Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/920 E. 2026/1172 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/920
- Karar No
- 2026/1172
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/920 - 2026/1172 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/920 KARAR NO : 2026/1172 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/11/2021 NUMARASI : 2020/203 E. - 2021/396 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24/11/2021 tarih ve 2020/203 Esas - 2021/396 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili Şirketin "..." ve "..." ibareli markalarının bulunduğunu, bu markaların yoğun kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanarak tanınmış marka haline geldiğini, "..." ve "..." markalarının birçok dünya ülkesinde de tescilli olduğunu, davalı Şirketin 2019/97039 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili markaları ile dava konusu başvurunun görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunu, ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılacağını, "..." markası ile "..." markasındaki farklılığın "..." ve "..." harfleri olduğunu, "..." ibareli markada ise "..." ve "..." harflerinin farklılaştığını, taraf markalarının kapsadıkları mal ve hizmetlerin de aynı olduğunu, bu durumun iltibas ihtimalini kuvvetle muhtemel kıldığını, davalının müvekkiline ait tanınmış markalara benzer marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetli bir davranış olduğunu, davalı şirkete ait markaların tesciline cevaz verildiği takdirde bu durumun müvekkiline ait "..." ve "..." ibareli tanınmış markaların ayırt edici karakterine zarar vereceğini ve davalının müvekkili markalarından haksız yarar sağlamasına sebep olacağını ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-4605 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın 29 ve 30. sınıf malların tamamı ile 29,30 ve 32. sınıf malların satışına özgü 35. sınıftaki hizmetler ile 43. sınıftaki "yiyecek ve içecek sağlanması" hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkili markası ile davacı markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, "..." ibaresi söylendiğinde tüketicilerin aklına "... ... ..." ya da "... ... ..." markalarının gelmeyeceğini, bütüncül olarak değerlendirildiğinde de taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "... + ..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markaları arasında dava konusu markanın kapsamında yer alan 29 ve 30. sınıftaki tüm mallar ile 35. sınıfta yer alan ''29 ve 30. sınıfa ilişkin malların satış hizmetleri'' ve 43/1 sınıfta yer alan ''yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri'' yönünden ortalama tüketici kesimi nazarında görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu, taraf markaları arasında yukarıda belirtilen mal ve hizmetler açısından SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu, iltibas oluşmayan mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 2020-M-4605 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2019/97039 sayılı markanın kapsamında yer alan 29 ve 30. sınıftaki tüm mallar ile 35. sınıfta yer alan ''29 ve 30. sınıfa ilişkin malların satış hizmetleri'' ve 43/1 sınıfta yer alan ''yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri'' yönünden iptali ile dava konusu markanın bu mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, mahkemece benzer olduğu kabul edilen davacı markalarında yer alan "..." sözcüğünün, gıda sektöründe herkesin kullanabileceği türden ve ayrım gücü zayıf bir ibare olduğunu, özellikle ayırt edici ek/sözcüklerle kullanıldığında karıştırılma ihtimalinin ortadan kalkacağını, bilindiği üzere orijinal niteliği az olan, bu nedenle ayırım gücü zayıf markalarla ilgili olarak iltibas tehlikesinin önlenebilmesi için tescili istenen yeni markada ufak bazı değişiklikler yapılmasının yeterli bulunduğunu, zayıf nitelikte olan ibarenin kullanımında ayırt edicilik için ufak bazı değişikliklerin yapılmış olması yeterli iken davalı markasında bunun ötesinde belirgin farklar ve esas unsurlara da yer verilerek ayırt ediciliğin sağlandığını, dava konusu YİDK kararında belirtildiği gibi markalar arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, ilk derecesi mahkemesince benzer olduğu kabul edilen mal ve hizmetler yönünden biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin çok benzeri olan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda kullanıldığı, öte yandan "..." ibaresinin, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin de bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde dava konusu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği, yani markaları karıştırabileceği anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı kurum tarafından istinaf başvurusunda yatırılan harçtan mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davalı kurum tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 11/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.