Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/670 E. 2026/851 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/670
- Karar No
- 2026/851
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/670 Esas
KARAR NO: 2026/851
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/01/2024
NUMARASI: 2021/103 E. - 2024/12 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Sebepsiz Zenginleşmeden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu menkullerin.... İcra Müdürlüğünün ... E. Nolu dosyasındaki borç kapsamında Burdur İcra Müdürlüğünün 2019/327 Tal. Sayılı dosyasında 10.07.2019 tarihinde haczedilmiş olduğunu, söz konusu dosya kapsamında İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/669 E. Nolu dosyasına yapılmış olan istihkak iddiasının taraflarının bilgisi dahi olmadan reddedildiğini, bunun üzerine davalı tarafça Burdur İcra Müdürlüğünün ...Tal. Sayılı dosyası kapsamında muhafaza işlemi yapılmış olmasıyla 23.10.2019 tarihinde ilgili mahkeme kararından haberdar olunduğunu, haciz tehdidi altında icra dosyası kapsamında seksen bin TL'nın davalı tarafa ödenmek durumunda kalındığını, taraflarınca konuya dair açılan istihkak davasının halen İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/1368 E. Nolu dosyası ile derdest olduğunu, davacı müvekkilinin haciz tehdidi altında ilgili tutarı davalı tarafa borçlu olmamasına rağmen ödemek zorunda kaldığını, davalı tarafın davacı müvekkilinden alacaklı olmadığı halde söz konusu tutarı davacı müvekkilinden tahsil ettiğini ve sebepsiz bir şekilde zenginleştiğini, ilgili tutarın davacı müvekkiline iadesine dair arabulucuya başvuru yapıldığını, ancak netice alınamadığını ileri sürerek 24.10.2019 tarihinde davacı müvekkili tarafından ödenmiş olan 80.000 TL tutarın sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde davalı taraftan ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte alınarak davacı müvekkiline verilmesine talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından.... İcra Müdürlüğü'nün 2019/25351 esas sayılı dosyasına yapılan ödemenin istirdatı talebiyle huzurdaki davayı ikame edilmiş ise de istirdat davasının, borçlu olmadığı halde icra tehdidi altında borcu ödeyen borçlunun ödediği parayı geri alabilmek için alacaklıya karşı açtığı bir dava türü olup, borçlu sıfatı olmayan davacının iş bu davada taraf sıfatının da bulunmadığını, davacının talebinin İ.İ.K.72.maddesi kapsamında "menfi tespit ve istirdat" davası niteliğinde değerlendirilemeyeceğini, zira T.B.K. 78.md. uyarınca borçlanmadığı bir edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse hataen kendisini borçlu zannederek verdiğini ispat etmedikçe verdiği şeyin istirdatını isteyemeyeceğini, davacının dilekçe içeriğinde belirttiği üzere davacı tarafından İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/1368 Esas sayılı dosyası ile istihkak davası açıldığını ve davanın derdest olduğunu, davacı tarafından açılmış ve devam eden istihkak davası var iken huzurdaki davanın ikamesinde hukuki yarar bulunmadığını, bu nedenle davanın öncelikle hukuki yarar yokluğundan reddini talep ettiklerini ayrıca, borçlu ile 3. şahıs arasında davacının iddiasının aksine çok açık bir şekilde organik bağ bulunmakta olduğunu, istihkak iddiası yapılacak işlemi engellemek adına kötü niyetli olarak ileri sürüldüğünü, davalı şirketin ticari faaliyetine söz konusu şirket üzerinden ve haciz adresinde devam ettiğini, zira 10.07.2019 tarihli haciz tutanağı incelendiğinde borçlu tarafından açıkça Burdur'da şantiyesi olduğunu, buradaki konteynerlerin, bilgisayarların yazıcıların kendilerine ait olduğunu açıkça beyan ettiğini, görüleceği üzere davacı ile davalı alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile birlikte hareket ettiklerini, borçlu ile davacı şirketin faaliyet alanlarının aynı olduğunu, taraflarınca dosyaya sunulan ticaret sicil kayıtları incelendiğinde her iki şirketin de faaliyet konularının inşaat sektörü olduğunun görüleceğini, her iki şirketin ticari kayıtları, vergi kayıtları, ticari defter ve SGK çalışanlarını gösterir kayıtları cep edildiğinde davalı borçlu şirketin tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınarak ticari faaliyetlerine aralıksız devam ettiğini ve aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğinin kanıtlandığını, her ne kadar davacı vekili tarafından yapılan haczin haksız olduğu iddia edilmişse de, mahkemenin vermiş olduğu takibin devamı kararıyla borçlu ile davacı şirket arasındaki illiyet bağının kanıtlandığını, hem esas, hem de talimat icra dosyasından da görüleceği üzere, haciz yapılan adreste borçluya ait birden çok evrak bulunduğunu ve esas icra dairesinin bu evraklardan ötürü borçlu ile 3.şahıs (davacı) arasındaki gizli ticari ilişki ile muvazaalı işlemlere rağmen, her iki tarafın illiyet bağının mevcudiyetini tespit ettiğini, İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/669 E 2019/867 K sayılı ilamıyla Takibin Devamına karar verildiğini, bu haliyle davacı vekilinin tüm iddialarının hukuken yersiz ve geçersiz kaldığını, haciz tatbik edilen adreste yapılan evrak araştırmasında borçlu adına birden fazla önemli nitelikte evraklar tespit edildiğini, davacı ile borçlunun muvazaalı olarak alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile birlikte hareket ettiklerini, davacının ticaret sicil gazetesinde yer alan adresine bakıldığında haciz mahali ile bir alakası olmadığının açık olduğunu, davacı şirketin ticaret sicil adresinin ... Caddesi ... cad. no:... olarak görülmekte olduğunu, istihkak iddia eden tarafından haciz esnasında taraflarına mülkiyeti ispatlayıcı belge sunulmadığını, mahcuz üzerindeki mülkiyetin davacı tarafından ispatlanamadığını beyan ederek
davacının dava ikamesinde hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine, davacı taraf aleyhine %20’den aşağı olmamak kaydı ile tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2021/103 esas, 2024/12 karar sayılı, 10/01/2024 tarihli kararı ile; "İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/1368 esas - 2021/821 karar sayılı dosyasının gerekçeli kararının incelenmesinde; davacının vekili ile sunduğu dava dilekçesinde, borçlunun borcundan dolayı.... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından yazılan talimat gereği Burdur İcra Müdürlüğünün ...talimat sayılı dosyasından müvekkilin iş yerine 11.07.2019 tarihinde hacze gelindiği ve mülkiyeti müvekkile ait olan menkul malların haczedildiği, müvekkili şirketin borçlu şirket ile alakası olmadığı, müvekkilinin haciz esnasında baskı altında kalarak borcu ödemek zorunda kaldığı, haciz konusu menkul malların borçlu şirket ile alakası olmadığı, iş yeri adreslerinin farklı olduğu bu nedenle istihkak iddiasında bulunduğu ileri sürülerek ve müvekkiline ait olan menkul mallar üzerindeki haczin kaldırılmasının talep edildiği, davanın 17/06/2021 tarihinde verilen kesin karar ile " 11.07.2019 tarihli haczin yapıldığı adresin davacının ticaret sicil müdürlüğünde kayıtlı adresi olmadığı, 10/09/2019 tarihli hacizde borçlu şirket yetkilisinin, haczin yapıldığı adres olan ...adresinde şantiyeleri olduğunu beyan ettiği, haciz mahallinde yapılan evrak araştırmasında borçluya ait ajanda defterleri güncel malzeme listeleri, ve sevk irsaliyelerine rastlandığı, borçlu ile davacı şirketin faaliyet alanlarının aynı olduğu, bu koşullarda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerektiği, bu karinenin aksini kanıtlar nitelikte haczedilen menkullere ait davacı tarafça sunulan belgeler adi nitelikte olup her zaman temini mümkün belgelerden olduğu " gerekçesi ile ispatlanamayan istihkak davasının reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça, davalı tarafa borçlu olmamasına rağmen haciz tehdidi altında icra dosyasına konu miktarı ödemek zorunda kaldığını ve davalı alacaklının sebepsiz bir şekilde zenginleştiğini ileri sürmüş ise de, mahcuz mallara yönelik davacının istihkak iddiasının yerinde olmadığı mahkeme kararı ile sabit olduğundan davalı alacaklının sebepsiz bir şekilde zenginleştiğinden söz edilemeyeceği anlaşılmakla, davanın REDDİNE " karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili haciz tehdidi altında icra dosyası kapsamında 80.000 TL davalı tarafa ödemek durumunda kaldığını, haciz mahallindeki haczedilmek istenen menkullerin borçlu şirket ile bir ilgisi olmadığını, konuya dair açılan istihkak davası halen İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/1368 E. Nolu dosyası ile derdest olduğunu, davalı tarafın davacı müvekkilden alacaklı olmadığı halde söz konusu tutarı müvekkilinden tahsil ettiğini ve sebepsiz bir şekilde zenginleştiğini, bu tutarın davacı müvekkiline iadesine dair arabulucuya başvuru yapıldığını ancak netice alınamadığını, mahkeme gerekçesinin eksik olduğunu, mahkemece borçlu ...Limited Şirketi'nin şirket merkezinin Antalya olması, Antalya Kurumlar Vergi Dairesine bağlı olarak çalışması hususu değerlendirilmediğini, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları da mahkemece dikkate alınmadığını, borçlu ile müvekkili arasında bir illiyet bağı olmadığını, icra mahkemesince verilen karar müvekkiline tebliğ dahi edilmeden davalı taraf icra işlemlerine devam etme gayesiyle hareket ederek icra işlemlerine devam ettiğini, müvekkilin söz konusu adreste bulunmasının sebebi ...üniversitesinden aldığı ihaleden kaynaklandığını belirterek usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istihkak iddiasını ispatlayamadığının mahkeme kararı ile sabit olduğunu, mahkemenin davanın reddi yönünden kararı yerinde olduğunu, davacı her ne kadar söz konusu dosyanın derdest olduğunu iddia etmişse de mahkemece kesin karar verildiğini, davacı mahcuzlar üzerindeki mülkiyet iddiasını kesin olarak ispatlayamadığını, takipte borçluluk sıfatı bulunmayan davacının icra tehdidi altında borcu ödediğinden bahsedilemeyeceğini, davacının haciz tehdidi altında borcunu ödediğine ilişkin savunmasının hukuka aykırı olduğunu, söz konusu davanın muhatabı alacaklı müvekkili değil, borçlu şirket olması gerektiğinden davacının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; takip dosyasına haciz/muhafaza baskısı altında yapıldığı iddia edilen ödemenin takip alacaklısı/ davalıdan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Dosyanın tetkikinde; .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası kapsamında, davalı/alacaklı tarafından, 30.04.2019 keşide tarihli 50.000-TL bedelli çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile dava dışı takip borçlusu aleyhine icra takibinin başlatıldığı, ...adresinde yapılan hacizde dava konusu menkuller üzerinde davacı tarafından istihkak iddiasında bulunulduğu ve icra dosyasına 80.000-TL ödeme yapıldığı, bununla birlikte davacının istihkak iddiası yönünden İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/1368 esas ve 2021/821 karar sayılı dosyası kapsamında; ''11.07.2019 tarihli haczin yapıldığı adresin davacının ticaret sicil müdürlüğünde kayıtlı adresi olmadığı, hacizde borçlu şirket yetkilisinin, haczin yapıldığı adres olan ...adresinde şantiyeleri olduğunu beyan ettiği, haciz mahallinde yapılan evrak araştırmasında borçluya ait ajanda defterleri güncel malzeme listeleri, ve sevk irsaliyelerine rastlandığı, borçlu ile davacı şirketin faaliyet alanlarının aynı olduğu, bu koşullarda İİK’nın 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerektiği, bu karinenin aksini kanıtlar nitelikte haczedilen menkullere ait davacı tarafça sunulan belgeler adi nitelikte olup her zaman temini mümkün belgelerden olduğu" gerekçeleri ile ispatlanamayan istihkak davasının reddine kesin olarak karar verildiği görülmüştür. Mahkemece kesinleşen icra hukuk mahkemesi dosyasına atıfla davanın reddine karar verilmiş ise de kararın kanun yolu denetiminden geçmeden kesin olarak verildiği, İİK’nın 97/a maddesindeki mülkiyet karinesine göre değerlendirme yapıldığı, davacı ile dava dışı takip borçlusu arasında organik bağın bulunduğunu gösterir herhangi bir saptamanın bulunmadığı anlaşılmıştır.
TBK'nın 77. maddesi gereğince haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının mal varlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Buna göre borcun kaynağı olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli haklı bir sebebe dayalı olmaması gerekmektedir. Sebepsiz zenginleşmeden bahsedilebilmesi için diğer şartların yanında en önemlisi zenginleşenin mal varlığında meydana gelen artışın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Bahsi geçen kanuni açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirketin alacaklı sıfatıyla dava dışı borçlu şirket aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı, haciz işlemi için borçluya ait olduğu iddiasıyla davacı şirketin faaliyet adresine gelindiği, tarafların aynı alanda faaliyet gösterdiği ve davacının merkez adresi farklı ise de ...üniversitesinden almış olduğu ihale nedeni ile haciz yapılan şantiye alanında faaliyette bulunduğu, dava dışı borçlu ile organik bağının bulunduğu gösterir somut delil bulunmadığı, dava dışı borçlunun merkez adresinin de haciz mahallindeki adres olmadığı, şantiye alanında önceki faaliyetleri nedeni ile evraklarının bulunmasının doğal olduğu, nitekim davacının ofis alanında dava dışı borçluya ait kayıtlara rastlanılmadığı, böylece davacı şirketin borç miktarını haciz tehdidi altında ve ihtirazî kayıtla yatırdığı anlaşılmıştır. Davacı ihtirazî kayıtla yatırdığı parayı asıl borçlunun borcundan kurtulması amacıyla kendiliğinden değil, haciz tehdidinden korunmak amacıyla ve bu hususu da haciz tutanağında açıkça belirterek yatırmış olup yatırılan para davalı alacaklının mal varlığına dâhil olmuştur. Davacının istemi, kendisinden haksız şekilde tahsil edilerek davalının mal varlığına giren paranın iadesi olduğuna göre muhatap da davalı olmalıdır. Aksinin kabulü, davacıyı muhatabı olmayan, borcu ödeme kabiliyetinin olup olmadığı belirsiz dava dışı borçluya yönelmeye zorlayacaktır ki, bu tür bir riskin davacıya yüklenmesi adil olmayacaktır. (Emsal ilam: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/3-80 esas, 2022/107 karar sayılı ilamı) Dolayısıyla dava konusu olayda sebepsiz zenginleşenin davalı olduğunun kabulü gerekmiş olup davanın bu gerekçelerle kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yetersiz gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. TBK'nın 117. maddesi gereğince sebepsiz zenginleşmede zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olmakla ödeme tarihinden itibaren faiz istemine cevaz verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, ''Davanın KABULÜ ile, 80.000-TL'nin ödeme tarihi olan 24.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine'' karar verilmesi gerektiği kanaat sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
2-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../01/2024 tarih, 2021/..... E., 2024/.... K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3-Davanın KABULÜ ile,
80.000-TL'nin ödeme tarihi olan 24.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.464,80-TL karar harcından peşin alınan 1.366,20-TL'nin mahsubu ile 4.098,60-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafında ilk derece mahkemesinde yapılan; 59,30-TL başvurma harcı, 1.366,20-TL peşin harç, 8,50-TL vekalet harcı, 742,50-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.176,50-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40- TL istinaf yoluna başvurma harcı, 478,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.647,40-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- HMK'nın 333. maddesi gereğince mevcut ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026