Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/746 E. 2026/1596 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/746
- Karar No
- 2026/1596
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/746
KARAR NO:2026/1596
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYETİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:25/11/2022
NUMARASI:2021/147 ... - 2022/769 Karar
DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:22/07/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ:01/10/2026
Davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili, müvekkili şirketin kredi borçlarından dolayı çözüm arayışında olduğu sırada davalının bir siyasetçinin başdanışmanı olduğundan bahisle müvekkiline banka kredisi verilmesinde aracılık yapabileceğini beyan ettiğini, tarafların sözlü olarak anlaştıklarını, davalının kredi tahsisi karşılığında müvekkilinden komisyon istediğini ve müvekkilinin de kabul ettiğini, bu süreçte müvekkilinin ... Bankası ...Şubesi'nin 31/12/2018 tarihli ... nolu 50.000-TL, 31/12/2018 tarihli ... nolu 50.000-TL ve 20/02/2019 tarihli 60.000-TL bedelli çekleri keşide ederek davalıya teslim ettiğini, çeklerin tahsil edildiğini, ayrıca davalının oğlunun hesabına 5.000-TL ve 5.000-TL olarak toplam 10.000-TL de masraf ödemesi yaptığını, ödemelerin kredi tahsisi yapılmadan güvene dayalı olarak yapıldığını, kredi onaylanmadığından çeklerin vadesi geldiğinde iadesini istediğini, fakat çekler ödenmezse davalının kredinin onaylanmayacağını söyleyerek müvekkilini oyaladığını, davalıdan yardım alınamadığını ve aldatıldığını anlayan müvekkilinin davalıyı şikayet ettiğini; edimini yerine getirmeyen ve ödemeyi iade etmeyen davalı aleyhine 170.000-TL'nin tahsili için Erzincan İcra Dairesi'nin ... (yetki itirazından önce İstanbul Anadolu 20. İcra Dairesi'nin ...) ... sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibine itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili, taraflar arasında davacı şirkete kredi alınması prosedürlerinde yardımcı olunması ve kredi üzerinden komisyon ödeneceğine dair sözlü anlaşma yapıldığını, anlaşmaya istinaden müvekkilinin kredi protokolleri uygun olan bankalarla irtibat sağladığını, kredilerin bir kısmının onaylanmasına yardımcı olduğunu, şirketin işlerinin iyi gitmemesi ve elde etmek istediği kredi miktarının tamamını şartları uygun olmadığı için alamayan davacının, aldığı kredi miktarı üzerinden komisyon için müvekkiline ödediği paralar için kötüniyetle icra takibi başlattığını, müvekkilinin bir siyasetçinin başdanışmanı olduğu yönünde beyanı olmadığını, zaten bu durumun kolaylıkla öğrenilebileceğini, kredinin ilk kısmı onaylandığında komisyon bedelinin o kısma ait miktarı için davaya konu çeklerden 50.000-TL bedelli iki çekin de dava dışı ...'a teslim edildiğini, bu kişinin aynı zamanda davacı ile müvekkilini bir araya getiren kişi olduğunu, çeklerin ciro edilerek tahsil edildiğini, müvekkilinin eline dahi geçmediğini, akabinde kredinin bir kısmının daha çözüldüğünü ve diğer yani 20/02/2019 tarihli 60.000-TL bedelli çekin müvekkiline verildiğini, ancak davacının daha yüksek kredi beklentisi sebebiyle müvekkilini uygun olmayan yöntemlerle daha yüksek kredi sağlamaya zorladığını, müvekkilinin de böyle bir durumu olmadığını söyleyince, davacının icra takibi başlattığını ve müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacının, davalının nüfuzunu kullanarak kredi sağlayacağı yönünde anlaştıklarını iddia ettiği, yasal olmayan bir sözleşme yapıldı iddia edilerek akabinde verilenlerin geri istenildiği, çekler ve ödemelerin tutarı 170.000-TL'nin tanıkla ispat sınırının üzerinde olduğu, davacının iddiasını ispat eden yazılı delil sunmadığı, davalının davacı şirkete kredi alımı prosedüründe davacıya yardımcı olması ve onaylanan kredi üzerinden komisyon alacağına dair sözlü anlaşma yapıldığını belirtmesi karşısında, aksinin yapıldığı hususunda yazılı delil bulunmadığından davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine ve şartları bulunmayan kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, müvekkili şirketin maddi zorluklarından çözüm arayışındayken, bir siyasetçinin danışmanı ve bankalarla yakın ilişkileri olduğunu söyleyen davalının müvekkiline banka kredisi sağlanması hususunda güven oluşturduğunu ve müvekkilinden para tahsil ettiğini, müvekkilinin şikayeti üzerine davalıya dolandırıcılık suçundan İstanbul Anadolu 13. ACMnin 2020/130 ... sayılı dosyasıyla dava açıldığını, beraat kararının kaldırıldığını, yargılamanın halen 2022/711 ... sayılı dosyada devam ettiğini, ceza davasında davalının ve diğer sanığın çelişki ifadelerinden dolandırıcılığın görüldüğünü; davalının vaat ettiği banka kredileri tahsis edilmediğinden yapılmış ödemelerin iade edilmediğini, müvekkilinin o süreçte aldığı kredi var ise çek karşılığı ve teminat mektubunun nakde çevrilmesi şeklinde, banka müdürünün yardımlarıyla, kredi limiti yükseltilerek aldığı bir kredi olduğunu, fakat ihtiyaç nedeniyle kredi limitinin üstüne çıkmak istediğini, geçen sürede davalıdan yardım alınamadığının fark edildiğini, davalının aldığı ödemeleri ceza dosyasında ikrar ettiğini, sundukları yazışmalar, çek teslim kayıtları, ceza dosyası vs.'nin iddialarını ispat edecek belge ve delil başlangıcı olduğundan tanık dinletme taleplerinin kabul edilmediğini; gerekçede taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı belirtilmiş ise de, arada sözlü bir sözleşmenin de bulunmadığını, müvekkili şirketin yetkilisinin öyle olduğunu düşünerek ödeme yaptığını, çeklerin tahsilinden sonra dolandırıldığını fark ettiğini, dolayısıyla alacağın sebepsiz zenginleşmeye dayalı ödenen bedellerin iadesine yönelik olduğunu ve mahkemenin hukuki nitelendirmeyi hatalı yaptığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE:Dava, davacı şirkete banka kredisi temininde aracı olacağından bahisle davalıya ödendiği iddia edilen bedelin tahsili için başlatılmış ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı şirket temsilcisi ... ...'ın 03/07/2019 tarihli şikayeti üzerine İstanbul Anadolu CBS'nin 2019/123162 soruşturma nolu dosyasında davalı ... ve dava dışı ... hakkında dolandırıcılık suçundan soruşturma başlatıldığı, davalı-şüphelinin 25/07/2019 tarihli kolluk beyanında ...'a diğer şüpheli ... aracılığıyla tanıştığını, müştekinin ekonomik durumunun iyi olmaması sebebiyle banka kredisi kullanması ve iş alabilmesi için yardımcı olduğunu, bunun karşılığında %10 para talep ettiğini, 60.000 TL'lik çeki kendisinin aldığını, 50.000-TL'lik 2 adet çeki ise diğer şüpheli ...'a verdiğini, yine 5.000-TL'den iki kere (toplam 10.000-TL) banka havalesi gönderdiğini, kesinlikle müşteki ...'a bir siyasetçinin danışmanı olduğundan bahisle kendisine iş sağlayabileceğini veya kredi sağlayabileceğini söylemediğini; diğer şüpheli ...'ın savcılık ifadesinde, diğer şüpheli ...'ın Ankara'da tanıdıkları olduğunu bildiğini, ortak arkadaşları ...'in müşteki ...'un şirket işlerinin iyi gitmediğini söylediğini, bunun üzerine birlikte 4 kişi bürosunda buluştuklarını, şüpheli ...'in müştekiye kredi hususunda yardımcı olabileceğini söylediğini ve %3 komisyonda anlaştıklarını, birkaç ay sonra müştekinin kendisini arayarak ... Bankası'ndan bir kısım kredinin çıktığını ve aldığını, ancak kalan kredi miktarını alamadığını söyleyerek ...'le konuşmasını istediğini, sonrasında ...'in isteğiyle müştekinin ofisine gittiğinde, 50.000-TL bedelli (toplam 100.000-TL) 2 adet çeki ...'e iletmek üzere müştekini verdiğini ve bir kısım kredinin henüz çıkmadığını söylediğini, ...'in de kendisine toplamda 20.000 veya 30.000-TL'yi bu senin hakkın diyerek verdiğini; 21/02/2020 tarihli iddianameyle dolandırıcılık olayında müşteki ...'un şüphelilere 170.000-TL verdiği, bankalardan nasıl kredi alınacağını bildiği halde şirketinin kötü durumda olması nedeniyle bankalardan şirketine kredi verilmeyeceğini de bildiğinden hak etmediği bir krediyi alabilmek için başka yollardan araştırma yaptığı ve her iki şüphelinin dayanışma içinde müştekinin zor durumda olduğunu bilerek bu halinden faydalanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu birlikte işlediklerinden bahisle şüphelilerin dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasının istenildiği; İstanbul Anadolu 13. ACMnin 2020/130 ..., 2020/369 karar sayılı ve 15/10/2020 tarihli kararıyla "müşteki şirketinin ekonomik krizde olmasından dolayı borçlarını ödeyebilmek için şikayetçinin hukuka uygun olmayan yollardan kendisine kredi çıkarılmasını sağlamaya çalıştığı,iyiniyetli hareket etmediği dolayısıyla hukukun korumasından yararlanamayacağı, kaldı ki bir kişinin kredi alabilmek için bankalara başvurması gerektiğini bilebileceği, bu nedenle sanıkların olayda kullandıkları ve dolandırıcılık suçunun unsurlarından sayılan hilenin aldatma gücüne haiz olmadığı ve nitelikli yalan kabul edilemeyeceği" gerekçesiyle, her iki sanığın da üzerilerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraatlerine karar verildiği; kararın katılan tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul BAM 35. CD'nin 2022/266 E., 2022/261 K. sayılı ve 10/09/2022 tarihli ilamıyla "Olayın tanığı durumunda olan katılan ile sanıkları tanıştıran ...'in tanık sıfatı ile celbedilerek, iddianameye konu sanığa yüklenen eyleme ilişkin beyanlarının alınması, katılanın usulünce çağrılarak şikayetine konu olan olaylarla ilgili ayrıntılı beyanının alınarak katılanın bankalardan çekmek istediği krediye sanıkların ne şekilde yardımcı olacakları hususlarında ayrıntılı beyanının alınması, sanık ...'ın 09/09/2020 tarihli savunmasında katılanın ... Bankasından 1.000.000 TL, ... Bankasından 1.000.000 TL değerinde kredi çektiği iddiasının ilgili bankalardan sorularak sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdirinin gözetilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin" doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği; sonrasında Mahkemenin 2022/711 ..., 2023/513 karar sayılı ve 24/10/2023 tarihli kararıyla kaldırılan karara ilişkin gerekçe ile sanıkların olayda kullandıkları ve dolandırıcılık suçunun unsurlarından sayılan hilenin aldatma gücüne haiz olmadığı ve nitelikli yalan kabul edilemeyeceği," her iki sanığın da üzerilerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraatlerine karar verildiği; kararın katılan ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul BAM 35. CD'nin 2024/980 E., 2024/751 K. sayılı ve 03/04/2024 tarihli ilamıyla katılanın istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.Eldeki davada davacı şirket, davalının kendisini bir siyasetçinin danışmanı olarak tanıtarak bankalardan kredi alma hususunda kendisine yardımcı olacağını beyan ettiğini ve oluşan güven nedeniyle, davalıya toplam 170.000-TL ödediğini, fakat davalının yardımcı olmadığını ve istinaf dilekçesinde taraflar arasında yazılı veya sözlü bir sözleşme bulunmadığını, müvekkilinin öyle olduğunu düşünerek davalıya ödeme yaptığını, davanın sebepsiz zenginleşmeye dayandığını iddia ederek, bedel iadesi istemektedir.Davalı da, davacıya kredi temini hususunda yardımcı olduğu, ancak davalı şartları taşımadığından kredinin tamamını alamadığından ödediği bedelleri geri istediğini ve davanın reddini istemiştir. Davacı, bu süreçte kredi aldığını ama davalının katkısı olmadığını belirtmekte, davalı ise kendi girişimleriyle davacının kredi aldığını savunmaktadır. Davalı hakkında dolandırıcılık suçundan dolayı açılan davada ağır ceza mahkemesi tarafından verilen beraat kararı yukarıda gösterilmiş gerekçelerle kesinleşmiştir. Davacı ileri sürdüğü alacak iddiasını, uyuşmazlığın değeri itibariyle ispat eden yazılı delil sunmamıştır. Davacı şirket, davalının banka veya kredi kuruluşu olmadığını, o işlerle iştigal etmediğini ve bankalardan nasıl kredi alınabildiğini bilmektedir.Bu nedenle güven ilişkisi içinde davalıya ödediğini belirttiği bedelleri, davalının taahhüdünü yerine getirmediğinden bahisle isteyemeyecektir. HMK'nın 202/2. maddesinde delil başlangıcı,"iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir." şeklinde tanımlanmıştır. Bu kapsamda davacının istinaf dilekçesinde belirtitği yazışmalar, çek teslim kayıtları, ceza dosyası ise, davacının iddialarının sübutu bakımından yazılı delil başlangıcı sayılamayacaktır.Açıklanan nedenlerle, davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026