Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/8688 E. 2026/11258 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/8688
Karar No
2026/11258
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1365 Esas, 2025/1235 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Karamürsel 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/212 Esas, 2024/181 Karar

Taraflar arasındaki mülkiyeti davacılara ait taşınmazların kesinleşen orman tahdit sınırı içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,

Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre davacı ... haricindeki davacılar yönünden hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20 nci maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un Ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme uyarınca dava tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, işbu davacılar yönünden davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı Hazine vekilinin davacı ...'e ilişkin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların maliki olduğu Kocaeli ili, Karamürsel ilçesi, ... Mahallesi 1 55... parsel ile 1 56... parsel sayılı taşınmazların orman sınırları içerisinde kalması nedeniyle Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/178 Esas sayılı dosyası üzerinden tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescili istemiyle dava açıldığını ileri sürerek davacıların mağduriyetlerinin giderilmesi için taşınmazların değerinin belirlenmesi suretiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.200,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulü ile belirlenen tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacılara tapudaki payları oranında ödenmesine, bedeline hükmedilen taşınmazların davacılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile davalı Hazine adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların arsa vasfında olduğunu, arazi vasfında kabulü ile yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, uygulanan kapitalizasyon faiz oranının, çok düşük oranda objektif değer artışı uygulanmamasının, getirisi düşük ürünlerin münavebeye esas alınmasının, üretim masraflarının yüksek alınmasının doğru olmadığını, taşınmazların metrekare birim fiyatlarının çok düşük belirlendiğini, her ne kadar tapu iptal ve tescil yönünden hüküm kurulmuş ise de Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.06.2023 tarihli ve 2022/178 Esas, 2023/271 Karar sayılı kararı ile tapu iptal ve tescil kararı verildiğini ve söz konusu kararın kesinleştiğini, tazminat istemiyle açılan davada tapu iptal ve tescil yönünden hüküm tesisinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olup rapora karşı itirazlarının karşılanmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın idari yargıda çözümlenmesi gerektiğini, ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, tazminat koşullarının somut olayda oluşmadığını, davacıların halen taşınmaza malik olduğunu, taşınmazların değerinin çok yüksek belirlendiğini, uygulanan objektif değer artış oranının fazla olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın ve hesaplama yönteminin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların kesinleşen orman sınırları içerisinde kalması nedeniyle tazminat istemiyle açılan eldeki davada, 10 yıllık zamanaşımı süresinin zararın doğması eş söyleyişle tapunun iptali ile başlayacağı, Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.06.2023 tarihli ve 2022/178 Esas, 2023/271 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği, işbu kararın 09.11.2023 tarihinde kesinleştiği, tapu iptal tescil hükmünün kesinleşme tarihi ile dava tarihi gözetildiğinde davada zamanaşımının söz konusu olmadığı, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminat miktarının da o kadar olması gerektiği, arazi niteliğindeki dava konusu taşınmazlara net gelir metoduna göre % 5 oranında kapitalizasyon faizi ile % 10 oranında objektif değer artışı uygulanması suretiyle değer tespitinde bir isabetsizlik görülmediği, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak gösterilmesinin doğru olduğu; ancak uyuşmazlık konusu taşınmazlara ilişkin kesinleşen mahkeme kararı gözetilmeksizin tapu iptal ve tescil hükmü kurulması ile başvuru harcının yargılama giderlerine dahil edilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; istinaf için avans yatırılıp 200,00 TL harcandığı halde bu yönde Hazine lehine hüküm tesis edilmemesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

5. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazların 1961 yılında yapılan tapulama çalışması ile tarla vasfıyla davacıların murisi ... adına tespit ve tescil edildiği, taşınmazların tamamının orman alanında kaldığına dair tapu kaydının beyanlar hanesine 22.06.2016 tarihinde bu yönde şerh konulduğu, davacıların taşınmazlara 05.10.2018 tarihinde intikal yoluyla malik olduğu, akabinde Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucunda, Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.06.2023 tarihli ve 2012/178 Esas, 2023/271 Karar sayılı kararı ile tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği, işbu kararın istinaf edilmeksizin 09.11.2023 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 10.05.2022 tarihinde, henüz 10 yıllık zamanaşımı süresi başlamadan açıldığı anlaşılmaktadır.

6. Kuru tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmazlara net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazların gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı Hazine Vekilinin Davacı ... Haricindeki Davacılara İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,

B. Davalı Hazine Vekilinin Davacı ...'e İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/8688, K. 2026/11258, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-8688-e-2026-11258-k-ddf8c0eca214