Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6193 E. 2026/3774 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6193
- Karar No
- 2026/3774
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1382 E., 2025/1757 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/352 E., 2025/86 K.
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile menkul malların teslimi istemine ilişkindir. Davacı vekili; davalının davacı müvekkilinin oğlu olduğunu, tarafların aile işletmesi şeklinde işletilen çiftlikte hayvancılık faaliyetiyle iştigal ettiğini, bu çerçevede bir takım hibe programlarından yararlanmak için davalı adına yapılan başvurularda destek alınması amacıyla müvekkil adına kayıtlı bulunan Konya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi;103 ada, 466 parsel, 103 ada, 468 parsel ve 103 ada, 396 parsel sayılı taşınmazların oğlu olan davalıya devredildiğini, hibe programlarından yararlanıldıktan sonra söz konusu taşınmazların davacıya devri gerekmesine rağmen davalı tarafça haklı bir neden olmaksızın taşınmazların iade edilmediğini, ayrıca yine hibe almak için davacı tarafça oğlu olan davalıya devredilen ve dava dilekçesinde ayrıntıları belirtilen tarımsal makinaların da müvekkiline verilmediğini ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, belirtilen tarımsal zirai aletlerin üstündeki davalı müdahalesinin meni ile davacıya teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; dava dilekçesinde belirtilen hususların maddi gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin çocukluğundan beri tarım hayvancılık işi ile iştigal ettiğini ve kazanımlarının kendi bilgi beceri ve emeğinin karşılığı olduğunu, davacının ileri sürdüğü nedenlerden hiç birinin kanunda öngörülen tapu iptal ve tescil sebepleri arasında yer almadığını, davacı yanca kendilerine ait olduğu iddia edilen tarım alet ve makinelerinin davaclıya ait olduğunun faturaları ile sabit olduğunu, kaldı ki hiç kimse kendi muvazaasına dayanarak hak iddiasında bulunamayacağını aksi bir durumun dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 33. maddesine göre hukuki nitelendirmenin Hâkime ait olduğu, bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu bulunmadığı, buna göre somut olayda iddia ve savunma kapsamında yapılan değerlendirme sonucu talebin niteliği itibariyle inançlı temlik hukuksal sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğunun anlaşıldığı, inanç sözleşmesinin ise 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabileceği, yazılı delilin, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olması gerektiği, açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış "delil başlangıcı" niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun'un 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesinin "tanık" dahil her türlü delille ispat edilebileceği, davacı tarafça inanç sözleşmesini ispata yarar tarafların imzalarını taşıyan yazılı delil veya uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek "delil başlangıcı" niteliğinde bir belge sunulmadığı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun 24.07.2024 tarihli cevap yazısında davalı tarafından yapılan başvuruda herhangi bir taşınmazın teminat olarak verilmediğinin belirtildiği, bu kez davacı vekili tarafından davalının davacıyı Devlet desteği çıkacağına ikna ederek hile ile iradesinin sakatlandığı ileri sürülmüşse de dinlenen davacı tanıklarının, genel olarak taşınmazların devri ile ilgili bilgi ve görgülerinin olmadığı ya da taşınmazların geri iade edileceğine dair bir anlaşma olduğundan söz etmedikleri, aksine tarafların işlerinin ortak olduklarından söz edildiği, dolayısıyla da davacı tarafın dayandığı hile olgusunu da ispat ettiğinden söz edilemeyeceği, aynı şekilde davacı tarafından tarımsal zirai aletlerine davalının müdahalesinin meni talep edilmiş ise de trafik tescil kayıtlı araçların davalı adına kayıtlı olduğu, diğer tarım aletleri ile de ilgili olarak davacı tarafından sahiplik durumunu gösterir herhangi bir belge sunulamamış olduğundan davalının müdahale iddiasının dosya kapsamına göre ispatlanamadığı gerekçeleriyle tüm talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının delilleri arasında yemin delili de bulunmadığından mevcut delillerin takdirinin ve kararın dayandığı gerekçenin usul ve kanuna uygun olduğu gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.