Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5036 E. 2026/3522 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5036
- Karar No
- 2026/3522
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/653 E., 2025/481 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/85 E., 2023/74 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Denizli ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda ... ... ve ... adına kayıtlı bulunan eski 4516 parsel sayılı ve 11.578,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 4 19... parsel numarasıyla ve 13.990,56 m² yüzölçümlü olarak; tapuda dava dışı Yasin ... adına kayıtlı bulunan eski 4517 parsel sayılı ve 13.722,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 4 19... parsel numarasıyla ve 11.484,45 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; Denizli ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 4 19... parsel sayılı taşınmaz ile müvekkiline ait 6 numaralı parselin evveliyatının muris ... ...'a ait olup, intikal ve taksimen müvekkili ve kardeşi ... ...'a ait olduğunu, ... ... ve müvekkili ...'un rızaen taksim sonucu 6 ve 7 sayılı parselin kuzeydoğusu müvekkili ...'a ait olacak şekilde 6 ve 7 sayılı parsellerin güneybatısında kalan kısımların ... ...'un olacak şekilde fiilen zeminde zilyet ve tasarruf ettiklerini, fiili kullanıma göre 6 sayılı parselin kuzeydoğusundaki 6 dönümü ve davalı 7 sayılı parselin kuzeydoğusundaki 6 dönümlük kısmın bir bütün olarak müvekkili ...'un olduğunu, bu kısmın müvekkili tarafından kadastrodan önce ve sonra bir bütün olarak tasarruf edildiğini, kadastro çalışması sırasında 4 19... ile 7 sayılı parsel arasındaki sınırın, Kadastro Müdürlüğünce yapılan yanlış ölçü ve sınırlandırma krokisi sonucu paftaya sınırların hatalı tersimat yapıldığını, müvekkiline ait 4 19... sayılı parsele ait kuzeydoğuda kalan 6.000,00 m²lik kısmın 7 sayılı parsele geçtiğini, davalıya aitmiş gibi hatalı bir durum ortaya çıktığını, 7 sayılı parselin müvekkilinin kardeşi ...'ye ait olup eşi ...'ye yazıldığını, davalı ...'un hatalı tersimat sonucu hayatında hiç zilyet etmediği davalı kısmın paftaya göre maliki gibi göründüğünü, Kadastro Müdürlüğünce hatalı tersimat ve hesap hatası yapıldığını, bu ölçünün sınır ve tersimat hatalarının 3402 sayılı Kanun'un 41. maddeye göre düzeltilerek 4 19... parsel içinde kalan yaklaşık davalı 6.000,00 m²lik kısmın 7 numaralı parselden ifraz edilerek, 6 numaralı parsele ilave edilerek tapu kaydının iptali ile ve müvekkilleri adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacılardan ...'un 4 19... parsel sayılı taşınmazda 1/2 hisse oranında malik göründüğünü, davacı ...'in belirtilen taşınmazdaki hissesini diğer davacıya 24.10.2019 yılında sattığını, müvekkilinin 4 19... parselin maliki olduğunu, kadastro işlemleri sonucunda son halini aldığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazda her zaman malik sıfatıyla hareket ettiğini, emlak vergilerinin kendisi tarafından ödendiğini, tasarrufta bulunmaya devam ettiğini ve dava dilekçesinde belirtilen iddiaların tamamının asılsız ve dayanaksız olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''davanın, davacının 3402 sayılı Kanun'un 41.maddesine dayanarak yaptığı teknik hataların düzeltilmesine dair başvurunun Kadastro Müdürlüğünce reddedilmesi üzerine, dava konusu taşınmazın 22/2-a uygulama kadastro çalışması sırasında yapılan ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hataların 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi uyarınca düzeltilmesi ve 4 19... parsel içinde kalan 6.000,00 m²lik kısmın 7 numaralı parselden ifrazı ile 6 numaralı parsele ilave edilerek davalı adına tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya kayıt ve tescili istemine ilişkin olduğu, davacı tarafından 41. madde gereği Kadastro Müdürlüğüne başvurulduğu, talabin 27.03.2020 tarihinde reddedildiği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna uygun, hüküm kurmaya elverişli olduğu, eldeki davada mülkiyet uyuşmazlığı değil tersimat hatası yapıldığına dair iddianın mevcut olduğu, tersimat hatası bulunmadığına ilişkin rapora itibar edildiği'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' dava konusu parsellerin ilk tesis kadastrosunda tek parsel olarak sınırlandırıldığı, mirasen taksim sonucu ifraz edildikleri, 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi uyarınca geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hata bulunmadığı, kararın usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın olduğu yerin önceden bağ olduğunun tüm mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında belirtildiğini, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla davanın ispatlandığını, bilirkişi raporunda tersimat hatası bulunmadığı belirtilmiş ise de dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yersel ölçü değil fotogramatik pafta kullanıldığını, tersimat hatasının teknik olarak tespitinin mümkün olmadığını, tesis kadastrosu esnasında bir ölçü bulunmadığını, dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro çalışması yapılırken yersel ölçüm değil hava paftası kullanıldığını, hava fotoğrafındaki yükseklik rakım eğreltisi çizgisi sınır zannedilip tersimat yapıldığını, zemindeki sabit sınırların ölçülmediğini, zemindeki fiili-eylemli ve hiç değişmemiş sabit sınırları teknik aletlerle ölçerek paftaya sağlıklı bir tersimat (çizim) yapılmadığını, 100 yıldır sabit olan (taş-duvar, an-tümsekle işaretli olan) sınırların paftaya çizilmediğini, tesis kadastrosunun hava fotoğrafına göre yapıldığını, yersel ölçü yapılmadığını, bilirkişilerin bu yönde bir ölçü sağlaması yapamadıklarını, tesis kadastrosu kurulurken ölçü bulunmadığını, zemindeki sınır, hava fotoğrafları, mahalli bilirkişi ve tanık anlatımları esas alınarak değerlendirme yapılmasının gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişilerce sadece önceki kadastro çalışmalarını ve bu çalışmalardaki görüntüleri birbiri üzerine koyarak, görüntülerde bir hata olmadığından bahisle talebin yerinde olmadığına kanaat getirmenin hukuka uygun olmadığını, bilirkişi raporu hazırlanma metoduna da tümüyle aykırı olduğunu, hükme elverişli olmayan bilirkişi raporunu gerekçe göstererek davanın reddedilmesinin hukuka, 3402 sayılı Kanun'a ve Anayasa madde 35'e aykırı olduğunu, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla da dava konusu taşınmazın yıllardan beri müvekkili ve davalı tarafça doğal ve değişmemiş sabit sınırlarla kullanıldığına ilişkin herhangi bir şüphe bulunmadığını, dava konusu parseller arasındaki sınırların değişmediğini kadastrodan önce de sonra da bu sınırların sabit olduğunu, dava konusu taşınmazların evvelden beri yıllardır bu şekilde kullanıldığını, kadastro çalışmasından önce nasıl kullanılıyorsa kadastro çalışmasından sonra ve şuanda aynı sabit sınırlarla kullanıldığını, sınırların hiç kaymadığını ve değişmediğini, dava konusu taşınmazların zemindeki kadastrodan önce ve sonra sabit olan sınırları paftaya aktarılırken tersimat ve hesap hatasını kadastro memurlarının yaptığını, kadastronun hatasına dayanılarak açılan davada yine kadastroda çalışan memurların bilirkişi olarak atanmasının davanın esasıyla ters düştüğünü, 3 adet serbest çalışan harita mühendisi ile keşif yapılmasının gerektiğini, yeni bir heyet ile yeniden keşif yapılarak rapor tanzim edilmesi taleplerinin reddedildiğini ve eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu hatalı karar tanzim edilmiş olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.