Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3638 E. 2026/3993 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3638
- Karar No
- 2026/3993
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/203 E., 2025/361 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Boyabat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/54 E., 2024/109 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Sinop ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 1 74... parsel sayılı 19.561,97 m² yüzölçümlü taşınmaz kadastro çalışmaları sonucunda, kamu orta malı ve yaylak vasfıyla 26.03.2009 tarihinde tespit ve 22.07.2009 tarihinde tescil edilmiştir. Sinop ili ... ilçesi ... köyünde 4342 sayılı Mera Kanun'un 9. maddesine göre yapılan çalışmalar 09.12.2009-08.01.2010 askı ilanına çıkarılmıştır. 1 74... parsel sayılı taşınmaza ait 20 09... yılı olmak üzere 2 adet tahsis kararı bulunduğu belirtilmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; Sinop ili ... ilçesi ... köyü ... Mahallesi ... mevkiinde yer alan 1 74... parsel sayılı taşınmazın 19.561,97 m² yüzölçümlü olduğunu, kadastro çalışmalarının 22.07.2009 tarihinde yapıldığının ve köy muhtarlığı adına tescil edildiğini, yaklaşık 11 dönümlük kısmının kendisine ait olduğunu, kadimden beri atalarının, onlardan sonra da kendisinin kullandığını ileri sürerek, davanın kabulünü talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Orman bilirkişileri tarafından dava konusu edilen alanda toprak yapısının orman toprağı vasfını taşımadığı, taşınmazın orman sınırları dışında yer aldığı, orman bütünlüğünü bozan bir yapıda olmadığı, harita bilirkişisi tarafından da dava konusu taşınmazdaki imar ve ihyanın 1955 yılından evvel tamamlandığı, 1955 tarihli hava fotoğrafında herhangi bir ağaç veya çalı formuna rastlanılmadığı, 1990 yılına kadar tarımsal amaçlı kullanımın devam ettiği, 20 05... yılları itibariyle tarımsal kullanımın durduğu, tarımsal kullanım sona ermişse de komşu taşınmazlar ile aralarındaki çizgi şeklindeki belirgin sınırların devam ettiği, ziraat bilirkişileri tarafından da taşınmazdaki imar ihyanın tamamlanarak uzun süre tarım yapıldığı, 10-15 yıldır tarım yapılmamaktaysa da tarla sınırlarının halen zeminde mevcut olduğu, taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğu tespitleri karşısında, taşınmaz 1990'lı yıllardan itibaren yılın belli dönemlerinde piknik ve şenlik alanı olarak kullanılmaktaysa da kadim mera olmadığı, yaylak olarak kullanıldığına ilişkin bir emare bulunmadığı, taşınmazda 1976 yılında bizzat ekim yaptığını bildiren mahalli bilirkişi ...'un beyanına göre taşınmazın imar ihyası tamamlandıktan sonra 20 yılı aşkın süreyle davacı ve murisleri tarafından malik sıfatıyla ve eklemeli zilyetlikle tarım arazisi olarak kullanıldığı, davacının murisi ... adına dava konusu kadastro çalışma alanında senetsizden yer tespiti yapılmadığı, davacı adına senetsizden tescil edilen taşınmazların ise dava konusu taşınmazla birlikte norm sınırını aşmadığı anlaşılmakla, dava konusu taşınmazda 20 09... yıllarında mera tahsisi yapılmışsa da anılan yasal düzenlemelere göre mera tahsis kararlarından evvel davacı yönünden mülk edinme koşullarının oluşması nedeniyle dava konusu yerin "yaylak" vasfıyla kamu orta malı olarak sınırlandırılmasının hatalı olduğu" gerekçesi ile davanın kabulüne, 1 74... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişileri tarafından hazırlanan 23.08.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 9.852,89 m²lik kısmın ifrazı ve tapu kaydının iptaline, davacı adına tapuya tesciline, fen bilirkişileri tarafından hazırlanan 23.08.2021 tarihli raporun ve eki krokinin kararın eki sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Mahkemece, bir taşınmaz üzerinde terk iradesinin oluşup oluşmadığının dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının diğer kayıt ve belgelerle bir bütün olarak değerlendirilmesi suretiyle belirlenmesi gerektiğini, mülkiyet hakkının kazanılmasının en az 20 yıl süreyle malik sıfatı ile zilyetlik şartına bağlı olduğu göz önüne alındığında 20 yıla ulaşmayan kullanmama olgusunun mülkiyet hakkını sona erdiren iradi terk anlamına gelip gelmediği değerlendirildiğinde, davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına ve kanuna uygun bulunmamakta olup mahallinde yapılan iki ayrı keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve davacı tanıklarının beyanlarından dava konusu taşınmazın 1980li ve 1990 yıllardan beri en az 30 yıldır davacı tarafça hiç kullanılmadığı, köylünün şenlik alanı olarak kullanıldığı, yine ziraat bilirkişi raporlarına göre de parselin 20 yıla varan zamandır tarımsal olarak kullanılmaması nedeni ile üzerinde otlarla ve çalı formu bitkilerle kaplandığının bildirmesi karşısında, bu durumda taşınmazda iradi terk koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davalı Hazine istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 353/(1)-b.2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilerek, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaz ile ilgili alınan orman, ziraat, harita bilirkişi raporlarında imar ihyanın 1955 yılında tamamlandığını, 2011 yılına kadar da fiilen kullanıldığının belirtildiği, ayrıca dinlenen mahalli bilirkişilerinde 1976 yılında tarım yapıldığının beyan edildiği halde istinaf mahkemesinin mahalli bilirkişinin beyanlarını yok sayarak hüküm kurması açıkça hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.