Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2139 E. 2026/1026 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2139
Karar No
2026/1026
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/2139 KARAR NO : 2026/1026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/07/2019 (Dava) - 28/02/2023 (Karar) NUMARASI : 2021/85 Esas - 2023/168 Karar DAVA : Menfi Tespit(Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ: 04/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 04/06/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2023 tarihli 2021/85 Esas ve 2023/168 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İzmir ilinde ikamet ettiğini, hiç kimseye ve hiçbir kuruma yahut bankaya borcu bulunmadığını, müvekkili aleyhine bugüne kadar hiçbir icra takibi yapılmadığını, ve hiçbir bankadan da borcunu ödemesi hususunda ihtar dahi almadığını, ancak 2018 yılından bu yana, ....A.Ş, ....A.Ş ve....A.Ş 'nin ihtar mesajları, ödeme mesajları, talepleri ile tehdit mesajları gelmeye başladığını, bunun üzerine her üç kuruma, İskenderun 1. Noterliği'nin 10/05/2019 tarih ve 12204 yevmiye numaralı ihtarnameyi çekerek tehdit içerikli mesajlara son verilerek, herhangi bir alacakları mevcut ise, icra müdürlüklerine yahut mahkemelere müracaat etmelerini, aksi takdirde hukuki çözüm yollarına başvuracaklarını belirttiklerini, anılı ihtarnamelerin üç kuruma da tebliğ edilmiş olmasına rağmen herhangi bir cevap vermediklerini ve müvekkilini alacaklı oldukları gerekçesiyle bankalara çeşitli yazılar yazarak müvekkilini riskli müşteri durumuna düşürdüklerini ve hesaplarına bloke koydurttuklarını, kullanım izninin kaldırıldığını belirterek davacının her üç kuruma borçlu olmadığının tespitine, her üç kurumun bankalara yazmış oldukları ve davacının borçlu olduğunu göstererek ve kendisini riskli duruma düşüren ve hesaplarına bloke konulması neticesini doğuran yazıların iptaline karar verilmesi, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dosyaya konu alacaklardan İzmir 4.İcra Müdürlüğü 2005/6342 E sayılı dosyasına konu alacak ....Bankası AŞ'den .... AŞ'ye ondan da müvekkili şirkete temlik edildiğini, müvekkili şirket ....A.Ş ile .... A.Ş.'nin ... A.Ş. hükmi çatısı altında birleştiğini, müvekkil şirket .. A.Ş ile ... A.Ş.'nin .... A.Ş. çatısı altında birleştiğini, bu doğrultuda Harçlar Kanunu’na göre ödenecek harçlardan muaf olduğunu, müvekkil şirket açısından davacının dava dilekçesinde belirttiği hususları kabul etmediklerini, davacı aleyhine açılan ve kesinleşmiş icra dosyasının bulunduğunu, davacının bugüne kadar herhangi bir ödeme yapmadığını beyanla; davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, ''... davacı tarafın İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2005/6342 Esas sayılı dosyasında hakkında başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, ancak İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2005/6342 Esas sayılı takip dosyasının 2007 yılından işlemden kaldırıldığını, 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan 2018 yılında imha edildiğinden gönderilemediği bildirildiği, ... Bankasından gelen yazı cevabında davacının borçlarının 07/02/2011 tarihli alacak satış sözleşmesi ile önce ... şirketine temlik edildiği, sonrasında 27/12/2013 tarihinde o zaman ki adı ....A.Ş'ye devir ve temlik edildiği, bankaların defterlerini son kayıt tarihinden ve saklanması mecburi olan diğer hesap ve kağıtları tarihinden itibaren 10 yıl geçinceye kadar saklamaya mecbur olduklarından son 10 yıldan daha eski bir tarihe ait işlemlerin arşiv kayıtlarında mevcut olmadığı bildirildiği, davacının açtığı tefrik edilen diğer dava dosyalarında da bahsedilen takibe konu kredi sözleşmesinin temin edilemediği, davacının takibe konu edilen kredi sözleşmesinden kaynaklandığı belirtilen borcu ödediğine dair belge sunamadığı, davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı böylece tüm dosya kapsamından davacının davasını ispatlayamadığı...'' gerekçesiyle; ''...Davacının davasını ispatlayamadığından REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda tüm gerekçeler davacı müvekkili lehine gösterilirken değerlendirme kısmında davacı müvekkilinin zamanaşımına uğramış olan takibe konu kredi borcunu ödemediğini ve yemin deliline dava dilekçesinde başvurulmadığını gerekçe göstermiş ise de ; davacı müvekkilinin zaten böyle bir borcu olmadığını, dosyaya davalının davacı müvekkilinin imzalamış olduğu bir borç/kredi evrakı sunamadığını, sunulmuş olsaydı bile zaten zamanaşımına uğramış bir borcu faktoring şirketleri ödenmediği yönünde bankalara yazı yazıp müvekkilinin kredi kartı talebinin reddedilmesine sebep olacak şekilde bilgi veremeyeceğini, bankanın bu bilgiyi davacı müvekkili aleyhine işleme koyamayacağını, davacı olarak yemin deliline başvurmalarının mahkemenin istcivap deliline başvuramayacağı anlamına gelemeyeceğini, İzmir 6. Tüketici Mahkemesi'nin gerekçeli kararından da anlaşılacağı üzere mahkemenin isticvap deliline başvurduğunu ve aynı konuya haiz davada müvekkili lehine karara hükmettiğini, dosyanın zamanaşımına uğramış olduğunun mahkeme tarafından tespit edildiğini, davalının cevap dilekçesinde iddia ettiği kredi sözleşmesini sunamadığını, davalının cevap dilekçesinde var olduğunu belirttiği ve dava aşamasında sunmak için süre istediği belgeleri de sunamadığını, müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığının tespit edildiğini, bankalara hiç borcu olmadığı tespit edilen ve delilsiz ilamsız olarak açılan icra takibinin zamanaşımına uğradığı da görülen davacı müvekkilinin kredi kartı talebinin reddedilmesi ve müvekkilinin varlık şirketlerine nasıl 23.414,00 TL tutarında borcu olduğu ve bunun banka sistemlerine nasıl yansıdığı hususunda mahkeme hiç değinmeden red yönünde hüküm kurulduğunu, müvekkiline ödeme emrinin bile tebliğe çıkartılmadığını, müvekkilinin banka hesaplarına ve kredilerine bloke koymaları üzerine haberdar olduğunu, ayrıca her üç davalı şirketin de temliki alır almaz davacı müvekkiline tehdit SMS' leri attığını, bu nedenle noter ihtarnamesi ile de ikaz edildiklerini, halen müvekkilinin banka hesaplarında davalıların koymuş oldukları blokelerin devam ettiğini, bu durumda her üç davalının da olmayan bir alacağı temlik almış olmaları ve olmayan bir alacak için davacı müvekkilini tehdit etmiş olmaları sebebiyle iş bu davayı açmakta müvekkilinin hukuki yararı bulunduğunu, yapıldığı iddia olunan icra takiplerinin hiç birinde takibi haklı kılacak hiçbir hukuki dayanak da bulunmadığını belirterek istinaf talebinin kabulü ile hükmün bozulmasına, davacının davalılara borçlu olmadığının karar altına alınmasına, davacının hesaplarına bloke konulması neticesine doğuran yazılan yazıların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfi tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. Maddesi). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer(bkz. Yargıtay 3. HD'nin 03.03.2026 tarihli 2025/3571 E., 2026/1148 K. sayılı kararı). Somut olayda; davacı tarafın davalıya herhangi bir borcu olmadığını beyan ettiği, davalı taraf ise davacının İzmir 4.İcra Müdürlüğü' nün 2005/6342 E sayılı dosyası güncel borç miktarı kadar borçlu olduğunu iddia ettiği, davacının hukuki ilişkiyi inkar ettiği, davalının ise hukuki ilişkinin varlığını ispatla yükümlü olduğu, ispat yükünün davalıda olduğu kabul edilerek delillerin toplanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken mahkemece ispat yükünün tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, ilk derece mahkeme sikararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2023 tarihli 2021/85 Esas ve 2023/168 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının kararın kaldırılma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı taraftan alınan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 04/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2139, K. 2026/1026, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2139-e-2026-1026-k-f8489265482a