Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1901 E. 2026/3015 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1901
- Karar No
- 2026/3015
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1229 E., 2025/1776 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/471 E., 2025/265 K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalıların 15.05.2016 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında 2016-2018 dönemi dernek yönetimine seçildiklerini, akabinde Körfez Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... sicil numarasıyla kayıtlı ... Anonim Şirketi ile davacı dernek arasında 23.12.2016 tarihli hisse satışı sözleşmesi yapıldığını, yine sözleşmeden üç gün sonra alınan 29.12.2016 tarihli ve ... numaralı yönetim kurulu kararı ile genel kuruldan yetki alınması şartı ile teyiden onaylanmasına karar verildiğini, sözleşmenin 3.9'uncu maddesine uygun olarak davalılar ..., ..., ... ve bu tarihte henüz dernek temsilcisi dahi olmayan ...nun Kocaeli Birlik Yönetim Kurulu'na girdiğini, sözleşmenin teyiden onaylanmasına ilişkin yönetim kurulu kararı olmasına rağmen davacı dernek hesabından Kocaeli Birlik Hesabına beş farklı tarihte toplam 326.605,00 Euro (1.300.000,00 TL) gönderildiğini, yapılan bu işlemlerin davacının yetkili organı olan genel kurul tarafından onaylanmadan yapıldığını, sözleşmenin imza tarihinden itibaren yaklaşık beş ay sonra 21.05.2017 tarihinde gerçekleştirilen genel kurulda ... Hizmetler Anonim Şirketi'nin hisselerinin tamamının alınmasının oy çokluğu ile karar verildiğini, bundan 45 gün sonra 05.07.2017 tarihinde ... Noterliğinin 7128, 7129, 71 30... yevmiye numaralı istifanameleri ile davalılar ...'ın Kocaeli Birlik Yönetim kurulundaki görevlerinden istifa ettiklerini, işbu eylemler sebebiyle bağımsız denetçilerce yapılan incelemeler neticesinde davacı derneğin zararının sabit hale gelip huzurdaki davanın ikame edilmesinin zorunlu hale geldiğini belirterek, davanın kabulüne şimdilik kısmi dava mahiyetinde 1.300.000,00 TL'nin tazminat şeklinde davacıya ödenmesini, zarar kalemlerinin gerçekleştiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmesini ayrıca kur farkının da davalılara yükletilmesini talep etmiştir. 2. Dava ilk olarak açıldığı mahkeme olan İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.01.2024 tarihli ve 2022/145 Esas, 2024/18 Karar sayılı kararı ile açılan davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, işbu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin (4. Hukuk Dairesi) 17.07.2024 tarihli ve 2024/2385 Esas, 2024/2837 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kesinleşen görevsizlik kararı üzerine dosya İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/471 Esas sırasına kaydı yapılarak yargılama yapılmıştır. II. CEVAP 1. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davaya konu iddiaların 20 16... yılında gerçekleşip, davanın ise 12.05.2022 yılında açıldığını, bu sebeple zamanaşımına uğradığını, yine davaya konu ödemelerin davacının şimdiki yönetim kurulu başkanı olan Ahmet Nur Çebi'nin bilgi ve onayı kapsamında gerçekleştiğini, yine ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için ön görülmüş olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 5 47... . maddeleri gözetilerek davanın görevsizliği ile görevli mahkemenin Ticaret Mahkemeleri olduğunu, yine dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerden de davaya konu işlemlerin tacir olan tüzel kişiler arasında yapıldığı ve bu yönden de görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davaya konu işlemlere ilişkin olarak davacının idari ve mali genel kurulundaki idari ve mali yönden ibra edilmelerine ilişkin kararlara karşı bazı Asliye Hukuk Mahkemelerinde dava olup, yargılamanın devam ettiği, davanın sözleşmeye konu diğer tarafı olan... Firması'na ihbarının gerektiğini, davacının davaya konu iddiaları nedeniyle uğradığı bir zarar olmadığından, davanın dava şartı yokluğundan reddini belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın yasal süresi içinde açılmadığını ve zamanaşımına uğradığını, davacı derneğin dava açmakla ehliyeti bulunan organının dernek yönetim kurulu olduğunu, bu sebeple davacının taraf ehliyetinin bulunmadığını, dava dilekçesinde belirtilen işlemlerin genel kurul tarafından onaylanıp yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiğini, yine müvekkilinin söz konusu işlemlerde imzası ve hatta bilgisi dahi bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu iddianın zamanaşımına uğradığını, davalı müvekkilinin yönetim kurulundaki görev dağılımı sebebiyle davaya konu hususlardan sorumluluğunun bulunmadığını, davaya konu sözleşmenin A takımında oynamak için yeterince şans bulamayan veya alt yapıdan gelen gençlerin A takımı hazırlanması, yeterince tecrübe kazanması için yapılan bir sözleşme olduğunu, gerek müvekkilinin gerekse diğer yönetim kurulu üyelerinin davacı derneğin genel kurulu tarafından ibra edildiğini ve bu karara ilişkin bir davanın da mevcut olmadığını, yine ortada bir zarar ya da tahsil edilmemiş bir alacak var ise bunun sözleşmede taraf diğer ... Anonim Şirketinden tahsili gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava, adı geçen davalılar aleyhine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 553. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış yönetici sorumluluk davası olarak nitelenip arabuluculuğun dava şartı olduğu, davacının davalılar aleyhine açtığı tazminat alacağı davasının, arabulucuya başvurmaksızın açılmış olması karşısında 6102 sayılı Kanun'un madde 5/A hükmüne atfen ve 6325 Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen madde 18/A hükmü nedeni ile dava şartı yokluğundan dolayı usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 09.04.2025 tarihli kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arabuluculuğa dair yasal düzenlemelerin emredici nitelikte olduğu, arabuluculuğa başvuru yapılmaksızın davanın açıldığının anlaşılması hâlinde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin kanun gereği olduğu, ilgili düzenlemede davacı tarafa arabulucuya başvurması için süre verilmesinin söz konusu olmadığı gibi, dava açıldıktan sonra yapılan başvuru sonucunun beklenmesinin de hukuken mümkün olmadığı, kanunun emredici düzenlemesi nedeniyle farklı yorumla verilen kararların bağlayıcı nitelikte olamayacağından davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmeyerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek davanın ticari dava niteliğine haiz olmaması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde 6102 sayılı Kanun hükümleri ve dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un madde 5/A'da düzenlenen arabuluculuğa başvurma zorunluluğu uygulama alanı bulmayacağını, davacı Derneğin, dava dışı .... Şirketinin zarara uğratıldığını iddia etmediğini, davacı Derneğin, zarara uğramasına neden olan işlemlerin ... Anonim Şirketi ile davacı dernek arasındaki 23 Aralık 2016 tarihli hisse satış sözleşmesinden kaynaklandığını öne sürdüğünü ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi Hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde Hâkimin, Türk Hukuku'nu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak Hâkime düşen bir görevdir. Dava dilekçesindeki anlatım ile iddianın ileri sürüş şekline göre uyuşmazlık konusu olan dava, davacı Derneğin 2016-2018 yılları arasında yönetim kurulu başkanı ve üyesi olan davalıların kusurlu eylem ve işlemleri ile derneğe verdikleri zararın tahsili istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 50. maddesinde; "Tüzel kişinin iradesi, organları aracılığıyla açıklanır. Organlar, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar. Organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar." düzenlemesi mevcuttur. Buradaki sorumluluk organı oluşturan kişiler yönünden zincirleme (müteselsil) sorumluluktur. Bölge Adliye Mahkemesi kararında karşı oy yazısında da isabetli bir şekilde belirtildiği üzere kanun yolu denetiminden geçerek kesinleşen görev kararı artık tartışılamaz ve görevli olduğu tespit edilen mahkemeyi görev bakımından bağlar ise de bu mahkeme, davayı, o davanın gerçek niteliğini dikkate alarak ve doğru kanun maddelerini uygulayarak çözmelidir. Yani, eldeki davanın dernek yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan bir tazminat davası olmasına rağmen, salt görev kararın kesinleşmesi nedeniyle şirketlere ilişkin 6102 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması sonucunu doğurmaz. Buna göre İlk Derece Mahkemesince, davanın dernek yöneticilerinin kusurları nedeni ile derneğe verdikleri zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, derneklere ilişkin davalarda arabuluculuğun dava şartı olarak düzenlenmemiş olması nedeni ile işin esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken davanın nitelemesinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.