Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/457 E. 2026/815 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/457
Karar No
2026/815
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/457 - Karar No:2026/815

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/457 KARAR NO : 2026/815

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/02/2024 NUMARASI : 2021/1083 E-2024/184 K

ASIL DAVADA: DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

BİRLEŞEN ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2022/16 E-259 K SAYILI DAVADA: DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : İtirazın iptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 03/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/07/2026

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan asıl ve birleşen davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı- birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili: Taraflar arasında gerçekleştirilen anlaşma neticesinde, davalı firmaya ölçüleri ve özellikleri belli olan bir malzeme üzerine uygulanacak hassas delik delme işinin tam ve eksiksiz şekilde tamamlanması için müvekkilinin davalı ile anlaştığını, ancak, davalının teknik, bilimsel ve uzmanlık bilgi gerektirir bu işi kabul etmesine ve garanti taahhüdünde bulunmasına rağmen, dava konusu işi ayıplı şekilde ifa edildiğinden müvekkilinin ödemiş olduğu fatura bedelinin iadesi ile birlikte, teslim edilen hammadde bedelinin iadesini talep etmek gerektiğini, müvekkilince davalıya gönderilen 22.11.2020 tarihli e-mailde işin tanımının belirtildiğini, davalının 31.01.2021 tarihli cevabi e-mailinde işi eksiksiz bir şekilde yerine getirileceğini taahhüt ettiğini ve yine aynı mail ile malzemeye ilişkin garanti taahhüdü verildiğini ve teklif formu onaylanarak işe başlanıldığını, işin gereği olan ve davalı firmaya kargo yapılarak teslim edilen hammadde kalıp, davalı tarafından işlemden geçirildikten sonra, 19/02/2021 tarihinde müvekkiline gönderildiğini, ancak, malzeme uygulandığı andan itibaren deliklerin içindeki çapak/pürüz nedeniyle deliklerden düzgün silindir yerine tırtıklı ipler çıktığı, ayrıca davalının gönderdiği üründe çok fazla çapak bulunduğundan çapakların sisteme ciddi zararlar vermiş, müvekkile teslim edilen malzemede bulunan çapakların temizlenmesinin uzun zaman almış ve müvekkil firma açısından hem zaman kaybı hem malzemenin bozulmasından hem de makinenin çalışamamasından kaynaklı maddi zarar meydana gelmiş olup bu durumun video kaydı altına alındığını, 23/02/2021 tarihinde davalı firma ile irtibatta olunan şirket yetkilisi ...’e, maillerinde de yer alan telefonuna whatsapp SMS yoluyla makinenin doğru şekilde çalışmadığına dair video kaydı gönderilerek ayıbın ihbar edildiğini, ayrıca şifaen arayarak durumun davalıya ayıp ihbarı yapıldıktan sonra davalının müvekkiline önerilerde bulunduğunu, ancak hiçbir işlemin makinanın doğru şekilde çalıştırılması için yeterli olmadığını, işi ayıplı bir şekilde ifa eden davalının davacının tüm zararlarını karşılaması gerektiğini, davalının ayıplı hizmeti sonucunda, müvekkilinin 1.081,00Euro+KDV bedelinde davalıya teslim ettiği hammadde kalıbı kullanışsız hale geldiği gibi, bu işin bedeli için ödemiş olduğu 10.000,00TL fatura bedelinin de davalıdan tahsil edilmesi gerektiğini, davalıya Ankara Etimesgut 2. Noterliğinin 01/10/2021 tarihli 20416 yevmiye numaralı ihtarı ile anlaşma konusu ticari hizmetteki ayıba ilişkin sorumluluğuna dair müvekkilin maddi zararının karşılanması ve fatura iadesi talep edilmişse de, davalının müvekkile fatura bedelinden kalan kısmın ödenmesi talebiyle Ankara Batı İcra Dairesi’nin 2021/29341 sayılı dosyası ile hem ayıplı ifa yapmasına hem de oluşan zararı gidermemesine rağmen, haksız yere icra takibi başlattığını, müvekkilince borca itiraz edildiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı olarak müvekkilinin zarara uğramış olduğu şimdilik 1.500,00 TL hammadde kalıp bedelinin davalıya teslim tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faizi ile birlikte davalıdan tazmin edilmesine, davalıya ayıplı hizmet bedeli için ödenen şimdilik 1.500,00TL fatura bedelinin fatura tarihinden başlamak üzere hesaplanacak ticari faizi ile birlikte davalıdan tazmin edilmesini istemiş, davacı vekili 31.10.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle, dava değerini 28.918,50 TL daha arttırılması suretiyle müvekkilinin uğramış olduğu 31.918,50 TL maddi zararın öncelikle ihtarname tarihi olan 01.10.2021 tarihinden itibaren, mahkeme aksi kanaatte ise, dava tarihi olan 16.12.2021 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı tarafça davaya karşı cevap dilekçesi sunulmamış, davalı vekili aşamalardaki beyanları ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili: Taraflar arasında teklif formunun onaylanmasını müteakip işe başlandığını, davalının isteği ve talepleri doğrultusunda delme işlemlerinin yapıldığını ve davalıya teslim edildiğini, iş karşılığı 38.940,00 TL'na anlaşıldığını ve davalı tarafça müvekkili şirkete bunun 10.000,00 TL'sinin işbaşında ödendiğini, bakiyenin ödenmediğini, bunun üzerine müvekkilinin ödenmeyen kısım için Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2021/29341 sayılı dosyası ile ilamsız takip başlattığını, davalının 06/10/2021 tarihinde borca itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, icra takibi başlatıldıktan sonra davalı tarafça şimdiye kadar herhangi bir girişimde bulunulmamış ancak takipten sonra davalının yapılan işlemin ayıplı olduğu ve ödenen paranın iadesi talepli Ankara Etimesgut 2. Noterliğinin 20416 yevmiye numaralı 01.10.2021 tarihli ihtarnameyi göndermiş olduğunu, müvekkilinin sözleşmede yer alan ve üzerine düşen kısmı en iyi şekilde yerine getirerek deliği istenilen çapta ve şekilde teslim etmişse de, karşı tarafın yapılan işin bedelini ödemekten kaçındığını, müvekkilinin yaptığı işin karşılığını alamadığını belirterek davanın kabulü ile davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili: Davacının işi ayıplı yaptığını, garanti taahhüdü verilmesine rağmen, davacının bu taahhüdünü de yerine getirmediğini, müvekkilinin maddi zararlarını da karşılamadığını, davanın haksız olduğunu belirterek reddine, haksız ve kötü niyetli olan davacı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Asıl davanın, eser sözleşmesi kapsamında ayıplı ifa sebebi ile sözleşmeden dönme ve fatura bedelinin iadesi ile sözleşme kapsamında teslim edilen hammaddenin kullanılamaz hale gelmesinden dolayı bedelinin iadesine talebine ilişkin olduğu, birleşen davanın konusunun ise eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın ödenmediği iddiasına yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacı iş sahibi, davalı yüklenici olup eser sözleşmesinde yüklenici borcunu yerine getirirken sözleşmenin diğer tarafı olan iş sahibinin yararına olacak şekilde davranmak ve ona zarar vermekten kaçınmakla yükümlü olduğu, 6098 sayılı TBK’nın 472. maddesi uyarınca; yüklenicinin işin ehli olup bedele hak kazanabilmesi için, eseri fen ve sanat kuralları ile tekniğine ve iş sahibinin ondan beklediği amaca uygun olarak tamamlayıp teslim etmesi gerektiği, yüklenici yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye teknik ve sanatsal kurallara ve amaca uygun olarak imâl edip iş sahibine teslim etmekle, iş sahibinin de kararlaştırılan bedeli ödemekle mükellef olduğu, eserin yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren emek sarfıyla gerçekleştirdiği bir sonuç olduğu, eser sözleşmelerinde; yüklenici sadakat ve özen borcu gereği eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek zorunda olup iş sahibinin ayıp ihbarının süresinde yapıldığı hususunu tanık delili ile de ispat edebileceği, kural olarak açık ve gizli ayıplarda ihbar zorunluluğu bulunmakla birlikte, ayıp garantisi bulunması halinde işi yapan taşeron ya da yüklenicinin garanti vermekle iş sahibinin açık ayıplarda muayene ve süresinde ihbar yükümlülüğünü, gizli ayıplar yönününde de derhal ihbar yükümlülüğünü kaldırmayı ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları bedelsiz olarak gidermeyi üstlenmiş olacağını, garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili iş sahibinin ayıp ihbarında bulunmak zorunda kalmaksızın zamanaşımı süresi içinde ayıbın giderilmesi ve zararlarını isteyebileceği gibi, iş bedeline karşı ayıp def'ini de ileri sürebileceğini, ihbar hususu ile ilgili yapılan değerlendirmede;işin gereği olan ve davalı firmaya kargo yapılarak teslim edilen hammadde kalıp, davalı tarafından işlemden geçirildikten sonra, 19/02/2021 tarihinde davacı şirkete gönderildiği, hem malzemenin bozulmasından hem de makinenin çalışamamasından kaynaklı maddi zararın video kaydı altına alınmış olup 23/02/2021 tarihinde davalı firma ile irtibata geçildiği, davalı firmaya ayıp ihbarı yapıldığı, eserde ayıp bulunması durumunda, iş sahibinin Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabileceği, eserin iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı olması veya hakkaniyet kaideleri gereği eseri kabul etmesinin iş sahibinden beklenememesi veya eserin sözleşmede açıkça kararlaştırılan nitelikleri taşımaması halinde iş sahibinin eseri kabulden kaçınarak sözleşmeden dönebileceği, bu kapsamda davalı firmaya Ankara Etimesgut 2. Noterliğinin 01/10/2021 tarihli 20416 yevmiye numaralı ihtarname ile anlaşma konusu ticari hizmetteki ayıba ilişkin sorumluluğuna dair maddi zararının karşılanması ve fatura iadesi talep edilmişse de, davalı firmanın fatura bedelinden kalan kısmın ödenmesi talebinde bulunduğu, incelenen dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarından; dava konusu meltblown kalıp deliklerinde yer aldığı anlaşılan pürüzlü/tırtıklı yapı nedeniyle bu deliklerden geçen erimiş PP polimerlerden düzgün ve stabil bir yapıda meltblown tülbent elde edilemediği, buradan akan polimerlerinden oluşan ve teknik olarak yetersiz kalan meltblown kumaşın cerrahi maskelerin orta katmanında kullanılmaya elverişli olmadığı ve kumaşın telefe ayrılmak zorunda kalındığı, bu sebeple davalı tarafından yapılan delik delme işleminin ilgili (Ticaret ve Tüketici) mevzuat hükümleri ve standartlar göz önüne alındığında hatalı ve ayıplı hizmet, kalıbın ise ayıplı mal olarak değerlendirildiği, sonradan ve kullanımla ortaya çıkan bir ayıp olduğu için gizli ayıplı mal ve gizli ayıplı hizmet olarak değerlendirildiği, dava konusu ayıplı kalıp ile üretilen tam oluşmamış meltblown kumaşın tekrar maske üretiminde kullanılamayacağı, telefe ayrıldığı ve kullanılamaz hale geldiği, bu sebeple davacı yanın zarara uğradığı, yüklenici tarafından yapılan imalatın sözleşmenin amacına uygun biçimde gerçekleştirilmediği, bu haliyle iş sahibi davacının eseri kabule icbar edilemeyeceği, davacı-birleşen dosyanın davalısının fatura karşılığı 10.000,00 TL ödemesinin ve ayrıca davacı-birleşen dosyanın davalısı tarafından teslim edilen 1.081,00 Euro + %18 KDV bedelinin dava açılış tarihi olan 16.12.2023 tarihine göre Merkez Bankası tarafından belirlenen alış kuru 1 Euro= 17,1836'den 18.575+3.343,5 TL toplam 21.918,5 hammadde kalıp bedeli olmak üzere toplam 31.918,5 TL'nin davalı firmaya Ankara Etimesgut 2. Noterliğinin 01/10/2021 tarihli 20416 yevmiye numaralı ihtarı ile anlaşma konusu ticari hizmetteki ayıba ilişkin sorumluluğuna dair maddi zararının karşılanması ve fatura iadesinin talep edildiği bu kapsamda ihtarname ile temerrüt oluştuğundan 01/10/2021 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği, birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede 6098 sayılı TBK’nın 472. maddesi gereğince birleşen davacı/asıl davalının eseri fen ve sanat kuralları ile tekniğine ve davacının ondan beklediği amaca uygun olarak tamamlayıp teslimini yerine getirmediği, bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere ayıplı teslim ettiği bu kapsamda bedele hak kazanamadığı gözetilerek birleşen davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, 31.918,50 TL'nin 01/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Davalı- birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Birleşen dava yönünden; müvekkili firmanın kalıp delme işleri yaptığını, taraflar arasında sağlanan mutakabat neticesinde davalının isteği ve talepleri doğrultusunda delme işlemlerinin yapılarak davalıya teslim edildiğini, iş karşılığı 38.940,00 TL'na anlaşıldığını ve davalı tarafça müvekkili şirkete bunun 10.000,00 TL'sı işbaşında ödendiğini, bakiyenin ise ödenmediğini, müvekkili şirketin yaptığının sadece delme işlemi olduğunu, delme işlemi yapılıp davalıya teslim edildikten uzun bir süre sonra kalan ödemeyi yapması için davalıya takip yapıldığını ancak, davalı tarafın takipten sonra yapılan işlemde ayıp olduğundan bahisle ödemeyi reddettiğine dair müvekkili şirkete ihtarname gönderdiğini, ayrıca takibe de itiraz ettiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber eğer böyle bir hasar söz konusu idiyse karşı tarafın üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğinin açık ve net olduğunu, ödeme emrinin tebliğ edilmesine kadar herhangi bir şekilde müvekkili şirkete böyle bir hasardan bahsedilmediğini ve karşı tarafın üzerine düşen ihbar külfetini süresinde yerine getirmediğini, müvekkilinin yaptığı işin sadece davalıya ait kalıba delik delme işlemi olduğunu ve deliğin ölçü ve şeklinin davalı tarafça bildirildiğini ve istenildiği şekilde yapıldığını, bundan müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, asıl dava yönünden ise; karşı tarafın kanunen geçerli şekilde ayıp ihbarda bulunmadığını, her ne kadar davacının malda ayıp meydana geldiğini ve bunu müvekkilne bildirdiğinden bahsetmişse de, her iki tarafın tacir olması nedeniyle ayıplı mal konusunda yapılması gereken ihbarın şekli için TTK'da özel düzenlemenin yer aldığını, Türk Ticaret Kanunu’nun madde 18/3 düzenlemesinin her iki tarafın tacir olması yönüyle önem arz ettiğini, tacirler arasında yapılacak ihbar külfetinin kanun gereği şekil şartı bulunduğunu, hem şekil şartına uygun olmayan hem de TTK'nın 23/f.1-c maddesi uyarınca süresinde ihbarda bulunmayan karşı tarafın açıkça kötü niyetli olduğunu ve haksız ve mesnetsiz iddiasının sadece bir iddiadan öteye gidemediğini ve geçerliliğini yitirdiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber, eğer malda herhangi bir ayıp var ise bunu kanun maddesine uygun şekilde yapmaları gerektiğini, her ne kadar karşı tarafça, müvekkili şirketin ayıplı malı ikrar ettiğine dair delil olarak e-posta yazışmasını sunulmuşsa da, sunulan yazışmanın ikrardan uzak hatta karşı tarafın hatasını gösterir nitelikte olduğunu, bahsi geçen konuşmada ... kendi delme işlemleriyle alakalı değil karşı tarafın kullandığı hammadde miktarı ve hava debisi ile alakalı bir sorun olduğunu belirttiğini, talep edilen delik boyutunun müvekkili şirketçe tam ve eksiksiz yerine getirilmiş olduğu fakat bu delik boyutuna uygun miktarda hammadde kullanılmamasından ve yeterli hava debisi basılmamasından kaynaklanan sorun meydana geldiğini, eğer ki hammaddeyi böyle kullanacaklar ise de ona uygun deliğin karşı tarafın talep ettiği delik boyutu ile uygun olmadığının belirtildiğini, ayrıca bu işlemin çözüm yolunu da kendilerine açıkça bildirdiğini, yani karşı tarafın istediği delik boyutu ile kullandığı hammadde ve hava basıncının uygun olmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber eğer makinada iddia edildiği gibi sorunlar meydana gelmişse buna yanlış hammadde kullanımlarının ve yeterli hava debisinin olmamasının sebep olduğunu, bu durum bilirkişi raporuna itirazlarında da bildirmiş olmalarına rağmen bu konuda bilirkişice herhangi bir değerlendirme yapılmadığından karar vermeye yeterli bir rapordan bahsedilemeyeceğini, karşı tarafın ayıp iddiasının gerçeklikten uzak ve mesnetsiz olduğunu, fatura bedelini tahsil amacı ile ödeme emrinin tebliğ edilmesine kadar geçen sürede karşı tarafın hiçbir hukuki yola başvurmayarak ayıplı olduğunu iddia ettikleri malı kullanmışken; ödeme emrinden sonra malın ayıplı olduğunu ve ihbar ettiklerini öne sürdüklerini, ayıplı ve kullanılamaz olduğunu iddia ettikleri malı ödeme emrinin tebliğine kadar kullanıp, sonrasında ayıplıydı demelerinin hayatın olağan akışına açıkça aykırı ve kötüniyet olduğunu, her iki taraf da tacir sıfatına haiz olup, basiretli iş adamı olarak hareket etmekle yükümlü olduğunu, fakat karşı tarafın üzerine düşen ifayı yerine getirmeyerek borcunu ödememek adına kötü niyetle hareket ettiğini ve geçerlilik koşuluna uygun olmayan ve süresinde yapılmayan ihbar iddiasıyla mahkemeyi yanılttığını, yine karara esas alınan bilirkişi raporunun hukuka aykırı ve karar vermeye elverişli olmadığı gibi alınan bilirkişi raporundaki gizli ayıba ilişkin değerlendirme, fiziksel test ve incelemeler objektif, bilimsel ve somut olarak yapılmış değerlendirmeler olmadığını, raporda telefe ayrılan kumaşlar üzerinde inceleme yapılmak istendiği ancak davacı tarafından kumaşların muhafaza edilmediğinin belirtildiğini ve benzer kumaşlar üzerinde inceleme yapıldığının görüldüğünü, bu durum gerçeği ortaya çıkarmayacağı gibi inceleme yönteminin de hukuka aykırı olduğunu, dava konusu delik delinen kalıpta çıkarılan kumaş üzerinde veya bu kalıpla üretim yapılarak ortaya çıkan kumaş üzerinde inceleme yapılması gerektiğini, bunun yanında delik boyutuna uygun miktarda hammadde kullanılıp kullanılmadığı ve yeterli hava debisi basılıp basılmadığı yönünde bir inceleme yapılmayıp makineyi kullananların ehil olduğu şeklinde sonuca hiçbir şekilde faydası olmayan bilimden uzak bir değerlendirmeyle gizli ayıbın varlığından bahsedildiğini, söz konusu raporun taraflar arasındaki husumeti çözecek nitelikte değerlendirmelere sahip olmadığını, zira dava konusu ayıplı olduğu iddia edilen kalıbın çalıştırılmadığını, yalnızca üzerindeki deliklerin içine bakılarak pürüzlü olduğunun belirtildiğini ve bu deliklerin hava basıncı ve hammadeye ilişkin hususlardan kaynaklanıp kaynaklanmayacağının belirtilmediğini ve değerlendirilmediğini, bilirkişilerce incelendiği söylenen belgelerde davacı tarafça talep edilen delik çapı ölçülerinin ne olduğunun müvekkil şirketçe buna uygun delik delinip delinmediği değerlendirilmesinden bahsedilmediğini, zira müvekkili şirketin yalnızca delik deldiğini, kalıbı üretmediğini, davacı tarafça getirilen kalıba yine davacı tarafça talep edilen ölçülerde delik delindiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dava tazminat ve birleşen dava itirazın iptali istemlerine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı- birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle taraflar arasındaki sözleşmede yüklenicinin üretimden kaynaklanan hatalarda ürünü yenisiyle değiştireceğine ilişkin garanti hükmünün bulunmasına, mahkemesince alınan bilirkişi raporundan ayıbın gizli olup, kabul edilmeyecek nitelikte olduğunun anlaşılmasına göre davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı- birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden davalıdan alınması gereken 2.180,35 TL istinaf karar harcından peşin alınan 545,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.634,55 TL harcın asıl davanın davalısından alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava yönünden davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40TL harcın birleşen davanın davacısından alınarak Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı- birleşen davada davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harçlarının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/457, K. 2026/815, T. 03.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-457-e-2026-815-k-43bea687cf89