Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2158 E. 2026/1114 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2158
- Karar No
- 2026/1114
- Karar Tarihi
. T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2158 KARAR NO : 2026/1114
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I .
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ . : 05/12/2019 (Dava) - 26/05/2023 (Karar) NUMARASI : 2019/527 Esas - 2023/445 Karar DAVA : Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali BAM KARAR TARİHİ: 11/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 11/06/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/05/2023 tarihli 2019/527 Esas ve 2023/445 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatifin 05/11/2019 tarihinde 2017-2018 olağan genel kurulunu yapmak üzere yasal olmayan bir şekilde toplandığını, kooperatifin yasal başkanının kendisi olduğunu, 16/09/2019 tarihinde istifa eden ... ve diğer üye ...’nın imzası ile genel kurulun toplandığını, genel kurul aşamasında yapılan tehditler nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu, genel kurul toplantı salonunda tanımadığı birçok kişinin üye sıfatıyla toplantıya katıldığını gördüğünü, bu nedenle yönetim kurulu faaliyet raporunun ve bilançonun hazırlanamadığını, kooperatifin merkezi Karabağlar’da olmasına rağmen toplantının Menderes ilçesinde yapıldığını, toplantı davet kâğıdında “05/12/2019” tarihi yazılıyken bu tarihin elle düzeltilerek “05/11/2019” olarak yazıldığını, genel kurulun usulsüzlüğü ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İzmir İl Müdürlüğü’ne gerekli başvuruyu yaptığını belirterek, genel kurul tutanakları, ilan ve sair belgeler incelenerek yasal dayanak oluşmadan yapılan 05/11/2019 tarihli genel kurulun iptaline karar verilmesini istemiştir. CEVAP : Davalı yasal süre içerisinde davaya cevap vermemiş ancak 03/12/2020 tarihli beyan dilekçesi ile; müvekkili kooperatifin 2016-05/11/2019 tarihleri arasında başkanlığını davacının yaptığını, 13 yılda sadece kaba inşaat yapım aşamasına geçilebildiğini, davacının kötü niyetli olarak kooperatifin çalışmasını engellediğini, İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/683 Esas sayılı dosyasında kooperatifin eski yönetim kurulu başkanı olan davacının “30/06/2018 tarihine kadar yapılması zorunlu olan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısını yapmadığı ve 1163 sayılı Kanun’a muhalefet ettiği” gerekçesiyle ceza davası açıldığını, açılan davalar sonucunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın izni ile 05/11/2019 tarihinde usulüne uygun olarak genel kurulun toplandığını, bu toplantıda oy birliğiyle yeni yönetim kurulunun seçildiğini, müvekkillerinin yönetim kuruluna seçilmelerinin ardından kooperatife işlerlik kazandırmak amacıyla defter, belge, makbuz vs. belgeleri incelemek üzere istediklerini ancak davacının bu isteği geri çevirdiğini, bunun üzerine yeni yönetim tarafından davacıya iki ihtarnamenin gönderildiğini, defter ve belgelerin tesliminin istendiğini, davacının İzmir 4. Noterliği’nin 25/11/2019 tarihli 6910 yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile olumsuz cevap verdiğini, davacı hakkında “1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na muhalefet ve zimmet” suçlarından dolayı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/123694 sayılı dosyasında soruşturmanın devam ettiğini, davanın kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, ''.... davalı kooperatifin 24/10/2017 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, aynı toplantıda davacı ... ve ...’nın da yönetim kurulu üyesi olarak seçildikleri; ...’in davalı kooperatife verdiği 16/09/2019 tarihli dilekçesi ile davalı kooperatifin yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini bildirdiği ve istifasının kabulüne karar verilmesini istediği; aynı tarihte davalı kooperatit yönetim kurulu tarafından istifanın kabulüne karar verildiği; istifa davalı kooperatife ulaşmış olduğundan ve kabulüne karar verilmesi gerekli değil ise de anılan yönetim kurulunda kabulüne de karar verildiğinden, ... yönetim kurulu üyeliğinin 16/09/2019 tarihinde sona erdiği; KK’nın 43. maddesi gereğince yönetim kurulu veya ana sözleşme ile bu hususta yetkili kılınan diğer bir organ ve gerektiğinde denetçiler kurulunun, ortağı olduğu üst birlik ve tasfiye memurlarının genel kurulu toplantıya çağırma yetkisine sahip oldukları; ...’in yönetim kurulu üyeliği sona erdikten sonra 03/11/2019 tarihinde yönetim kurulu üyesi ... ile birlikte 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin genel kurul toplantısının 05/11/2019 tarihinde yapılmasına ilişkin 03/11/2019 tarihli 01 sayılı yönetim kurulu kararını imzaladıkları, bu kararın 2 gün sonrasında ise davaya konu 05/11/2019 tarihli genel kurul toplantısının gerçekleştiği ve bu toplantının da ... tarafından açıldığı; 03/11/2019 tarihinde ....’in yönetim kurulu üyesi görevinin bulunmadığı, kooperatif ana sözleşmesinin 46. maddesine göre, kooperatifin yetkililerden en az ikisinin imzası ile temsil ve ilzam edilmesi gerektiği, bu yönüyle ...’nın tek başına kooperatifi temsilen yönetim kurulu olarak toplantı günü kararlaştıramayacağı, bu çerçevede de alınan kararın ana sözleşmeye ve yasaya aykırı olduğu; diğer yandan dava konusu genel kurulun çağrısız genel kurul da olmadığı; Kooperatifler Kanunu’nun 45. ve ana sözleşmenin 28. maddesi gereğince genel kurul toplantısı yapılacağı hususunun en az 30 gün önceden ortaklara bildirilmesi ve ayrıca toplantının tarih, yer ve gündeminin de en az 15 gün önceden ilgili Bakanlığa (İzmir Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü) bildirilmesi gerektiği, oysa toplantı kararının ana sözleşmeye aykırı olarak 03/11/2019 tarinde alındığı gibi 2 gün sonrasında gerçekleştirilen dava konusu genel kurulda çağrı usulüne de uyulmadığı; yetkili organın çağrısı olmaksızın, geçersiz çağrı ile yapılan ve çağrısız genel kurul koşulları bulunmayan toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğu anlaşıldığından...'' gerekçesiyle; ''...Davanın KABULÜ ile; Davalı kooperatifin 05/11/2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine...'' şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ....'nin 2006- 05.11.2019 tarihleri arasında başkanlığının davacı tarafından yapıldığını ancak 13 senede sadece kaba inşaat yapımı aşamasına geçilebildiğini, davacının tamamen kötüniyetli olarak kooperatifin çalışmasını engellediğini, davacının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar edildiğini, bu ihbar üzerine derdest olan İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/683 E. Sayılı dosyasında; davacının eski kooperatif yönetim kurulu başkanının 30.06.2018 tarihine kadar yapılması zorunlu olan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısını yapmadığı ve bu şekilde 1163 Sayılı kanuna muhalefet ettiği gerekçeleriyle ceza aldığını, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın izniyle 05.11.2019 tarihinde 1163 sayılı Kooperatif Kanununun 45. maddesinde hükümlerin doğrultusunda usulüne uygun olarak genel kurulun toplandığını, işbu toplantıda oy birliğiyle yeni yönetim kurulu seçildiğini, tutanaklarla da sabit olduğu üzere 49 ortağın 36'sı toplantıya katılmış olup kararın da oybirliğiyle alındığını, hal böyleyken yalnızca usulsüz çağrıya dayanarak mahkemece verilmiş olan genel kurulun iptali kararının hukuka aykırı olduğunu, diğer iptal koşulu ise; ortak olmayan kişilerin toplantıya katılması olup bu hususun da gerçeği yansıtmadığının tutanaklarla görüldüğünü, bilirkişi raporu ile de davacının bu iddialarının yalnızca kötü niyetli ve müvekkilini zarara uğratmaya çalışan bir iddia olduğunun görüldüğünü, davacı her ne kadar ...'in istifa ettiğini iddia etse de, sunmuş olduğu tarihsiz dilekçe ve yalnızca kendisi tarafından alınmış ve imzalanmış karar ile bu hususun gerçekleştirilmesinin mevzuata aykırı olduğunu, ..., yalnızca tek taraflı bir irade beyanında bulunmamış olup beyanının kabulünü yönetim kurulundan talep ettiğini, hal böyleyken usulüne uygun alınmış bir kabul kararı bulunmadığı sürece ...'in yönetim kurulu üyeliğine devam ettiğinin kabulü gerektiğini, bu durumda anılı genel kurul iki yönetim üyesinin ... ve ...'in imzalarıyla toplanmış olacağını, yapılan toplantı adeta kaçak ve gizli bir toplantıymış gibi bir izlenim verilse de üyelerin 36'sının katıldığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından komiser atanan ve komiser huzurunda yapılan bir toplantıdan bahsedildiğini, Mahkemece her ne kadar taraflarınca sunulan posta evrakının tarihlerinin okunamadığı belirtilmiş olsa da bugüne kadar yapılmış en yüksek katılımlı toplantının 2 gün içinde karar alınıp bu kararın da posta yoluyla bildirildiğinin düşünülmesinin kabul edilemeyeceğini, müvekkili tarafından kooperatifin daha fazla zarara uğramaması amacıyla elden tebliğler yapıldığını ve böylece 49 üyenin 36'sının toplantıya katılabildiğini, bu sayının dahi toplantının tebliğlerinin usulüne uygun yapıldığını gösterdiğini, tebliğ yapılamayan üyelerin ise yalnızca başkan ...'in Kooperatifler Kanunu'na aykırı olarak üye yaptığı akrabaları olup bu üyelerin usulsüz üyeliklerinin iptal edildiğini ve taraflarca bu hususta hiçbir dava açılmadığını, işbu üyelerin üyeliklerinin yoklukla sakat olması nedeniyle mahkemece öncelikle bu üyelerin kimler olduğunun tespit edilmesi sonrasında toplantıya katılanların üye tam sayısı olup olmadığı tespit edilerek karar verilmesi gerektiğini, bu gerekçeler göz önünde bulundurulmadan verilen mahkeme kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu, davalının başkanlık yaptığı uzun yıllar içerisinde kooperatifi sürekli zarara uğrattığını, yalnızca kendisi ve ailesi için bir gelir kapısına çevirdiğini, inşaatlarda bir adım yol alamadığını, hakkında yalnıza 1136 sayılı kanuna muhalefetten 3 ayrı ceza dosyası açılıp ceza aldığını, üyeler ve yeni yönetimin bu sürecin sona ermesi için usulüne uygun ve 36 kişiyle toplantı yaparak kooperatife işlerlik kazandırdığını, yönetim değişikliğinden sonra binaların hepsinin tamamlandığını, geriye birkaç usul işlemi kalmış olup kura ve daire dağıtımı aşamasına gelindiğini, davalının tek amacının kooperatifin amacına ulaşıp feshinin sağlanmaması ve sayede haksız kazanç sağlamaya devam etmek olduğunu belirterek İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/527 E. - 2023/445 K. ve 26.05.2023 tarihli ilamının istinaf incelemesi ile kaldırılmasına ve kötüniyetli ve mesnetsiz davanın reddine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 05/11/2019 tarihli Kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca, genel kurulda alınan kararların, oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrılmama, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak etmesi iddiaları dışında yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, toplantıya katılan üyenin ret oyu vermesi ve karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi ve davanın bu iddiaların tümü bakımından toplantıyı izleyen bir ayın içinde açılması gerekmektedir. Kooperatiflerde genel kurul toplantısına çağrının usulsüz yapılması veya yapılmaması halinin müeyyidesinin bu toplantıda alınan kararların yokluğu mu, yoksa iptal edilebilirliği mi olduğu hususu Türk ve yabancı doktrinde tartışmalı olup, çoğunluk düşüncesi, hukuki işlemlere güvenlik getirme amacı da dikkate alınarak bu nevi sakatlıkların müeyyidesinin iptal edilebilirlik olduğu yönündedir. Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45/2. ve anasözleşmenin 28. maddesi emredici nitelikte ise de, aynı Yasanın 53. maddesinde çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların iptali davası açma hakkı verildiğine göre, kanun koyucunun çağrıda usulsüzlük halinde bunun müeyyidesini yokluk olarak kabul etmediği anlaşılmaktadır. Çağrının usulsüzlüğünü iddia eden taraf, genel kurul toplantısında alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırılık iddialarından birine ya da hepsine dayanması ve iddiasını ispat etmesi zorunludur. Çağrıdaki usulsüzlük, alınan kararların salt bu nedenle iptali ya da yokluğu sonucunu doğurmamaktadır. Öte yandan, genel kurul toplantısına çağrılması gereken ortakların çağrılmaması ve gelmemeleri halinde, toplantı ve karar nisabını etkiliyorsa bu durum, kararın yok sayılmasını gerektirir. Bu nitelikteki kararların yokluğunun tespiti davası açabilmek için kararlara muhalif olmak gerekmediği gibi, açılacak dava da herhangi bir süreye tabi değildir(bkz. Yargıtay 23. HD'nin 17.03.2016 tarihli 2015/4093 E., 2016/1678 K. sayılı kararı). Dosya kapsamında mahkemece toplantıya çağrıyı yönetim kurulu üyesi ... ve ...'in yaptığı, ... 03/11/2019 tarihli çağrı kararından önce istifa ettiğini, ...’nın tek başına kooperatifi temsilen yönetim kurulu olarak toplantı günü kararlaştıramayacağı, Kooperatifler Kanunu’nun 45. ve ana sözleşmenin 28. maddesi gereğince genel kurul toplantısı dava konusu genel kurulu çağrı usulüne de uyulmadığı; yetkili organın çağrısı olmaksızın, geçersiz çağrı ile yapılan ve çağrısız genel kurul koşulları bulunmayan toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; çağrıda bulunan ...'nın yönetim kurulu üyesi sıfatının devam ettiği, yetkili organ sıfatının bulunduğu, tek imza ile çağrı ve Kooperatifler Kanunu’nun 45. ve Ana Sözleşmenin 28. maddesinde belirtilen sürelere uyulmadan yapılan çağrının çağrıda usulsüzlük kapsamında olduğu, bu usulsüzlüğün toplantı ve karar nisabını etkiliyorsa bu durumun kararın yok sayılmasını gerektirdiği, 05/11/2019 tarihli genel kurulun 49 ortaktan 30 ortağın asaleten, 6 ortağın vekaleten katılımı ile toplam 36 ortak tarafından yapıldığı, kararların oy birliği alındığı gözetildiğinde toplantı ve karar nisabının sağlandığı o halde mahkemece davacının genel kurul toplantısında alınan kararların iptali yönünden davacının yasaya, anasözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırılık iddiaları yönünden değerlendirme yapılıp karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur(MK m.28.I) Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölen tarafın mirasçılarına karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğini tespit için, bir ayrım yapmak gerekir. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı(veya mirasçılar tarafından) devam edilir. Mirasçıları da ilgilendiren davalar, ölen tarafın mirasçılarına karşı geçen alacakları, hakları veya mallarına (MK m.599)ilişkin davalardır. Bunlar malvarlığı haklarına ilişkin davalardır. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler. Ölen taraf davalı ise, davacı, davayı davalının mirasçılarının hepsine karşı birlikte devam ettirebilir. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, re’sen yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gerekir. Buna göre, davacının istinaf aşamasında vefat ettiği anlaşıldığından, mahkemece; öncelikle davacının mirasçılarının belirlenerek davaya devam edip etmeyeceklerinin tespit edilmesi ve bunun sonucuna göre dava hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, taraf teşkilinin sağlanması için mahkeme kararının kaldırılması gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, ilk derece mahkeme sikararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/05/2023 tarihli 2019/527 Esas ve 2023/445 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının kararın kaldırılması sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalıdan alınan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.11/06/2026
.