Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5074 E. 2026/3019 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5074
Karar No
2026/3019
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2626 E., 2024/3123 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 41. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/484 E., 2024/63 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine; dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.06.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden davacı ... ve müşterekleri vekili Avukat .... ve karşı taraftan davalı ... vekili Avukat .... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosyanın incelenmesi sonucu görülen eksikliklerin ikmali için dosyanın mahal Mahkemesine iadesine karar verilmesini takiben eksiklikler tamamlanmış olmakla dosya yeniden incelendi gereği düşünüldü: I. DAVA Dava dilekçesinde; davalı Vakfın 04.03.2022 tarihinde yapılmış olan genel kurul toplantısında yönetim ve denetim kurulunun ibra edilmeksizin feshi yönünde alınan kararın, mütevelli heyet üyeliğine ...ve ...'ın eklenmesi kararının, vakıf yönetim ve denetim kurulunun asil ve yedek üyelerinin seçimine ilişkin kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Vakıf vekili cevap dilekçesinde; iptali istenilen 04.03.2022 tarihli genel kurulun vakıf senedi ile Kanun'a uygun yapıldığını beyan ederek haksız davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf iddia ve savunmaları kapsamında düzenlenmesi istenilen kök ve ek bilirkişi raporunda; davacıların Vakıf mütevelli heyeti üyesi olduğunu, işbu davayı açma ehliyetine sahip olduklarını, vakıf mütevelli heyetinin, vakfın en üst karar organı olduğuni, vakıf senedine göre vakıf mütevelli heyeti kararlarına itiraz edilebilecek bir mercii bulunmadığını, mütevelli heyet kararlarının ancak Mahkemelerce iptal edilebileceğini, iptali talep edilen genel kurul kararlarının alındığı genel kurulun, mütevelli heyet üyelerinin çağrısı üzerine yapıldığını, vakıf senedinde belirlenen yeterli çoğunlukta mütevelli heyet üyesinin talebi ile genel kurul gündeminin oluşturulduğunu, genel kurulun yeterli çoğunlukla toplandığını, kararların yeterli çoğunlukta katılım ve yeterli oy sayısı ile alındığını, vakıf mütevelli heyetinin vakfın en üst karar organı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde alınan kararların vakıf senedi ve vakfın genel uygulamasına uygun olduğunu, davalı vakfın, davaya konu genel kurulunun vakıf senedindeki hükümlere uygun yapıldığının bildirildiği, alınan bilirkişi raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu bu kapsamda Mahkememizce benimsendiği, davaya konu iptali talep edilen genel kurul kararının vakıf senedindeki hükümlere uygun yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,Dosyada mevcut delil durumuna göre; İspat yükü kendisine düşen davacının, 04.03.2022 tarihli Vakıf genel kurul kararının usulsüz ve vakıf senedine aykırı olduğu iddiasını iddiasını ispat edemediği, alanında uzman bilirkişi tarafından tanzim edilen 28.02.2023 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü ve denetime elverişli olduğu, raporda belirtilen tespitlerin hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesi ile davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vakfın karar organı olan mütevelli heyetinin yapmış olduğu toplantıda alınan kararların iptali istemine ilişkindir. 5737 sayılı ... Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3. maddesinde; yeni vakıf: mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu (4721 sayılı Kanun) hükümlerine göre kurulan vakıfları, Vakıf yönetimi: Mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ve bu Kanuna göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili organı, Vakıf yöneticisi: Mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ve bu Kanuna göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili kişi veya yetkili organlarda görev alan kişileri, ... ifade eder." düzenlemelerine yer verilmiştir. 4721 sayılı Kanun'un 112. maddesinin ikinci fıkrasına göre; "Mahkeme, denetim makamının başvurusu üzerine, duruşma yaparak yöneticileri görevden alabilir ve vakıf senedinde başka bir hüküm yoksa yenisini seçebilir." 5737 sayılı Kanunun 10. maddesinde ise; "Vakıf yöneticileri; vakfın amacına ve yürürlükteki mevzuata uymak zorundadır. Birinci fıkrada belirtilen zorunluluğa uymayanlar ile; a) Vakfın amacı doğrultusunda faaliyette bulunmayan, b) Vakfın mallarını ve gelirlerini amaçlarına uygun olarak kullanmayan, c) Ağır ihmal ve kasıtlı fiilleriyle vakfı zarara uğratan, d) Denetim Makamınca tespit edilen noksanlık ve yanlışlıkları verilen süre içerisinde tamamlamayan, düzeltmeyen veya aykırı işlemlere devam eden, e) Medeni hakları kullanma ehliyetini kaybeden veya görevini sürekli olarak yapmasına engel teşkil edecek hastalığa veya maluliyete yakalanan vakıf yöneticileri, Meclisin vereceği karara dayalı olarak Denetim Makamının başvurusu üzerine vakfın yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesince görevlerinden alınabilir. Telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilecek hallerde dava sonuçlanıncaya kadar, Meclis kararı üzerine Denetim Makamınca, vakıf yönetiminin geçici olarak görevden uzaklaştırılması ve kayyımca yönetilmesi ihtiyati tedbir olarak Mahkemeden talep edilir." hükümlerine yer verilmiş, maddenin devam eden fıkralarında ise; görevinden alınan vakıf yöneticileri Meclis üyesi olamaz ve beş yıl süreyle aynı vakfın yönetim ve denetim organında görev alamazlar. Ayrıca ikinci fıkranın (c) ve (e) bentlerinde belirtilen nedenlerle görevinden alınan vakıf yöneticileri başka bir vakfın yöneticisi ise o görevinden de alınmış sayılır ve beş yıl süreyle hiçbir vakfın yönetim ve denetim organında görev alamayacakları, Vakıf yönetiminde yer alan kişiler ile vakıf çalışanlarının kusurlu fiilleri nedeniyle vakfa verdikleri zararlardan sorumlu oldukları yanında maddenin son fıkrasında ise Vakıf yöneticilerinin Mahkeme kararı olmaksızın görevlerinden uzaklaştırılamayacakları düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerine göre vakıf yöneticilerinin görevden alınabilmeleri için 5737 sayılı Kanunun 10. maddesinde sınırlı sayıda sayılan hallerin bir veya birkaçının gerçekleşmesi gerekmekte olup bu durumda öncelikle ... Meclisinin görevden almaya dair karar vermesinin şart olduğu, yani vakıf yöneticilerinin görevden alınması davasının ön şartının Meclis kararı olduğu, iş bu karara dayalı olarak da Denetim Makamı olan ... Genel Müdürlüğünün başvurusu üzerine vakfın yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesince karar verilmesi gerektiği, telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilecek hallerde ise dava sonuçlanıncaya kadar, Meclis kararı üzerine Denetim Makamınca, vakıf yönetiminin geçici olarak görevden uzaklaştırılması ve kayyımca yönetilmesi ihtiyati tedbir olarak Mahkemeden talep edilebilecektir. Vakfın,... Noterliğinin 18.08.2021 tarihli ve ... yevmiye no ile “Düzenleme Şeklinde Vakıf Senedi Tadili” senedinde; Vakfın ilk mütevelli heyetinin, 7 kişiden oluştuğu, Mütevelli heyet üye sayısı, mütevelli heyet üye tam sayısının en az üçte iki (2/3) kabul oyu ile seçilecek kişiler ile birlikte en çok 19 (on dokuz) kişiden oluşabileceği, Mütevelli heyet üyeliğinin ölüm, istifa ya da başka bir nedenle boşalması halinde, boşalan üyeliklere, mütevelli heyet üyelerinin teklifi ile yukarıdaki seçim nisabına göre yeni üye seçilebileceği, Vakıf senedine göre, Mütevelli heyetin vakfın en yüksek karar organı olduğu, Mütevelli heyetinin. Bilanço ve çalışma raporlarının onaylanması konularını görüşmek üzere şubat ayı içinde, Bütçe ve çalışma raporlarının onaylanması ve yönetim kurulu ile denetim kurulu seçimlerinin yapılmasına ilişkin konuları görüşmek üzere kasım ayı içinde toplanacağı düzenlenmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; iptali istenilen 04.03.2022 tarihli mütevelli heyet toplantısına 9 üyeden 5’inin asaleten 2’sinin vekaleten katıldığı, gündem maddelerinin görüşülerek karara bağlandığı, Genel Kurulda davaya konu kararların alındığı, karara ekli Hazirun Listesinden 7 üyenin imzasının bulunduğu, hazirun listesinde sadece toplantıya katılan mütevelli heyet üyelerinin isimlerinin yazıldığı, hazirun listesinde hazır bulunmayan üyelerin isimlerinin belirtilmediği, gündeme uygun olarak yönetim ve denetim kurulunun ibra edilmeksizin feshi, fesih nedeni ile Vakıf yönetim ve denetim kurulunun asil ve yedek üyelerinin seçimi, mütevelli heyet üyeliğine ... ... ve ...'ın eklenmesi kararlarının alındığı anlaşılmaktadır. Buna göre vakıf mütevelli heyet üye sayısının en az 7 (yedi) en fazla 19 (on dokuz) olduğu, Hazirun listesinde sadece toplantıya katılan üyelerin isminin bulunması nedeni ile toplantı tarihi itibari ile mütevelli heyeti üye sayısı tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edilemediğinden toplantı ve karar yeter sayısı açısından değerlendirme yapılamadığı, kaldı ki 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereği vakıf yöneticilerinin Mahkeme kararı olmaksızın görevden alınamayacakları amir hükmüne aykırı olarak yöneticilerin görevine mütevelli heyetince son verilerek yerlerine yenilerinin seçilmesi sebebiyle açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddi kararı doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle, temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 40,000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5074, K. 2026/3019, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5074-e-2026-3019-k-1be43131c105