Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2188 E. 2026/3524 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2188
Karar No
2026/3524
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2016 E., 2026/158 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/15 E., 2024/178 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 17 52... parsel sayılı 6,00 m² yüzölçümlü taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "Tahdit sırasında ... İdare Heyeti Reisi ... tarafından yapılan beyanda Rum cemaatinin ibadetine mahsus takdis sularından olduğundan ... namına kadastrolanmasını talep ve postasıncada işbu kargir ... uzun zamandan beri Rum halkının ... ... olarak kullanageldiği ve müdevverede ve vergide kaydı olmadığından malikinin komisyonca tayini mütalaa edilmiş ise de bu gibi akalliyetlere ait kilise ve akaratının Dışişleri Bakanlığı ile muhabere edilmekte olduğundan sonucuna kadar maliki açık bırakılarak diğer vasıflarının tespiti Genel Müdürlüğün 7, 8, 950 ta. ve 20 ... numaralı yazılarıyla bildirildiğinden maliki açık bırakılmak suretiyle diğer vasıflarının tahdit veçhile tespitine ve mukadder kıymetin haddi layıkında bulunduğuna karar verildi." şerhi verilerek kargir ... ... vasfıyla malik hanesi açık bırakılmıştır. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın yüzyıllardır ... olarak kullanıldığını, ... ... tarafından ibadet yeri olarak kullanılan ve içinden çıkan suyun kutsal olduğuna inanılan yerler olduğunu, müvekkilli vakfın 1935 yılının aralık ayında yürürlüğe giren 2762 sayılı Vakıflar Kanunu uyarınca 1936 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğüne beyanname vermek süretiyle tüzel kişilik kazandığını, cemaat vakıfları arasında olduğunu, halen faaliyetine devam ettiğini, dava konusu 17 52... parsel numaralı taşınmazın tapudaki vasfının “...” olarak belirtildiğini, ... ... (... ...) olarak bilindiğini, taşınmazın kadastro tespiti sırasında malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit yapıldığını, taşınmazın malik hanesi açık bırakılarak kadastro işlemleri yarım bırakıldığını, Vakıflar Genel Müdürlüğüne verilen ve aynı zamanda müvekkilli vakfın “vakıf senedi” olarak kabul edilen 1936 beyannamesinin, “İdare olunan Hayratın ne gibi şeylerden ibaret olduğu ve mevajleri kısmında” vakfın hayratları arasında sayıldığı ve "..., ... Ayazmaları hepsi ..." şeklinde belirtildiğini, Vakfın 1936 beyannamesinde belirtilen diğer ... olan ... Ayazmasının ... Tapu Sicil Müdürlüğünde 4 41... parselde kayıtlı olduğunu, ... İstanbul 1. Bölge Müdürlüğünün 13.10.2003 tarihli ve 2234 sayılı Kararı ile bu taşınmazın müvekkili vakfın adına tashihen tesciline karar verildiğini, taşınmazın 07.01.2020 tarihinde müvekkili vakıf adına tescil edildiğini, dava konusu ... Ayazmasının 100 yıla yakın süredir vakfın mülkiyeti ve tasarrufu altında olmasına rağmen, kadastro tespiti esnasında ve sonrasında müvekkili vakıf adına tescil işlemi yapılmadığını ileri sürerek, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan ve ... Tapu Sicil Müdürlüğünde 17 52... parselde kayıtlı 6,00 m² yüzölçümlü ... Ayazmasının tapu kaydının tashihen tesciline ve malik hanesinin davacı adına doldurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Bölge Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan eski 433 parsel, yeni 17 52... parsel sayılı 6,00 m² yüzölçümlü, kargir ... ... vasıflı taşınmazın malik hanesinin bugüne kadar açık olarak kayıtlı olduğu, Vakıf Hizmetleri Şube Müdürlüğünden alınan 14.04.2021 tarihli ve 53790 sayılı yazıda ... Mezarlığı Vakfı'nın ... ilçesi ... Mahallesi 17 52... parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak kayıtların incelemesinde geçici 7. ve 11. maddeleri gereğince herhangi bir başvuru bulunmadığı ifadelerine yer verildiğini, ... Vakfı tarafından 1936 tarihinde verilen beyannamede ''... ... ....'' şeklinde bildirildiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' dava konusu taşınmazın 24.03.1952 tarihli tutanak aslı incelendiğinde; 17 52... parsel numaralı olarak tahdidi yapılan yerin Kargir ... ... vasfında tespiti yapılarak komisyona sunulduğu, komisyon incelemesinde, "Tahdit sırasında ... İdare Heyeti Reisi ... tarafından yapılan beyanda Rum cemaatinin ibadetine mahsus takdis sularından olduğundan ... namına kadastrolanmasını talep ve postasıncada işbu kargir ... uzun zamandan beri Rum halkının ... ... olarak kullanageldiği ve müdevverede ve vergide kaydı olmadığından malikinin komisyonca tayini mütalaa edilmiş ise de bu gibi akalliyetlere ait kilise ve akaratının Dışişleri Bakanlığı ile muhabere edilmekte olduğundan sonucuna kadar maliki açık bırakılarak diğer vasıflarının tespiti Genel Müdürlüğü 7, 8, 950 ta. ve 20, 3, ... numaralı yazılarıyla bildirildiğinden maliki açık bırakılmak suretiyle diğer vasıflarının tahdit veçhile tespitine ve mukadder kıymetin haddi layıkında bulunduğuna karar verildi." şeklinde belirtildiği, Kadastro Müdürlüğünce yazışmalarda sonuç olarak tescile yönelik cevap alınmaması gerekçe gösterilerek taşınmazın 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun (2644 sayılı Kanun) 3. maddesi gereğince açık bırakıldığı, 2644 sayılı Kanun'un 3. maddesi "Mevcudiyetleri Türkiye Cumhuriyeti Hükümetince tanınmış olan yabancılara ait dini, ilmi, hayri müesseselerin fermanlara ve ... kararlarına müsteniden sahiplendikleri gayrimenkuller bu belgelerin sınırları dışına çıkmamak ve Hükümetin izni alınmak şartile müesseselerin hükmi şahsiyetleri namına tescil olunabilir" hükmünü amir kıldığı, Kadastro Müdürlüğünce bu madde uyarınca taşınmazın malik hanesinin açık bırakmasının zaruri olmadığı, kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmaz hakkında bir dava olmamasına rağmen, Kadastro Müdürlüğünün İdareyle yapmış olduğu yazışmalardan cevap alamaması nedeniyle kadastro işlemlerinin tamamlanmadığının tespit edildiği, dava konusu taşınmazın malik hanesinin boş bırakılmasının idari işlem mahiyetindeki kadastro çalışmalarındaki hatadan ya da ihmalden kaynaklandığı, 766 sayılı Kanun'un ve 3402 sayılı Kanun'un uyarınca Kadastro Mahkemelerinin görevine giren durumun bulunmadığı, tamamlanmayan kadastro çalışmaları neticesinde malik hanesinin açık bırakılmasına yönelik hatalı idari tasarruf sonucunda, kadastro işlemlerinin tamamlanmadığının kabul edilmesi gerekeceği, öncelikle kadastro işlemlerinin usulünce tamamlanması gerektiği, kadastro işlemlerinin olağan usullere göre tamamlanması için dosyanın Kadastro Müdürlüğüne iadesinin gerektiği'' gerekçesiyle dava konusu İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 17 52... parsel numaralı taşınmazın kadastro işlemlerinin olağan usullere göre tamamlanması için dosyanın Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''kadastro işleminin 2613 sayılı Kanun hükümlerine göre yapıldığı, tutanak içeriğinde akalliyetlere ait kilise ve akaratının Dışişleri Bakanlığı ile muhabere edilmekte olduğu açıklanıp bu hususta yazılan yazıya cevap alınmaması gerekçe gösterilerek taşınmazın malik hanesi doldurulmadan tapuya gönderilen tutanak veçhile tapuya tescil edildiği, dava konusu taşınmazla ilgili kadastro tespitinden önce mahalli Hukuk Mahkemelerinde derdest bir davanın bulunmadığı, 3402 sayılı Kanun'un 10. maddesinde tanımlandığı şekilde kadastro tutanağının Kadastro Mahkemesine devredilmesine ilişkin bir komisyon kararı bulunmadığı, Kadastro Müdürlüğünce kadastro işlemlerinin olağan usule göre tamamlanıp mülkiyet sütununun doldurulması gerektiği '' gerekçesiyle davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede ve dava konusu taşınmazda kadastro işlemlerinin yapılmış olduğunu, malik hanesi açık olan taşınmazda görevli olan Kadastro Mahkemesince malik hanesinin doldurulması gerekli iken dosyanın Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince, taşınmaza komşu olan taşınmaz kayıtları ile komşu taşınmazlarla ilgili davalar araştırılarak tutanak araştırması yapılmadığını, davanın esasına girilerek taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, taşınmazın malik hanesinin boş kalması sonucunu doğuracak şekilde davanın usulden reddine karar verilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, usul ekonomisi ve hukuki sorunların makul sürede çözümlenmesi gerektiği hususları da göz önüne alındığında İlk Derece Mahkemesinin sorunu en hızlı ve etkili şekilde çözümlemesi gerektiği, davaya konu taşınmaz üzerinde Kadastro Müdürlüğünce tekrar çalışma yapılsa dahi aynı taşınmazın tekrar dava konusu olabileceği, çözümü geciktirerek maliyeti arttıracağını, 3402 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince Kadastro hakiminin usul ve şekil eksikleri nedeniyle tutanakları Kadastro Müdürlüğüne iade edemeyeceği, sicilin düzgün tutulmasından Devletin sorumluluğu ilkesi gereği, Kadastro Mahkemelerinin tapu sicilinin düzgün tutulmasını sağlamak üzere kendiliğinden araştırma yapma yetkisine sahip olduğu, sicilin açık kalması sonucu doğuracak şekilde karar verilmiş olmasının ve sicilin düzgün tutulmamasının, Devletin sorumluluğu ilkesine aykırı olacağını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespiti sırasında malik hanesi boş bırakılan taşınmazın malik hanesinin doldurulmasına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/2188, K. 2026/3524, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-2188-e-2026-3524-k-3c1c290c2b73