Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1945 E. 2026/1046 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1945
- Karar No
- 2026/1046
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1945
KARAR NO:2026/1046
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:10/06/2022
NUMARASI:2021/189 Esas - 2022/474 Karar
DAVANIN KONUSU:Genel kurul kararının iptali - hisse devrinin iptali, tescili
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin .... Şti.'nin ortağı olduğunu, 02.06.2020 tarihine kadar hisselerin büyük çoğunluğunun kendisinde bulunduğunu, söz konusu şirketin aile şirketi olduğunu, müvekkilinin babası olan ... ile birlikte şirket ortağı olduğunu, ancak ...'in, müvekkilinin haberi olmaksızın müvekkiline ait görüntülerini kayıt altına aldırarak müvekkilini elindeki görüntüleri ifşa edeceğinden bahisle tehdit etmesi sonucu müvekkilinin üzerine kayıtlı şirket hisselerinin büyük çoğunluğunu (%80) şirket hissedarı ... 'e devretmek zorunda kaldığını, şirket hissedarı ...' in yaşı itibariyle işlerini idame ettirebilecek güce sahip olmadığını, art niyetli kişilerce yönlendirildiğini, müvekkili adına şirkette bulunan ve şirket hissedarı ... 'e devir edilen devre konu şirket hisselerinin müvekkilinin tehdit edilmesi suretiyle iradesi fesada uğratılarak devir edilmiş olduğunu iddia ederek, hisse devrine ilişkin 02.06.2020 tarihli genel kurul kararının ve şirket hissedarı ...'in müdür tayin edilme işleminin geçersiz sayılarak iptali ile hisselerin müvekkiline iadesine kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; müvekkili şirketin esas kurucusunun ... olduğunu, 2010 yılında ...'in oğlu dava dışı ... ve ...'in kızı ...'in isteği ile şirketi sermaye şirketine dönüştürme kararı alındığını ve davacı yana % 20, dava dışı ...'e %75 hisse verilmiş olduğunu, kalan %5 hissenin ise ...'in üzerinde kaldığını, şirketi münferiden yetkili müdürün ...'e ait olduğunu, 05.03.2018 tarihinde ise dava dışı hissedarlardan ... tarafından %75 oranındaki esas sermaye payının, ortakların babası olan ...'i zora sokma amacıyla, yine kendisinin haberi ve onayı dahi olmadan tamamen bedelsiz olarak davacı ... ...'e devredildiğini, davacı yanın hiç bir şekilde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, şirketin ticari faaliyete konu mallarını, şirketin çalışanları ile birlik olarak kendi çıkarı için kullandığını, davacının şirket hesabında bulunan ve şirket hesabına aktarılması gereken paraları kendi hesaplarına aktarmış olduğunu, davacı yanın defalarca davalı şirketin ticari faaliyetini devam ettirdiği dükkanın önüne gelerek tehdit ve hakaretler eyleminde bulunduğunu, tarafların ... üzerinde bulunan 95.000,00 TL değerindeki %95 oranındaki esas sermaye payının %75'lik kısmının ...'e devredilmesi konusunda anlaşmış olduklarını, İstanbul ... Noterliğinin 02.06.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı pay devir sözleşmesinin yapıldığını, hisselerin %20 oranındaki kısmının davacı ...üzerinde, geri kalan %80 oranındaki kısmı ...'in üzerinde kaldığını, davacı yanın iddialarının tamamıyla dayanaksız ve gerçeğe aykırı olduğunu, davacı yanın ikrah hukuksal nedenine dayalı geçersizlik talebini yaklaşık ispata yarayacak bir ceza mahkemesi kararının veya soruşturmanın dahi bulunmadığını, davacı yan ile davalı şirketin kurucusu ve yetkilisi arasında gerçekleştirilen tüm devir işlemlerinin şekil şartlarına uygun olduğunu savunarak, davanın ve tedbir talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... 6100 sayılı HMK’nın 190/1. maddesinde, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”, 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” düzenlemelerine yer verilmiştir. Somut olayda, davacının bildirdiği tanıklar mahkememizce dinlenildiği, davacı tanığı ...' in davacının tehdit - korkutma yoluyla hisse devir sözleşmesini imzaladığına ilişkin bir beyanının bulunmadığı, noter olarak görev yapan tanık ...'ın ise olaya ilişkin görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığı, işlemin imzaya yetkili katip ... tarafından yapıldığını ifade ettiği, davacı vekilince işlemi yapan imzaya yetkili katip ...' ın tanık sıfatıyla dinlenilmesinin talep olunduğu ancak mahkememizce ikinci tanık listesi verilemeyeceğinden talebin reddine karar verildiği, davacı tarafın davalı şirket yetkilisine yönelik şikayet başvurusu da bulunmadığı, bu haliyle davacının davasını ispatlayamadığı kanaatine varılmakla..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, devir işleminin müvekkilinin iradesi fesada uğratılarak tehdit ve baskı suretiyle gerçekleştirilmiş olduğundan hisse devrine ilişkin işlemin ve şirket hissedarı ...'in müdür tayin edilme işleminin geçersiz sayılarak iptali ile hisselerin müvekkiline iadesine karar verilmesi gerekir iken davanın reddedildiğini, davalı şirket hissedarı ...'e 04.06.2020 günü dava konusu hisse devirinin gerçekleştirildiğini, noterin şirket adresine çağrıldığını, noter katibinin, şirket muhasebecisi, babasının yani ...'in adreste bulunduğunu gördüğünü, ne olduğunu sorduğunda ...'in müvekkiline şirket hisselerini kendisine devretmesini aksi halde elinde görüntüler olduğunu, bu görüntüleri ifşa edeceğini söylediğini, müvekkilinin duydukları karşısında şaşırdığını, tedirgin olup baskı altında hissederek şirket hisselerini herhangi bir bedel tahsil etmeksizin ve noter huzuruna gidilmeksizin şirket adresinde iradesine uygun olmamasına rağmen tehdit nedeniyle devretmek zorunda kaldığını, cd görüntü içinde müvekkilinin aynı zamanda şirket hissedarı ... ve kardeşi dava dışı ... isimli kişinin avukatlığını yapan kişi tarafından takip edildiğini, izni olmaksızın özel hayatın gizliliğinin ihlal edilerek görüntülerinin kayıt altına alındığını, tehdit unsuru olarak kullanıldığını, avukat aleyhine soruşturma dosyası üzerinden İstanbul Barosu nezdinde şikayet gerçekleştirildiğini, dosyaların celbi talep edilmemiş olmasına rağmen ve deliller toplanmaksızın hüküm tesis edildiğini, TBK 37 ve 38.maddelerine göre bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutması ile sözleşme yapıldığında bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın diğer tarafın zor durumda kalmasından bir menfaat sağlamış olması halinde TBK 38.maddesine göre korkutmanın varlığının kabul edileceğini, şirket hissedarı ...'in yaş itibari ile işlerini idame ettirebilecek güce sahip olmadığını, tamamen art niyetli kişilerin yönlendirmesi ile müvekkilinin korkutularak söz konusu hisse devri ve müdür tayin edilme işleminin gerçekleştirildiğini, 80 yaşın üzerinde olan bir kişinin şirkete 02.06.2035 tarihine kadar müdür tayin edilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi şirket menfaatlerinin korunması açısında da kanuna aykırılık teşkil ettiğini, şirket hissedarının münferiden temsile yetkili müdür tayin edildiğini, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, korkutma yoluyla iradenin fesada uğradığı iddiası ile şirket hisse devrine ilişkin genel kurul kararının ve müdür tayin edilme işleminin geçersizliğinin tespiti ve hisselerin davcıya iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davacının davalı şirketin ortaklarından olduğu, dava dışı ...'in münferiden şirket yetkilisi olduğu, davacı tarafça İstanbul .... Noterliğinin 02.06.2020 tarihli pay devri sözleşmesi ile davacının üzerinde bulunan 95.000,00 TL değerindeki %95 oranındaki payının %75'lik kısmını ...'e devrettiği, söz konusu devir sonucunda davacının 25.000,00 TL değerinde 800 adet paya karşılık gelen 20.000,00 TL hisseye dava dışı ...'in ise 3.200 adet paya karşılık gelen 80.000,00 TL'sı sermaye payını elde ettiği, davacının %20, dava dışı ...'in ise şirket hisselerinin %80 sahip olduğu, şirketin 02.06.2020 tarihli genel kurul kararı ile hissedar dava dışı ...'in 02.06.2035 tarihine kadar müdür olarak seçildiği, söz konusu kararın 15.06.2020 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, davacı tarafça 25.03.2021 tarihinde hisse devrine ilişkin genel kurul kararının ve dava dışı ...'in müdür tayin edilme işleminin geçersiz sayılarak iptali ile hisselerin iadesine ilişkin iradesinin tehdit ile fesada uğratılmış olması iddiası ile iş bu davayı açtığı ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Bürosunun 2021/3753 Soruşturma dosyasında, davacının şikayeti üzerine soruşturmanın yürütüldüğü, söz konusu dosyada şikayet edilenin dava dışı Av. ... olduğu, soruşturma dosyasında 17.02.2021 tarihinde yetkisizlik kararı verildiği, söz konusu karar içeriğinde şikayetçi ...'in 10.02.2021 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ibraz ettiği şikayet dilekçesinde Av. ... tarafından müvekkili müştekinin bilgi ve muvafakatı olmaksızın izinsiz olarak görüntülerinin kaydedildiği ve görüntülerinin kullanılarak müvekkilinin tehdit edilmek suretiyle şirket hisselerini devretmesine sebebiyet verildiği, şikayet edilen avukatın müvekkilinin arkadaşları ile birlikte dışarıda eğlendiği sırada görüntülerinin kaydedilerek müvekkilinin babasına teslim edildiği, bu görüntüler kullanmak suretiyle hisseleri devretmesine sebebiyet verildiği iddiası ile şikayetçi olduğu, şikayetçi adresinin Gaziosmanpaşa ilçesinde olduğu gerekçesi ile yetkisizlik kararı verilmiş olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece, hisse devir sözleşmesine ait noterlik işlemi onaylı sureti mahkeme kasasına alınarak, soruşturmanın akıbeti sorulduktan sonra tanıklar dinlenilerek karar verilmiştir. Mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın karar verilmiştir. Korkutma (ikrah) nedeniyle sözleşmenin iptali TBK'da yer alan irade sakatlığı hallerinden biridir. Yargıtay uygulamalarında ikrah, sözleşme özgürlüğünü ortadan kaldıran manevi bir baskı sonucu kabul edilmekte ve sözleşmenin iptali için geçerli bir neden sayılmaktadır. Korkutma nedeni ile sözleşmenin iptalini isteyen taraf bu iddiasını TMK'nın 6. madde ve HMK'nın 190. maddesi uyarınca ispat etmek zorundadır. Korkutma iddiaları HMK'nın 203/1-ç maddesi uyarınca senetle ispat zorunluluğunun istisnasıdır. Söz konusu maddede; hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddialarında tanık dinlenebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda olduğu üzere limited şirket hisse devrine dair noter huzurunda yapılan bir sözleşmede dahi ikrah olgusu tanık dahi her türlü delille ispatlanabilecektir. Tehdit, korkutulan kişinin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik konum dikkate alınarak değerlendirilir. Mahkeme bu hususta somut olayın özelliğine göre değerlendirme yapar. Korkutmayı ispat yükü, korkutulan tarafa aittir. Yanılma, aldatma ve korkutma senede bağlanması mümkün olmadığından senetle ispat edilmesinde maddi imkânsızlık vardır. Bu nedenle hukuki işlemlerdeki irade bozukluğu iddiaları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 203/1-ç maddesinde senede karşı senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayılmıştır. Sözleşme resmî senetle yapılmış olsa dahi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 7 nci maddesi “Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, her hangi bir şekle bağlı değildir” hükmünü taşıdığından korkutma olgusunun tanık dâhil her türlü delille ispatı mümkündür. (Emsal YHGK 2023/889 Esas, 2024/279 Karar ve 22.05.2024 tarihli ilamı). Somut olayda, davacı tarafça limited şirket hisse devrinin tehdit ile gerçekleştirildiği, kendisinden habersiz kaydedilen görüntülerin kullanıldığı iddiasında bulunmuştur. Söz konusu iddia ile ilgili olarak dava dışı Av. ... hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal iddiası ile suç duyurusunda bulunmuştur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosunun 2021/3753 sayılı dosyasında 17.02.2021 tarihli karar ile yetkisizlik kararı verilmiştir. Ancak soruşturmanın akıbeti ile ilgili bilgi ve belgeler ve tarafların soruşturma dosyasındaki beyan ve ifadeleri dosya içerisinde mevcut değildir. Her ne kadar ceza yargılaması sonucunda verilecek beraat kararı hukuk hâkimini bağlamaz ise de maddi vakıanın sübutu hukuk hâkimini bağlayacağından mahkemece davacı delilleri arasında yer alan soruşturma dosyası ile ilgili tüm bilgi ve belgelerin dosya içerisine celbi ayrıca dava dışı Avukat ile ilgili olarak baroya şikayet bilgilerinin dosya içerisine celbi ile gerekirse soruşturma sonucu beklenilmek suretiyle ve tüm deliller bir bütün olarak değerlendirilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme sonucunda verilen karar yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan eldeki dava, hisselerin irade fesadına uğratılarak devredilmiş olması sebebiyle hisse devrine ilişkin genel kurul kararının ve şirket hissedarı ...'in müdür tayin edilme işleminin geçersiz sayılarak iptali ile hisselerin iadesi istemine ilişkindir. İade talebinde bulunulan hisseler dava dışı ...'e devredilmiştir. İş bu davadaki talepler hisse devredilen ...'i etkileyeceğinden dava dışı ...'e karşı dava açılıp iş bu dava ile birleştirilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi için davacı vekiline bu konuda süre verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu hususa dikkat edilmeksizin karar verilmiş olması da isabetli görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.04.06.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.