Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5689 E. 2026/4110 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5689
- Karar No
- 2026/4110
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1048 E., 2025/906 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/100 E., 2023/67 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 2300 parsel sayılı 999,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 24 77... parsel numarasıyla ve komisyon kararı ile 1.279,54 m² yüzölçümlü olarak; davalılar adına tapuya kayıtlı bulunan eski 2299 parsel sayılı 9.031,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 24 77... parsel numarasıyla ve komisyon kararı ile 9.236,02 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkiline ait taşınmazın sınırının yanlış belirlendiğini, yanlışlığın davalılara ait 24 77... parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, müvekkilinin parselinde meydana gelen yüzölçümü azalmasının düzeltilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının düzeltim için öncelikle İdareye başvurması gerektiğini, davanın görev yönünden reddi ve hak düşürücü sürenin dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''davacı tarafın dava konusu 22 parsel sayılı taşınmazda, dahili davalı tarafın dava konusu 21 parsel sayılı taşınmazda malik olduklarını, davada aktif ve pasif husumetin mevcut olduğunu, davanın askı ilan cetveline göre süresinde açıldığını, Mahkenin görevli olduğunu, keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda ilk tesis kadastrosuna ait pafta ile güncelleme sonrası sınırların parsel ve ada bazında düzenlenen kroki ile değerlendirildiği, ilk tesis tapulama tarihine yakın 1955 tarihli hava fotoğrafları ve 2011 yılına ait uydu fotoğrafı üzerinde kroki düzenlenmek suretiyle inceleme yapıldığı, 1955 tarihli hava fotoğrafından arazinin kullanım durumu tespit edilemediğinden pafta sınırının esas alındığı, dava konusu taşınmazlar arası sınırın pafta esas alınarak kroki-5'e göre belirlenmesi gerektiği, ek kroki-5'e göre (F) harfiyle belirtilen alanın 22 numaralı parselden ayrılarak 21 numaralı parsele eklenmesi gerektiği, (D) harfiyle belirtilen alanın ise 23 numaralı parselden ayrılarak 22 numaralı parsele eklenmesi gerektiğinin tespit edildiği, (F) harfiyle belirtilen alan yönünden 21 numaralı parsel malikleri tarafından 22 numaralı parsel malikine yönelik bir talep ve dava bulunmadığı, (D) harfiyle belirtilen alan yönünden de davacının bir talebi söz konusu olmadığı, davacı tarafın 22 numaralı parseldeki yerinin eksik ölçüldüğünü, kendilerine ait bir kısım yerin komşu 21 numaralı parsele kaydığını ve hatanın düzeltilmesini talep ettiği, keşifte davacı tanıkları ve mahalli bilirkişilerce 21 numaralı parsel ile 22 numaralı parsel arasındaki sınırın aralarındaki toprak yükseltisine göre belirlendiği, 21 numaralı parselin fındık bahçesi niteliğinde olduğu, sınırın da buna göre olduğu, ilk tesis kadastrosuna en yakın tarihli hava fotoğrafında kullanım durumunun tespit edilemediği, bilirkişi raporunda ek kroki-4 te (B) harfiyle belirtilen alanın oluşumunun geçmişten bu yana gelen fiili kullanımdan kaynaklı olduğu, uyuşmazlığın mülkiyete ilişkin olduğunun anlaşıldığı, fiili kullanım ve mülkiyete ilişkin bu durumun, 21 numaralı parsel maliklerinden dahili davalı ... tarafından kabul edildiği, diğer malikler olan dahili davalıların kabul etmedikleri, uygulama kadastrosu ile uygulama niteliğini kaybeden tesis paftasının yeniden mevcut verilere göre düzeltilerek uygulanabilir hale getirilmesi sağlandığından, pafta sınırları haricinde fiili kullanım durumuna göre yeni sınırlar oluşturulması mümkün olmadığı, uygulama çalışmalarının amacının mülkiyet uyuşmazlıklarını çözmek olmadığı, hükümde ayrıca belirtilmemiş ise de, davalı ... yönünden de 21 numaralı parsel malikleri davaya dahili davalı olarak eklenildiğinden davanın pasif husumet yönünden reddine karar verildiği'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''usulünce yapılan keşif sonucu temin edilen harita mühendisi bilirkişi heyeti raporu, yöntemine uygun yapılan incelemesi sonucunda, uygulama kadastrosunun 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi ile Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapıldığı, istinaf edenin sıfatına ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin tartışılması sonucundaki maddi olay ve hukuki değerlendirme sonucunda usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı'' gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli kararında, dava konusu yerin yarı hissesine ait davalı olarak dinlenen ...'ın ve müvekkilinden önce dava konusu yere sahip olanlardan tanık ....'in beyanlarının tartışmadığını, kullanıma ve sahipliğe ilişkin kamu tanıklarının anlatımlarınının gözardı edildiğini, 1955 tarihli krokinin müvekkilli ve bilgi sahibi tanıkların tamamı tarafından söylenen sınır ile aynı olduğunu, bugünkü sınırların 1955 tarihli haritaya uygulandığında sınırların ağaçların ortasından geçtiğinin tespit edilebileceğini, eski 487 parsele ait tapulama tutanağının iddialarına uygun nitelikte olduğunu, bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, tanık anlatımlarına, geçmiş krokilere, hali hazırda kullanım şekline, itirazlara değer verilmeden hüküm tesis edildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.