Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2299 E. 2026/3520 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2299
- Karar No
- 2026/3520
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1885 E., 2025/1764 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/120 E., 2025/179 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 50... parsel sayılı 5.941,90 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, ... oğlu 1956 doğumlu ...'nun 1987 yılından beri fiili kullanımında olduğu'' şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş; bilahare, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca yapılan 07.02.2014 tarihli satış işlemi ile davalılar ... ve ... adına tapuda kayden intikal ettirilmiştir. 2. Kadastro çalışmaları sonucunda, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 50... parsel sayılı 4.999,11 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanşımı zilyetliğine dayalı olarak ... adına tespit ve tescil edilmiştir. 3. Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 68... parsel sayılı 9.454.917,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve 6831 sayılı Kanun'a göre kadastrosu yapılmamış orman vasfındaki yerlerden olduğu belirtilerek, orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 4. Davacı ... dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 50... ve 15 parsel numaralı taşınmazların maliki olduğunu, 1 50... parsel sayılı taşınmazın batı sınırının ...'ya ait 1 50... parsel, güney sınırının davalılar ... ile ...'e ait 1 50... ve 14 parsel sayılı hisseli taşınmaz ile orman arazisinin bulunduğunu, dava konusu taşınmazların ataları tarafından tarım alanı olarak kullanıldığını, miras yolu ile intikal ettiğini, 1985 yılından beri zilyetliğinde bulunduğunu, dava konusu orman olan yerin sınırlarının tapulu arazilerle çevrili olduğunu, içerisinde herhangi bir orman özelliğinin bulunmadığını, toprak yapısının tarım alanı olduğunu ve özel mülkiyete tabi olduğunu, davalılardan ... adına kayıtlı bulunan 1 50... parsel sayılı taşınmazın kendi sınırına bitişik olan kısmından tahminen 50 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptal edilerek 1 50... parsel sayılı taşınmaza dahil edilmesini, davalılardan ... ile ...'e ait 1 50... ve 14 parsel sayılı taşınmazın kendisinin sınırına bitişik olan güney kısmından tahminen 3 dönüm miktarındaki davalılar adına olan tapu kaydının iptal edilerek kendisine ait 1 50... ve 15 parsel sayılı 2/B tapulu taşınmazlara dahil edilmesini, kullanım hanesine isminin yazılmasını,1 50... ve 15 parsel sayılı 2/B taşınmazların ... sınırında bulunan yaklaşık 10 dönüm miktarındaki orman olan taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek 2/B kapsamında 1 50... ve 15 parsel sayılı taşınmazlarına dahil edilerek kendi adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bulunduğu ... Mahallesinde orman kadastrosunun 15.05.1985 tarihinde kesinleştiğini, dava konusu taşınmazın orman tahdidi içinde kalıp kalmadığının tespit edilmesinin gerektiğini, Devlet ormanlarının, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerin mülkiyetinin olağanüstü zamanaşımı ile kazanılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava değerinin 5.000,00 TL olarak gösterildiğini, gerçek bedelin belirlenmesi ve harcın tamamlattırılarak yargılamaya devam edilmesini, mülkiyet hakkına yönelik dava ve itirazlarda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3. maddesi gereği 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, askı süresinde zilyetlik tespitine itiraz edilmediğini ve tutanakların kesinleştiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''davanın, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil talebine ilişkin olduğu, 13.03.2025 havale tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu edilen yerlerin (A1), (A2) ve (A3) harfleriyle gösterilen yerler olduğu, (A1) harfiyle gösterilen yerin 1 50... parsel içerisinde, (A2) harfiyle gösterilen yerin 1 50... parsel içerisinde, (A3) harfiyle gösterilen yerin 1 68... parsel içerisinde olduğunun değerlendirildiği, 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesinde, kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren on yıllık süre geçtikten sonra bu tutanaklara kadastro öncesi nedene dayalı olarak itiraz edilemeyeceği ve dava açılamayacağına dair hak düşürücü sürenin düzenlendiği, tapu kayıtlarının incelenmesinde, 1 50... parselin davalı ... adına 08.12.2006 tarihinde tesis kadastrosunun yapıldığı, 1 50... parselin 2/B parseli olarak 02.12.2010 tarihinde tesis kadastrosunun yapıldığı ve davalı ...'e devredildiği, 1 68... parselin 08.12.2006 tarihinde orman vasfıyla Hazine adına kaydedildiği, dava konusu yerlerin kadastro tespitlerinin kesinleşmesinden itibaren dava açılması için on yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu'' gerekçesiyle davanın hak düşürücü süreye ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''davacının atalarından intikalen gelen kadim zilyetliğe dayalı olarak 1 50... , 12... ada 1 parsellerin belirli bölümlerinin tapu kayıtlarının iptali ile adına tescil talebiyle eldeki davayı açtığı, 1 50... ve 1 68... parsellerin 08.12.2006 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmalarında sırasıyla davalı ... ve Hazine adına ayrı ayrı tespit ve tescil edildikleri, 1 50... parselin ise 02.12.2010 tarihinde kesinleşen kullanım kadastro çalışması sonucunda 2/B şerhi verilerek Hazine adına tespit ve tescil edildiği, 07.02.2014 tarihinde 6292 sayılı Kanun uyarınca dava tarihinden önce davalı ...'e satıldığı, davacının dava açtığı 23.03.2023 tarihine göre her üç parsel bakımından hak düşürücü sürenin dolduğu, 1 50... parsel sayılı taşınmazın dava tarihinden önce Hazine tarafından davalıya yapılan satışının ayakta olduğu ve bu nedenle yolsuz tescil niteliğinde de bulunmadığı'' gerekçesiyle davacı ...'ın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verildiğini, kadimden beri ataları tarafından tarım alanı olarak kullanılmakta iken miras ve taksim sonucu kendisine intikal eden 1 50... parsel sayılı taşınmazın tapu maliki olduğunu, 1 50... ve 15 parsel sayılı 2/B nitelikli taşınmazların da tapu maliki olduğunu, bu taşınmazlarının bitişiğinde bulunan ve tapulu arazilerle aynı fiziki özelliklere sahip olan ve kadimden beri ataları tarafından kuru tarım yapılmak suretiyle kullanılmakta olan miras ve taksim sonucu kendisine intikal eden 1985 yılından beri de kendisinin zilyetliğinde bulunan içerisinde herhangi bir orman ağacı, çalılık, ..., kayalık bulunmayan orman ve Hazine ile hiçbir ilgi ve alakası bulunmayan özel mülkiyete tabi dava konusu taşınmazın yapılan yargılama sonucunda adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken hava fotoğrafları, amenajman haritası, yeni hava fotoğrafları celp edilip incelenmeden gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmadan eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve kanunlara aykırı olduğunu, tanıklarının, mahalli bilirkişilerin dinlenmediğini, dava konusu taşınmazın sınırlarında bulunan tapulu taşınmazların tapu kayıtları celp edilip tapulama tarihleri incelenip dava tarihi ile karşılaştırılarak zamanaşımı süresinin dikkate alması gerekirken, satışı yapılan taşınmazın satış tarihi ile dava tarihi arasında 9 yıl geçmiş olmasına rağmen zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiş olmasının usul ve kanunlara aykırı olduğunu, kararın eşitlik ilkelerine, kişilik hak ve hukukuna, mülkiyet haklarına aykırı olarak verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ...'ın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.