Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5679 E. 2026/4111 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5679
Karar No
2026/4111
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1383 E., 2025/1341 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/29 E., 2023/50 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kocaeli ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 167 parsel sayılı 526,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 20 33... parsel numarasıyla ve komisyon kararı uyarınca 460,20 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı adına kayıtlı bulunan eski 202 parsel sayılı 3.720,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise yeni 20 33... parsel numarasıyla ve 3.760,77 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkiline ait taşınmazın sınırının yanlış belirlendiğini, yanlışlığın davalıya ait 20 33... parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, müvekkilinin parselinde meydana gelen yüzölçümü azalmasının düzeltilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; yapılan uygulama kadastrosu çalışmanın doğru olduğunu, parsel içinde kalan duvarın kendisine ait olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dava konusu 20 33... parselin tesis kadastrosu esnasında yüzölçümünün takeometrik yöntemle ölçülüp mesafelerin mira yöntemi ile okunduğu, nizalı parselde herhangi bir tersimat hatası yapılmadığı, yüzölçüm hesap karnesine göre kaba bir yüzölçüm hesap hatasının ((34*12+34*16/2)=476 olması gerekirken 526 olarak hesaplanması)) yapıldığı, bu kaba hesap hatasının uygulama esnasında giderildiği, uygulama tespitinde nizalı 57 numaralı parselin tüm sınırları Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelikte belirtilen sabit sınır esas alınarak yapıldığı, 57 parsel ile 56 parsel ara sınırın anılan yönetmelikte belirtilen kadastro paftası esas alınarak uygulanan geçerli sınır tanımına göre yapılmasının gerektiği, dinlenen tanıklar nizalı parselleri birbirlerinden ayıran kadim herhangi bir sabit sınır bilmediklerini beyan ettikleri, bilirkişi raporunda taşınmazın hali hazırdaki fiili kullanım sınırlarının çakıştırılan hava fotoğrafları sınırları ve pafta sınırlarının uyumlu olmadıkları, uygulama sınırları ile pafta sınırlarının ise uyumlu olduğunun anlaşıldığı, kadastro tespitinin sabit sınır denilerek fiili kullanım durumuna sınır tespiti yerinde olmadığı, davalının komisyona yaptığı itiraz ile komisyonca geçerli sınır tanımlamasına uygun bir şekilde tespit edilen sınırın yerinde olduğu, uygulama kadastrosunda ilk tesis kadastrosunda yapılan kaba hesap hatasının giderilerek yönetmelikteki belirtilen geçerli sınıra göre yapılan sınır tespitininde yerinde olduğu '' gerekçesiyle davanın reddine taşınmazların kadastro komisyon kararına göre tapuya tescillerine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''harita mühendisi tarafından yöntemine uygun şekilde tesis kadastrosu ve 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftaları ile ortofoto ve eski tarihli hava fotoğrafının, ölçü ve sınırlandırma krokilerinin yöntemine uygun şekilde şekilde tespit tarihine en yakın tarihli hava fotoğraflarının stereoskopik olarak ve ortofoto haritada dava konusu yerin çevresindeki kadastral parsellerle karşılaştırmalı olarak tesis kadastrosu ile yenileme ile oluşan tüm sınırlarının çakıştırılması ile yapılan inceleme sonucunda uygulama kadastrosunun 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi ile bu madde uyarınca Kadastro Güncelleme Yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapıldığı, taşınmazdaki alan farklılığının alan hesaplama yöntemindeki teknik yetersizlikten kaynaklandığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu müvekkilline ait parselin yenileme öncesi tapu alanı ve fiili kullanım alanının 526,00 metrekare olmasına rağmen güncelleme çalışmaları sonrası tapu alanının 460,20 metrekare olarak tespit edildiğini, davalıya ait komşu parselin tapu alanı 3.720,00 metrekare olmasına rağmen, yenileme çalışmaları sonrası 3.760,77 metrekare olarak tespit edildiğini, müvekkilinin parselindeki azalma olurken komşu parselde eş zamanlı bir artış olmasının yenileme işlemlerinde ölçümlerin ve sınır belirleme işlemlerinin hatalı yapıldığını açıkça gösterdiğini, ilk tapulama işlemlerinin hatalı olmasını sadece o dönemin teknolojik şartlarına bağlamanın hakkaniyetten uzak olduğunu, dava konusu 2 parsel arasındaki sınır uzunluğunun 34 metre değil 43 metre olduğunu, yapılan hesaplamalarda 34 metre olduğu belirtildiğini, bilirkişilerin hesaplamalarının hatalı olduğunu, yüzölçüm hesap karnesinde ölçüm hatası olmayıp, dava konusu 2 parselin arasındaki sınır uzunluğunun 43 metre yerine 34 metre yazılmasından kaynaklandığını, dava konusu parseller arasındaki sınırın gerçek uzunluğunun ölçülmesi ve sonrasında hesaplama yapılması durumunda tapu kaydında belirtilen metrekarenin doğru olduğunun anlaşılacağını, keşif kararı verilerek sınırın fiziki olarak metre ile ölçülmesi taleplerinin kabul edilmediğini, dava konu gayrimekullerin bulunduğu bölgede tapulama işlemlerinin 1969 yılında yapıldığını, dosyaya celp edilen 19 68... yılı hava fotoğraflarında müvekkillinin parselinin coğrafi sınırlarının ayrıt edici şekilde belirgin olduğunu, hava fotoğraflarının kullanım sınırlarını net bir şekilde gösterdiğini, yenileme sonrası müvekkilinin taşınmazında meydana gelen sınır değişikliğinin, taşınmazın içerisinde bulunan mevcut bina ve müştemilatlarının kullanımını zorlaştırdığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5679, K. 2026/4111, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5679-e-2026-4111-k-3652733222e9