Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2271 E. 2026/3521 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2271
- Karar No
- 2026/3521
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1457 E., 2025/1804 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/220 E., 2024/7 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 130 55... parsel sayılı 1.432,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz arsa vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 130 55... parsel sayılı taşınmazın 1.432,00 metrekarelik kısmının davacılar tarafından eşit olarak kullanıldığını, taşınmazın tapuda Hazine adına kayıtlı olduğunu, dava konusu taşınmazın tamamına yakın bir kısmının yapılaşmış ve orman vasfını yitirmiş olduğunu, davacıların dava konusu taşınmazı uzun yıllardır ekip biçmek suretiyle kullandıklarını, taşınmazdaki zilyetliklerinin uzun yıllardır devam ettiğini, müvekkillerinin uzun zamandan beri süren zilyetliklerinin ve mevcut hukuki menfaatlerinin korunması amacıyla, dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 130 55... parsel sayılı taşınmazın 1.432,00 metrekarelik kısmının davacılar tarafından uzun yıllardır kullanımında olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın herhangi bir zilyetlik kaydına rastlanılmadığını, taşınmazın tapu kaydında 30.04.2014 tarihinde imar yoluyla edinildiğini, evveliyatında da Hazine taşınmazı olduğunu, şerh ve beyanlar hanesinde herhangi bir belirtmeye rastlanılmadığını, Orman Genel Müdürlüğünden alınan 18.02.2022 tarihli 3667790 sayılı yazı ve tutanaklara göre 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmadığını, davacıların taşınmazda Hazinenin üstün mülkiyet hakkını kabul ettiklerini, malik sıfatıyla zilyet olmadıklarını ve malik sıfatı şartlarını taşımadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' davanın zilyetliğin tespiti talebine ilişkin olduğu, tespit davasının kendine özgü davalardan olup, dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmadığı, bu davaların uygulama alanının sınırlı olduğu, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesinin gerektiği, tespit davalarının eda davalarının öncüsü olduğu, eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı, hukuki yararın bulunmasının dava şartı olduğu, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da re'sen gözetileceği, hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesinin gerektiği, tapu kayıtları, yapılan keşif, keşif sonucunda düzenlenmiş bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında, dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 130 55... parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tapuda tescilli olduğu, davacı tarafın zilyetlik tespiti talebinde hukuki yararının bulunmadığı'' gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' dava konusu 130 55... parsel sayılı taşınmazın arsa niteliği ile Hazine adına kayıtlı olduğu ve 3 parselden geldiği, geldi parselinin 2005 yılında yapılan imar uygulaması sırasında ihdasen Hazine adına tescil edildiğinin bildirildiği, tapu kaydının beyanlar hanesinde taşınmazların 2/B niteliğinde olduğuna yönelik bir belirleme bulunmadığı, bilirkişi raporuna göre Orman Genel Müdürlüğünün 18.02.2022 tarihli 3667790 sayılı yazısı ve eklerine göre dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre orman sayılan yerlerden olmadığı, 2. madde veya 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmadığı, dava konusu taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na 5831 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile getirilen Ek-4. maddesi kapsamında yapılan kullanım kadastrosunun bulunmadığı, güncelleme tutanağı veya güncelleme listesinin düzenlenmediği, dava konusu taşınmaz üzerinde kullanım veya güncelleme kadastrosu yapılmamış olmasına göre zilyetliğin tespiti ve tapunun beyanlar hanesine zilyetlik şerhinin verilmesine yönelik davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, davacıların bir an için 4706 sayılı Kanundan yararlanmak amacıyla eldeki davayı açtıkları kabul edilse dahi, davacılar tarafından dava konusu taşınmazın satışının talep edilmesi üzerine ... Milli Emlak Müdürlüğünün 06.11.2018 tarihli yazısının incelenmesinde; dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi tapusuna kayıtlı 130 55... numaralı parsel sayılı taşınmazın deniz kıyı kenar çizgisine beş bin metre mesafenin içerisinde kaldığı için satışının mümkün olmadığının bildirildiği, zilyetliğin tespit edilmesinin bu kanun kapsamında bir amaca hizmet edeceğinin dosya kapsamıyla ispat edilmediği'' gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuda tescilli olduğunu, taşınmazın 1.432,00 metrekarelik kısmının tespit isteyen davacılar tarafından eşit olarak kullanıldığını, dava konusu taşınmazın tamamına yakın bir kısmının yapılaştığını ve orman vasfını yitirdiğini, davacıların uzun yıllardır ekip biçmek suretiyle kullandığını, taşınmazdaki zilyetliğinin tespiti amacıyla eldeki davanın açıldığını, davacıların bu davayı açmakta hukuki yararlarının olduğunu, dosyada alınan bilirkişi raporlarında taşınmaza ait 2004, 2006, 2011, 2016, 2022 yıllarına ait görüntülerde, taşınmazda tarım yapılmak suretiyle bir kullanım olduğunu, ağaç dikim çalışmalarının yapıldığını, parsel içindeki farklı kullanımlara ait anların ve duvarların oluşturulduğunun tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın öncesinde davacıların babası tarafından kullanıldığını, davacıların babası ve davacılar tarafından ekilen zeytin ağaçlarının bulunduğunu, bilirkişi ek raporunda 2004 yılına ait uydu görüntüsünde davacıların tarım yapmak amacıyla bu yeri kullandığının belirlendiğini, bilirkişi raporlarında elde edilen en eski hava fotoğrafının 2004 yılına ait olması nedeniyle davacıların bu tarihten önceki kullanıma ilişkin olarak değerlendirme yapılmadığını, bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, itirazların değerlendirilmeden karar verdiğini, davanın mahiyeti gereği taşınmazın ne zamandan beridir davacılar tarafından kullanıldığının belirlenmesinin önem taşıdığını, bu konuda inceleme yapılmadan karar verilmesinin usul ve kanunlara aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 732,00 TL davacılar tarafından yatırılan peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.