Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/918 E. 2026/1140 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/918
- Karar No
- 2026/1140
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/918 - 2026/1140 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/918 KARAR NO : 2026/1140 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/10/2022 NUMARASI : 2022/90 E. - 2022/375 K.
DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Dairemizden verilen 08.05.2024 tarih ve 2023/826 Esas, 2025/1003 Karar sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04.03.2026 tarih ve 2025/4480 Esas, 2026/1248 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı şirketin 2020/135670 sayılı “...” ibareli markanın 29 ve 30. Sınıflarda tescili isteğine yönelik müvekkilinin "..."..." esas unsurlu markalara dayalı itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa markaların görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan iltibas oluşturabilecek düzeyde benzer olup aynı sınıflarda yer alan mal ve/veya hizmetleri kapsadığını, aynı tüketici kitlesine yöneldiğini, “...” markasının davalı kurum tarafından tanınmış marka olarak T/03142 sayısı ile tescilli olduğunu, mesnet markanın tanınmışlığının iltibas ihtimalini artırdığını, başvuru markasının müvekkili markalarının arasına sızacağını ve bu markaların serisi olarak algılanacağını, ortalama tüketicinin davalı şirket ile müvekkil şirketin idari/ekonomik bir bağlantı içerisinde olduğu yanılgısına düşebileceğini, başvurunun "... ..."/"..." ibareli tanınmış markaların ayırt edici karakterine zarar verip davalının haksız yarar sağlamasına sebep olabileceğini ve müvekkilinin markasından haberdar olan davalının bu markaya benzer bir marka başvurunda bulunmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2021-M-11822 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu “...” ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin marka başvurusunda renk, biçim, tasarım, ses ve izlenim olarak davacı markaları ile iltibasa verecek herhangi bir unsur bulunmadığını, bu sebeple ortalama bir tüketici nezdinde markaların karıştırılmasına sebebiyet verilmesinin mümkün olmadığını, her iki markanın kökünde yer alan “...” ve “...” ifadeleri “...” ve “...” sesi olarak ilk hecede birbirlerinden net bir şekilde ayıldıklarını, müvekkilinin markasının iki heceden oluşması ve davacının markasında hiçbir şekilde yer almayan “...“ ifadesiyle devam ediyor olmasının iltibası imkansız hale getirdiğini, davacı markasındaki “...” ifadesinin de markaları ayırt ettiğini, markalar arasında anlamsal ve bütünsel olarak benzerlik bulunmadığını, davacı gıda alanında faaliyette bulunan ülkenin önde gelen şirketlerinden iken müvekkilinin davacının faaliyet alanı dışında olan pastanecilik kapsamına giren ürünlerin pazarlaması alanında faaliyet gösterdiğini, dolayısı ile müşterilerin markaları karıştırmasının mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka “...” harflerinin diziliminden oluşurken davacının markalarının “...” ve “....” harflerinden oluştuğu, bu bağlamda taraf markalarında “...” ve hatta “...” harfleri aynı dizilimde yer almakla birlikte, markalardaki işitsel algıyı etkileyen sesli harflerin farklılaştığı davaya konu markanın İngilizce eğitim almış tüketiciler tarafından “...” şeklinde, davacı yanın markalarının ise “...” ya da “...” ve “...” ya da “...-...” şeklinde telaffuz edileceği, bu itibarla markaların sesli harfler itibariyle görsel olarak da uzaklaştıkları, her iki ibarenin Türkçe olmaması ve davalı markanın uydurulmuş olması nedeniyle aralarında anlamsal bir benzerliğin bulunmadığı, her ne kadar ortak harfler bulunduruyor iseler de markalarını bütünsel anlamda birbirlerinden yeterli düzeyde ve belirgin bir biçimde uzaklaşmaları sonucu ortalama zeka ve dikkat düzeyinde sahip tüketicilerin bu iki işaret arasında, herhangi bir benzerlik kurmayacakları, bu tüketicilerin işaretleri birbirinden farklı iki ayrı marka olarak algılayacakları, taraf markaları arasındaki benzerlik ilişkisinin iltibas ihtimaline neden olmayacağı ve taraf markalarının benzer olmaması nedeniyle de 6769 sayılı SMK’nın 6/1-5 bendi anlamında hükümsüzlük şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili, müvekkilinin markalarının esaslı unsurunu teşkil eden "..." ibaresinde bir harf değişikliği yapılıp sonuna “...”ibaresinin eklenmiş olmasının markada esaslı bir fark yaratmadığını, davalı markanın siyah renkte yazılı "..." yazısından ibaret olması nedeniyle şekil yönünden de bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, bilirkişi raporunun aksine markalar arasında ... harflerinden dolayı işitsel bir benzerliğin mevcut olduğunu, kavramsal olarak dava konusu markanın müvekkilinin “...” ibareli markaları ile anlamsal olarak da ayniyet derecesinde benzerlik oluşturduğunu, bu itibarla “...” markasının müvekkiline ait ... markasının ardışık markası veya ... ürün serisine ait yeni bir ürün izlenimi uyandırdığını, markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynıyet derecesinde benzer ve markaların hitap ettiği tüketicilerin dikkat düzeyinin düşük olduğu nazara alındığında iltibas koşullarının gerçekleştiğini, ayrıca müvekkilinin markasının tanınmış marka niteliği dikkate alındığında 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının bulunmadığı yönündeki tespitin hatalı olduğunu ileri sürere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Dairemizce, dava konusu başvurunun, davacının itirazına mesnet markalarla aynı şekilde yazılması ve özellikle davacı markalarında olduğu gibi dava konusu başvuruda vurguyu üzerinde bulunduran ... harflerinin aynı dizilimle yer almasının markalar arasında görsel ve işitsel benzerliğe neden olduğu, başvuruda farklı olarak yer verilen "..." ve "..." ekleri ile ibarenin bir kısmının kırmızı renkli olmasının markanın bütünü itibariyle ayırt ediciliği sağlamaya yeterli olmadığı, dolayısı ile markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunduğu gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 04.03.2026 TARİH VE 2025/4480 ESAS, 2026/1248 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ : Yargıtay 11. Hukuk Dairesince; Dairemiz kararının davalılar vekillerince temyizi üzerine, anılan Yargıtay ilamı ile, dava konusu markanın biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak davacının itiraza mesnet markalarıyla ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzer olmadığı, gerekçesiyle, Dairemiz kararının davalılar yararına bozulmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE : Dava, Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizce verilen 8/5/2025 tarih ve 2023/826 E. - 2025/1003 K. sayılı kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 4/3/2026 tarih ve 2025/4480E.- 2026/1248 K. sayılı ilamıyla bozulması üzerine taraflara tensip zaptı ve Yargıtay bozma ilamı ekli, duruşma gününü bildirir davetiye gönderilmiş ve bu şekilde açılan duruşmada usul ve yasaya uygun olan bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı şirketin 4/11/2020 tarihinde 2020/135670 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 29. ve 30. sınıf malların yer aldığı, davacı tarafından adına tescilli "..." asıl unsurlu markalara dayalı olarak başvuruya itiraz edildiği, itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, bu karara yönelik davacı itirazının ise YİDK'in 2021-M-11822sayılı kararı ile reddine karar verildiği, ret kararının davacı tarafa12/1/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın iki aylık süre içinde 7/3/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşullarını gerçekleşip gerçekleşmediği ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru 29 ve 30. sınıflardaki mal ve hizmetleri kapsamaktadır. Davacının itiraza mesnet markaları kapsamında bulunan 29 ve 30. mallar bakımından marka kapsamlarındaki emtianın aynı/aynı tür/benzer olması şartı oluşmuştur. Marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru "..." ibarelidir. Başvuruda "..." bölümü kırmızı ve kalan harfler siyah renk ile yazılmış olup marka başka bir unsur içermemektedir. Bu haliyle markanın bütünü asli unsur konumundadır. Davacının itirazına mesnet markaları ise "... ...", "..." ibarelerini içeren çok sayıda markadan oluşmaktadır. "..." ibaresinin davacının çatı markası olduğu ve itiraza mesnet markalardaki diğer unsurların tali planda kaldıkları gözetildiğinde davacının itirazına mesnet markaların asli unsurunu "..." ibaresi teşkil etmektedir. Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, markalar arasında görsel farklılıkların yanı sıra, telaffuz yönünden farklılığın bulunduğu, özellikle davaya konu makadaki "..." ibaresinin işitsel olarak markaları birbirinden oldukça uzaklaştırdığı, markalar arasında kavramsal bir benzerliğinde bulunmadığı, daha önce davacıya ait "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." markasını davaya konu emtialar üzerinde gördüklerinde veya işittiklerinde, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca davacının tanınmışlık ve kötü niyete ilişkin iddiaları bulunuyor is de, ve markalar benzer görülmediğinden tanınmışlığa ilişkin bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmadığı ve başvurucunun başkasının markasından haksız olarak yararlanma, gerçekte kullanmayıp yedekleme, marka ticareti yapma veya şantaj amacıyla hareket ettiğine dair somut deliller bulunmadığında kötü niyet iddiasının da yerinde olmadığı sonucuna varılmış ve davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap olunan 55.000,00-TL maktu vekaletin ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 5-Davalı şirket tarafından temyiz aşamasında yapılan 300,00-TL posta gideri, 3.033,70-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.333,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, 6-Davalı ... tarafından temyiz aşamasında yapılan 3.033,70-TL temyiz yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-Davacıdan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 9-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden istinaf aşamasında tek duruşma yapıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 22.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 10/06/2026 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/06/2026
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.