Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/919 E. 2026/696 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/919
- Karar No
- 2026/696
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/919 - Karar No:2026/696
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/919 KARAR NO : 2026/696 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/06/2025 NUMARASI : 2021/150 E-2025/352 K
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI :
VEKİLLERİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Munzam Zarar Alacağı (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 16/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/06/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan munzam zarar alacağının tahsili istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; Taraflar arasında akdedilen 30/06/2000 tarihli sözleşmeyle müvekkili şirketin H-171-II referans nolu 154 Kwlık ... ve H-162 referans nolu 380 Kwlık...(sınır) Enerji İletim Hattının yapımı işini üstlendiğini, taahhüt konusu iş devam ederken 2001 yılında meydana gelen ağır ekonomik kriz nedeniyle fiyatlardaki aşırı artıştan dolayı 2001/2862 sayılı kararnamenin hazırlandığını, 18/08/2001 tarihinde Resmi Gazetede yayımlandığını, müvekkilinin bu kararnameye dayalı olarak istediği fiyat farkı talebinin davalı tarafından kabul edilmemesi üzerine Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan dava neticesinde 2012/260 E-2012/452 K sayılı kararla davanın kısmen kabul edilerek 722.203,04 TL'nın dava tarihi olan 26/11/2001 tarihinden itibaren işletilecek reeskont faiziyle birlikte tahsiline dair verilen kararın Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2013/105 E -2922 K sayılı kararıyla onandığını ve ilamın Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2012/13681 sayılı dosyasında takibe konularak alacağın faiziyle birlikte 11/06/2013 tarihinde tahsil edildiğini, ancak alacağa işletilen reeskont faizin müvekkilinin zararını karşılamadığını, alacağın geç ödenmesinden dolayı müvekkilinin büyük maddi sıkıntılara girdiğini, bir çok iş fırsatını kaçırdığını, müvekkilinin yaptığı işler kapsamında sürekli olarak köşebent demir alıp-satan, stoklayan bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin 722.203,04 TL'lık fiyat farkı alacağının davalı yanca ödenmesi gereken tarih olan Ekim veya Kasım 2001 aylarında ödenmiş olsaydı müvekkilinin o tarihte ton fiyatı 215-250$ arasında olan köşebent demiri bu fiyatlardan alabilecekken bizzat davalının ihale ettiği 31/05/2002, 29/07/2002, 21/08/2002 sözleşme tarihli ve sırasıyla... iletim yapımı hattı işlerinde ihtiyacı olan köşebent demiri tonunu 780$ ile 720 Euro arasında fiyatlarla alabildiğini, müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde alım yaptığı köşebent demire ilişkin birçok faturanın mevcut olduğunu, müvekkilinin munzam zarara uğradığını, ihtiyacı olan demiri daha ucuza alabilecekken %300'ü aşan oranda daha yüksek fiyata satın almak zorunda kaldığını, nitekim bu ihalelere ilişkin sözleşmelerin de davalı ... tarafından haksız olarak feshedildiğini, buna ilişkin açılan davanın Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/329 Esas sayılı dosyasında devam ettiğini belirterek fazla hakları saklı kalmak üzere fiyat farkı alacağının geç ödenmesi nedeniyle alınan faiz uğranılan zararı karşılamadığından 10.000,00 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, 16/08/2017 tarihli ıslah dilekçesiyle davadaki talebini 806.587,42 TL'na yükselterek bu miktarın dava tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 21.04.2025 tarihli dilekçesiyle 03/06/2024 tarihli bilirkişi ek raporunun dosyaya sunulmuş olduğunu, işbu raporda; "...Farklı parametrelere göre hesaplanan davacı şirketin talep edebileceği munzam zararı tutarlarının ortalamasının 1.310.571,35 TL olduğu..." şeklinde hesaplama yapıldığını, yapılan bu hesaplama sonucunda yargılamanın daha fazla uzamaması adına talep arttırımı dilekçesi sunma zorunluluğu hasıl olduğunu, dolayısıyla, dava dilekçesinde talep ettikleri 10.000,00TL munzam zarar alacağını, 1.300.571,35TL arttırarak toplam 1.310.571,35 TL munzam zarar alacağının dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; Husumet ve derdestlik itirazlarının olduğunu, davaya dayanak olarak belirtilen dava konusu sözleşmeler 30/06/2000 tarihli olup, bu tarihten itibaren 10 yıldan fazla zaman geçtiğinden davanın zamanaşımına uğradığını, yargılamanın uzaması söz konusu ise bu konuda müvekkiline atfı kabil bir kusur olmayacağından davanın Adalet Bakanlığı'na ihbarı gerektiğini, belirsiz alacak davası açılmasının HMK'na aykırı olduğunu, esas bakımından ise Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/260 Esas sayılı ilamının davacı tarafından Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2012/13681 sayılı dosyasında takibe konulduğunu, temyiz edilen kararın tehiri icrası için icra dosyasına müvekkilince sunulan 3.274,703,16 TL bedelli teminat mektubunun kararın onanması üzerine İcra Müdürlüğünce nakde çevrildiğini, ayrıca müvekkiline gönderilen muhtıra üzerine bakiye borç olan 65.317,40 TL'nın ise 27/06/2013 tarihinde söz konusu icra dosyasına ödendiğini, dava konusu edilen alacak ihtilaflı olup talep üzerine resen ödenecek bir alacak olmadığını, yapılan işlemlerde hukuka aykırılık ya da kusurun bulunmadığını, yargılamadaki herhangi bir gecikmeden dolayı munzam zararın doğmayacağını, davada munzam zarar için B.K'nın 105.maddesinde aranan şartların gerçekleşmediğini, davacının munzam zararı varsa bunu kesin olarak ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiş, davalı vekili 16/05/2014 havale tarihli dilekçesiyle müvekkili tarafından Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/329 Esas sayılı dosyasında birleşen davalarda hüküm altına alınan alacakların( kabul anlamına gelmemek üzere) takas ve mahsubunu talep etmiş, 26/11/2014 tarihli dilekçesiyle bildirdiği Sulh Hukuk Mahkemesi kararları ve ayrıca Ankara 5. Asliye Ticaret. Mahkemesi'nin 2014/1046 Esas, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin. 2014/1575 Esas sayılı davaları nedeniyle takas-mahsup talebinde bulunduğunu belirtmiştir. Feri müdahil vekili; Açılan davada müvekkili idareye izafe edilecek hiçbir kusurun bulunmadığını, yargılamanın olağan akışında ilerlediğini, davanın zamanaşımına uğradığını, munzam zarar için aranan şartların hiçbirisinin gerçekleşmediğini belirterek davanın zamanaşımı ve esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan munzam zarar alacağının tahsili istemine ilişkin olarak belirsiz alacak istemli olarak açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen kararın istinaf incelemesi ile kaldırıldığı, istinaf kararı gereğince TÜİK'e yazı yazılarak 26/11/2001-11/06/2013 tarihleri arasındaki döneme ilişkin TEFE, TÜFE ve ÜFE oran ve endeks bilgileri, T.C.Merkez Bankasına yazı yazılarak 26/11/2001-11/06/2013 tarihleri arasındaki döneme ilişkin hazine bonoları ve devlet tahvili faiz ve getiri oranları ve endekslerinin Amerikan Doları ve AVRO kur bilgileri, ... A.Ş.'ye yazı yazılarak 26/11/2001-11/06/2013 tarihleri arasındaki döneme ilişkin altın ONS fiyatları ve endeks bilgileri, T.C.Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yazı yazılarak 26/11/2001-11/06/2013 tarihleri arasındaki döneme ilişkin asgari ücret bilgileri ve artış oranları, ... A.Ş.,...A.Ş., 26/11/2001-11/06/2013 tarihleri arasındaki döneme ilişkin bir yıllık mevduat azami faiz oranlarının dosyaya celp edilerek dosyanın mahkemece resen belirlenen bilirkişi kuruluna tevdi edildiğini ve alınan 27/01/2022 tarihli raporda özetle; farklı parametrelere göre hesaplanan davacı şirketin talep edebileceği munzam zarar tutarlarının ortalamasının 1.528.999,91 TL olduğunun bildirildiği, rapora karşı taraf vekillerinin itirazı üzerine aynı bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 27/06/2022 tarihli ek raporda özetle; farklı parametrelere göre hesaplanan davacı şirketin talep edebileceği munzam zararı tutarlarının ortalamasının 1.146.749,94 TL olduğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, yine ek rapora karşı taraf vekillerinin itirazı üzerine aynı bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 03/06/2024 tarihli ek raporda özetle; farklı parametrelere göre hesaplanan davacı şirketin talep edebileceği munzam zarar tutarlarının ortalamasının 1.310.571,35 TL olduğu, davalı vekilinin dilekçesinde belirttiği icra dosyaları ve mahkeme ilamlarına ilişkin dava dosyası kapsamında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı ve bunların dosyaya kazandırılması halinde davalı tarafın takas mahsubuna konu alacağına ilişkin gerekli hesaplamaların yapılabileceği sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, ilgili mahkeme ve icra dosyaları da değerlendirilmek suretiyle aynı bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 20/01/2025 tarihli ek raporda özetle; davalı vekilinin 16.05.2014 ve 28.11.2014 tarihli takas ve mahsup talepli dilekçelerine konu 51 ayrı mahkeme kararlarına konu alacakların toplamının 6.319.761,98 TL + 129.803,68 USD olduğunun belirlendiğinin anlaşıldığı, somut olay incelendiğinde; taraflar arasında 30/06/2000 tarihli 154 k.W' lık... ve H-162 Ref.Nolu, 380 k.W' lık -... (sınır) enerji iletim hattı yapım işine ilişkin eser sözleşmesinin düzenlendiği, davacının yüklenici davalının ise işveren olduğu, 2001 yılında meydana gelen ekonomik kriz nedeniyle davacının sıkıntıya girmesi nedeniyle Bakanlar Kurulu Kararı gereğince yayınlanan Kararname ile fiyat farkını talep etmek için Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesine dava açtığı, davanın yapılan yargılaması neticesinde 2012/260 esas 2012/452 karar sayılı ilamı ile, davanın kısmen kabulüne karar verilerek 722.203,04 TL'nin 26/11/2001 olan dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, Ankara 13.İcra Müdürlüğünün 2012/13681 sayılı dosyası ile alacağın tahsil edildiği, ancak davanın açıldığı tarih olan 2001 yılından tahsilatın yapıldığı 2013 yılına kadar demir fiyatlarında aşırı artış olması nedeniyle zararın mahkemenin hükmetmiş olduğu reeskont faizi ile de karşılanmadığını ileri sürerek, Ankara 8.ATM'nin 2012/260 Esas sayılı dosyasında hükmedilen 722.203,04 TL fiyat farkı alacağının davanın açıldığı 26/11/2001 tarihten tahsilatın yapıldığı 11/06/2013 tarihine kadarki dönemde ödenmemesi nedeniyle reeskont faizi ile de karşılanamayan munzam zararının tahsilinin belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmının talep edildiğinin anlaşıldığı, davacı vekilinin talebini 16/08/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile 806.587,42 TL olarak artırdığı, daha sonra ise 21/04/2025 tarihli dilekçesi ile talebini 1.310.571,35 TL olarak artırmış olduğu, görüldüğü üzere davanın, eser sözleşmesinden kaynaklanan munzam zarar alacağına ilişkin olduğu, davanın, belirsiz alacak olarak HMK'nın 107.maddesi hükümlerine göre açıldığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.6.2023 tarih ve 2022/10-795 Esas, 2023/641 karar sayılı kararı ile de kabul edildiği üzere; belirsiz alacak davasında ikinci kez talep artırım dilekçesi verilmesine yasal bir engel bulunmadığı, bu sebeple davacı vekilinin 21/04/2025 tarihli ikinci talep artırım dilekçesi dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, öte yandan, munzam zararın, davanın dayanağı sözleşme tarihi ile munzam zarara dayanak davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 105 ve eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. maddesinde düzenlenmiş olduğu, munzam zarar sorumluluğunun kusur sorumluluğuna dayandığı, BK'nın 105. maddesinin kusur karinesini benimsemiş olduğu, munzam zarardan kaynaklanan tazminat borcunun doğması için aranan kusurun, borçlunun temerrüde düşmekteki kusuru olduğu, kural olarak munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağının varlığını, bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını, zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlü olduğu, istinaf kararı ile; temerrüt tarihleri ile tahsil tarihlerindeki enflasyon verilerini gösterir TEFE, TÜFE-ÜFE oranları, bankalardan mevduat faiz oranları, döviz kurları devlet tahvil faiz oranları, işçi ücretleri ve diğer yatırım araçları ile ilgili bilgiler resmi kurumlardan sorulup tespit edildikten sonra tahsiline karar verilen alacakların temerrüt tarihleri itibariyle bu yatırım araçlarından oluşacak sepete yatırılması halinde tahsil tarihlerinde ulaşabileceği miktar ile bulunacak bu miktardan davada kabul edilen alacakların temerrüt faizi ile birlikte tahsil edildiği miktar hesaplattırılıp, munzam zarara uğranılıp uğranılmadığı konusunda bilirkişi kurulundan denetime elverişli ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna uygun bir karar verilmesi ile davalının takas mahsup talebi konusunda değerlendirme yapılmaması gerekçeleri ile mahkemenin 13/12/2017 tarihli kararının kaldırıldığı, istinaf kararı doğrultusunda ilgili kayıt ve belgeler celp edilerek, oluşturulan bilirkişi kurulundan rapor ve ek raporlar alındığı, buna göre farklı parametrelere göre hesaplanan davacı şirketin talep edebileceği munzam zararı tutarlarının ortalamasının 1.310.571,35 TL olduğu belirlenmiş olup, mahkemece de bu yöndeki 03/06/2024 tarihli ek rapor hükme esas alınarak davacının munzam zarar alacağının 1.310.571,35 TL olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, diğer yandan, davalı tarafın takas talebinde bulunduğu, Türk Borçlar Kanunu’nun 139/1. maddesi uyarınca, iki kişi karşılıklı olarak bir miktar parayı veya konuları itibari ile aynı türden malı birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki tarafın her biri borcunu alacağı ile takas edebileceği, sonuçta her iki borcun da az olanı oranında sona ereceği, takas edilecek alacakların aynı nitelikte, aynı türden olması gerektiği, borçlar doğdukları anda aynı türden olabileceği gibi, sonradan da aynı türden olabileceği, ancak takas hakkının kullanıldığı anda, mutlaka aynı türden olmalarının zorunlu olduğu, takas için gerekli olan bir diğer şartın da alacağın muaccel olması olup alacaklı tarafından zaman itibarıyla ifası istenebilir bir borcun olması gerektiği, takas edilecek alacağın muaccel olması, buna karşılık asıl alacağın (karşı taraf asıl alacağının) sadece ifa edilebilir bulunmasının yeterli olduğu, takas hakkını ileri sürenin alacağının dava edilebilir bir alacak olması gerektiği, takası ileri süren tarafın alacağının tartışmalı olmasının, takas ileri sürülmesine engel olmadığı, kanunun takas için bir irade açıklaması aradığı, takası gerçekleştirmek için irade açıklamasına takas beyanı dendiği, bu beyanın bir taraflı bir hukuksal işlem olup bu işlemin bir yenilik doğuran hakka dayadığı, tarafların biri, borcu ile alacağını takas ettiğini karşı tarafa bildirerek, bu hakkını kullanmış olacağını takasın hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olduğu, borçlunun takas hakkını kullanma isteğini alacaklıya bildirmesi gerektiği, takas bir sözleşme olmadığı için karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı, takasın aynı zamanda borcu sona erdirdiği için bir tasarruf işlemi olup bu nedenle, borçlunun takas edilecek alacak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olması gerektiği, Türk Borçlar Kanununun 143/I. maddesi uyarınca, takas halinde her iki borç, takas edilebilecekleri andan itibaren en az olan borç oranında düşeceği, beyan yapılınca, bunun hükmünün, takas şartları tamamlandığı ana kadar geriye etkili sayıldığı, böylece borçların takas beyanının yapıldığı zaman değil, takas şartlarının gerçekleşeceği an düşmüş olacağı, takasın, karşılık dava olarak açılabileceği gibi, defi olarak da ileri sürülebileceği, davalının takasa konu ettiği dosyaların celp edilerek incelendiği, buna göre; bilirkişi kurulunun 20/01/2025 tarihli ek raporunda da tablolu olarak belirlediği üzere; 1-Ankara 8.ATM'nin 21/12/2022 tarih ve 2022/817 Esas, 2022/720 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 2-Ankara 8.ATM'nin 21/12/2022 tarih ve 2022/817 Esas, 2022/720 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 3-Ankara 8.ATM'nin 21/12/2022tarih ve 2022/817 Esas, 2022/720 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 4-Ankara 8.ATM'nin 21/12/2022 tarih ve 2022/817 Esas, 2022/720 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 5-Ankara 8.ATM'nin 21/12/2022 tarih ve 2022/817 Esas, 2022/720 Karar Sayılı kesinleşmiş ilamı, 6-Ankara 8.ATM'nin 21/12/2022 tarih ve 2022/817 Esas, 2022/720 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 7-Ankara 5.ATM'nin 14/07/2015 tarih ve 2014/1046 Esas, 2015/593 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 8-Ankara 7.ATM'nin 18/02/2016 tarih ve 2014/1575 Esas, 2016/690 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 9-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih ve 2011/2277 Esas, 2012/1703 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 10-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih ve 2011/2278Esas, 2012/1159Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 11-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2280 Esas, 2012/1160 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 12-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2282 Esas, 2012/1161 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 13-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2284 Esas, 2012/1162 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 14-Ankara 5.SHM'nin 03/074/2012 tarih, 2011/2288 Esas, 2012/1164 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 15-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2286 Esas, 2012/1163 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 16-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2290 Esas, 2012/1165 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 17-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2292 Esas, 2012/1166 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 18-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2294 Esas, 2012/1167 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 19-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2296 Esas, 2012/1168 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 20-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2298 Esas, 2012/1169 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 21-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2300 Esas, 2012/1170 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 22-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2302 Esas, 2012/1171 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 23-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2304 Esas, 2012/1172 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 24-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2306 Esas, 2012/1173 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 25-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2308 Esas, 2012/1174 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 26-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2310 Esas, 2012/1178 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 27-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2312 Esas, 2012/1175 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 28-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2314 Esas, 2012/1176 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 29-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2316 Esas, 2012/1177 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 30-Ankara 5.SHM'nin 03/07/2012 tarih, 2011/2318 Esas, 2012/1179 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 31-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/368 Esas, 2012/1683 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 32-Ankara 5.SHM'nin18/10/2012 tarih, 2012/369 Esas, 2012/1684 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 33-Ankara 5.SHM'nin18/10/2012 tarih, 2012/370 Esas, 2012/1685 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 34-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/371 Esas, 2012/1686 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 35-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/372 Esas, 2012/1687 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 36-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/373 Esas, 2012/1688 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 37-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/374 Esas, 2012/1689 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 38-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/375 Esas, 2012/1690 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 39-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/376 Esas, 2012/1691 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 40-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/377 Esas, 2012/1692 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 41-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/378 Esas, 2012/1693 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 42-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/379 Esas, 2012/1694 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 43-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/380 Esas, 2012/1695 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 44-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/381 Esas, 2013/866 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 45-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/382 Esas, 2012/1696 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 46-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/383 Esas, 2012/1697 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 47-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/384 Esas, 2012/1698 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 48-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/385 Esas, 2012/1699 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 49-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/386 Esas, 2012/1700 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 50-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/387 Esas, 2012/1701 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, 51-Ankara 5.SHM'nin 18/10/2012 tarih, 2012/388 Esas, 2012/1702 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı, gereğince davalı vekilinin 16.05.2014 ve 28.11.2014 tarihli takas ve mahsup talepli dilekçelerine konu 51 ayrı mahkeme kararlarına konu alacakların toplamı 6.319.761,98 TL + 129.803,68 USD olup, toplam 38.905,87 TL tutarındaki 10 adet kararın kesinleşme şerhi, toplam 22.717,03 TL tutarındaki 8 adet kararın hem yerel mahkeme kararı hem de kesinleşme şerhi davalı vekilinin 13.06.2024 tarihli dilekçesi ekinde sunulmamış olduğu, diğer taraftan davalı vekilinin 13.06.2024 tarihli dilekçesi ekinde sunulan 51 ayrı mahkeme kararının toplam 6.174.787,95 TL + 129.803,68 USD tutarındaki 6 adet yerel mahkeme kararında ... Şti. tek davalı, toplam 144.974,03 TL tutarındaki 43 adet yerel mahkeme kararında ... Ltd. Şti.,... Ltd. Şti. ile birlikte müşterek ve müteselsil borçlu durumunda olduğu, yapılan bu tespit ve açıklamalar çerçevesinde, davalı vekilinin takas ve mahsup talepli dilekçelerine konu mahkeme kararlarının takdirinin mahkemeye ait olduğu hususlarının belirlendiği, buna göre, alınan bilirkişi raporu ve ek raporları ile; davalı vekilinin 16.05.2014 ve 28.11.2014 tarihli takas ve mahsup talepli dilekçelerine konu 51 ayrı mahkeme kararlarına konu alacakları toplamının az yukarıda açıklandığı şekilde toplam 6.319.761,98 TL+129.803,68 USD takasa konu alacağın bulunduğunun belirlendiğinin anlaşıldığı, sonuç olarak, davacının munzam zararının 1.310.571,35 TL olduğu, davalının takas define konu olup yukarıda belirtilen yasal koşulları taşıyan alacağının ise açıklanan bilirkişi raporları ile 6.319.761,98 TL+129.803,68 USD olarak belirlendiği, sonuçta her iki borç da az olanı oranında sona ereceği, davacının alacağının daha az olduğu anlaşılmakla, davanın takas nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hükmün kurulduğu, Yargıtay 6.H.D.'nin 13/10/2022 tarih ve 2021/6133 Esas, 2022/4742 karar sayılı kararı ile belirlendiği üzere; davada maktu harç alındığı, takas defi nedeni ile reddedilen miktar üzerinden taraflar yararına vekâlet ücreti ve yargılama giderine karar verilmiş olduğu gerekçesiyle davanın takas nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece davanın takas nedeniyle reddi kararının hatalı olduğunu, davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacının munzam zararı bulunmadığını tekrarla, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bilirkişilerce farklı parametrelere göre hesaplanan davacının talep edebileceği munzam zarar tutarlarının ortalamasına banka mevduat faiz oranlarına göre, Devlet tahvil faiz oranına göre, dolar kurundaki artış oranına göre, Euro kurundaki artış oranına göre yapılan hesaplamaların neden ortalamaya katılmadığının da anlaşılamadığını, davacı zaten alacağını reeskont faiziyle tahsil etmişken bir de banka mevduat faiz oranlarına göre, Devlet tahvil faiz oranına göre, Dolar kurundaki artış oranına göre, Euro kurundaki artış oranına göre yapılan hesaplamaların ortalamaya katılmamış olmasının bilirkişi heyetinin tarafsız olmaktan uzak bir değerlendirme yaptığını ortaya koyduğunu, davacının dava dilekçesinde dayandığı iddiasının, müvekkili ile H.173.II, H-174 ve H-188 referans numaralı sözleşmeler imzaladığı bu nedenle demir almak durumunda olduğu, 722.203,04-TL'lik alacağını zamanında tahsil edemediği, "davalıdan alacağını zamanında alamadığından ihtiyacı olan ham maddeyi uygun fiyata zamanında alamamış, davalı ...'a taahhüt ettiği H.173.II, H-174 ve H-188 referans numaralı ihalelere teklif verirken köşebent demirin tonu ortalama 230$ iken bu fiyata göre teklif vermiş ve bu ihale sözleşmelerini akdettiği tarihte de demirin tonu bu fiyatta iken alacağı ödenmediğinden ihtiyacı olan demiri alamamış bu demiri 780$'lardan almak zorunda kalmıştır." iddiasıyla zarara uğradığından bahisle davayı açtığını, 722.203,04 TL'lik alacak iddiasının bilirkişi raporunda 26.11.2001 tarihinde ödenmiş olsaydı denilerek bu tarih esas alınarak hesaplama yapıldığını, ancak 722.203,04 TL gibi bir rakamın 26.11.2001 tarihinde söz konusu olmadığını, buna göre 26.11.2001 tarihinde müvekkilinin 722.203,04TL'yi davacıya ödemesinin de mümkün olmadığını, davacının munzam zararının bulunmadığının ispatlandığını, kaldı ki davacının 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2012/260 E. Sayılı dosyasında yapılan yargılamada defalarca bilirkişi raporları alınmış, davacının uyuşmazlık konusu talebi bilirkişilerce hazırlanan raporlara istinaden uzun yıllar sonucunda ancak davacının talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş olduğunu, dolayısıyla müvekkilden davacıya 26.11.2001 tarihinde ödeme yapılmış olmasının beklentisiyle hazırlanan raporun da hatalı olduğunu, ortada dava konusu bir hukuki uyuşmazlık varken hatta dava sonucunda davacının tüm taleplerinin kabulüne bile karar verilmemişken ve dava süresince mahkemece bile uyuşmazlığın çözülmesi yıllar sürmüşken müvekkilden davacıya 722.203,04 TL'yi 26.11.2001 tarihinde ödemiş olsaydı kurgusuyla hazırlanan raporun hatalı olduğunu, dolayısıyla 26.11.2001 tarihinde davacıya anılan tutarın müvekkili tarafından ödenmesi varsayımının kabul edilemez olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacıya ancak 8. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının tarihi olan 17/10/2012 tarihinden itibaren ödeme yapılmasının beklenebileceğini, ancak burada da müvekkilinin temyiz dilekçesinde belirtilen gerekçelerle kararın Yargıtay incelemesi ile bozulmasını talep ederek hakkını kullandığını, kaldı ki davacının alacağını icra kanalıyla tahsil ettiğini ve temyiz incelemesinde geçen süre için de ödeme yapıldığını, huzurdaki davada da uyuşmazlığın çözülmesi için hukuki ve teknik inceleme yapıldığını ve davanın tarihinin 14/11/2013 olduğunu, bu davanın da yıllardır devam ettiğini, diğer taraftan davacının davasını dayandırdığı ve geç sonuçlandığını iddia ettiği davada davanın konusu fiyat farkı alacağı olup, reeskont faizi ile tahsil ettiği fiyat farkı alacağına bu seferde munzam zarar iddiası nedeniyle faiz istenilmesinin de hatalı olduğunu, davacının talebini aşan bir şekilde davacı lehine rapor hazırlanmış olmasının da hatalı olduğunu, ayrıca davacının davasını ıslah ettiğini ve davasını belirsiz alacak davası olarak açtığını, buna kıyasla müvekkilinin 26.11.2001 tarihinde davacıya ödeme yapmış olması varsayımıyla yapılan hesaplamanın bu yönüyle de hatalı olduğunu, çeşitli icra dosyaları ve mahkeme ilamları nedeniyle davacının müvekkiline borçlu olduğunu, işbu davayı kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili tarafından takas ve mahsup talep edilmişse de bu konuya ilişkin değerlendirme yapılmadığını, aynı bilirkişiler tarafından hazırlanan 16.02.2017 tarihli bilirkişi kök raporunda “ …Davacının talep edebileceği gerçek bir munzam zararının bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır…” şeklinde rapor hazırlandığını, bu sefer de davacının istinaf talebini aşan şekilde rapor düzenlenmesinin hatalı olup davacının munzam zararının bulunmadığını, aynı şekilde bilirkişi ek raporunda gerekçesi anlaşılmayan bir yaklaşımla "teşekkülümüz borcunu zamanında ödemiş olsaydı davacı bu parayı devamlı ticaretini yaptığı köşebent demirini alarak değerlendirecekti" denilerek bunu yapamamış olması nedeniyle fiilen zarar uğradığını ve faizi aşan kısmının davacı tarafından talep edebileceğinin değerlendirildiğinin anlaşıldığını, bu yaklaşım farkının hukuki herhangi bir gerekçesi bulunmadığı gibi fiilen uğranılan zarar hesabının ise tamamen farazi bir kabulle yola çıkılarak yapıldığını, müvekkilince yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık ya da bir kusurun söz konusu olmadığını, davacının Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin anılan dava dosyasına konu ettiği alacak talebi ihtilaflı olup, davacının müvekkilinden talebi üzerine res'en ödenebilecek nitelikte olmadığını ve hatta mahkemece yargılamasının bile yıllarca sürdüğünü, davacının iş bu davasına dayanak olarak gösterdiği Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesindeki davada fiyat farkına ilişkin alacak talebine esas aldığı Bakanlar Kurulu Kararnamelerinin uygulanmasının mutlak olmadığını, yargılamaya muhtaç bir konu için müvekkilince davacının talebi üzerine daha önceden resen ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, nitekim davacı tarafından anılan davada dava dilekçesi ile 918.406.453.969TL. talep edildiği halde, ilerleyen dava sürecinin sonunda 722.203,04TL'na hükmedildiğini, kaldı ki dava sonucunda verilen nihai ilam sonucunda 722.203,04 TL'nin dava tarihi olan 26.11.2001 tarihinden itibaren tahsiline hükmedildiğinden, müvekkilince çok yüksek miktarda reeskont faizi ödenmek zorunda kalındığını, İcra Müdürlüğüne sunulan 3.274.703.16TL. bedelli teminat mektubunun nakde çevrildiğini, teminat mektubunun nakde çevrildiğini gösteren Ankara 13.İcra Müdürlüğünün 07.06.2013 tarihli yazısının örneğinin dosyada mevcut olduğunu, bunun dışında, İcra Müdürlüğünce 14.06.2013 tarihli borç muhtırası gönderilmesi üzerine bakiye borç olan 65.317,40 TL'nın ise 27.06.2013 tarihinde icra dosyasına ödendiğini, dolayısıyla faizi aşan bir zarar olmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından iddia edildiği gibi yargılamanın gecikmesi söz konusu ise bundan doğan zararların munzam zarar sayılmayacağını, dava konusu olayda munzam zarar için BK'nun 105. maddede aranan şartların hiçbirisinin gerçekleşmediğini, Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesinde dava konusu edilen alacağın varlığı ihtilaflı ve yargılamayı gerektirmekte olup, herhangi bir temerrüdden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, temerrüt faizi dışında bir zararının olduğunu iddia eden alacaklının, bunun varlığını ve miktarını ispat etmek zorunda olduğunu, oysa, somut olayda faizi aşan bir zarardan bahsedilmesinin mümkün bulunmadığını, munzam zararın tazmini için borçlunun kusurlu olması gerektiğini, müvekkilinin herhangi bir kusurundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, alacaklının temerrüt faizini aşan zararı ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının bulunduğunu bütün yönleriyle ispat etmek zorunda olduğunu, dava konusu olayda ise bu şekilde bir illiyet bağının kurulmasının mümkün olmadığını, davacının munzam zararı varsa bunu kesin olarak ispat etmesi gerektiğini, davacının temerrüt faizini aşan zararını, inanılır, kesin ve net bir şekilde ispat etmesi gerektiğini, oysa, davacının dava dilekçesinde bir takım afaki hesaplamalara göre bir munzam zarar hesabı ortaya çıkarmaya çalıştığını, davacı tarafından, alacak tahsil edilirken ihtirazi kayıtsız olarak tahsil edilmiş olup, bu nedenle de davanın reddi gerektiğini, buna rağmen bilirkişiler tarafından munzam zarar söz konusudur denilerek hesaplama yapıldığını, bu yönden de bilirkişi raporunun açıkça haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, diğer taraftan, davacının davasını dayandırdığı ve geç sonuçlandığını iddia ettiği davada davanın konusu fiyat farkı alacağı olup, reeskont faizi ile tahsil ettiği fiyat farkı alacağına bu sefer de munzam zarar nedeniyle faiz istenilmesinin adeta faize faiz istenilmesi mahiyetinde olup, bu durumun da hakkaniyete de aykırı olduğunu, davacının munzam zararının söz konusu olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davanın takas nedeniyle reddine karar verildiğini ancak hangi alacaktan takas taleplerinin kabul edildiğinin de belli olmadığını, davanın reddi kararında davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, munzam zarar alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemenin 2013/728E-2017/964K sayılı 13.12.2017 tarihli kararında özetle; davanın temerrüt faizi ile karşılanmayan TBK'nun 122. maddesinde düzenlenen munzam (aşkın)zarar istemine ilişkin olduğu, davanın sonuçlandığı tarihle munzam zararın tahsili amacıyla açılan dava arasındaki tarih dikkate alındığında zamanaşımı süresinin dolmadığı, bu nedenle zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, dosyada alınan bilirkişi raporu ve ek raporu ile, tarafların dosyaya sunmuş oldukları tüm beyan, iddia ve savunmalar ile deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın temerrüte uğrayan alacağının varlığını tespit ettiği, varlığı tespit edilen alacağın geç ifa edildiği, Ankara 8. ATM'de açılan dava ile alacağın tahsil edildiği tarih arasında yaklaşık 13 yıl gibi bir sürenin geçmiş olduğu, davacının ...'dan almış olduğu ihalelerde köşebent demir aldığı, bilirkişi heyetinin demir fiyatlarını baz alarak yapmış oldukları hesaplamada davacının zararının mahkemenin hükmetmiş olduğu faizle karşılanmasının mümkün olmadığını, demir fiyatları dikkate alınarak yapılan hesaplamada davacının talep edebileceği munzam zararının 806.587,42 TL olarak hesapladığı, mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi kök ve ek raporun birlikte değerlendirerek davacının fiyat farkına ilişkin olarak açmış olduğu 8. ATM'deki davanın yargılamasının çok uzun sürmesi, davacı şirketin faaliyet göstermiş olduğu alanda demir fiyatlarında 13 yılda çok yüksek oranda zam gelmiş olması, davacının temerrüt faizini aşan bir zarara uğradığının tespit edilmiş olduğu, davacı tarafın fiyat farkı alacağını tahsil etmek amacıyla öncelikle davalı şirkete başvurduğunu, davalı şirketin fiyat farkı alacağını ödememesi nedeniyle dava açma yoluna gittiği, dolayısıyla davalı şirketin alacağın geç tahsil edilmesinde kusurunun bulunduğu, TBK'nun 122. maddesindeki koşulların da oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne 806.587,42TL'nın 10.000,00TL'sı için dava tarihinden itibaren, 796.587,42 TL'sı için ise ıslah tarihi olan 16/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, taraf vekilleri ile feri müdahil vekili tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2020/1303 E- 2021/120 K sayılı 04.02.2021 tarihli kararında özetle: “…Munzam zarar, davanın dayanağı sözleşme tarihi ile munzam zarara dayanak davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 105 ve eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. maddesinde düzenlenmiştir. Munzam zarar sorumluluğu, kusur sorumluluğuna dayanır. BK'nın 105. maddesi kusur karinesini benimsemiştir. Munzam zarardan kaynaklanan tazminat borcunun doğması için aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Kural olarak munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağının varlığını, bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını, zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlüdür. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin, Anayasa Mahkemesi'nin kararına atıfla son emsal kararları uyarınca (28.11.2018 tarihli, 2018/3499 E, 2018/4739K. sayılı ve 25/04/2018 tarihli 2017/2736 E, 2018/1742 K.sayılı ilamları) ülkemizde yaşanan ve herkes tarafından bilinen enflasyon olgusu nedeniyle her zaman alacaklının zararının temerrüt faizi ile karşılanması mümkün olmayacağı, gecikme halinde faizle karşılanmayan zararın varlığı karine kabul edilip bu karinenin aksi davalı borçlu tarafından ileri sürülüp kanıtlanamadığından öncelikle temerrüt tarihleri ile tahsil tarihlerindeki enflasyon verilerini gösterir TEFE, TÜFE-ÜFE oranları, bankalardan mevduat faiz oranları, döviz kurları devlet tahvil faiz oranları, işçi ücretleri ve diğer yatırım araçları ile ilgili bilgiler resmi kurumlardan sorulup tespit edildikten sonra tahsiline karar verilen alacakların temerrüt tarihleri itibariyle bu yatırım araçlarından oluşacak sepete yatırılması halinde tahsil tarihlerinde ulaşabileceği miktar ile bulunacak bu miktardan davada kabul edilen alacakların temerrüt faizi ile birlikte tahsil edildiği miktar hesaplattırılıp, munzam zarara uğranılıp uğranılmadığı konusunda bilirkişi kurulundan denetime elverişli ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi davalının takas mahsup talebi konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulması da hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına…” karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın takas nedeniyle reddine dair mahkemece verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle Yargıtay Yerleşik İçtihatlarında da kabul edildiği üzere alacağın geç ödenmiş olması nedeniyle munzam zarar talep edilebileceğinin kabul edilmiş olmasına, davalının takasa konu alacağının infaz aşamasında Türk Borçlar Kanunu 102.maddesi kapsamında değerlendirileceğinin tabii bulunmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 16/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır