Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2891 E. 2026/2758 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2891
- Karar No
- 2026/2758
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/62 E., 2024/55 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, davacı ... vekili, davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1 ada 197 parsel sayılı 2.478,12 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğu belirtilerek, nitelik ve malik hanesi boş bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili, Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, ..... Mahallesinde bulunan, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği 2.592,72 m² yüzölçümündeki tapusuz taşınmazın, davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu gerekçesiyle kadastro çalışmaları sonucunda tespit harici bırakıldığını, davacının taşınmaz üzerinde hak sahibi olduğunu kanıtlamak için Kadastro Mahkemesinde dava açmadığını belirterek davanın reddini savunmuş ve dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, müvekkili kurumun davada taraf sıfatının bulunmadığını, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinilmesinin mümkün olmadığını, davanın hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... vekili, müvekkili kurumun davada taraf sıfatının bulunmadığını, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliği taşıyıp taşımadığı, orman sınırları içinde bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, aktarılan dava dosyası ve kadastro tutanağının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonucunda 20.01.2017 tarihli ve 2015/57 Esas, 2017/2 Karar sayılı kararla, "dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olduğu" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu ..... Mahallesi 1 ada 197 parsel sayılı taşınmazın zeytinlik vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 3402 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının davacıya ait olduğunun tespit tutanağının beyanlar hanesine şerhine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 20.01.2017 tarihli ve 2015/57 Esas, 2017/2 Karar sayılı kararına karşı davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 13.10.2021 tarihli ve 2021/13064 Esas, 2021/10328 Karar sayılı ilamıyla; "dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü bakımından, taşınmazın bulunduğu yerde yapılan tüm orman kadastro çalışmalarına ilişkin belgeler, en eski tarihli memleket haritası, en eski 1985, 19 90... yıllarına ait hava fotoğrafları, varsa amenajman planı, komşu taşınmazlara ait tutanak ve dayanaklarının getirtilerek bir orman, bir ziraat ve bir harita mühendisi ya da fen bilirkişisinden oluşan bilirkişi kurulu heyetinin katılımıyla mahallinde yeniden keşif yapılması, taşınmaz bölümünün orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması, taşınmazın öncesinin orman veya 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1/J maddesi kapsamında eğimi %12'yi aşan (toprak muhafaza karakteri taşıyan) çalılık niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, orman kadastrosunun yapıldığı tarihten imar planı kapsamına alınma tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolup dolmadığı hususunun gözetilmesi ve dosyadaki tüm deliller değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi; dava konusu taşınmazın (B) harfiyle gösterilen bölümü bakımından ise, dava tarihinde çalılık vasfında olduğu ve bu bölüm üzerinde davacı lehine imar-ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bu kısma yönelik davanın reddine karar verilmesi ..." gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "dosya kapsamında toplanan delillere göre dava konusu taşınmazın (B) harfiyle gösterilen bölümü üzerinde herhangi bir kullanım bulunmadığı, zilyetlikle kazanma şartlarının oluşmadığı, (A) harfiyle gösterilen bölümü yönünden taşınmaz üzerinde 40 yaşında zeytin ağaçlarının olduğu ve alınan bilirkişi raporuna göre imar ihyanın gerçekleştiği, taşınmazın tarım alanı niteliğinde olduğu, incelenen hava fotoğrafları, memleket haritası ve orman kadastrosu belgelerine göre de taşınmazın orman sınırları dışında bulunduğu, en yakın orman noktasının 500 metre mesafede olduğu, öncesinde bitki örtüsü ile kaplı olmasına rağmen sonraki hava fotoğrafları ve memleket haritasında tarım alanı olarak görüldüğü, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 1.885,49 m²lik kısmın dava konusu ...Mahallesi 1 ada 197 parsel sayılı taşınmazdan ayrılarak, yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle oluşan yeni alan ölçüsü ve zeytinlik vasfıyla davacı adına tapuya tesciline, (B) harfiyle gösterilen 592,65 m²lik bölümün yeni oluşan sınır ve alan ölçüsü ile birlikte çalılık vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın (B) harfiyle gösterilen bölümü üzerinde taşlık alanların olduğunu, ancak bu taşlıkların etrafının temizlenerek zeytin ağaçları yetiştirildiğini, 2014 yılı hava fotoğrafında bu bölümün kuzey ve güney taraflarında bulunan çalılıkların da temizlenerek taşınmazın tarım arazisi haline getirildiğinin görüldüğünü, dava konusu taşınmazın tamamının müvekkili adına tescili gerektiğini belirterek hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunda bozma ilamında belirtilen hususların araştırılmadığını, davacının zilyetliğini ispata yarar bir tespit yapılmadığını, bozma ilamı öncesinde alınan bilirkişi raporlarında davacının taşınmaz üzerinde sürekli bir kullanımının olmadığının belirlendiğini, dava konusu taşınmaz eğiminin % 35-40 oranında tespit edilmiş olmasına rağmen toprak yapısı hususunda yapılan incelemenin yetersiz olduğunu, eğimi %12'den fazla olan çalılık yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı ve zilyetlikle edinilmesinin mümkün bulunmadığını, hava fotoğrafları üzerinde yapılan incelemelerin usulüne uygun olmadığını, taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının aşılı olup olmadığı, davacı tarafından yetiştirilip yetiştirilmediğinin araştırılmadığını, taşınmazın tamamının Hazine adına tescili ile üzerindeki zeytin ağaçlarının Hazineye ait olduğuna karar verilmesi gerektiğini belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun soyut ve eksik inceleme sonucu düzenlendiğini, müvekkili idarenin davada taraf sıfatı bulunmadığını belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 4. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın nazım imar planı içinde kaldığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılmasının mümkün olmadığını belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı, taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma ilamında, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yapılan tüm orman kadastro çalışmalarına ilişkin belgelerin getirtilmesi gereğine değinilmiş olmasına rağmen, dosya içerisinde sadece 1986 yılında ".... ilçesi ..... beldesi sınırları içinde herhangi bir şekilde sınırlama dışı kalmış ormanların kadastrosu ile bu ormanlarla evvelce sınırlaması yapılmış ormanların tümünde 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulama çalışmasına" ait tutanakların bulunduğu anlaşılmakta olup, bu çalışma sonuçlarının dava konusu taşınmazın bulunduğu mahallede ilan edildiğine dair askı mazbatası dosya içinde mevcut olmadığı gibi, yine anılan çalışmanın işe başlama tutanağında 1948 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) uyarınca yapıldığı belirtilen orman tahdidi ve 1977 yılında yapıldığı belirtilen 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. maddesi çalışmasına ve aplikasyon çalışmasına ilişkin belgeler de dosya arasına getirtilmemiş ve bu nedenle dosya kapsamından dava konusu taşınmazın bulunduğu mahallede orman kanunları kapsamında yapılan ve kesinleşen bir orman kadastro çalışması bulunup bulunmadığı tespit edilememiştir. Ayrıca; mahallinde 13.07.2023 tarihinde yapılan keşif sonrasında harita mühendisi bilirkişisi tarafından düzenlenen 05.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın 1957 yılı hava fotoğrafında sınırlarının belirgin olmadığı, tamamının yoğun bitki örtüsü ile kaplı bulunduğu, üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığı, taşınmazın 1957 yılından sonra imar ve ihya edildiği, ancak dosya içerisinde farklı tarihlere ait başkaca hava fotoğrafı bulunmadığından dava konusu taşınmazda imar ihya çalışmasının ne zaman başladığı konusunda değerlendirme yapılamadığı belirtilmiş; ziraat ve orman mühendisi bilirkişisi tarafından düzenlenen 19.11.2023 tarihli raporda ise, 1955, 1957, 19 73... yıllarına ait hava fotoğraflarına göre taşınmazın sınırlarının belirgin olmadığı, tamamının çalı tabir edilen bitki örtüsü ile kaplı bulunduğu ifade edilmiş olup, anılan raporda taşınmazın zirai yönden incelenmesine ilişkin olarak, taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların sayısı, dikme mi aşılama mı oldukları, aşılama iseler aşı yaşlarının kaç olduğu, taşınmazda imar ihyanın ne zaman tamamlandığı ve taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi bakımından herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Öte yandan, dava dilekçesi ekinde yer alan kroki ile Bursa Kadastro Mahkemesinin eldeki dava dosyası ile birleştirilen 2014/126 Esas sayılı dava dosyası içerisinde bulunan ve hakkında kadastro tutanağı düzenlenen 1 ada 197 parsel sayılı taşınmaz ve çevresini gösterir krokinin incelenmesinde, dava konusu edilen tescil harici yer ile 1 ada 197 parsel sayılı taşınmazın şeklen birbirine benzemediği ve komşu taşınmaz parsel numaralarının da farklı olduğu görülmüş ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde 2018 yılında yapılan imar uygulaması ile 1 ada 197 parsel sayılı taşınmaz pasife alınarak 13 82... , 14 16... ve 14 06... parsellerin oluştuğu anlaşılmakta olup, bu durum karşısında, dava konusu edilen taşınmazın zeminde, hakkında kadastro tutanağı düzenlenen 1 ada 197 parsel sayılı taşınmaz ile aynı taşınmaz olup olmadığı ve yine yapılan imar uygulaması sonucunda taşınmazın farklı parsellere dağıtım görmesi nedeniyle hakkında hüküm tesis edilen taşınmazın zemindeki yeri konusunda tereddüt oluşmuştur. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü yönünden öncelikle, taşınmazın bulunduğu yörede yapılan tüm orman tahdidine ilişkin okunaklı işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri, dosya kapsamında bulunmaması halinde yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı, komşu taşınmazlara ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri, tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve 1 ada 197 parsel sayılı taşınmaz hakkında 2018 yılında yapılan imar uygulamasına ilişkin tüm bilgi ve belgeler getirtilerek dosya arasına alınmalı, daha sonra yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, üç ziraat mühendisi, bir fen ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden oluşan kurul ile birlikte yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli, tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli, tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli, çelişki bulunmakta ise dava konusu taşınmaz yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilmelidir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu mahallede kesinleşmiş orman tahdit çalışmasının bulunmadığı ya da sonuçlarının bu yerde ilan edilmediğinin anlaşılması halinde ise bu kez, getirtilen yukarıda belirtilen eski tarihli belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, 3116 sayılı Kanun, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 5658 sayılı Orman Kanununa Bazı Maddeler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Olan Kanuna Ek Kanun karşısındaki durumu saptanmalı, zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli, taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli, hakim gözetiminde taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal - renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli, hava fotoğraflarında stereoskop aletiyle üç boyutlu inceleme yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumları ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığı, olmuşsa imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar - ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığını, 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını, gerçek eğime göre teraslanmak suretiyle eğimin azaltılmasının taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceği de gözetilerek taşınmazın öncesinin orman veya 6831 sayılı Kanun'un 1/J maddesi kapsamında orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan çalılık niteliğinde orman sayılan yerlerden olup olmadığını belirten ve önceki bilirkişi raporları arasındaki mevcut çelişkileri gideren, müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır. Ayrıca; keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, öncesi imar-ihya gerektiren yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmişse imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve ayrıca bu yolla yerel bilirkişi ve tanık beyanları değerlendirilmeli, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, taşınmaz üzerinde bulunduğu belirtilen zeytin ağaçlarının sayısını, dikme mi yoksa aşılama yoluyla mı geldiğini, yaşlarını (aşılama ise aşı yaşlarını) ve taşınmazın zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, davacı tarafından dava konusu edilen taşınmaz ile hakkında kadastro tutanağı düzenlenen 1 ada 197 parsel sayılı taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve 2018 yılında yapılan imar uygulaması sonucu dava konusu taşınmazın (A) ve (B) harfleriyle gösterilen bölümlerinin güncel olarak zeminde hangi taşınmazlara isabet ettiği hususlarını tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlemesi, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenmeli, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı; taşınmazın öncesinin orman veya 6831 sayılı Kanun'un 1/j maddesi kapsamında orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan çalılık niteliğinde orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten dava konusu taşınmazın imar planı kapsamına alındığı 2008 yılına kadar taşınmazın davacı adına tescili için yeterli zilyetlik süresinin dolup dolmadığı ve usuli müktesep haklar gözetilerek, bundan sonra toplanmış ve toplanacak delillere göre oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunun İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.