Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6960 E. 2026/4113 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6960
- Karar No
- 2026/4113
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/428 E., 2025/2035 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Pamukova Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/102 E., 2023/428 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Sakarya ili .... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 1816 parsel sayılı 2.940,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 36... parsel ve 2.781,50 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkiline ait 1 36... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik belirlendiğini ileri sürerek, yüzölçümü eksikliğinin giderilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; hukuki ihtilafa konu tescil dışı alanın neden tescil harici bırakıldığı hususunun belirlenmesinin gerektiğini, kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağını ve dava açılamayacağını, taşınmazın çapında bir değişiklik olduğunu ve komşu parsellere kayma olduğunun belirlenmesi halinde davacı, lehine artış gerçekleşen komşu parsel maliklerine karşı tapu iptali tescil davası açabileceğini, lehine artış gerçekleşen parsel maliklerine açılmamış ise davanın reddine karar verilmesini, taşınmazının çapında değişiklik olmadığı yalnızca hesap hatası nedeniyle ilk tesis kadastrosunda yüzölçümünün fazla gösterildiğinin anlaşılması halinde, davacının taşınmazının kadastrodan önceki sınırları ile şu anki sınırları aynı olacağından ve taşınmazını bilerek ve görerek satın almış ise davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi uyarınca tazminat talep edemeyeceği, davacının itiraz yollarını tüketmeden doğrudan dava yoluna gitmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, itiraz yolları tüketilmediğini, hak düşürücü ve zamanaşımı süreleri içerisinde ve görevli mahkemede dava açılmamış olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yönünden reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''davalı taşınmazların bulunduğu bölgede 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapılan çalışmalarda, davacıya ait 1 36... parsel sayılı taşınmazın hava fotoğrafları ve zeminde yapılan ölçümlerine göre ana karakteristiği ve sınırlarının kadimden beri şeklini koruduğu, 1971 yılında yapılan kadastro çalışmalarında eksik ölçü ve sınırlandırma kaynaklı hata yapıldığı, kadimden beridir sınırının güncel kullanımda olduğu gibi kullanıldığı, 2017 yılında yapılan yenileme çalışmalarında kadastral pafta sınırlarına uyularak hatanın düzeltilmediği, taşınmazın güney kısmında bulunan krokide (A) ile gösterilen yeşil ile taralı 193.08 metrekarelik alanının kadimden beridir taşınmaz malikleri tarafından kullanılan alan olduğu tespit edildiği, davacının zemindeki kullanım durumuna göre taşınmazı aldığı, tesis kadastrosundan itibaren devam eden ölçüm hatasının uygulama kadastrosunda düzeltilmediği'' gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 36... parsel hakkında yapılan uygulama kadastro tespitinin iptaline, 1 36... parselin güneyinde bulunan bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 193,08 metrekare yüzölçümüne sahip kısmın davacıya ait 1 36... parsel sayılı taşınmaza ilave edilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dava konusu Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan eski 1816 parsel sayılı taşınmazın 21.05.1970 tarihinde yapılan tesis kadastrosu çalışmasında 2.940,00 metrekare yüzölçümüyle senetsizden tespit ve tescil edildikten sonra 11.04.2017 tarihinde 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a hükmü kapsamında yapılan uygulama kadastrosu çalışması sonucunda 1 36... parsel sayısıyla sınırları itibarıyla 2.781,50 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edildiği, çalışmaya ilişkin askı ilanının 09.08.2017-07.09.2017 tarihleri arasında yapıldığı, uygulama kadastrosunun itiraz edilmeksizin kesinleştiği, davacının dava konusu taşınmazı 02.03.2022 tarihinde satın alma yoluyla edindiği, davacının satın aldığı tarihte çekişmeli taşınmazın çapa dayalı sınırları itibariyle kapsamının hukuken belirli olduğu, davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata veya kararın gerekçesinde hata edilmesi düzenlemesi kapsamında toplanan delil durumu itibarıyla bu hususun yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği'' gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 bendi hükmü uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yeniden esası ile ilgili olarak hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; hava fotoğrafları, mahalli bilirkişi beyanları, dava konusu alanda bulunan yaşı çok olan ağaçlar ile ilgili bilirkişi raporları ve sair deliller incelendiğinde söz konusu bölgede taşınmazın fiili sınırları ile açıkça uyuşmazlık olacak şekilde yolun genişletildiğini, taşınmazın sınırlarının kadimden beri kullanılan haline aykırı sınır belirlendiğini, İdarenin tesis kadastrosu vasıtasıyla taşınmazın bütünlüğünü bozacak şekilde alan tecavüzünün olduğunu, bilirkişi raporunda (A) harfi ile belirtilen alanın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığını, uygulama kadastrosu sınırlarının taşınmazın kadimden beri kullanılan sınırlarına riayet edilmeden oluşturulduğunu, bu eksikliğin mülkiyet hakkının açıkça ihlali niteliğinde olduğunu, müvekkilinin uygulama kadastrosundan sonra devralmış olmasının İdarenin ilgili taşınmaza ilişkin kadimden beri gelen sınırlarına tecavüz ettiğini ve gerçeğe aykırı sınırları kabul ettiği gerçeğini değiştirmediğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.