Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/2039 E. 2026/4023 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2039
- Karar No
- 2026/4023
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/453 E., 2023/62 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, asıl davada davacı/birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı-birleşen davada davalı vekili, müvekkilinin 12/12/2008 tarihinde davalı-birleşen davada davacıya ait işyerinde çalışırken hayvanlar için yem hazırlamak ve karıştırmak için yem karma kaminasının mikserine sol ayağının teması neticesinde sol ayağının tarak kemiği ve parmakları ile birlikte parçalanarak koptuğunu, çalışma ve meslekte kazanma gücünün büyük oranını yitirdiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 51.000,00 TL tazminatın kaza tarihi olan 12/12/2008 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili; davalı tarafın, sahibi olduğu çiftlikte çalışırken yaralandığını ve bu yaralanmaya dayalı olarak Susurluk Asliye Hukuk Mahkemesi 2010/4 Esas sayılı dosya ile tazminat davası açtığını, dava açılmadan önce davalıya ödemeler yaptığını ve dava bitiminde de davalıya 11.500,00 TL ödediğini, davalı tarafın bu ödemeler hiç yapılmamış gibi dosya alacağından indirim yapmadan tazminat miktarını faizi ile birlikte icraya koyduğunu, bu bedelin kendisi tarafından ödendiğini ileri sürerek; icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, itirazın haksız olması sebebiyle davalı aleyhine tazminatına hükmedilmesini talep edilmiştir.
II. CEVAP Davalı-birleşen davada davacı vekili, belirtilen tarihte müvekkilinin besi çiftliğinde böyle bir kaza vuku bulmuşsa da bunun iş kazası olmadığını, zira davacı-birleşen davada davalının işçisi olmadığını, çiftlikte yem hazırlama ve yemleme işleri ile temizlik işlerini tedarikçi eliyle yaptırıldığını, dolayısıyla yem karma makinasının müvekkiline ait olmadığını savunarak davanın reddine istemiştir. Birleşen davada davalı asıl; davacı şahsa hiçbir borcunun olmadığını, Bandırma 2. İcra Müdürlüğünün 2014/4237 Esas sayılı dosyası ile mahkeme kararına dayalı alacağı olduğunu, bu dosyaya da davacı tarafça henüz ödeme yapılmadığını savunarak davanın reddini ve haksız icra takibi nedeniyle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Susurluk 1.Asliye Hukuk (İş Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesinin 03.07.2014 tarihli kararıyla; 12.12.2008 tarihinde davalıya ait çiftlikte, traktörün arkasına bağlı bulunan yem karma makinesine samanları attıktan sonra makinede tıkanıklık meydana gelmesi üzerine davacının tıkanıklığı gidermek için ayağıyla samanları iterken ayağı kayarak sol ayağının makinenin içine girmesi sonucu geçirdiği iş kazası nedeniyle %31 oranında meslekte kazanma kaybının oluştuğu, kusur raporunda davalı işverenin %60 oranında, davacının %40 oranında kusurlu bulunduğu, davalı işverenin sigortasız işçi çalıştırması nedeniyle davacıya verilen kusurun yarısının da davalıya atfedilmesiyle toplam 29.032,24 TL davacının maddi zararının ve 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen 08.06.2015 tarihli ilamla; yapılacak işin; dava konusu uyuşmazlığın çözümünün iş mahkemesinin görevi içerisinde bulunup bulunmadığını belirlemekten ibaret olduğu, kabule göre ise; somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunda muhtemel yaşama sürelerinin Dairece kabul görmeyen TRH-2010 yaşama tablosuna göre tespit edilmesinin doğru bulunmadığı, öte yandan, red edilen manevi tazminat miktarı yönünden dava ve duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına vekelat ücreti takdir edilmemesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. Manyas Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.06.2016 tarihli; kararı ile dosyanın birleştirilmesine karar verilmiş, karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay(kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 23.03.2017 tarihli ilamla; birleştirme kararının temyizi kabil kararlardan olmadığı gerekçesi ile temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Bozma ilamına uyan Susurluk 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.01.2017 tarihli kararıyla; 12.12.2008 tarihinde davalıya ait çiftlikte, traktörün arkasına bağlı bulunan yem karma makinesine samanları attıktan sonra makinede tıkanıklık meydana gelmesi üzerine davacının tıkanıklığı gidermek için ayağıyla samanları iterken ayağı kayarak sol ayağının makinenin içine girmesi sonucu geçirdiği iş kazası nedeniyle %31 oranında meslekte kazanma kaybının oluştuğu, kusur raporunda davalı işverenin %60 oranında, davacının %40 oranında kusurlu bulunduğu, davalı işverenin sigortasız işçi çalıştırması nedeniyle davacıya verilen kusurun yarısının da davalıya atfedilmesiyle toplam 28.425,55 TL davacının maddi zararının ve 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı/ birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairece verilen 21.04.2021 tarihli ilamla; birleşen dava dosyası hakkında bağımsız bir hüküm kurulmamış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca birleşen dosya hiç yokmuş gibi hüküm kurulmuş olup, bu hususun, bozmayı gerektirdiği, bozma nedenine göre, davalının (birleşen dava davacısı) sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediğinden bahisle karar bozulmuştur. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığındaki tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl dava yönünden 12.12.2008 tarihinde davalıya ait çiftlikte, traktörün arkasına bağlı bulunan yem karma makinesine samanları attıktan sonra makinede tıkanıklık meydana gelmesi üzerine davacının tıkanıklığı gidermek için ayağıyla samanları iterken ayağı kayarak sol ayağının makinenin içine girmesi sonucu geçirdiği iş kazası nedeniyle %31 oranında meslekte kazanma kaybının oluştuğu (sürekli iş göremezlik), 03.12.2012 havale tarihli kusur raporunda davalı işverenin %60 oranında, davacının %40 oranında kusurlu bulunduğu, davalı işverenin sigortasız işçi çalıştırması nedeniyle davacıya verilen kusurun yarısının da davalıya atfedilmesiyle toplam 28.425,55 TL davacının maddi zararının meydana geldiği, sonuç olarak davacı işçinin TRH-2010 yaşama tablosuna göre yapılan bilirkişi raporundaki hesaplama denetime elverişli hesap hatası içermediği anlaşıldığından usulü kazanılmış hak ilkesi de gözetilerek davanın kısmen kabulü ile 28.425,55 TL'nin TL davacının maddi zararının ve 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen dava yönünden ise; 12.12.2008 tarihinde yaşanan kaza sonrasında, birleşen davanın davacısı tarafından birleşen davada davalı ...'e, açıklama yapılmadan yapılan ödemelerin kazaya istinaden yapıldığı anlaşılmakla, bu ödemelerin karar sonrasında başlatılan ilamlı icra takibinde alacak kaleminden düşülmemiş olması sebebi ile birleşen davacı tarafından Manyas İcra Dairesinin 2015/13 E. Sayılı icra takibinde; 20.100,00 TL toplam alacağın tahsilinin talep edildiği, bu nedenle birleşen davada davacı tarafından direk olarak ödenen bedellerin tahsili talebi ile başlatılan ve açıklama olmayan ödemelerin HMK'nın 33.maddesi gereğince hukuki sebebin belirlenmesi hakime ait olduğundan TBK'nın 77.maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında değerlendirmesinin gerektiği ve 29.11.2022 tarihli ek bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda; davalı-birleşen davada davacı ... tarafından, birleşen davada davalı ...'e Manyas İcra Dairesinin 2015/13 E. Sayılı başlatılan icra takibinde ödemeler nedeniyle ödenen 20.100,00 TL asıl alacak ve 4.895,73 TL işlemiş faizin toplamı 24.995,73 TL'nin davacı-birleşen davada davalı ...'den sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince tahsili ile davalı birleşen davada davacı ...'a ödenmesine fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı/birleşen davada davalı vekili ve davalı/birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş, dairece verilen 28.04.2025 tarihli geri çevirme kararında belirtilen eksik harçlar davalı/birleşen davacı vekili tarafından tamamlanmaması üzerine 12.01.2026 tarihli ek kararla davalı/birleşen davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik temyiz başvurusunun ayrı ayrı yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, bu karara karşı davalı/birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmamıştır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı/birleşen davada davalı vekili; asıl dava bakımından hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan asgari ücretin rapora esas alınarak tazminatın yeniden hesaplanmasının gerektiğini, birleşen dava yönünden davacının alacağını ispat edemediğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, asıl davada ileri sürülmeyen alacağın usulen birleşen davada ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, takibin devamına ya da durmasına dair karar verilmediğini, usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada iş yerinde meydana gelen kaza nedeni ile tazminat istemine, birleşen davada ise asıl dava davacısına asıl davadan önce ve sonra yapılan ödemelerin inkar edilmesi nedeni ile ödemelerin tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). Bundan başka, Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş olan bu kısımları lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK). Asıl davada davacı ... vekilinin asıl dava yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemenin 03.07.2014 tarihli kararıyla; davanın kabulü ile; 29.032,24 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, kararın yalnızca davalı vekili tarafından temyiz edildiği ve görev yönünden bozulduğu; Mahkemenin 19.01.2017 tarihli kararıyla davanın kısmen kabulü ile; 28.425,55 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, kararın yalnızca davalı vekili tarafından temyiz edildiği ve birleşen dava yönünden karar verilmemesi nedeniyle bozulduğu, bozma üzerine Mahkemenin verdiği 16.02.2023 tarihli kararıyla yine davanın kısmen kabulü ile; 28.425,55 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, bu durumda davacı tarafından temyiz edilmeyen kısmen kabule ilişkin kararın davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği, bu kısım yönünden kararın kesinleştiği anlaşılmakla asıl davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen davada davalı ... vekilinin birleşen dava yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26. maddesine göre, “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.” Birleşen davacının açmış olduğu birleşen dava icra takibine vaki itirazın davası olup, bozmadan önce ne davacı ne de davalı tarafından söz konusu davanın alacak davası niteliğinde olduğuna ilişkin bir beyan, ıslah ya da davanın değiştirilmesi amacıyla yapılan bir hukuki işlem mevcut olmadığı gibi bu konuda bir tereddüt dahi ifade edilmemiştir. Fakat mahkeme davayı alacak davası şeklinde hükme bağlamıştır. “Taleple bağlılık” ilkesi uyarınca, hâkimin tarafların talep sonucu ile bağlı olduğu açık olup, somut olay bakımından hâkimin tarafların talebiyle bağlı olmadığına dair bir kanun hükmü bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, icra takibine vaki itirazın iptali talebi hakkında karar verilmesi gerekirken talepten farklı olarak alacağın tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sebebine göre, birleşen davada davalı ... vekilinin birleşen dava yönünden sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Mahkeme kararının asıl dava yönünden ONANMASINA, 2.Temyiz olunan Mahkeme kararının birleşen dava yönünden usulden BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre birleşen davada davalı ... vekilinin birleşen dava yönünden sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Asıl dava yönünden aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Birleşen dava yönünden peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.