Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2177 E. 2026/1207 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2177
Karar No
2026/1207
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/2177 KARAR NO : 2026/1207

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/11/2021 (Dava) - 14/06/2023 (Karar) NUMARASI : 2021/147 Esas - 2023/54 Karar DAVA : Tasarım Tescilinin Hükümsüzlüğü BAM KARAR TARİHİ: 25/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 25/06/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/06/2023 tarihli 2021/147 Esas ve 2023/54 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, bu iştigal alanı ile ilgili olarak, daha önce muhtelif yayın yolu ile (çamaşır kurutma askısını) yurt içinde ve yurt dışında üretmek ve satmak istemiş olduğunu, müvekkili şirketin bu ürünün davalı şirketçe üretilip, pazarlandığını; bu ürüne ait tasarımı TPE’de tescil ettirdiğini öğrenmiş olduğunu, davaya konu 31.10.2018 tarih ve 2018 06647 nolu tasarım tescilini haksız şekilde, önce... adına tescil edilmiş olduğunu, ... de kendi adına olan tasarım tescilini, ....’a devretmiş; ....da davalı şirkete devretmiş olduğunu, davaya konu haksız tasarıma ilişkin TPE tarafından davalı şirket lehinde düzenlenmiş olduğunu, 2018 06477 nolu, “Tasarım Tescil Belgesi Sureti” ve bu numarada korunan tescilin , (1.2) numaralı ve (1.3) numaralı “Çamaşır Kurutma Aparatı” bulunmakta olduğunu, Davalı şirketin devir aldığı 31.10.2018 tarih ve 2018 06647 nolu tasarım tescilinin ilk sahibi görünen ...'nün gerçek hak sahibi olmadığını; bu şahsın devrettiği ... da bu tasarım tescilin hak sahibi olmadığını, bu tasarım tescilini hak sahibi olmayan ...’dan devralan davalı şirket de, hak sahibi olmadığını, ürünün, yıllardan beri ve ünlü sosyal medya kanalı olan Youtube’de yayımlanmış ve halen yayımlanmakta olan bir ürün olduğunu, Youtube’deki ilk yayım tarihi, 04.10.2012 olduğunu, Bu Youtube sayfasına göre, “....-...” adlı kuruluş, davaya konu 2018 yılında tasarım tescili alınan ürünün haksız olarak alındığını açıkça ortaya koymakta olduğunu, davalı şirketin ürünü ile, videolarda paylaşılan ürünün alanının da aynı olduğunu, davalı şirketin tescil edilen; 2018/06477 nolu tasarım tescilinden kaynaklanan hukuki haklarının davalı tarafça müvekkiline karşı kullanımının önlenmesini sağlayacak, 3. Şahıslara devrini engelleyecek şekilde ihtiyati tedbir kararının verilmesini, Tescil Belgesinin hükümsüzlüğünü ve tescil kaydının terkinini, davalı şirket adına tescil edilen 31.10.2018 tarih ve 2018 06647 nolu tasarım tescil belgelerinden doğan hakların, davalı tarafça, müvekkile karşı kullanımının önlenmesini sağlayacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili 26/04/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; tek ortaklı davacı şirketin kurucusu ....'nün müvekkili şirkete ait kep adresini haksız elde etmesi ve kullanması sebebiyle şu ana kadar müvekkili için kep adresine yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, müvekkili "... .Şirketi" ("..."), ..., .... ve davacı şirketin kurucusu/yöneticisi .... tarafından 14/12/2018 tarihinde kurularak ticaret siciline tescil edildiğini, şirketin kuruluşundan kısa süre sonra ....'ın pay devrinde bulunarak müvekkili ....'den çıktığını, böylece şirketin iki ortağı ...ve .... hâline geldiğini, bu ortakların aynı zamanda şirketin müdürleri konumunda bulunduğunu, müvekkili şirketin ortaklarından .... ile .... arasındaki ortaklık ilişkisinin bozulması üzerine, taraflar arasında düzenlenen 28/8/2021 tarihli Protokol ile ....'nün, şirketteki payının tamamını ....'na 170.000-USD karşılığında devrettiğini, protokole uygun olarak gerçekleştirilen pay devirlerinin 11/10/2021 tarihinde ticaret siciline tescil ve ilan edildiğini, devirden sonra ortaya çıkan olgular ve edinilen bilgilerin müvekkilinin ticari bir kumpas içinde olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, ....'nün pay devrinden önce, müvekkili şirketin ortağı ve müdürü olduğu sırada, gizli bir şekilde müvekkilinin adresinde sadece kendisinin ortağı olduğu bir limited şirket kurduğunu, bu şirketin kuruluşunun 10/9/2021 tarihinde tescil edildiğini, huzurdaki davayı açan ve tek ortaklı olarak kurulan "...."nun faaliyet alanının müvekkili şirket ile aynı olduğunu, böylece aynı işyerinde şüpheli ...nün müvekkili ile rekabet içinde olacak başka bir şirketi diğer ortağın bilgi ve izni dışında kurduğunu, ....'nün müvekkili şirketten ayrılmadan önce diğer ortağın/müdürün bilgisi dışında müvekkili şirket için KEP adresi alarak, sonrasında şirkete karşı açtığı huzurdaki davaya dair tebligatların bu adreste yapılmasını sağladığını; müvekkiline yapılan tebligatları kendi elinde bulunan şifre ile diğer ortaklardan gizlediğini, orta ölçekli bir işletme olan müvekkilinin Tebligat Kanunu m. 7a/1 uyarınca KEP adresi almasının zorunlu olmadığını, ... tarafından yapılan başvurunun Tebligat Kanunu m. 7a/2 uyarınca ihtiyati KEP adresi alınmasına ilişkin olduğunu, şirketle ilgili tebligat işlerinin çok sınırlı sayıda olmasının, KEP adresinin bu şekilde alınmasını başlı başına şüpheli hâle getirdiğini, KEP adresi için ...nün kendini kullanıcı olarak atadığını, doğrudan kendi belirlediği şifreyi kullandığını, müvekkili şirketin kendisine ait bir KEP adresi olduğunu aylar sonra, Nisan 2022'de bir tesadüf sonucunda öğrenebildiğini, şirketin KEP adresinin kontrolü PTT'ye yapılan başvuru neticesinde ....'den alındıktan sonra, ...'nün müvekkiline karşı huzurdaki tasarımı konu alan hükümsüzlük davasını açtığını 20/4/2022 tarihinde öğrendiğini, KEP adresinin kontrolü ...de olduğu için müvekkilinin bu davaya cevap dilekçeleri veremediğini ve dava kısa sürede ilerleyerek bilirkişi aşamasına geçildiğini, davayla ilgili tebligatların yanında, KEP adresine icra dairesi tarafından yapılan işçilere dair maaş haciz müzekkerelerinden müvekkilinin yine çok geç haberdar olduğunu; kendi aleyhine haciz sonucu ile karşı karşıya kaldığını, davacının kurucusu/yöneticisi olduğu ....'nün hâkimiyetinde olan kep adresine yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, tebligatların usûlsüzlüğü dikkate alınarak müvekkiline anayasal teminat altında bulunan hukuki dinlenilme hakkının sağlanması için cevap hakkı verilmesini talep ettiklerini, .... tarafından KEP adresinin açıklandığı şekliyle kullanılması sebebiyle Cumhuriyet Savcılığı'na şikayette bulunulduğunu, müvekkilinin kurucusu tarafından sonradan kurulan davacı şirket dava konusu tasarımın hükümsüzlüğünü talep etme konusunda meşru bir menfaate sahip olmadığını, davacı şirketin tek ortağı ve müdürü olan ....'nün, aynı zamanda dava konusu tasarımın tescil edildiği ve kullanıldığı yıllar içinde müvekkilinin kurucusu olarak hareket ettiğini, başka bir ifadeyle, ....'nün hükümsüzlüğü talep edilen tasarımı bizzat kendisi kurucusu olduğu şirket eliyle tescil ettirdiğini; bu tasarımdan ekonomik menfaat elde ettiğini, ...'nün müvekkili şirketteki paylarını hükümsüzlüğü talep edilen tasarıma sahip olunduğu gerekçesiyle yüksek bir bedelle devrettikten sonra, tek ortaklı olarak kurduğu şirket eliyle hükümsüzlük davası açmasının meşru bir gerekçesi bulunmadığını, bu açıdan tasarımın kullanımı ve....'nün davanın taraflarıyla olan organik bağı çerçevesinde, davacının hükümsüzlük davasını açmasının hakkın kötüye kullanımını teşkil edeceğini, .... tarafından kurulan davacının hükümsüzlük davası konusunda SMK m. 78/1 anlamında hukuk düzeni tarafından korunmaya layık görülen meşru bir menfaati bulunmadığını, ....'nün bir yandan müvekkili eliyle tasarımından uzun yıllar yararlanması, sonrasında ise, kurduğu başka bir şirket ile tasarımın hükümsüzlüğünü talep etmesinin açıkça çelişkili davranış yasağını ihlâl ettiğini belirterek; öncelikle müvekkili lehine usulsüz tebligat ile ihlâl edilen hukuki dinlenilme hakkının yeniden tesisi için cevap hakkının tanınmasını, sonrasında ise, müvekkiline karşı açılan haksız davanın reddini, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, ''... Somut olayda davalı tarafın tescilli bir tasarıma sahip olduğu anlaşılmakta ise söz konusu bu tescilli tasarımın Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporlarında, davaya konu tasarımın tescil tarihi olan 31/10/2018 tarihinden önce 04/11/2015 ve 04/10/2012 tarihlerinde ...., adresli url linklerinde yayınlandığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde söz konusu tasarımın tescil tarihinden önce kamuya sunulmuş olduğu, bu itibarla yenilik ve ayırt edicilik vasıflarını taşımadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple, davalının tescilli tasarımın, tasarım hukukuna göre korunamayacaktır. Bu itibarla, davalı adına tescilli tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği takdir ve sonucuna ulaşılmıştır....'' gerekçesiyle; ''...Davanın kabulüne, Davalı adına tescilli 2018/06477 sayılı tasarımın Hükümsüzlüğüne, Sicilden Terkinine, ...'' şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin müvekkiline tebliği davacı tarafından gerçekleştirilen işlemler sebebiyle usûlsüz olduğundan ilk derece mahkemesinin usûl işlemlerini iptal ederek tekrar süre vermesi neticesinde cevap dilekçesi sunulduğunu, mahkemenin gerekçeli karardan anlaşıldığı üzere cevap dilekçesi sunulduğundan haberdar olmadığını, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararda savunmalarına yer vermemiş olmasının hukukî dinlenilme hakkının şeklî ve maddî yönünün ihlâl edildiğini ortaya koyduğunu, şayet dosya baştan sona incelenmiş olsa idi gerek cevap dilekçesine gerekse de esası etkilemeye yönelik beyanlarına kararda yer verileceğini, ...'nün davacı marifetiyle yapmış olduğu eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiği tespit edilerek aleyhinde iddianame tanzim edilip kovuşturmaya başlandığını, ilk derece mahkemesinin dürüstlük özeline bir inceleme yapabilmesi için bahse konu ceza kovuşturmasını bekletici mesele yapması gerektiğini ancak ilk derece mahkemesinin bu dosyayı ve savunmayı da dikkate almadığını, davacının pay sahibi ... hakkında suç duyurusunun yapılmasını ve mevcut davaya savunma sunulmasını takiben pay sahibi olduğu başka bir şirket üzerinden aynı konulu bir davayı aynı mahkemede açtığını, davacının usûlî tutumunun dürüstlük ilkesini hukukî yollarla bertaraf etme çabasından ibaret olduğunu, davacının kurucusu olduğu ve adına endüstriyel tasarım tescilini sağladığı şirkete karşı hükümsüzlük davası açmakta meşru bir menfaate sahip olmadığını, ...'nün hükümsüzlüğü talep edilen endüstriyel tasarımı ... adına bizzat kendisinin tescil ettirdiğini, ortak olduğu süre içerisinde tasarımdan ekonomik menfaat elde ettiğini, ortaklıktan ayrılırken kendisine önemli bir miktar ayrılma payı ödendiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 78'inci maddesinin birinci fıkrasına göre "tasarımın hükümsüzlüğü, ikinci fırkada sayılan hâller dışında menfaati olanlar tarafından istenebilir." denmekle ilk derece mahkemesinin menfaat kavramını dosya özelinde değerlendirmediğini, davacının bizzat tescil ettirdiği, uzun süre ekonomik menfaat elde ettiği tasarımın hükümsüz olduğunu ileri sürmesinde menfaati bulunmadığını, menfaati olmadığı gibi, dava açma şeklinde beliren usûl işlemini yapmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, ilk derece mahkemesinin bu savunmaları herhangi bir şekilde değerlendirmeksizin davanın kabulüne karar vermesinin adil yargılanma hakkının ihlâli niteliğinde olduğunu belirterek İzmir Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 14 Haziran 2023 tarihinde verdiği 2021/147 Esas ve 2023/54 Karar sayılı kararın kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, tasarım tescilinin hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Tasarımın tanımı, SMK'nın 55/1.maddesi hükmünde aynen "Tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür." şeklinde düzenlenmiştir. Kanun'un 56/1.maddesi hükmüne göre ise tescil ve/veya koruma tasarımın yeni ve ayırt edici nitelikte olmasına bağlıdır. Dolayısıyla tasarımlar, ancak yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla tasarım korumasından faydalanabilir. Yenilik kriteri bakımından; bir tasarımın aynısı, tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir. Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir (SMK md.56/4). Ayırt edicilik kriteri bakımından ise; bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim; tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir (SMK md. 56/5). Ayırt edicilik, tasarımın korunabilmesi için kıyaslanan tasarımlarla arasındaki farklılığın seviyesinin belirlenmesi için konulmuş bir kriterdir. Ayırt edici niteliğin belirlenmesinde tasarımların karşılaştırılmasını yapacak bilgilenmiş kullanıcı; üretici, satıcı, tasarımcı veya teknik uzman değildir. Sektörde bu tür tasarımların olduğunu bilen dikkatli ve deneyimli ürün kullanıcısıdır. Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi de dikkate alınır (SMK md.56/6). Tasarımcılar, sektörel ve fonksiyonel bazda her zaman aynı derecede seçenek özgürlüğüne sahip değildir, tasarımlar yapılırken belirli sınırlar içinde kalmak gerekebilir. Örneğin, bir tasarımcının, belirli standartlar çerçevesinde tasarlamak zorunda olduğu yangın tüpündeki seçenek özgürlüğü serbestliği ile iki boyutlu desen tasarımında sahip olduğu seçenek özgürlüğü serbestliği aynı değildir. Diğer bir deyişle, tasarımcı ne kadar seçenek özgürlüğüne sahipse tasarımı o derece farklılaştırabilir. Tasarımın hükümsüzlük halleri ise SMK'nın 77.maddesinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda; SMK'nın 55.maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan tanımlara uygun olmadığı, 56 ve 57.maddelerde belirtilen şartları taşımadığı, 58.maddenin dördüncü fıkrası ve 64.maddenin altıncı fıkrasının (c) bendi kapsamında olduğu, başvurunun kötüniyetle yapıldığı ve bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımını içermesi, hak sahipliğinin başka kişiye veya kişilere ait olduğu ispat edilmiş olması ve sonradan kamuya açıklanan aynı veya benzer nitelikteki bir tasarımın başvuru tarihinin, tescilli bir tasarımın başvuru tarihinden önce olması durumlarında mahkemece tasarımın hükümsüz kılınmasına karar verilir. Somut olay değerlendirildiğinde; SMK'nın 67/2 maddesinde, üçüncü kişilerin tasarım tesciline itiraz edebileceklerinin ve 78/1 maddesinde, tasarımın hükümsüzlüğünün menfaati olanlar tarafından istenebileceği düzenlendiğinden, tasarım konusu ürünler ilgili alanda faaliyet gösteren davacı şirketin eldeki davayı açmakta menfaati olduğu, davaya konu 2018/06477 nolu tasarımın davacının dayanak olarak gösterdiği 04/11/2015 ve 04/10/2012 tarihli youtube videolarındaki ürünler karşısında küçük ayrıntılarda farklılık arzetmekle birlikte genel görünüş itibariyle benzerlik taşıdığı, bilirkişi heyetince belirtildiği üzere farklılık olarak nitelenen hususlar ayırt edicilik sağlamayan küçük ayrıntılar kapsamında kaldığı, bu bakımdan davalı ... Şti'nin tasarım tescilinin başvuru tarihinden önce kamuya sunulduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/06/2023 tarihli 2021/147 Esas ve 2023/54 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 462,15 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 25/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2177, K. 2026/1207, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2177-e-2026-1207-k-7628ca534213