Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3791 E. 2026/1969 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3791
- Karar No
- 2026/1969
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/325 E., 2025/725 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/329 E., 2021/348 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili; ... ili, ... ilçesi 247 parsel sayılı taşınmazın davacıların murisi olan ...'ya ait olduğunu ancak tapu kaydında ... adına kayıt düzenlenmesi gerekir iken, kayıt malikinin ... olarak yazıldığını, ... isminde birinin olmadığını, taşınmazın yıllardır ... mirasçıları tarafından kullanıldığını, taşınmaza kayyım atandığını, kayyımlığın kaldırılması için dava açıldığını, yapılan araştırmada taşınmazın davacılara ait olduğunun anlaşıldığını, kayyımlığın kaldırılması davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğini, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, bu nedenle iş bu davanın açılması zorunluluğunun doğduğunu, taşınmazın davacıların murisine ait bulunduğunu, TMK'nun 713/2. maddesine göre kayıt malikinin bilinmediği durumlarda taşınmazın mülkiyetinin kazanılabileceğini, 247 parsel sayılı taşınmazın davacıların murisi ...'ya ait olduğunu, eklemeli zilyetlik yolu ile 40 yılı aşkın süredir kullanıldığını ileri sürerek ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi 247 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacıların murisi ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili, davada zamanaşımının söz konusu olduğunu, 247 parsel sayılı taşınmaza ... Defterdarının kayyım olarak atandığını, taşınmazın 04.11.20 15... .11.2017 tarihlerinde tarım amaçlı toplam 4 yıl süre ile ... isimli şahsa kiraya verildiğini, taşınmazın kiracı tarafından kullanıldığını, davacılar yönünden zilyetlik şartının oluşmadığını, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Fer'i müdahiller vekili; 247 parsel sayılı taşınmazın davacıların murisi ...'ya ait olmadığını, taşınmazın müvekkillerinin murisi ...'a ait olduğunu, tapu kaydında murisin isminin ..., baba adının ise sehven ... olarak yazıldığını, tapulama tutanağına bakıldığında murisin ... olduğunun görülebileceğini, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.01.2018 tarihli ve 2016/252 Esas, 2018/18 Karar sayılı kararı ile ... ile ...'un aynı kişi olduğuna karar verildiğini, 1970 yılında tespit yapıldığını, 1971 yılında tespitinin kesinleştiğini, davacıların murisi ...'nın 20.06.1981 tarihinde öldüğünü, davacıların murisinin kayıt maliki olmasının mümkün olmadığını, kadastro tarihinde soyadı kanununun yürürlükte olduğunu, tapu kaydında bulunan hatanın düzeltilmesi için tapu kaydında düzeltim davası açacaklarını beyan ederek davaya katılma talebinde bulunmuş, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kayıt malikinin yıllar önce ölmüş ve günümüzde tanınmıyor olmasının tapu kaydında malik olarak yazılan kişinin kim olduğunun anlaşılmadığı anlamına gelmediği, dosya kapsamında davacıların uzun yıllardır taşınmazın zilyedi oldukları, taşınmazı imar ve ihya ettikleri iddiaları ile kayıt maliki ...'nın davacılar murisi olduğu iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 247 parsel sayılı taşınmazın kayıt malikinin tapu kütüğünden anlaşılamadığından bahsedilemeyeceği gibi, dosya kapsamında zilyetlik hususu da ispatlanamadığından davanın reddi yönündeki kararda isabetsizlik olmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; 247 parselin davacıların murisine ait olduğunu, eklemeli zilyetlik ile 40 yılı aşkın süredir kullanıldığını, konuyla ilgili olarak ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/651 Esas ve 2015/604 Karar sayılı kararı ile yargılama yapıldığını, sonuç olarak aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, yeterli hukuki değerlendirme yapılmaksızın iş bu davada davanın reddine karar verildiğini, davacıların murisinin taşınmazın maliki olduğunu, bu durumun dosya kapsamında mevcut deliller ile sabit bulunduğunu, hukuk ve yasaya aykırı şekilde davanın red edildiğini, eksik araştırma ile taşınmaza kayyım atandığını, akabinde taşınmazın hazine tarafından kiraya verildiğini, davalının elindeki kira sözleşmesinin gerekçe göstererek müvekkillerinin dava konusu taşınmaza malik olamayacaklarını iddia ettiklerini, bu iddiaların doğru olmadığını, keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda kazandırıcı zamanaşımının oluştuğunun belirtildiğini, yeniden keşif yapılması gerektiğini, ek bilirkişi alınması halinde net ve sağlıklı sonuca ulaşabileceğini, dosyada mevcut delillerden olan muhtarlık cevabında taşınmazın malikinin davacılar olduğunu, taşınmazın davacılar tarafından kullanıldığını açıkça beyan edildiğini, sulh hukuk mahkemesi dosyasında yine benzer cevabi yazıların olduğunu, davacıların murislerinin burada yaşadığının açıkça ortaya konulduğunu, eksik araştırma ve inceleme sonucu davanın reddine karar verildiğini, taşınmaz başında tam ve sağlıklı bir sonuca ulaşmak için yeniden keşif yapılması ve zilyetlik hususunun ispatı için ek rapor alınması gerektiğini, eksik inceleme ile verilen karar ile mülkiyet hakkına zarar verildiğini, davanın kabulünün gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, olağanüstü zamanaşımı nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.