Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/695 E. 2026/347 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2025/695
Karar No
2026/347
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/19 E., 2024/116 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 11.09.2023 tarihli ve 2023/2593 Esas, 2023/7946 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki meslek kodunun düzeltilmesi ve prime esas kazancın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin bozmaya uyarak verdiği karar davalı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu tekrar bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı Mersin ... Özel Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetleri Limited Şirketinde 04.06.2013-30.06.2017 tarihleri arasında tıbbi görüntüleme teknikeri olarak çalıştığını, ancak meslek kodunun banko görevlisi olarak bildirildiğini ayrıca 2017 yılı Ocak-Mayıs ayları arasındaki dönemde primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmadığını, işten ayrıldığında son aldığı net ücretin 2.100,00 TL olduğunu ileri sürerek 2013 yılından 2017 yılına kadar tıbbi görüntüleme teknikeri olarak çalıştığının tespiti ile 2017 yılı Ocak ayından Haziran ayına kadar olan dönemde primlerinin gerçek ücreti üzerinden tespit edilerek tamamlatılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... (SGK/Kurum) vekili; kamu düzenine ilişkin eldeki davanın özel duyarlılıkla incelenmesi ve tanıkla ispat sınırını aşan ücret alma iddiasının yazılı delille ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... (... Ltd. Şti.) vekili; davacının müvekkili şirkette 04.06.2013-30.06.2017 tarihleri arasında röntgen teknikeri olarak çalıştığını, Kuruma yapılan bildirimlerde meslek kodunun tıbbi görüntüleme teknikeri olarak belirtilmemiş olmasının kötüniyetle olmadığını, ayrıca davacının ücretinin iddia edildiği gibi net 2.100,00 TL değil ücret bordrolarında gösterildiği üzere net 1.543,20 TL olduğunu, çalıştığı süreye ait alacakların tamamının banka yoluyla eksiksiz ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 3. Dahili davalı ... (... A.Ş.) vekili; davacının müvekkili şirkette 20.04.2017-30.06.2017 tarihleri arasında tıbbi görüntüleme teknikeri olarak ücret bordrolarında gösterilen ücretle çalıştığını, ücretlerinin tamamının banka hesabına yatırıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN BİRİNCİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.07.2019 tarihli ve 2017/164 Esas, 2019/158 Karar sayılı kararı ile; bordro tanıklarının beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı işyerinde aralıksız ve kesintisiz şekilde radyoloji teknikeri olarak çalıştığı, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneğinin 28.02.2019 tarihli yazısında radyoloji teknisyeni ve teknikerinin ortalama net ücretinin asgari ücretin 1,5 katı olduğunun bildirildiği, cevabi yazı ve daha önceki yıllara ait banka hesabına yapılan ücret ödemeleri dikkate alındığında davacının 01.01.2017 tarihinden iş akdinin sona erdiği 30.06.2017 tarihine kadar olan dönemdeki net ücretinin asgari ücretin 1,5 katı olduğu, bu nedenle Kuruma net 2.100,00 TL üzerinden bildirim yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 04.11.2021 tarihli ve 2021/76 Esas, 2021/382 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.06.2022 tarihli ve 2022/259 Esas, 2022/9302 Karar sayılı kararı ile; "...Somut olayda; davacının, isteme konu 4.6.2013-30.6.2017 tarihleri arası dönem yönünden, 20.4.2017-30.6.2017 tarihleri arası dava dışı (1148513) sicil sayılı ... Özel Ağız ve Dış Sağlığı Hizmetleri A.Ş’de, 4.6.2013-20.4.2017 tarihleri arasında (.....) sicil nolu davalı Mersin ... Ağız ve Dış Sağlığı Hizmetleri San Tic. Ltd Şti iş yerinde tüm zamanlarda A-1 kapsamında ve 5230 (gişe/banko görevlisi) kodu ile bildirimlerin yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece kabule konu dönemde taraf olmayan dava dışı işveren ... Özel Ağız ve Dış Sağlığı Hizmetleri A.Ş yönünden de karar verildiği bu bağlamda HMK 124. maddesi kapsamında davaya dâhil edilmesi suretiyle, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 06.12.2022 tarihli ve 2022/219 Esas ve 2022/375 Karar sayılı kararı ile; bozma ilamı doğrultusunda ... A.Ş. davalı olarak davaya dahil edilerek önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle davanın kabulüne, davacının 04.06.2013–20.04.2017 tarihleri arasında davalı Mersin ... Ltd. Şti., 20.04.2017- 30.06.2017 tarihleri arasında davalı ... A.Ş. işyerinde radyoloji teknikeri olarak kesintisiz çalıştığının tespitine, 01.01.2017 tarihinden 30.06.2017 tarihine kadar olan dönemdeki net ücretinin asgari ücretin 1,5 katı 2.100,00 TL olduğunun tespitine ve Kurum kayıtlarının bu şekilde düzeltilmesine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "....6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; 200 üncü maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202 inci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilcisi tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.

Bunun yanında; 6100 sayılı HMK'nın "senede karşı tanıkla ispat yasağı" başlıklı 201 inci maddesinde ise; "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz" hükmü yer almaktadır. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Somut olayda, 2017 yılı Ocak ayından Haziran ayına kadar olan çalışmaları yönünden davacının prime esas kazancının, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneğinin 28.02.2019 tarihli yazısında özel hastane, özel görüntüleme merkezleri, taşeron firmalar ve benzeri işyerlerinde çalışan radyoloji teknisyeni ve teknikerinin ortalama net ücretinin asgari ücretin 1,5 katı olduğuna dair beyanı ile daha önceki yıllara ait banka ödeme belgesindeki ücret ödemeleri dikkate alınmak suretiyle tespit edildiği anlaşılmakla; yukarıda öngörülen yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılmaksızın istemin kabulüne karar verilmesi usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini ayrıca davanın resen araştırma ilkesine tabi bir dava olduğunu, emsal ücret araştırması ile sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; prime esas kazancın emsal ücret araştırması ve uyuşmazlık öncesi dönem banka ödeme belgeleri dikkate alınarak belirlendiği eldeki davada bozma kararında belirtilen ispat kuralları çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 80. ve 86/9. maddeleri 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 2 00... . maddeleri 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlık konusu dönem dikkate alındığında davanın yasal dayanağını 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinin 9. fıkrası teşkil etmektedir. 2. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86. maddesinin 9. fıkrasında aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak alacakları ilâm ile ispatlamaları hâlinde bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının dikkate alınacağı hüküm altına alınmıştır. 3. Belli bir dönemdeki çalışmaların tespiti istemini içeren hizmet tespiti davası, dava dilekçesinde açıkça belirtilmiş olmasa da 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinin 9. fıkrasında da düzenlendiği üzere özünde prime esas kazançların ve prim ödeme gün sayılarının tespiti talebini de içermektedir. Mahkemenin hizmet tespitine ilişkin kararı ise işverenin Kuruma vermediği bildirgeler yerine geçecek belge niteliğindedir. Bu nedenle mahkeme dava sonunda vereceği kararda tespit edilen dönem için aylar itibariyle prim ödeme gün sayıları ile 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesine göre hesaplanacak olan o dönemdeki bir günlük ücreti de belirtecektir. 4. Öte yandan sosyal güvenlik hakkı, sosyal hukuk devletinde geçerli olan sosyal güvenlik ve sosyal adalet ilkelerinin bir gereği olarak insanlara asgari yaşam düzeyi sağlamak ve onları korumakla görevli olan devletten bu yönde gerekli tedbirleri almasını ve teşkilatları kurmasını talep etme hakkı sunar. Sosyal güvenlik hakkının nitelikleri ise vazgeçilmez ve devredilmez bir hak olduğu, bu haktan yararlanmanın zorunlu bulunduğu ve devletin sosyal güvenlik hakkının yaşama geçirilmesinde müdahalesinin gerekliliği olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla vazgeçilmez ve anayasal bir hak olan sosyal güvenlik hakkı bu niteliği itibariyle kamu düzenindendir. Kamu düzeninden olma koşulu resen araştırma ilkesini ve sonuç olarak hâkimin delilleri serbestçe, kendiliğinden toplayarak sonuca gitmesini beraberinde getirir. Sigortalı kavramı, kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sosyal güvence sistemine adına prim ödenmesi gereken yahut kendi adına prim ödemesi gereken kişiyi ifade eder. Görüldüğü gibi sigortalı olmak çalışma ve prim ödeme ilkesine bağlı olduğundan hizmet tespiti ve prime esas kazancın tespiti davaları sosyal güvenlik hakkının özünü oluşturmaktadır. 5. Kendiliğinden araştırma ilkesi dava malzemesinin hazırlanmasında tarafların yanı sıra hâkimin de görevli olması hâli olup bu ilke kamu yararı gerekçesine dayanır ve taraflarca hazırlama ilkesinin istisnasıdır. Öyle ki bu davalarda taraflardan birinin isticvabı ve bunun ikrarla sonuçlanması durumunda bile hâkim kendiliğinden araştırma yetkisine sahip bulunmaktadır. Bu davalarda iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağı uygulanmaz yine hâkim kesin delillerle de bağlı değildir. 6. Hizmet tespiti davasının niteliği gereği çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilmesine rağmen ücretin ispatında bu denli serbestlik söz konusu değildir. Ücretin ispatında Hukuk Genel Kurulunun 07.02.2018 tarihli ve 2015/10-843 Esas, 2018/126 Karar, 05.11.2019 tarihli ve 2015/10-3509 Esas, 2019/1127 Karar, 17.05.2023 tarihli ve 2022/(21)10-650 Esas, 2023/483 Karar ile 01.10.2025 tarihli ve 2024/10-339 Esas, 2025/579 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere HMK'nın 200. maddesinde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. 7. Bu itibarla ücret miktarı HMK'nın 200. maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa tespiti gereken gerçek ücretin hukuksal geçerliliği haiz olarak düzenlenmiş olmak kaydıyla işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkündür. 8. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için veya bu miktar üzerinde olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması hâlinde ise tanık dinletilmesi mümkündür (HMK m. 202). 9. Öte yandan 5510 sayılı Kanun'un 82. maddesinde prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırları açıklanmıştır. Buna göre günlük kazancın alt sınırı HMK'nın 200. maddesinde belirtilen sınırı aşıyorsa ücretin yazılı delille saptanması gereğinin pratikte bir önemi kalmayacaktır. Zira 5510 sayılı Kanun'un 82. maddesinin 2. fıkrasında günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançlarının alt sınır üzerinden hesaplanacağı düzenlenmiştir.

10. Ayrıca 5510 sayılı Kanun'un "Prime esas kazançlar" başlığını taşıyan 80. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentlerinde Kanun'un 4/1-(a) maddesi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançlarının hesabında hak edilen ücretlerin, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların esas alınacağı belirtilmiş, 3 numaralı alt bendinde ise idare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin brüt toplamının esas alınacağı öngörülmüştür. Buna göre aynı maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde sayılan istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen gelirlerden sigorta primi kesilmesi asıldır. Anılan Kanun'un 3. maddesinde ücret, 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara saatlik, günlük, haftalık, aylık veya yıllık olarak para ile ödenen ve süreklilik niteliği taşıyan brüt tutar olarak tanımlanmıştır. 11. Somut olayda; davacının 01.01.2017-30.06.2017 tarihleri arasında prime esas kazancının Kuruma eksik bildirildiği iddiasıyla eldeki davayı açtığı, İlk Derece Mahkemesince davacının banka kayıtları, dönem ve ücret bordroları getirtilerek dinlenen tanık beyanları ve yapılan emsal ücret araştırması neticesinde uyuşmazlık dönemi öncesi banka kayıtları ve Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneğinin özel hastane, özel görüntüleme merkezleri, taşeron firmalar ve benzeri işyerlerinde çalışan radyoloji teknisyeni ve teknikerinin ortalama net ücretinin asgari ücretin 1,5 katı olduğuna dair 28.02.2019 tarihli yazısı dikkate alınarak davanın kabulüne, davacının net ücretinin asgari ücretin 1,5 katı 2.100,00 TL olduğunun tespitine karar verilmiş, karara karşı istinaf başvuruları da Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. 12.Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesi uyarınca sigortalıya yapılan ödemelerin brüt toplamının prime esas kazancın tespitinde dikkate alınması gerekmekte olup davacının aldığını iddia ettiği ücretin miktarı dikkate alındığında uyuşmazlık konusu dönem itibariyle uygulanması gereken HMK'nın 2 00... . maddelerinde öngörülen yönteme uygun biçimde davacının iddiasını ispat etmesi gerektiği hâlde sadece emsal ücret araştırması ile yetinilerek eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. 13. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında prime esas kazancın tespitine ilişkin eldeki davanın kamu düzenine ilişkin ve resen araştırma ilkesine tabi bir dava olduğundan yazılı delille ispat kuralları ile bağlı olunmaksızın iddianın her türlü delille kanıtlanmasının esas olduğu, mahkemece bu yönde tüm araştırma ve inceleme yapılarak karar verilmesi ve bu nedenle de direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 14. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HMK'nın 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/695, K. 2026/347, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-hukuk-genel-kurulu-2025-695-e-2026-347-k-4138e391187a