Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/710 E. 2026/2273 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/710
- Karar No
- 2026/2273
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2403 E., 2024/2860 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... köy civarı mevkiinde kain 4 pafta 214 parselinde kayıtlı taşınmazın maliki olduğunu, 2003 yılında Hazine Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2003/792 Esas sayılı davayı ikame ettiğini, bu davada söz konusu yerin orman olduğundan bahisle özel mülkiyete konu olamayacağını iddia ettiğini ve tapunun iptalini talep ettiğini, yapılan yargılama sonunda; "dava konusu İstanbul Beykoz Dereseki köyü 214 numaralı taşınmazın davalı ... Adına olan kaydının iptali ile... 5.880 m²lik kısmının orman vasfı ile Hazine adına, 10.620 m²lik kısmının 2/B arazisi olarak tesbiti ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline " karar verildiğini, bu kararın Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince onandığını ve kesinleştiğini, bu süreçte 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) çıktığını ve müvekkillerince Kanun gereğince söz konusu taşınmazın bedelsiz iadesinin talep edildiğini, bu talep üzerine çeşitli yazışmalar yapıldığını en son ... Dairesi Başkanlığının 05.09.2012 tarihli yazısı ile görüşünü Tapu Müdürlüğüne bildirdiğini, buna göre işlem yapıldığını, 10.620 metrekarelik için 400 numaralı parselin oluşturulduğunu ve bu taşınmazın tapu kaydının müvekkiline verildiğini, bu kısım ile ilgili bir sorun kalmadığını, ancak 6292 sayılı Kanun ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunda (4721 sayılı Kanun) düzenlenen tapuya güven ilkesi gereğince müvekkiline ayrıca 399 numaralı parsel olarak tapuya kaydedilen 5880 metrekarelik yerin de iadesinin veya bunun rayiç bedelinin ödenmesinin gerekeceğini, bunun yapılamaması nedeniyle dava açtıklarını, Kanun'un çıktığı anda müvekkilinin aleyhine sonuçlanın davadaki ilamın infaz edilmediğini, 214 parselin müvekkili adına kayıtlı iken parselin bölünmesi sureti ile 5880 metrekarelik 399 sayılı parselin Hazine adına olan kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, taşınmazın rayiç bedelinin müvekkiline ödenmesine, alacak tutarının belirsiz olması nedeni ile şimdilik 1.000 TLsinin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.11.2019 tarihli ve 2019/175 Esas, 2019/541 Karar sayılı kararı ile davacıların tapu iptali ve tescil talebi bakımından davanın kesin hüküm dava şartı nedeniyle reddine, davacıların 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında iade talepleri bakımından davanın reddine, davacıların tazminat taleplerinin kabulü ile 1.341.545,52 TL tazminatın tapu iptalinin kesinleşme tarihi olan 10.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 19.11.2019 tarihli kararına karşı davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2021 tarihli kararı ile davalı Hazine vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1.b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacıların tapu iptali ve tescil talebi bakımından davanın kesin hüküm dava şartı nedeniyle reddine, davacıların 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında iade talepleri bakımından davanın reddine, davacıların tazminat taleplerinin kabulü ile 1.170.884,00 TL tazminatın tapu iptalinin kesinleşme tarihi olan 10.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2021 tarihli kararının davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.02.2024 tarihli ve 2023/4528 Esas, 2024/1140 Karar sayılı ilamıyla, "Bölge Adliye Mahkemesince; davacının 09.10.2017 havale tarihli ıslah dilekçesi ile harcını yatırmak suretiyle talebini 1.170.884,00 TL'ye artırdığı, kaldırma kararı sonrası yeni düzenlenen bilirkişi raporuna yönelik tarihsiz beyan dilekçesi ile de harcını yatırmaksızın talebini 1.341.545,52 TL'ye yükselttiği, İlk Derece Mahkemesince ikinci kez ıslah yasağı ve davacı vekilinin usulüne uygun düzenlenmiş ıslah dilekçesi bulunmadığı dikkate alınarak ilk ıslah dilekçesine göre karar verilmesi gerekirken ikinci artırım talebi üzerinden karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu belirtilmişse de, bu değerlendirmeye katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesinin ikinci fıkrasında, belirsiz alacak davası açılabilen durumlarda, miktar ya da değerin tespit edildiği anda, alacaklının iddianın genişletilmesi yasağından etkilenmeksizin talebini artırabileceği belirtilmiştir. Kural olarak, bir davada başlangıçta belirtilen miktar veya değerin artırılması, iddianın genişletilmesi yasağına tâbidir. Bunun amacı, davacının dava açarken hakkını kötüye kullanmaması, daha özenli davranması, yargılamayı gereksiz yere uzatmamasıdır. Oysa, baştan miktar veya değeri tam tespit edilemeyen bir alacak için, davacının böyle bir ihmal ya da kusurundan söz edilemez. Bu sebeple, belirsiz alacak davası açıldıktan sonra, yargılamanın ilerleyen aşamalarında, karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneğin, bilirkişi ya da keşif incelemesi sonrası), baştan belirsiz olan alacak belirli hâle gelmişse, davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilmesi benimsenmiştir. Davacı, sınırlama ve yasağa tabi olmadan, sadece talepte bulunmak suretiyle yeni miktar üzerinden yargılamaya devam edilmesini isteyebilecektir. Bu halde, dava, 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi kapsamında tazminat talebi yönünden, belirsiz alacak davası niteliğinde olduğundan davacı tarafça ilk kez sunulan 09.10.2017 tarihli dilekçenin ıslah dilekçesi değil, talep açıklama dilekçesi olduğu kabul edilmelidir. Buna göre Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında sunulan ikinci dilekçenin; mahiyeti itibarıyla bedel artırım dilekçesi olarak değil ıslah dilekçesi olarak kabul nitelendirilmesi, davacı tarafa ıslah harcının tamamlatılması için süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda davacı vekiline süre verilerek harç tamamlatıldığı ve davacı vekilinin kaldırma sonrası vermiş olduğu ıslah dilekçesi dikkate alındığı gerekçesiyle, davacıların tapu iptali ve tescil talebi bakımından davanın kesin hüküm dava şartı nedeniyle reddine, davacıların 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında iade talepleri bakımından davanın reddine, davacıların tazminat taleplerinin kabulü ile, 1.341.545,50 TL tazminatın tapu iptalinin kesinleşme tarihi olan 10.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dosyada reddedilen kısım olmadığı, davanın terditli dava olduğundan tek bir davanın mevcut olduğu, tazminat taleplerinin kabul edildiği ve bu nedenle terditli davada reddedilen taleplere yönelik aleyhe masraf ve vekalet ücretine takdir edilemeyeceğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davacının davasını kaldırma kararı öncesinde Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/407 Esas sayılı dosyasında 1.170.884 TL olarak ıslah etmiş olduğunu ve bu bedel üzerinden karar verildiğini, davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceğini (6100 sayılı Kanun madde 176/2), davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuken mümkün bulunmadığından reddi gerektiğini, ancak bu yönden dava ret edilmeyecekse bile davanın kısmi dava olarak kabul edilip buna göre hüküm kurulması gerektiğini, söz konusu alanın sulu tarım arazisi olarak kabulüne imkan bulunmadığını, alanın orman olduğunun mahkeme kararı ile tespit edildiğinden bilirkişilerin dava konusu alanın vasfı ile ilgili yaptığı değerlendirmelerini kabul etmediklerini, eksik araştırma ve incelemeyle hazırlanan, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanan mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini ve davada müvekkili Hazinenin yasal hasım bulunduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, tapu iptali ve tescili, 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında bedelsiz iade olmadığı takdirde 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi kapsamında tazminat taleplerine ilişkindir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Terditli (kademeli) davalarda (6100 sayılı Kanun'un madde 111), davacı aynı davalıya karşı aralarında hukuki veya ekonomik bağlantı bulunan birden fazla talebini aralarında aslilik ve fer'ilik ilişkisi kurarak aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Terditli davalardaki taleplerden biri asıl taleptir; ikincisi fer'i taleptir. Davacı, ilk önce asıl talep hakkında karar verilmesini ister, yardımcı talebini ise asıl talebin reddedilmesi ihtimali için yapar. Bu tür davalarda, terditli taleplerden reddedilen talep için ayrıca harç alınmayacağı gibi vekalet ücretine hükmedilmez. Bölge Adliye Mahkemesince, bu husus düşünülmeden tapu iptal ve tescil talebi ile terditli talep olan 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında iade talebi yönünden davacı aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı sebeplerle, davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte yazılı sebeplerle, davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (6) numaralı "Reddedilen kısımlar bakımından davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT tarifesine istinaden 30.000,00-TL ücreti vekaletin davacılardan alınıp davalılara ödenmesine," bendinin hüküm yerinden çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.