte her iki marka da tescillidir. Uyuşmazlık marka kullanımı değil kullanım şeklidir. Her iki tarafa ait ambalajın renk, dizayn ve üzerindeki görsel unsurlar birlikte yarattığı komposizyon bir bütün olarak karşılaştırıldığında oldukça fazla kompozisyon, renk ve şekil serbestisi olduğu tespit edilmektedir. Davalı şirketin tescilli markasında kalp şekli mevcut değilken ürünlerinde kalp şeklini kullanmaktadır. Davacı ise ürün logosunda ve ürünlerinde zaten kalp şeklini kullanmaktadır. Şu halde ,davalının kullandığı hasta bezi ambalajının bu ürünleri satın alacak alıcı grubu nezdinde karışıklığa yol açacağı değerlendirilmiştir. Tarafların markaları farklı olmakla birlikte ambalaj üzerinde farklı renk kombinasyonları ile farklı görüntüler kullanmak mümkün iken davalı aynı renk kompozisyonları yine aynı erkek ve kadın görüntüleri ile birlikte aynı ürün ürün için kullanarak iltibas(karıştırma) ihtimalini doğurmaktadır. Bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere ürünler açısından önemli olan, ambalajların bir bütün halinde değerlendirilmesidir. Bu durumda ise hiçbir zorunluluk olmadığı halde tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açacak derece benzerlik arz ettiği, hatta ürünün ortalama tüketiciden daha düşük dikkat düzeyine sahip tüketiciler nezdinde karıştırma ihtimaline yol açacak şekilde benzer olduğu tespit edilmiş ve TTK'nın 55/1.a.4 maddesi kapsamında haksız rekabet oluşturduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,04.06.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.