Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4840 E. 2026/1278 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4840
Karar No
2026/1278
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/595 E., 2025/651 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/20 E., 2023/526 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... Genel Müdürlüğü vekili dava dilekçesinde; Vasiyetnameyle kurulan ...'nın vakıf senedinde 1994 yılında yapılan değişiklik uyarınca vakıf yönetim organının 5 senede bir seçilmek üzere; Mülkiyeliler Birliği İdare Heyeti (1), .. Üniversitesi Senatosu (1), .. Hastahanesi Derneği (1), Tıp Fakültesi ve .. Bankası Derneğince (1) seçilecek birer temsilcinin yanı sıra mirasçılardan 3 kişi olmak üzere 7 kişiden oluşacağının hüküm altına alındığını, .. Üniversitesi Senatosunun 18.04.1995 tarih ve 1363 sayıyla vakıf yönetimine temsilci göndermeme yönünde karar alındığından Vakıf Yönetiminin fiilen altı (6) üyeden oluştuğunu, yapılan denetim sırasında mevcut yönetimden ... ..'in (mirasçılardan seçilen üye) 18.03.2022 tarihinde istifa ettiği, dolayısıyla yönetimin fiilen beş (5) kişiden oluştuğunu, denetim dönemi itibarıyla Vakfın Yönetim organının toplantı sayısının yetersiz kaldığını, buna bağlı olarak Vakıf ve şirketlerinin haklarını korumak noktasında gerekli kararların alınmadığını, en son 29.12.2020 tarihli toplantıda karar alındığını, Vakıf yönetim organının 29.12.2020-30.09.2022 tarihleri arası dönemde Vakfın faaliyetlerine ve çalışmasına yönelik herhangi bir karar alamadığını, altı (6) üyeden ikisinin (2) .. .. ve ... ...'in uzun süreden beri toplantılara katılmadığı, bunlardan bir (1) üyenin (... ...) istifa ettiğini, 03.11.2021 tarihli toplantıda ise fiili müdahale boyutlarına varan bir takım menfi hadiseler yaşandığını, üyeler arasında yaşanan sözlü ve fiziksel müdahalelerin yargıya intikal ettiğini, Vakfın mal varlığının verimli bir şekilde yönetilmesi ve iştiraklerinde etkin yönetim oluşturularak vakıf hak ve menfaatinin korunması noktasında, vakfın yönetim organının toplanması ve böylelikle vakıf tüzel kişiliğinin fiil ehliyetini kullanması gerekirken, Yönetim Kurulu içerisinde görev alan beş (5) üyeden üç (3) ünün ayrı bir yönetim oluşturarak, Yönetim Kurulu başkanını görevden almaları ve yeni başkan atamaları için noterden çağrı yapmaları, uzun süredir Vakıf Yönetim Kurulunun toplanamaması ve karar alamaması, hali hazırdaki beş (5) üyenin fiili olarak bir araya gelmelerinin mümkün olmadığı gerçeğini ve vakfın örgütlenmesindeki yetersizliği en açık şekilde ortaya koyduğunu ileri sürerek, Vakıf yönetim organının Vasiyetname/vakıf senedine uygun olarak oluşturulamaması, mevcut üyelerinde aralarındaki çekişme ve anlaşmazlıklar dolayısıyla vakıf yönetiminin karar alamamaları gerçeğinden hareketle, yönetim sorunu çözüme kavuşturulana kadar, Türk Medeni Kanunu'nun 427/1-4 maddesindeki düzenlemeye binaen ... yöneticisi olan ..., ..., ..., ... .. ve ...’nin geçici olarak görevden uzaklaştırılmasına ve ...'na yönetim kayyımı tayinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Vakıf senedinin son halinin .. ... Noterliğinde düzenlenen 11.02.1994 tarihli ve ... numaralı düzenleme şeklindeki vakıf senedi doğrultusunda Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/2-101 sayılı kararıyla onandığını, bu değişikliğe göre, vakfedenin ailesini temsilen mütevelli heyetinde bulunan .. .., .. .. .. ve .. ..'ın yerine kanuni mirasçılarının çoğunluğu tarafından tespit edilecek kişilerin atanacağının belirtildiğini, mevcut heyetin vakıf senedine uygun olarak seçildiğini ve görevinin başında olması nedeniyle vakfa kayyım tayinine ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; ... ile iştiraki .. Holding AŞ. idare heyetlerindeki çalışma ve idare heyetindeki görev sorumluluklarının yerine getirilmesindeki tutumları, gayretleri dikkate alındığında Vakıf organlardan yoksun kaldığını ve yönetimi başka yönden sağlanamamasında çoğunluk üyesinin geçici olarak görevden alınması talebinin haksız ve yersiz olduğunu, haksız davanın reddine karar verilmesini davalı vakfın yönetim organının çalışmasına engel olan veya çalışmalarına katılmamak suretiyle çalışmaları ve vakfa ait hizmetlerin yerine getirilmesine engel teşkil eden mirasçı ... ve ...'un geçici olarak görevden alınmasına ve yerlerine iki kişinin kayyım olarak atanmasına karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; aile büyüğünün mirasına sahip çıkmak istemekte ve bunun içinde elinden geleni yapmaya çalışmakta olduğunu, alınan kararların oy çokluğu toplantı karar ve yeter sayısına uygun olarak alındığını, buna rağmen diğer davalı ... tarafından idare heyetinin çoğunluk iradesini kabul edilmediğini, vakfa ait karar defteri ve belgeleri teslim etmediğini, vakıf yönetimine davacı tarafın isteği üzerine yönetim kayyımı atanacaksa kayyımın görevlerinin Vakıf idare heyetinin toplantı yapmasını sağlamak yeni vakıf başkanının belirlemek olması işleriyle sınırlandırılmasına karar verilmesi ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur. 4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ...'nın devam etmesinin, özellikle vakıf banisinin aile üyelerinden bazılarının hiç istemediği bir durum olduğunu, bir kısmının geçmişte vakıf varlıklarını haksız ele geçirdiklerini ve vakfın sona ermesiyle birlikte bu işlemlerin araştırılmasına imkan kalmayacağını, ... İdare heyeti üye sayısının halen 5 (beş) olduğunu, bu sayının vakıf senedi uyarınca 7 olması gereken sayı itibarıyla toplantı koşullarını sağladığını, Vakfa yönetim kayyımı atanması talebinin reddini, davalı vakıf idare heyeti üyesinin davalı ..., ... çoğunluk üyenin görüş ve kanaatlerini vakfın kararlarına yansıtmasını önlediğini, vakıf yönetimini toplamadığını ve çoğunluğun aldığı kararın Vakıf İdare Heyeti Kararı olmasını önlemek için karar defterini gizlediğini, vakfın mevcut 5 idare heyeti üyesinin toplanıp karar alması uygun görülecek yönde bir ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın uzaması ihtimaline karşı, vakfın ve iştiraki şirketin telafisi imkansız zararlarının önlenmesi için .. Eğitim ve Sağlık Vakfı ile vakfın %99,97 hissedarı olduğu .. Holding AŞ. nin aktif mal varlığını koruyucu yönde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kabulüne, "Dava konusu yapılan ..'da kurulu .. Eğitim ve Sağlık Vakfına yeni yönetim kurulu oluşturuluncaya kadar eski yönetim kurulu üyelerinin görevlerine geçici olarak son verilmesine ve yerlerine yeni yönetim kurulu oluşturuluncaya kadar ve altı ay süreli olarak" kayyım atanmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... vekili, ... vekili ve ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra kayyım heyetinin vakfın yeni Yönetim Kurulunun oluşturulması amacıyla, vakıf senedine uygun biçimde, tüzel kişilerin temsilcileri ile gerçek kişilerin mirasçılarından seçilen vakfın yeni yönetim kurulunu oluşturduğu, üyelerin belirlenmesinde vakfın kuruluş senedi ile tadil senedi metinlerinde yer alan hususların göz önünde bulundurulduğu, Yönetim Kurulu oluşturulmasına dair vakıf karar defterinden 281 numaralı kararın alındığı ve adı geçenlere yönetim kuruluna atandıkları bildirilerek 04.03.2025 tarihinde yapılacak toplantıya çağrıldıkları, toplantının belirlenen günde yapıldığı, kayyım heyetince seçilen 6 üyeden başkan seçimi yapıldığı ve adaylar arasında en fazla oyu alan ...'ün Yönetim Kurulu başkanı seçildiği ve adı geçen vakıf karar defteriyle eklerinin tutanakla temsil edildiği ve ilişkili tutanak düzenlendiği ve tutanağın dosyaya ibraz edildiği, şu halde, kayyım heyetinin, mahkemece verilen karar içeriğinden de anlaşılacağı üzere yönetim kurulunun oluşturularak vakfın işlenebilir hale getirilmesine dek görevlendirildiği, yönetim kurulu oluşturulduğu ve toplantı yapılarak yönetim kurulu başkanının seçildiği görülmekle, kayyım heyetinin görevinin sona erdiği, diğer anlatımla; dava konusunun kalmadığı bu halde, mahkemece konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar .. vekili, ... vekili ve ...'un istinaf başvurularının kabulüne, kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurularak "Davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına," karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın hukuka ve usule aykırı olduğunu, davanın konusuz kalmasına yol açan vakıanın, yargılama dışında meydana gelmesi gerektiğini, zira davanın konusuz kalmasının söz konusu olmadığı gibi davanın konusunun tam da Vakfa "kayyum atanması gerekip gerekmediği" noktasında toplandığını, Bölge Adliye Mahkemesinin davanın esasına ilişkin gerekçeye konu edilen hususların gerçeği yansıtmadığını, İlk Derece Mahkemesince yöneticinin azlini (görevden alınması) gerektiren durumlar ortaya konulmadığı gibi mevzuata uygun bir değerlendirme de yapılmadığını, kanun ve tüzük hükümlerinde sınırlı sayıda belirtilen hangi hükme aykırılık olduğuna dair bir tespitin söz konusu olmadığını, İlk Derece Mahkemesince davacı kurumun davaya dayanak yapılan denetim raporundaki vekil edenin de aralarında olduğu bir takım yönetim kurulu üyeleri arasındaki bireysel hususları görevden alma gerekçesi gibi yansıttığını, vakfın mütevelli heyet diye bir organının söz konusu olmadığını, oysa İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde mütevelli heyetten bahsedildiğini, yönetim zaafiyeti olarak ifade edilen hususun ortaya konulmadığını, yaşanılan olayların organdan yoksun kalma olarak değerlendirilmiş olup üstelik bu söz konusu olsa dahi başka yoldan giderilmesi mümkün olan bir duruma rağmen vakfa yönetim kayyımı atandığını, yöneticilerin azlinin (görevden alınması) Vakıflar Kanunu ve Türk Medeni Kanununa göre kurulan Vakıflar hakkında tüzük hükümlerinde yer alan gerekçelerle söz konusu olabileceğini, bu sebeplerin söz konusu olmadığı bir durumda yöneticilerin geçici olarak tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar verilemeyeceğini, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiğini, arz ve izah edilen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk Hukuku'nu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir. Dava dilekçesindeki anlatım ve aşamalardaki beyanlar dikkate alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlık, vakıf yöneticilerinin görevden alınması ve vakıf yönetimi oluşturulmak üzere vakfa kayyım atanması istemlerine ilişkindir. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3. maddesinde; Yeni vakıf: Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu (4721 sayılı Kanun) hükümlerine göre kurulan vakıfları, Vakıf yönetimi: Mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, 4721 sayılı Kanun ve bu Kanuna göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili organı, Vakıf yöneticisi: Mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, 4721 sayılı Kanun'u ve bu Kanuna göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili kişi veya yetkili organlarda görev alan kişileri ifade eder." 5737 sayılı Kanun'un 8. maddesinde ise, "yeni vakıfların organlarında ölüm, istifa ya da herhangi bir nedenle eksilme olduğu takdirde; vakıf senedindeki hükümlere göre, hüküm bulunmaması halinde vakıf senedi değişikliğine yetkili organın, bunun bulunmaması halinde ise icraya yetkili organın kararı ve Genel Müdürlüğün görüşü alınarak mahkemece yenisi seçilir." düzenlemelerine yer verilmiştir. 4721 sayılı Kanun'un 112. maddesinin ikinci fıkrasına göre; "Mahkeme, denetim makamının başvurusu üzerine, duruşma yaparak yöneticileri görevden alabilir ve vakıf senedinde başka bir hüküm yoksa yenisini seçebilir." 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesinde ise; "Vakıf yöneticileri; vakfın amacına ve yürürlükteki mevzuata uymak zorundadır. Birinci fıkrada belirtilen zorunluluğa uymayanlar ile; a) Vakfın amacı doğrultusunda faaliyette bulunmayan, b) Vakfın mallarını ve gelirlerini amaçlarına uygun olarak kullanmayan, c) Ağır ihmal ve kasıtlı fiilleriyle vakfı zarara uğratan, d) Denetim Makamınca tespit edilen noksanlık ve yanlışlıkları verilen süre içerisinde tamamlamayan, düzeltmeyen veya aykırı işlemlere devam eden, e) Medeni hakları kullanma ehliyetini kaybeden veya görevini sürekli olarak yapmasına engel teşkil edecek hastalığa veya maluliyete yakalanan vakıf yöneticileri, Meclisin vereceği karara dayalı olarak Denetim Makamının başvurusu üzerine vakfın yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesince görevlerinden alınabilir. Telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilecek hallerde dava sonuçlanıncaya kadar, Meclis kararı üzerine Denetim Makamınca, vakıf yönetiminin geçici olarak görevden uzaklaştırılması ve kayyımca yönetilmesi ihtiyati tedbir olarak mahkemeden talep edilir." hükümlerine yer verilmiş, maddenin devam eden fıkralarında ise; görevinden alınan vakıf yöneticileri Meclis üyesi olamaz ve beş yıl süreyle aynı vakfın yönetim ve denetim organında görev alamazlar. Ayrıca ikinci fıkranın (c) ve (e) bentlerinde belirtilen nedenlerle görevinden alınan vakıf yöneticileri başka bir vakfın yöneticisi ise o görevinden de alınmış sayılır ve beş yıl süreyle hiçbir vakfın yönetim ve denetim organında görev alamayacakları, Vakıf yönetiminde yer alan kişiler ile vakıf çalışanlarının kusurlu fiilleri nedeniyle vakfa verdikleri zararlardan sorumlu oldukları yanında maddenin son fıkrasında ise Vakıf yöneticilerinin Mahkeme kararı olmaksızın görevlerinden uzaklaştırılamayacakları düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerine göre vakıf yöneticilerinin görevden alınabilmeleri için 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesinde sınırlı sayıda sayılan hallerin bir veya birkaçının gerçekleşmesi gerekmekte olup bu durumda öncelikle Vakıflar Meclisinin görevden almaya dair karar vermesinin şart olduğu, yani vakıf yöneticilerinin görevden alınması davasının ön şartının Meclis kararı olduğu, iş bu karara dayalı olarak da Denetim Makamı olan ...Müdürlüğünün başvurusu üzerine vakfın yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesince karar verilmesi gerektiği, telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilecek hallerde ise dava sonuçlanıncaya kadar, Meclis kararı üzerine Denetim Makamınca, vakıf yönetiminin geçici olarak görevden uzaklaştırılması ve kayyımca yönetilmesi ihtiyati tedbir olarak Mahkemeden talep edilebilecektir. Diğer taraftan dava dilekçesinde her ne kadar 4721 sayılı Kanun'un 427/1-4 maddesinde "Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa” şeklindeki düzenlemeye binaen ... Eğitim ve Sağlık Vakfına "Yönetim Kayyımı” atanması için huzurdaki davanın açıldığı beyan edilmiş ise de; öncelikle dava konusu ... Eğitim ve Sağlık Vakfının 07.10.1972 tarihli ve ... yevmiye numaralı vasiyetname ile Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.07.1988 tarihli ve 1988/280 Esas, 1988/455 Karar sayılı kararına dayalı olarak kurulduğu, .. ... Noterliğince 11.02.1994 gün ve .. yevmiyede düzenlenen ve Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/72-101 sayılı kararıyla tesciline karar verilen senet değişikliğine göre vakıf idare heyetinin yedi (7) kişiden oluştuğu, Denetim Makamı ...Müdürlüğü müfettişlerince yapılan 07.10.2022 tarih ve 6 sayılı Denetim raporuna göre Vakıf Yönetiminin fiilen altı (6) üyeden oluştuğu, yapılan denetim sırasında mevcut yönetimden ... ...'in de (mirasçılardan seçilen üye) 18.03.2022 tarihinde istifa ettiği, dolayısıyla yönetimin fiilen beş (5) kişiden oluştuğu, mevcut üyelerin toplantı ve karar yeter sayısına dair vakıf senedi ve 5737 sayılı Kanun'da bir düzenleme bulunmadığı, derneklerin ve vakıfların kuruluşları, amaçları, işlevleri, işleyişleri ve yönetimleri aynı değil ise de Anayasa’nın 33. maddesinin birinci ve son fıkraları birlikte değerlendirildiğinde, vakıflar hakkında hüküm bulunmayan hallerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 4721 sayılı Kanun'daki derneklere ilişkin hükümlerin vakıflar yönünden uygulanması gerektiği, nitekim Yargıtay uygulamalarında da bu yöntemin benimsendiği, dolayısı ile vakfın yönetim organının 4721 sayılı Kanun'un 78... . maddeleri gereği üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanacağı ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu karar alabileceğinden yedi (7) üyesi bulunan vakıf yönetim organının toplanması için dört (4) üye yeterli olup 07.10.2022 tarihli ve 6 sayılı Denetim raporuna göre istifa sonucu vakıf yönetim organının beş (5) üyeden oluştuğu ve toplantı yeter sayısına engel bir durum olmadığından vakıf yönetiminde bir boşluk oluşmadığı, üyeliklerde boşalma olması halinde ise 5737 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile Vakıflar Yönetmeliğinin 13. madde hükümleri gözetilerek yenilerinin seçilebileceği açıktır.

Somut uyuşmalıkta, vakıf yönetiminde bir boşluk oluşmadığı için 4721 sayılı Kanun'un 427. maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması mümkün olmadığı gibi kabule göre de böyle bir duruma dayalı olarak kayyım atanması talep edildiğinde aynı Kanunun 397. maddenin ikinci fıkrası gereği Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu da açıktır. Vakıf yöneticilerinin kalıcı veya geçici olarak görevden alınmaları 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında mümkün olup, işbu davanın da açılabilmesi için Meclisin vereceği karara dayalı olarak Denetim Makamının başvurusu gereklidir. Ancak böyle bir dava açıldığında görevli ve yetkili olan vakfın yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesinden telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilecek hallerde dava sonuçlanıncaya kadar, Meclis kararı üzerine Denetim Makamınca, vakıf yönetiminin geçici olarak görevden uzaklaştırılması ve kayyımca yönetilmesi ihtiyati tedbir olarak karar verilebilecektir. Buna göre 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında Vakıflar Meclisi kararına dayalı olarak açılmış vakıf yöneticilerinin görevden alınması ve dava sonuçlanıncaya kadar vakfa kayyım atanmasına dair istenmiş bir tedbir istemi de bulunmadığı gözetilerek açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile uyuşmazlığın nitelemesinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/4840, K. 2026/1278, T. 25.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-4840-e-2026-1278-k-6b9c0873ad83