Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2320 E. 2026/3525 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2320
- Karar No
- 2026/3525
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1166 E., 2025/1745 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/328 E., 2023/13 Karar.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sırasında, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 275 15... parsel sayılı 1.038,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığı, parselin kullanımsız olduğu şerhi yazılarak Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... mahallesi 275 14... , 8, 9, 275 15... ve 275 13... parsel sayılı taşınmazların gençlik yıllarından beri müvekkilinin kullanımında olduğunu, dava konusu taşınmazların çevresinde bulunan taşınmazların da müvekkilinin ailesine ait olduğunu, parsellerin bir kısmında müvekkili tarafından dikilen yetişmiş zeytin ağaçlarının bulunduğunu, bir kısmına da ... ektiğini, dava konusu parsellere ait vergi kayıtları, beyannameler ve her türlü delillerinin bulunduğunu ileri sürerek tespitin iptali ile müvekkilinin kullanımında olduğu ibaresinin kadastro tutanağının beyanlar hanesine yazılmasını talep etmiştir. 3. Asli müdahil ... vekili müdahale dilekçesinde; ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 275 15... sayılı parselin ... oğlu ... adına kayıtlıyken müvekkili adına satış yapılarak tapuda 17.08.1995 tarihinde tescil edildiğini, müvekkili ...'ın malik olduğunu, günümüze kadar ... Belediyesine emlak vergilerini ödemekte olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağında kullanımsızdır şeklinde Hazine adına yapılan tespitin iptali ile müvekkilinin kullanımında olduğunun şerh edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davacıların dava konusu taşınmazda kullanımının olmadığını beyan ederek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.07.2018 tarihli ve 2018/52 Esas, 2018/197 Karar sayılı kararı ile toplanan deliller ve emsal Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 01.03.2016 tarihli ve 2015/5542 Esas, 2016/2472 Karar sayılı ilamı birlikte değerlendirildiğinde; 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) 9/2 fıkrasında ''Bu kanuna göre yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar 2/B alanları hakkında Hazine tarafından kişiler aleyhine açılması gereken davalar açılamaz, açılmış ve devam eden davalar durdurulur. Durdurulan bu davalara konu taşınmazlar hakkında hak sahipleri veya ilgilileri tarafından bu kanunda belirtilen süreler içinde gerekli başvuruların yapılmaması veya başvuru yapılmasına rağmen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde mahkemelerce bu davalara devam edilerek genel hükümlere göre karar verilir.'' şeklinde düzenleme getirildiğini, Aynı Kanun'un 7/a ve b bentlerinde Hazine adına tesciline karar verilen ve kesinleşen kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazların iadesi bakımından ilgililerin 6292 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 26.04.2012 tarihinde itibaren iki yıl içinde idareye başvurmaları gerektiği, yargılama sırasında Hazine davadan kanun gereği vazgeçmez veya vazgeçmeyeceğini bildirir ve tapu kütüğündeki 2/B belirtmesi de 6292 sayılı Kanun hükümleri uyarınca terkin edilmemiş olursa ''Hazinenin davadan 6292 sayılı Kanun gereği vazgeçmiş sayılmasına'' karar verilmesinin gerekeceği, davacı Hazinenin davasından vazgeçmiş sayılmasına, dava konusu Antalya ... ... Mahallesi 275 15... parselin infazdan önceki eski haline getirilerek davalı ... adına tesciline karar verilmesi gerektiği, her ne kadar infaz yapılmış ve dava konusu taşınmaz Hazine üzerinde tescil edilmiş ise de hüküm bozulduğundan önceki ilamın kesinleşmediği, tapudaki infazın dayanağının kalmadığı, 6292 sayılı Kanun'un 7. ve devamı maddelerine göre davacı Hazinenin öncelikle davasından vazgeçmiş sayıldığı, dava konusu 275 15... parselin infazdan önceki eski haline getirilerek davalı ... adına tesciline karar verildiği, bu kararın Dairemizin 06.06.2022 tarihli ve 2021/9387 Esas, 2022/5363 Karar sayılı ilamı ile onandığı ve Dairemizin 06.06.2022 tarihli onama kararı ile hükmün 26.07.2022 tarihinde kesinleştiği'' gerekçesiyle davanın usulden reddine, 275 15... parselin Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/52 Esas ve 2018/197 Karar sayılı kararı ile kesinleştiğinden tescil hükmü kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... vekili ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dava konusu parselin Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004 yılında açıldığı anlaşılan davasına konu olduğu ve yargılamanın sürdüğünün belirlenmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince sonuçlanmasının beklenildiği, 13.07.2018 tarihli ve 2018/52 Esas, 2018/197 Karar sayılı kararının incelenmesi sonucunda ve davacı Hazine tarafından davalı ...'a karşı dava konusu taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi uyarınca yapılan aynı kullanım kadastrosu tespitine itiraz davası olduğu; dava konusu parselin 1946 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre yapılan orman tahdidinde devlet ormanı sınırları içinde kalıp bu işlemin kesinleştiği, 3116 sayılı Kanun'un 1. maddesi kapsamında maki komisyonunca 1952 yılında yapılan çalışmalarda koruma makiliği kapsamında kaldığı, 1976 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun ile değişik 2/B maddesine göre yapılan orman kadastrosu sonucu ormandan Hazine adına çıkartılmış ise de bu çıkarma işleminin Antalya İdare Mahkemesinin 1985/711 Esas ve 1987/17 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, 1985-1988 tarihleri arasında 3302 sayılı 31.8.1956 tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) ile değişik 2/B maddesine göre ormandan Hazine adına çıkartıldığı ve bu işlemin 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği, koruma makiliklerinin emsal Yargıtay kararları gereğince orman sayıldığı, davalı adına verilen tapunun yok hükmünde olduğu iddiasıyla tapunun iptali ile Hazine adına tescilinin istendiği ve yapılan yargılama sonucunda “...her ne kadar infaz yapılmış ve dava konusu taşınmaz Hazine üzerinde tescil edilmiş ise de hüküm bozulduğundan önceki ilamın kesinleşmediği, bu nedenle tapudaki infazın dayanağının kalmadığı gözetilerek 6292 sayılı Kanun'un 7 ve maddelerine göre davacı Hazinenin öncelikle davasından vazgeçmiş sayılmasına, 275 15... parselin infazdan önceki eski haline getirilerek davalı ... adına tesciline” karar verildiği ve gerekçede 6292 sayılı Kanun'un 9/2 maddesi ile 7/a ve7/b bentlerine dayanıldığı; kararın davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi nedeniyle kesinleşmediği, İlk Derece Mahkemesinin bu kararın kesinleşmesini beklediği Dairemizin 06.06.2022 tarihli ve 2021/9387 Esas, 2022/5363 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği, dava konusu taşınmazın 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiş aplikasyon, herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, davaya konu olan kullanım kadastrosu çalışmasına konu edilerek Hazine adına mülkiyet tespiti de yapılan kadastro tutanağı düzenlendiği, eldeki dava nedeniyle kesinleşmediği, Yargıtay bozması üzerine verilen ve yine Yargıtayca onanarak kesinleşen 13.07.2018 tarihli ve 2018/52 Esas, 2018/197 Karar sayılı kararıyla asli müdahil ... adına tapuya tesciline karar verildiği, davaya konu kullanım kadastrosu tespitinin, taşınmazın asli müdahil adına tapuya tescilli hale gelmesi karşısında dayanaksız kaldığı, kararın davalı Hazine yönünden kesin hüküm niteliğinin bulunduğu, kullanım kadastrosu tespitindeki gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesinin mümkün bulunmadığı, gerçek kişiler adına tapuda kayıtlı taşınmazların tapu kayıtlarına kullanıcı şerhi verilemeyeceği, kullanım kadastrosu tespitinin esası hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulamayacağı, kullanım kadastrosu tespitine karşı yalnızca kullanıcı yönünden itiraz edildiği, mülkiyeti uyuşmazlık konusu edilmediği, kullanım kadastrosu tutanağının iptaline yönelik bir talep de bulunmadığı, kullanım kadastrosu tutanağının iptaline karar verilmesinin doğru olmayacağı'' gerekçesiyle davacılar ... vekili ve ... vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/52 Esas ve 2018/197 Karar sayılı kararı kesinleştiğinden dava konusu taşınmaz bakımından tescil hükmü kurulmasına yer olmadığına karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, kararda hak sahipliğine ilişkin bir değerlendirme ve yargılama yapılmadığını, dava konusu taşınmazın müvekkilinin miras bırakanı tarafından uzun yıllar kullanıldığını, miras bırakanın ölümünden sonra da müvekkilinin bugüne kadar kullanılmaya devam ettiğini, dava konusu taşınmazların bir kısmında müvekkili tarafından dikilen yetişmiş zeytin ağaçlarının olduğunu, gerekli tüm incelemeler yapılmadan taşınmazların hak sahipliği belirlemesinin üstünde durulmadan hatalı ve eksik inceleme yapıldığını beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının ve asli müdahilin kullanım haklarının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.