Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/611 E. 2026/698 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/611
- Karar No
- 2026/698
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/611 - Karar No:2026/698
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/611 KARAR NO : 2026/698
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/01/2025 NUMARASI : 2024/844 E-2025/39 K
DAVACI : VEKİLİ : Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 16/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/06/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili:Taraflar arasında 10/08/2017 tarihli eser sözleşmesinin akdedildiğini, bu sözleşme gereği müvekkilinin taşeron olarak, davalının yükleniminde olan Toplu Konut İdaresinin ... İnşaatları Ahşap İşlerini yapmayı üstlendiğini, müvekkilinin söz konusu işi eksiksiz ifa ederek davalıya teslim ettiği, davalı şirketin dava konusu iş kapsamında bakiye 129.336,71 TL cari hesap borcunu ödemediğini, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını belirterek davalı şirkette bulunan bakiye 129.000,00 TL alacağın fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, 13.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili:Müvekkilinin dava dışı ...ile “... İnşaatları ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İnşaatının Yapımı Sözleşmesi (ana sözleşme) akdettiğini, davacı ile işbu ana sözleşmeye konu işlerin ahşap işlerinin yapımı konusunda 10.08.2017 tarihli birim fiyatlı sözleşmenin akdedildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 8.3.maddesinde davacının her bir hakedişinden %5 nakit teminat kesintisi yapılacağının kararlaştırıldığını, dava ile talep edilenin işbu nakit teminat kesintisi olduğunu, davacının sözleşmede nakit teminat kesintisinin idarenin kesin kabulünden sonra kendisine iade edileceğini kabul ettiğini, idare tarafından geçici kabulün yapıldığını ve idareye kesin kabul başvurusunda bulunulmuş ise de gerek dava, gerekse cevap dilekçesi tarihinde idare tarafından henüz kesin kabulün yapılmadığını, bu sebeple dava konusu alacak muaccel olmadığı gibi ayrıca dava konusu talebin iadesinin sözleşmede bazı şartlara bağlandığını ve bu şartların gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin de henüz bilinebilecek durumda olmadığını, ihale sözleşmesinin ve dolayısıyla da davacı ile akdedilen sözleşmenin de eki olan ve davacıyı bağlayan Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 44. maddesi uyarınca; idarenin kesin kabulü yaparken davacının yükleniminde olan işlerde de fen ve sanat kurallarına uygun yapılmamadan kaynaklı herhangi bir bozukluğun veya geçici kabulden sonra ortaya çıkan bir kusurun olup olmadığını inceleyeceği, davacının işlerinde bu şekilde kusur veya eksiklik varsa bunu tutanakla tespit edip düzeltilmeleri ve tamamlanmaları için süre verileceği, bu ihtimalde varsa davacının imalatlarındaki kusurları gidermek zorunda olduğunu ve gidermediği takdirde müvekkilinin, davacının nakit teminat kesintisini kullanabileceğini, bu sebeple şuan davacıya dava konusu nakit teminat kesintisinin iade edilip edilemeyeceğinin belli olmadığını, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Davanın, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olduğu, mahkemece ...'ye müzekkere yazılarak, dava konusu ana işin ilişkin kesin kabulün yapılıp yapılmadığı hususu ile Nusaybin Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacının borcunun bulunup bulunmadığı, dosyanın kapatılıp kapatılmadığı hususunda bilgi verilmesi istenilmiş, Sosyal Güvenlik Müdürlüğünden gelen yazı cevabında davacının borcunun bulunmadığı dosyanın kapatıldığı, ...'den gelen yazı cevabında kesin kabulün 26/05/2021 tarihinde yapıldığının bildirildiği, mahkemece yapılan yargılama ve dosyaya sunulan tüm bilgi, belgeler ile delillerin incelenmesi neticesinde,; taraflar arasında imzalanan 10/08/2017 tarihli sözleşmenin 8.3. maddesinde; “Ayrıca ve ek olarak taşeronun hak edişlerinden, her bir hak edişinde %5 oranında nakit teminat kesintisi yapılacağı, bu nakit teminat kesintilerinin ve 8.1. maddedeki banka teminat mektubunun işin, taşeron tarafından sözleşmeye uygun olarak ve tamamının ifa ve teslimi ve idare tarafından işlerin kesin kabulünün onaylanmasından sonra sözleşmede belirlenen diğer koşullar ve aşağıda yazılı şartların da yerine getirilmiş olması şartlarıyla ve taşeronun yazılı talebi üzerine aşağıdaki şart ve şekilde taşerona iade edileceği” düzenlemesinin yer aldığı, yine aynı sözleşmenin 8.4 maddesi gereğince nakit teminat ve teminat mektubunun iadesine dair, taşeronun işçilerinden aldığı ve işçilerine herhangi bir ücret, varsa ihbar, kıdem vs tazminat sorumluluğunun bulunmadığına ilişkin işçilerin imzasına havi ibra belgelerini, SGK ilişiksizlik belgesini iş sahibine ibraz etmesi, taşeron işçilerinden hiçbirinin iş kazası geçirmemiş olması ve 3. kişilere iş sahibine zarar verilmemiş olması, taşeronun bu işten kaynaklı olarak 3. kişilere herhangi bir borcu olmadığının tespiti ile ayrıca iş sahibi aleyhine açılmış ve açılacak davaların veya takiplerin kesin sonucunun alınmasını ve bu davada ve/veya icra takibinde ve/veya hukuki her türlü takiplerde hükmedilen tutarların yargılama harç, gider ve mahkeme vekalet ücretleri de dahil tüm ferileriyle birlikte toplamının taşeron tarafından iş sahibine tamamen ödenmesinden veya ilgiliye ödenmiş olduğunu gösterir ilgilisinin imzasını havi ibra belgesinin iş sahibine ibrazı, sözleşme mucibince taşeronun teminatın iadesini engelleyen ve/veya irat kaydedilmesini gerektiren bir durum olmaması, taşeronun yaptığı işlerin idare tarafından kesin kabulünün yapılması, taşeronun iş sahibine hiçbir borcunun kalmadığının saptanması, kesin kabul tutanağının iş sahibinin ...'e göre yetkilisi tarafından imzalanmasından sonra taşeronun iş sahibinden yazılı olarak istemi akabinde hak ediş kesinti bedelleri ve teminat senetleri taşeronun yazılı istemini takip eden 30 gün içinde taşerona iade edileceği düzenlemelerine yer verildiği, yukarıda yer alan taraflar arasında imzalanan davaya konu teminat kesintisi iadesine ilişkin düzenlemeler ve dosyaya sunulan bilgi, belgeler birlikte değerlendirildiğinde; davacının teminat kesintisine ilişkin talebinin dava tarihi itibari ile sözleşmede belirtilen şartların oluşmadığı, kesin kabulün yargılama aşamasında 26/05/2021 tarihinde yapıldığı bu hali ile dava şatları oluşmadan iş bu dava mevsimsiz dava olarak açılmış ise de; BAM kaldırma kararı üzere kesin kabulün yapıldığı tarih itibari ile teminat iadesi şartlarının oluştuğu yeniden rapor alınmasına gerek olmaksızın 06/09/2021 raporda hesaplandığı üzere; açılan davanın kabulüne,129.000,00 TL'nin 26/05/2021 kesin kabul tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 129.000,00 TL'nin 26.05.2021 kesin kabul tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece verilen kararın dosyada yer alan bilgi, belge ve deliller doğrultusunda hukuken hatalı değerlendirmeye dayalı olduğunu, dosyaya ...tarafından gönderilen yazı cevabında davalı şirketin yükleniminde bulunan ana işin kesin kabulünün 26.05.2021 tarihinde onaylandığının bildirildiğini ve ekinde kesin kabul tutanağının gönderildiğini, ...'nin yazı cevabı ekindeki kesin kabul tutanağının incelenmesinde, davalı şirketin yüklenimindeki ana işin 29.06.2018 tarihinde bitirildiği, geçici kabulünün 29.06.2018 tarihinde yapıldığı, kesin kabule kadar olan teminat süresinin 12 ay olduğu, yapılan işin sözleşme, şartname ve projelerine uygun olduğu, kesin kabule engel olabilecek eksik ve kusurların bulunmadığının belirtildiğini, keza davalının cevap dilekçesi ekinde sunmuş olduğu, davalı şirketin yüklenimindeki ana işe dair geçici kabul tutanağının incelenmesinde de, işin 29.06.2018 tarihinde bitirildiği, geçici kabulünün 29.06.2018 tarihinde yapıldığı, kesin kabule kadar olan teminat süresinin 12 ay olduğu, yapılan işin sözleşme, şartname ve projelerine uygun olduğu, geçici kabule engel olabilecek eksik ve kusurların bulunmadığının açık ve net bir şekilde belirtildiğini, şu halde, gerek geçici kabul tutanağı, gerekse de kesin kabul tutanağı ile, müvekkili şirketin yükleniminde bulunan ahşap işlerinde, davalı şirketin yükleniminde bulunan ana işe dair geçici ve kesin kabulün yapılmasına engel olabilecek herhangi bir eksik veya ayıplı imalatın olmadığının kesin olarak ispatlandığını, yine davalı şirketin yüklenimindeki ana işin geçici kabulünün 29.06.2018 tarihinde yapıldığı ve davanın açıldığı tarih itibarıyla kesin kabule kadar olan teminat süresinin sona erdiğinin kesin olarak ispatlandığını, dosyada yer alan bilgi, belge ve deliller doğrultusunda değerlendirme yapıldığında, ...tarafından geçici ve kesin kabulü yapılan davalının yüklendiği ana işle ilgili olarak, müvekkili şirketin yüklenimindeki ahşap işlerinden kaynaklı herhangi bir ayıp veya eksik iş tespiti yapılmamış olup, huzurdaki davanın açıldığı tarih itibarıyla da Yapım İşleri Genel Şartnamesi gereği belirlenen geçici kabul ile kesin kabul arasındaki 12 aylık teminat süresinin zaten geçtiğini, davalının da işin geçici kabulü sonrasında müvekkiline herhangi bir ayıplı veya eksik imalat bildiriminde bulunmadığını, bu itibarla müvekkilinin dava konusu bakiye alacağının en geç geçici kabul sonrası geçmesi gereken 12 aylık teminat süresinin sonu olan 29.06.2019 tarihi itibarıyla muaccel hale geldiği hususunda tartışma bulunmadığını, öte yandan Mardin Nusaybin Sosyal Güvenlik Merkezinden gelen yazı cevabının incelenmesinde, müvekkilnin herhangi bir SGK borcunun bulunmadığı ve SGK dosyasının kapatıldığının da bildirildiğini, yani davanın açıldığı tarih itibarıyla müvekkili şirketin SGK'ya herhangi bir borcu da bulunmadığını, buna göre müvekkilinin yüklendiği ahşap işleri de dahil olmak üzere, davalı şirketin yüklenimindeki ana işin geçici kabulünün ...tarafından 29.06.2018 tarihinde yapıldığı, geçici kabul tutanağında müvekkilinin yüklendiği ahşap işlerine dair geçici kabule engel teşkil edecek herhangi bir eksik veya ayıp tespiti bulunmadığı, davalı şirketin de müvekkili şirketin yüklendiği işle ilgili eksik ya da ayıplı imalatlar listesi sunamadığı, davalı şirketin savunmasının sadece müvekkili şirketin alacağının, ana işin ...tarafından kesin kabulü yapılana kadar teminat olarak tutulduğu savına dayandığı, fakat bu bakımdan da müvekkilinin teslim ettiği ahşap işlerinin, en geç geçici kabul sonrası geçmesi gereken 12 aylık teminat süresinin sonu olan 29.06.2019 tarihi itibarıyla dolayısıyla dava tarihi itibarıyla da kesin kabule hazır olduğunu, ana işin kesin kabulünün gecikmesinin sebebinin müvekkil şirketin yüklendiği işlerle alakalı eksik veya ayıplar olmadığını, zira davalı ile ...arasındaki ana işi kesin kabule hazır hale getirme sorumluluğunun ana işi yüklenen davalı şirkete ait olduğunu, müvekkilinin kendi yüklenimindeki işten sorumlu olduğunu, davalı şirket ile ...arasındaki ana işin kesin kabulünün yapılmamış olmasının müvekkili şirketin bakiye alacağının davalı şirketten tahsilini hukuken engellemeyeceğini, zira davalı ile ...arasındaki iç hukuki ilişkinin, o ilişkinin tarafı olmayan müvekkilini hukuken ilgilendirmediğini, ayrıca ...'den gelen yazı cevabından da anlaşılacağı üzere, kesin kabul tutanağında 29.06.2018 tarihi itibarıyla geçici kabulü yapılan işin teminat süresinin 12 ay olduğu ve davanın açıldığı tarih itibarıyla zaten teminat süresinin geçmiş olduğu, nihayetinde ana işin kesin kabulünün de yapılmış olduğunun anlaşıldığını, yine SGK'dan gelen yazı cevabına göre de müvekkilinin prim borcunun bulunmadığı ve dosyanın kapatılmış olduğunu, kaldı ki davalı tarafın, müvekkili şirketin yüklenimindeki işle alakalı olarak işin teslimi olgusuna itiraz etmediği gibi, işte ayıplı veya eksik imalat bulunduğuna dair herhangi bir beyan ve iddiada da bulunmadığını, yani müvekkilinin sözleşme ile yüklendiği işi davalıya süresi içerisinde, eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim ettiği hususunda ihtilaf olmadığını, işin ...veya davalı şirketçe kesin kabulünün dava açıldıktan sonra yapılmış olmasının müvekkili şirkete atfedilebilecek herhangi bir kusura dayanmadığını, işin kesin kabulünün dava açılmadan önce en geç geçici kabul sonrası geçmesi gereken 12 aylık teminat süresinin sonu olan 29.06.2019 tarihi itibarıyla yapılması gerektiğini, bu yönüyle davalının işin şekli olarak kesin kabulünü dava açıldıktan sonra yapmış olmasının davanın sonucuna etkili olmadığını, bu bakımdan davanın açıldığı tarih itibarıyla müvekkili alacağının teminat olarak tutulmasının hukuka aykırı olduğunu ve müvekkili şirketin kendi yüklenimindeki işle ilgili davalıda bulunan cari hesap alacağının dava tarihi itibarıyla muaccel olduğunu, bu nedenle mahkemenin davanın kabulüne dair kararı hukuken doğru olmakla birlikte, davanın mevsimsiz açılan dava niteliğinde olduğu gerekçesiyle müvekkili lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Kaldırma kararı kendilerine tebliğ edilmeden ve duruşma günü de bildirilmeden, taraf iddia, beyan ve delillerine dair hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadan, haklılık durumu araştırılmadan eksik incelemeyle karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının müvekkilinden hiçbir hak ve alacağının olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede müvekkili ile ...arasında akdedilen ihale sözleşmesi ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi (YİGŞ) dahil eklerinin, sözleşmenin de eki kabul edildiğini, davacının YİGŞ'ne uyacağını ayrıca da taahhüt ettiğini, gerek YİGŞ'de gerekse taraflar arasındaki sözleşmenin 11.6.maddesinde belirtildiği üzere geçici kabul - kesin kabul arası teminat süresi ve bu sürede davacının sorumluluklarının devam ettiğini, başka bir anlatımla sözleşmesiyle de sabit olduğu üzere davacının, ...tarafından kesin kabul onayı yapılmadığı sürece işlerinde eksik ve kusur olmadığını iddia edemeyeceğini, YİGŞ’nin 42 maddesi uyarınca davacının, ...'nin kesin kabul onayına dek işlerinde yükümünde olup düzeltmesi gereken- kusurlar çıkarsa bunları düzeltmek zorunda olduğu gibi sözleşmesinde teminat süresince imalatlarının bakımını yapacağını ve tümünü iyi bir şekilde koruyacağını, çıkabilecek kusur ve aksaklıkları gidereceğini, ...tarafından kabul edilmeyen işlerini düzelteceğini, ...'ye karşı müvekkille birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olup iç ilişkide tüm sorumluluğun kendisine ait olduğunu açık şekilde de kabul ve taahhüt ettiğini, dava devam ederken kabul işlemlerine başlayan ...’nin davacının işlerinde eksik ve kusurlar olduğunu belirlediğini, bizzat ...tarafından düzenlenen ve işlerinde eksik ve kusurları belirtir liste eklenmek suretiyle eksik işlerini tamamlaması ve kusurlu işlerini düzeltmesinin davacıya ihtar edildiğini, davacının ise sözleşmesinde işbu bildirilen eksik ve kusurları giderip tamamlayacağı taahhüdü olmasına rağmen tamamlayıp gidermediğini, bu işlerin müvekkili tarafından yapılmışken mahkemenin davacının teminat tutarının iadesine dair kabul kararı vermesinin de sözleşmenin 8.7.maddesi uyarınca davacının, müvekkiline işbu borcunu ödemeden teminat ve alacak talep edemeyeceği halde kesin kabul tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de eksik incelemeye dayalı olduğunu, diğer taraftan davacının işlerini, taahhüt ettiği sürede teslim etmediği ve kendisine ihtarname gönderildiği, ...nin geçici kabul aşamasında dahi hâlen eksik ve kusurlu işleri olduğundan 2. kez ihtarname gönderildiği davacının akdi yükümlerini yerine getirmediği ve müvekkiline sözleşmesel ceza bedellerini de ödemediği ve müvekkilinin zararlarını tazmin de etmediği, kesin kabul eksik ve kusurlarını da gidermediği vb sebeplerle müvekkiline borçlu olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemenin 2020/306 E-2022/108 K sayılı 21.02.2022 tarihli kararında özetle; taraflar arasında imzalanan davaya konu teminat kesintisi iadesine ilişkin düzenlemeler ve dosyaya sunulan bilgi, belgeler birlikte değerlendirildiğinde davacının teminat kesintisine ilişkin talebinin sözleşmede belirtilen şartların oluşmadığı, kesin kabulün 26/05/2021 tarihinde yapıldığı, dava tarihi itibari ile kesin kabulün yapılmadığı, kesin kabul yapılmadan teminat kesintisinin davacı tarafından talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2022/1022 E- 2024/932 K sayılı 19.11.2024 tarihli kararında özetle: “…Mahkemece dava tarihi itibariyle kesin kabulün yapılmadığı, bu nedenle nakdi teminat kesintisinin iadesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, sözleşmeye konu işin tamamlandığı, teslim edildiği, dava tarihinden sonra kesin kabulün yapıldığı anlaşılmış olmakla, taraflar arasında yeni uyuşmazlıklara ve davalara sebebiyet vermemek yönünden taraf iddia, beyan ve delilleri değerlendirilerek oluşacak sonuca göre ve dava tarihi itibariyle haklılık, dava açılmasına sebebiyet verilip verilmediği hususu da değerlendirilerek esas hakkında hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK.'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına …” karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemenin 2020/306 E-2022/108 K sayılı 21.02.2022 tarihli kararının istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2022/1022 E- 2024/932 K sayılı 19.11.2024 tarihli kararı ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemesince 27.12.2024 tarihinde tensip zaptı oluşturularak taraflara bozma ilamı ekli duruşma günü bildirir davetiye gönderilmesine şeklinde tensip ara kararı oluşturularak duruşma 20.01.2025 gününe talik edilmiş, bu tarihte yapılan duruşmada da yazılı şekilde karar verilmiş olduğu görülmüş ise de, dosyada ve Uyap sisteminden yapılan incelemede davalı vekiline Dairemiz kaldırma kararı ve duruşma gününü bildirir davetiyenin gönderildiği ve tebliğ edildiğine ilişkin bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. 6100 sayılı HMK'nın "Hukuki Dinlenilme Hakkı" başlığını taşıyan 27. maddesinde "(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir." hükmü bulunmaktadır. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkı; davalıya, usulüne uygun olarak duruşma gününün tebliğ edilmesini zorunlu kılar. Bir başka deyişle; mahkeme, davalıya, savunma hakkı tanımak için usulüne uygun olarak duruşma gününü tebliğ etmeden yargılamaya devam edip hükmünü veremez. Davalıya usulüne uygun olarak kaldırma kararı ile duruşma gününün tebliğ edilmemesi açıkça hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olmakla bu nedenle istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair istinaf nedenleri ve esası incelenmeksizin istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a..4 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, 2-Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/01/2025 gün ve 2024/844 E-2025/39 K sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5- Davalı tarafından yatırılan 2.203,00 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 6-Taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harçları ve yaptıkları istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 16/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip