Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/558 E. 2026/866 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/558
- Karar No
- 2026/866
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/558
KARAR NO: 2026/866
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 21/12/2023
NUMARASI: 2021/378 E. - 2023/232 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...adıyla tanınan ...'nın , Türkiye'nin bilinen modern şiirin öncü ve popüler şairlerinden olup ayrıca yazar ve çevirmen olduğunu, eserlerinin Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan 100 Temel Eser listesinde yer aldığını, müvekkillerinin ...'nın hayatta olan tek mirasçıları olduğunu, ...'nın tasvir edildiği fotoğraflar ve ...'ya ait eserlerin hak sahiplerinden izin almadan görsellerinin sunulduğu ürünlerde kullanıldığını, izin alınmadan meydana getirilen ürünlerin davalıya ait www.....com adresli internet sayfası üzerinden satışa sunulduğunu, platform sahiplerinin hukuka aykırı bir şekilde üretilen ürün üzerinden haksız kazanç ve kar elde ettiklerini, arabuluculuk aşamasında ... eserlerinin kullanıldığı ürünlerin hiçbirinin lisansının olmadığı hususunda haberdar etmeleri ile davalı tarafın tecavüzün varlığından haberdar olmalarına rağmen davalının ilgili platformda satışlara devam ettiğini, ... eserlerinin izin almadan kullanılması ve ürün meydana getirilmesi, meydana getirilen bu ürünlerin satışa sunulması ve satılan ürünlerden gelir ve kar elde edilmesinin kusurlu ve hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın ayrıca, hukuka aykırı bir şekilde ürün meydana getirip satan kişi üzerinden her satıştan pay aldığını, hukuka aykırı eylemde bulunan kişinin vasıtasıyla kar elde ettiğini ve zenginleştiğini belirterek, 5.000,00 TL maddi, 1.000,00 TL elde edilen kâr ve 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tazminine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yer sağlayıcı konumunda olduğunu, davacıların hukuka aykırı olduğunu iddia ettiği içerikleri müvekkili şirkete bildirmediğini, bu durumda müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin pazaryeri çalışma modeli ile faaliyetini sürdürdüğünü, müvekkilinin hukuka aykırı içerikleri araştırmakla sorumlu olmadığını, yer sağlayıcı sıfatına sahip müvekkili şirketin her satıcının hangi ürünü sattığını, bu ürünlerin sahte olup olmadığını, satıcılar tarafından bir üçüncü kişinin markasının kullanılıp kullanılmadığını denetlemesinin mümkün olmadığını ayrıca hukuken böyle bir yükümlülüğünün de bulunmadığını belirterek, davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın REDDİNE, karar verilmiştir
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davacı, yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiğini, müvekkillerinin şair ...’nın mirasçıları olduğunu, şairin eserlerinin davalıya ait pazaryeri sitesinde izinsizce işlenerek yüzlerce ürün halinde satıldığını, bu konuda hiçbir lisans verilmediğini, arabuluculuk aşamasında davalının durumdan haberdar edilmesine rağmen ihlali durdurmadığını ve haksız kazanç sağlamaya devam ettiğini, mahkemenin davalıyı "güvenli liman" muafiyetinden yararlandırmasının hatalı olduğunu, dosyada mevcut üç ayrı bilirkişi raporunda davalının haberdar edildiğinin ve ihlalin herhangi bir URL adresine gerek duyulmaksızın basit bir aramayla tespit edilebileceğinin saptandığını, Yargıtay içtihatlarına göre yer sağlayıcının sorumluluğu için şekli bir ihtar prosedürünün değil, haberdar edilmiş olmanın yeterli olduğunu, davalının ise "uyar-kaldır" mekanizmasının işletilmediği bahanesiyle pasif kalarak ihlale ortak olduğunu bu satışlardan komisyon alarak sebepsiz zenginleştiğini, elde edilen kazancın iadesi talebinin mahkemece hiçbir gerekçe sunulmadan reddedildiğini, davalının basiretli bir tacir gibi davranmayıp yasa dışı içerikleri filtreleme imkanı varken bu imkanı kullanmadığını, yerel mahkemenin eksik inceleme ve hatalı gerekçeyle hüküm kurduğunu belirterek; kararın kaldırılmasını, tazminat hesaplamalarının yapılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemece verilen davanın reddine ilişkin kararın hukuka uygun olduğunu belirterek, davacının haksız ve hukuka aykırı istinaf başvurusunun esastan REDDİNE karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, davacıların murisi olan Cemalettin Seber (...)’nın eserlerinin izinsiz şekilde kullanılarak davalıya ait www.....com isimli internet sitesinde satışa sunulması nedeniyle maddi ve manevi tazminat ile elde edilen kazancın iadesi taleplerine ilişkindir.
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisinin eserlerinin izin alınmaksızın çeşitli ürünler üzerinde kullanılarak satışa sunulduğunu, davalı platformun bu satışlardan gelir elde ettiğini, arabuluculuk sürecinde davalıya bildirim yapılmasına rağmen ihlallerin devam ettiğini ileri sürerek 5.000,00 TL maddi, 1.000,00 TL elde edilen kar ve 15.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili ise, müvekkilinin yer sağlayıcı konumunda olduğunu, platformda satılan ürünlerin üçüncü kişiler tarafından yüklendiğini, içerikleri kontrol etme veya hukuka aykırılığı araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, davacı tarafça kendilerine hukuka aykırı içeriklere ilişkin somut bir bildirim yapılmadığını belirterek pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yer sağlayıcının içerikleri kontrol etmekle yükümlü olmadığı, ancak hukuka aykırı içerikten haberdar edilmesi halinde içeriği yayından kaldırmakla yükümlü olduğu , davacı tarafın arabuluculuk sürecinde genel nitelikte bildirimi ile somut bildirim şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf talep etmiştir.
02/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda, “...” dizelerinin yer aldığı şiirin FSEK kapsamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, davacıların eser sahibinin mirasçıları olarak hak sahibi oldukları, söz konusu dizelerin izinsiz şekilde çoğaltılarak ve yayılarak davacıların mali ve manevi haklarına tecavüz oluşturduğu, davalının arabuluculuk sürecinde ihlallerden haberdar edildiği ve haberdar edilmesine rağmen içeriği yayından kaldırmaması halinde sorumlu olacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
28/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda, ihlale konu ürünlerin URL adresi olmaksızın da kolaylıkla tespit edilebildiği, eserlerin izinsiz kullanımının çoğaltma, yayma ve umuma iletim haklarını ihlal ettiği, yer sağlayıcının haberdar edilmesi halinde içeriği kaldırma yükümlülüğü bulunduğu ve davalının arabuluculuk sürecinde haberdar olduğu belirtilmiştir.
Davalının ....com isimli e - ticaret sitesinin sahibi olarak internet yer ve hizmet sağlayıcısı konumunda olduğu, dava konusu ihlal oluşturan kullanımların bu sitedeki içerik sağlayıcı sanal mağaza sahiplerine ait olduğu anlaşılmaktadır.
5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 5/1-2 maddesindeki "Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içeriği bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi hâlinde yayından çıkarmakla yükümlüdür." şeklindeki yasal düzenlemeye göre , internette yer sağlayıcı konumundakilerin içerikleri kontrol yükümlülüğünün bulunmadığı ancak önceden haberdar edilmeleri ve buna rağmen haklı veya yasal bir neden olmaksızın ihlal oluşturan içeriği makul sürede web sitesinden çıkartılmaması durumunda sorumlu olacakları bunun için de önceden uyarılarak içeriğin kaldırılmasını talep eden hak sahipleri tarafından, kendilerinin üstün hak sahibi olduklarını yaklaşık ispata yeterli somut delillerini de sunmuş olmaları gerektiği hususlarının düzenlendiği görülmektedir. 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9.maddesi ile, yer sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların, tazminat sorumluluğu açısından, yayınlanan içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı şeklinde aynı yönde düzenleme getirilmiş, maddenin son fıkrasında hak sahibinin, fikri ve sınai mülkiyet hakkı ihlaline dair şikayetinin bilgi ve belgeye dayalı olması, ilgililerin açık kimlik ve adres bilgileri, ihtilafa konu ürün hakkındaki bilgiler, ürünün yayımdan kaldırılması gerekliliğine dair gerekçelerin yer alması gerektiği belirtilmiştir.
Somut olayda ise dava açılmadan önce davalıya ihlalleri kaldırması istemi ile yasal düzenlemelerde belirtilen şekilde bir uyarı yapılmadığı, uyarının nasıl olması gerektiği ve içeriğine ilişkin söz konusu açık yasal düzenlemeler karşısında arabuluculuk görüşmelerinin uyarının yerine geçtiğinin kabulüne olanak bulunmadığı, zira arabuluculuk anlaşmama son tutanağına bakıldığında murise ait eserlerin satışa sunulan çeşitli ürünler üzerinde kullanıldığının beyan edildiği ancak ürün ismi , kategorisi veya satış yapan içerik sağlayıcıların isimlerinin veya linklerin verilmediği , ihlaller hakkında somut bir bildirim yapılmadığı görülmektedir.
Arabuluculuk görüşmelerinin davalının önceden ihlallerden haberdar olduğu ve içerikleri kaldırması konusunda açıkça uyarıldığı şeklinde yorumlanmasının hukuki dayanağının bulunmadığı, davalının ihlal teşkil eden kullanımları daha önce bildiğine ilişkin delil bulunmadığı bu bakımdan davalının en erken dava açılması ile ihlallerden haberdar olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, davadan önce uygulamada uyar-kaldır şeklinde ifade edilen sürecin işletilmediği , yer sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların, tazminat sorumluluğu açısından, yayınlanan içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, bu nedenle davalının ihlalleri bilecek durumda da olmadığı, eserden kaynaklanan hakların ihlali esasen bir haksız fiil olduğundan, davalının sorumluluğuna gidilebilmesi için kusur şartının gerçekleşmesi ve dolayısıyla da davalının içerik sağlayıcısının fiiline iştirak halinde sorumluluğuna gidilebilmesi için önceden haberdar edilmesi ve buna rağmen haklı veya yasal bir neden olmaksızın ihlal oluşturan içeriğin davalı tarafından web sitesinden çıkartılmaması gerekli olup davalının bu yönde kusurunun varlığı ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/11-1138 - 2014/16,11. Hukuk Dairesi 2021/1372 - 2022/3514).
Tüm bu açıklamalara göre ilk derece mahkemesince davanın reddi kararında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varıldığından davacılar vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ..../12/2023 tarih ve 2021/..... E., 2023/.... K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacılar tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026