Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3409 E. 2026/2712 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3409
Karar No
2026/2712
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/268 E., 2024/298 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1 58... parsel sayılı 16.509,57 m² yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dilekçesinde mevki ve hudutlarını yazdığı 25 dönüm civarındaki yerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki sebebine dayanarak, taşınmazın müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.02.2015 tarihli ve 2012/782 Esas, 2015/125 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, 14.06.2013 tarihli teknik bilirkişisi raporunda (A) harfiyle gösterilen 24.805,98 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve ... ile ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 05.11.2019 tarihli ve 2016/7184 Esas, 2019/7014 Karar sayılı ilamı ile "dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 ve 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkindir. 4721 sayılı Kanun'un 713/3. maddesi uyarınca bu nitelikteki davalarda Hazineye ve ilgili Kamu Tüzel Kişiliğine husumet yöneltilmesi gerekmektedir. Kanuni hasım konumundaki tüzel kişiler davaya dahil edilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması mümkün değildir. Somut olayda dava, Hazine ve ... hasım gösterilerek açılmış olup, karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun'un 1. maddesi gereğince çekişmeli taşınmazın bulunduğu Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığının sınırları il mülki sınırları olarak belirlenmiş, büyükşehir belediyesi olan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belde belediyeleri ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmış olmakla davanın İlçe Belediyesi ile birlikte Büyükşehir Belediyesine de (kanuni hasım olarak) yöneltilmesi gerektiği halde, bu husus Mahkemece gözden kaçırılmıştır. Bu nedenle yöntemince taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esasına girilemez. Diğer taraftan davacı, dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın daha önce murisi ...’ın nizasız fasılasız 40 yılı aşkın süredir zilyetliğinde iken, murisin 2005 yılında vefat ettiğini ve çekişmeli taşınmazın mirasçılar arasında yapılan taksim sonucunda kendisine kaldığını öne sürerek taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır. Ne var ki; Mahkemece davacının aktif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı hususunda yeterli araştırma ve değerlendirme de yapılmamıştır. Aktif dava ehliyetinin varlığı dava şartlarından olduğundan, yargılamanın her aşamasında Mahkemece resen dikkate alınması gerekir. Davacının aktif dava ehliyetine sahip olup olmadığı belirlenmeden işin esasına girilemez." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın davacı ve ataları tarafından imar ve ihya edildiği, 40-50 yıllık imar-ihya sürecinin gerçekleştiği, miras taksimi sonucunda davacıya isabet ettiği, diğer kardeşlerin buna itirazının olmadığı, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle mülk edinme koşullarının davacı lehine gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ...köyü 1 58... parseldeki 13.10.2022 tarihli teknik bilirkişisi raporunda (B) harfiyle belirtilen 14.932,71 m²lik yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu parsel hakkında yapılan incelemenin yeterli olmadığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, ancak bu raporlara rağmen İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verdiğini, zilyetlik şartlarının davacı lehine gerçekleşmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu parsel hakkında yapılan incelemenin ve bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli olmadığını, zilyetlik koşullarının gerçekleşmediğini, davanın kabulünün usul ve kanuna aykırı olduğunu, taşınmazın zilyetlikle özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olup olmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde araştırılmasını gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir. İlk Derece Mahkemecesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de verilen karar usul ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; hakkında tutanak düzenlenmeyen veya düzenlenmiş olup kesinleşen taşınmazlarla ilgili iddiaların (davaların) Asliye Hukuk Mahkemesinde (genel mahkeme) görülmesi gerekir. Kadastro Mahkemesinin görevi, kadastro tutanağının tanzimi tarihinden tutanağın kesinleşmesine kadar geçecek zaman içindeki itiraz ve davalar için söz konusudur. Başka bir anlatımla; 3402 sayılı Kanun'un 26. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, Kadastro Mahkemesinin yetkisi, kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Tutanak kesinleştikten sonra Kadastro Mahkemesinin görevi sona erer. 3402 sayılı Kanun'un 5. maddesi gereğince “Kadastro Müdürü çalışma alanında işe başlamadan önce Mahalli Hukuk Mahkemesinde, bu alandaki taşınmaz mallar hakkında görülmekte olan kadastro ile ilgili davalarla, hükme bağlanmış olup da henüz kesinleşmeyen davaların listesini alır ve bunu çalışma alanı ile ilgili tüm tapu, vergi harita ve diğer belge örnekleri ile birlikte kadastro teknisyenliğine verir. Kadastro Müdürü, bu listedeki taşınmaz malların tespiti yapıldıktan sonra, bunlarla ilgili tutanakları bir hafta içinde Kadastro Mahkemesine gönderir ve durumdan listenin alındığı Mahalli Mahkemeyi haberdar eder.” davalı taşınmaz mal tutanaklarının Kadastro Mahkemesine Devri Hakkındaki Yönetmeliğin 5. maddesinde de bu tür yerler için kadastro tespit tutanağının ne şekilde düzenleneceği belirlenmiştir. 3402 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince“Mahalli Hukuk Mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında, o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu Mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar mahkemesine resen devrolunur." 3402 sayılı Kanun'un 26. maddesinin (C) bendi hükmüne göre ise; "Kadastro Mahkemesi, Mahalli Hukuk Mahkemelerinden 27. madde uyarınca Kadastro Mahkemesine devredilen dava ve dosyaları da inceleyip karara bağlar.” Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi de zorunludur. Somut olayda, dosya içerisinde bulunan 13.10.2022 tarihli teknik bilirkişisi raporunda; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yargılama devam ederken 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a ve geçici 8. maddelerine göre kadastro çalışması yapıldığı ve askıdan indirilerek 29.03.2022 tarihinde kesinleştiği, davaya konu taşınmaz hakkında ise 1 58... parsel sayısıyla kadastro tutanağı düzenlenerek ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tapuya tescil edildiği belirtildiğine göre, öncelikle söz konusu kadastro tutanağının dosyaya getirtilmesi ve bu durumda eldeki davanın, kadastro tespitine itiraza dönüşeceği gözetilerek İlk Derece Mahkemesince, dosyanın görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ... Başkanlığına iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/3409, K. 2026/2712, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-3409-e-2026-2712-k-67b262eb4afa