Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5375 E. 2026/4109 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5375
Karar No
2026/4109
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1606 E., 2025/1531 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/120 E., 2023/106 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Bilecik ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 1 26... parsel sayılı 7.232,52 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 88... parsel numarasıyla ve 7.232,68 m² yüzölçümlü olarak; davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 1 26... parsel sayılı 5.659,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 88... parsel numarasıyla ve 5.658,54 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; Bilecik ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 26... parsel sayılı taşınmazın satın alma yoluyla maliki olduğunu, dava konusu taşınmazın doğu sınırının yola cephe olduğunu, yaklaşık 40 tonluk bir su deposu, eski bir çiftçi kulübesi ve çeşitli türden meyve ağaçları bulunan 188,92 metrekarelik alanla ilgili eski hatalı kayıtların düzeltilmeyip komşu parsellerin eski malikleri, bilirkişiler ve köy muhtarının tanıklığıyla kendisine ait alan ile ilgili olarak yanlış tespit yapıldığını, 2015 yılında Bilecik ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 26... , 33, 34... numaralı parselleri satın alarak tevhit ettirdiğini, söz konusu parsellerin eski maliki tarafından tapuda tevhidi yapılmamış olsa bile zeminde taş duvar, yükseltili toprak sınırlar, çeşitli ağaç türleri ve tel örgü ile tek bir parsele dönüştürüldüğünü, kiraz bahçesi olarak kullanıldığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazda ilgili tersimat hatasının düzeltilerek adına tespitini ve tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Kadastro Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; kadastro davalarının lehine tespit yapılan ya da kadastro komisyonunca tescile karar verilen gerçek ya da tüzel kişiler arasında görüldüğünü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu uyarınca husumetin Sakarya Kadastro Müdürlüğüne yöneltilemeyeceğini, davanın öncelikle husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davacının ölçüm hatasından kaynaklı itirazlarının, idari olarak yapılmasının gerektiği, neticesine göre Sulh Hukuk Mahkemesine geometrik ölçüm hatası nedeni ile dava açılması gerekirken Kadastro Mahkemesinde dava açılması nedeni ile davanın görev yönünden reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tamamının eski malik ... adına kayıtlı iken 26.10.2021 tarihinde ... adına satış işlemi ile devredildiğini, davaya konu Bilecik ili ... ilçesi ... Mahalesi 1 26... parsel numaralı taşınmazın 1 26... numaralı parsel ile tevhid yolu ile birleştiğini ve 1 26... parsel numarasını aldığını, davacının müvekkilinin taşınmazının içinden geçecek şekilde tel örgü çektiğini, müvekkilinin taşınmazının bir kısmını işgal ettiğini, Osmaneli Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/3 Değişik İş sayılı dosyasıyla yapılan delil tespitinde, 40 numaralı parsel sahibinin müvekkiline ait 32 numaralı parsele tel çit çekmek suretiyle 409,70 m² taşkın kullanımı olduğunun tespit edildiğini, Osmaneli Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/163 Esas sayılı dosyası ile el atmanın önlenmesi davası açıldığını, taşınmazda kadastro bilirkişisi tarafından alınan raporlar mevcut olduğunu, davacının taşınmazı 3. şahıstan satın alırken de söz konusu arazileri yeni yapılan kadastro çalışmalarında belirtilen şekilde kullandığını, davacının hak kaybına uğradığı iddiasının iyiniyetten uzak ve gerçek dışı bir iddia olduğunu, kadastro tespitine itiraz etmesinde hukuki bir yarar bulunmadığından usul ve kanuna aykırı davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dava konusu taşınmazın davacı adına kayıtlı olup davada aktif husumetin mevcut olduğu, dava dilekçesi içerinde açıkça belirtilen diğer dava konusu taşınmazın malikinin de yargılamanın devamında davaya dahil edilmesi sağlanarak pasif husumet eksikliği tamamlandığı, davanın askı ilan cetveline göre askı ilan tarihi içinde, süresinde açıldığı, her ne kadar davacı dava dilekçesi ve sonraki beyanlarında dava konusu taşınmazda yapılan uygulama çalışmasında yerinin eksik ölçüldüğünü, bilirkişi raporunda (A) harfiyle belirtilen 188,02 metrekarelik yerin dava konusu 1 88... parsele eklenmesini talep ederek uygulama çalışmasına itiraz etmişse de, taşınmazda yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda ilk tesis kadastrosuna ait pafta ile güncelleme sonrası sınırların üst üste çakıştırılarak kroki ile değerlendirildiği, ilk tesis kadastro tespit tarihine yakın 1997 tarihli hava fotoğrafı ile güncel uydu fotoğrafı üzerinde kroki düzenlenmek suretiyle ada ve parsel bazında inceleme yapıldığı, rapor içeriği ve düzenlenen krokiler değerlendirildiğinde pafta ve güncelleme çalışmasında oluşan sınırların çakıştırılmasında sınırların birebir örtüştüğü, her hangi bir uyumsuzluk bulunmadığı tespit edildiği, uygulama çalışması tutanağına göre davacıya ait taşınmazın yüz ölçümü eskisine göre azalmadığı, keşif sırasında dinlenen mahalli ve tutanak bilirkişileri ile davacı tanıkları dava konusu taşınmazlar arasındaki sınırlarının geçmişten bu yana keşifte gösterildiği şekilde olduğunu, raporda (A) harfiyle belirtilen uyuşmazlığa konu asıl alanın davacıya ait olduğunu, dava konusu taşınmazla arasında herhangi bir sınır ihtilafı olmadığını bildiklerini, dahili davalının cevap dilekçesi ekindeki Osmaneli Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/163 Esas, 2021/300 Karar sayılı Kararı ile yine dosyaya yansıyan diğer soruşturma evrakına göre dava konusu taşınmaz sınırlarının ihtilaflı olduğunun sabit olduğu, keşif sırasında dinlenilen mahalli, tutanak ve davacı tanıklarının beyanlarının davacının fiili kullanımına ilişkin olduğu, ilk tesis kadastrosunda ve uygulama kadastrosu çalışmasında dava konusu taşınmaz sınırlarında her hangi bir farklılık söz konusu olmadığı, uygulama çalışmalarının amacının mülkiyet uyuşmazlıklarını çözmek olmadığı, uygulama çalışması ile fiili duruma uyularak yeni sınırların oluşturulmasının mümkün olmadığı, uygulama çalışmalarınun mevzuat hükümlerine uygun yapıldığı'' gerekçesiyle davalı Kadastro Müdürlüğü yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... yönünden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''davacının maliki olduğu ... köyü 1 26... parsel sayılı taşınmaz ile komşu 1 26... parsel sayılı taşınmaz arasındaki sınırın yanlış belirlendiği iddiası ile dava açtığını, uygulama tespitine açıkça itiraz ettiğini, dava dilekçesinde 1 26... parsel sayılı taşınmaz malikini davalı olarak göstermediğini, sadece Kadastro Müdürlüğünü davalı göstererek eldeki davayı açtığını, davacının davasını açarken, uygulama kadastrosu sırasında, kendi parseli aleyhine olacak şekilde sınırlarında ve yüzölçümünde değişiklik yapılan taşınmazı açıkça bildirdiği, davasını ve iddiasını, taşınmazının komşu 1 26... parselden kaynaklandığı şeklinde somutlaştırdığı, uygulama kadastrosuna itiraz davalarının, hakları çatışanlar arasında görülmesinin gerektiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) hükümlerine göre dahili dava ya da ıslah yolu ile de olsa dava dilekçesinde davalı gösterilen kişinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hasımda yanılma koşullarının gerçekleşmesi hali dışında değiştirilmesinin mümkün olmadığı, usule aykırı olarak sonradan davaya dahil edildiği anlaşılan dahili davalılar yönünden davaya devam edilerek aleyhlerine hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, davacının davasının pasif husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekirken, yanlış değerlendirme yapılarak esastan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesinin birinci fıkrası ikinci cümlesi gereğince kamu düzenine aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından resen gözetilmesi gerektiği'' gerekçesiyle davacı ...'nin istinaf başvurusunun esastan reddine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesinin birinci fıkrası ikinci cümlesi gereği resen görülen kamu düzenine aykırılık nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın yeniden esası ile ilgili olarak; davalı Kadastro Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, 1 88... parsel sayılı taşınmazın kadastro güncelleme tutanaklarındaki tespit gibi tapuya tesciline, davalı ... bakımından dosyada taraf olmadığından hakkında karar verilmesinde yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen hususlar, tanık, mahalli bilirkişisi beyanları ve diğer somut deliller dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme sonucu davanın reddine karar verildiğini, hüküm tesis edilirken muhtar, mahalli bilirkişi beyanları ve zemin sınırları gibi sair deliller dikkate alınmaksızın sadece güncelleme öncesi harita ve belgeler ile bu belgelere göre hazırlanmış fen bilirkişisi raporunun dikkate alındığını, hukukun temel prensipleri, ruhu ve amacına aykırı davranıldığını, hatanın ilk tesis kadastrosuyla başladığını, tesis kadastrosundaki hataların ve eksiklerin giderilmesi için bütün köy halkının kadastro güncelleme çalışmalarını beklediğini, eski harita ve bilgilerin zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediğini, güncelleme kadastrosunun dava dilekçesindeki talep edilen hususları kapsamadığını, dava dilekçesinin hangi hukuki mülahazalarla kabul edilip davalıya Mahkeme masrafı yükletilmesinin anlaşılamadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5375, K. 2026/4109, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5375-e-2026-4109-k-1efd889421c3