Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2009 E. 2026/3005 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2009
Karar No
2026/3005
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/663 E., 2024/236 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde, davacıların ... Efendi Bini ... Vakfının galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunu, galle fazlasının taraflarına eksik ödendiğini, vakfın taşınmazlarının iyi değerlendirilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı tutulup 10.00,00 TL’nin faiziyle davalıdan tahsilini istemiş; 05.04.2011 tarihli dilekçesi ile de dava değerini 142.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddialar kabul etmeyerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.06.2012 tarihli ve 2008/58 Esas, 2012/251 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve 94.721,34 TL alacağın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin 14.06.2012 tarihli kararının davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 18.04.2013 tarihli ve 2013/2624 Esas, 2013/6600 Karar sayılı ilamı ile "... hukuku konusunda uzman olanların da bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, dava konusu kira alacaklarının doğmasına sebep olan bağımsız bölümlerin 01.01.2000-31.12.2007 dönemi içinde doğan gelirlerinin her bir bağımsız bölüm için ayrı ayrı tespit edilmesinden sonra, her yıl için ödenmesi gereken galle fazlasının yalnızca o yıl içinde yasal süresinde başvuran ve galle almaya hak kazanmış evlatlar arasında mevzuat ve vakfiye hükümleri gereği kendilerine ödenmesi, yapılacak bu ödemeye o yıl için varsa ödenen galle ödemesinin mahsup edilmesi iken, dava konusu dönem için toptan bir yaklaşımla hesaplama yapan bilirkişi raporu ve resen yapılan yanlış hesaba dayalı olarak hüküm kurulmuş olması..." doğru görülmeyerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 09.04.2015 tarihli ve 2014/75 Esas, 2015/135 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve 83.592,41 TL alacağın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. B. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin 09.04.2015 tarihli kararının davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 05.04.2016 tarihli ve 2015/12469 Esas, 2016/5671 Karar sayılı ilamı ile; Mahkemece uyulduktan sonra bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmesi ve bilirkişi kurullarının da bozma ilamında yazılı hususları karşılayacak raporlar düzenlemesi zorunlu olmasına karşın Mahkemece dava konusu edilen dönem için toptan bir yaklaşımla hesaplama yapan bilirkişi raporunun ve nasıl yapıldığı tespit edilemediği için denetime olanak vermeyen re'sen tesis edilen hesabın esas alınması suretiyle uyulan bozma ilamına aykırı olarak hüküm kurulmuş olduğu, Dairenin 18.04.2013 tarihli bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi kuruluna rapor düzenlettirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli ve 2016/259 Esas, 2021/182 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve 36.002,45 TL alacağın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. C. Üçüncü Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli kararının davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.05.2022 tarihli ve 2021/17990 Esas, 2022/4873 Karar sayılı ilamı ile somut olayda 6111 Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (6111 sayılı Kanun) hükümleri dikkate alınarak değerlendirme yapılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden mahkeme kararının diğer yönleri incelenmeksizin bu nedenle bozulması gerekmiştir. Kabule göre de; Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/350 Esas, 1976/722 Karar sayılı kararı ile davacıların bir kısmının mazbut vakıflardan olan ... Efendi Bini ... Vakfının galleye müstehak evladından olduklarının tespitine karar verilmiş ise de; eldeki dava davacılarından ..., ... ve ...'ın sözkonusu ilam davacıları arasında bulunmadığı, Mahkemece galle fazlası alacağının hesaplanacağı dönemin her bir yılına ilişkin kesin evlat sayısı belirlenmeden ve davacılardan başka sözkonusu dönemlerde galle alacağına müstahak başkaca evlat bulunup bulunmadığı hususları araştırılmadan, adı geçenler ilamlı vakıf evladı gibi kabul edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma sonrası tanzim edilen 09.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda bozma ilamında belirtilen hususlara dikkat edilerek yapılan tespit ve hesaplamaların dosya kapsamına uygun ve denetlenebilir nitelikte olduğu kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulüne ve "35.228,54 TL alacağın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmedilen tazminat bedelinin hakkaniyete aykırı oranda düşük olduğunu, dava konusu ....Vakfından, ... Sokak 4 03... parsel sayılı taşınmazdaki No:14 D:5, 7, 8 ve 12 kapı numaralı dairelerin lojman olarak kullanıldığını ve bu lojman dairelerinin 2000-2007 yılları arasındaki kira bedelleri toplamının 28.923,89 TL olduğu ... İstanbul ... 2. Bölge Müdürlüğü tarafından gönderilmiş olan 06.10.2017 tarihli yazıda belirtildiği ve hükme esas alınan raporda da işbu bedele göre hesaplamalar yapıldığını, buna göre 8 yıllık (96 aylık) 4 konuttan elde edilen kira bedelinin 28.923,89 TL olması tek konuttan elde edilen aylık kira bedelinin 76,92 TL gibi bir bedele tekabül ettiğini gösterir ki İstanbul'da Üsküdar gibi tarihi ve merkezi bir semtin tam merkezinde bulunan bir binadaki herhangi bir konutta bu bedelle kiracı olmanın mümkün olmadığı ve bu durumun hayatın olağan akışına hiç uygun olmadığını, açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamında isimleri zikredilen davacılardan ...., ... ve ...'ın isimlerinin galle alacağı davasına esas olan galleye müstehak vakıf evlatlığını ispatlayan Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/3 50... /722 Karar sayılı kararında olmamasına rağmen bu 3 davacı hakkında ret kararı verilmemiş olduğunu, oysa ki bu 3 kişi hakkında galleye müstehik vakıf evladı olduklarına dair verilen bir mahkeme bulunmamasına, Yargıtay tarafından bozma nedeni olarak belirtilmesine rağmen bu husus gözardı edilmek suretiyle tüm davacılara ilişkin miktar açısından kabul kararı verildiğinden öncelikle ilgili kararın bu yönü ile bozulmasını, bozma ilamında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.11.2014 tarihli kararından da bahsetmek suretiyle 6111 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğini ifade etmesine karşın Mahkemece bu yönde bir değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme ile önceki kararına benzer yeni bir karar verildiğini, dava konusu olayda davacıların 2000 yılından geriye dönük olarak talepte bulunmuş olduklarından bu taleplerinin 5737 sayılı Kanundaki düzenlemeye açıkça aykırı olduğunu, 2008 yılında açılan dava için geriye doğru 5 yıl gidildiğinde 2003 yılına kadar ancak talep edebilme durumu olduğunu, Mahkemenin vermiş olduğu kararda, zamanaşımı defini ve hak düşürücü süreyi dikkate almadan karar verdiğini, idarenin elde etmediği bir gelirden vakıf evlatlarına galle fazlası ödenmeye zorlanmasının vakfiye ve mevzuata aykırı olduğunu, 2000-2004 yılları gelirlerinin, yasal kesintiler yapıldıktan sonra 2005 yılında davacılara ödendiğini, 20 05... yıllarında ise gelirlerin yapılan giderleri karşılamaması sebebiyle ödeme yapılamadığını, bilirkişi raporunda davacılara 2004 yılından önce elde edilen gelirlerden yapılan galle fazlası ödemesinin düşülmediğini, arz edilen ve resen takdir edilecek sebeplerle Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eksik veya hiç ödenmediği ileri sürülen galle fazlası alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, Dairemizin 04.03.2019 tarihli ve 2017/13728 Esas, 2019/2204 Karar sayılı bozma ilamına uyulmuş ise de gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Yargıtay'ın bozma kararlarına karşı direnme hakkı yasalarımıza göre Mahkemeye verilmiş olup, Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra gereklerinin yerine getirilmesi ve bozma ilamında yazılı hususları karşılayacak şekilde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurulması zorunludur. Dairemizin 24.05.2022 tarihli ve 2021/17990 Esas, 2022/4873 Karar sayılı bozma ilamında açıkça 6111 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınarak değerlendirme yapılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi, kabule göre de; Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/350 Esas, 1976/722 Karar sayılı kararı ile davacıların bir kısmının mazbut vakıflardan olan ... Efendi Bini ... Vakfının galleye müstehak evladından olduklarının tespitine karar verilmiş ise de; eldeki dava davacılarından ..., ... ve ...'ın sözkonusu ilam davacıları arasında bulunmadığı, Mahkemece galle fazlası alacağının hesaplanacağı dönemin her bir yılına ilişkin kesin evlat sayısı belirlenmeden ve davacılardan başka söz konusu dönemlerde galle alacağına müstahak başkaca evlat bulunup bulunmadığı hususları araştırılmadan, adı geçenler ilamlı vakıf evladı gibi kabul edilerek hüküm kurulması doğru görülmeyerek bozulmuştur. 1. Öncelikle Mahkeme kararının gerekçesi ve hüküm fıkrası üzerinde durulması gerekmektedir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 141/3. hükmünde "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır." hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Hükmün kapsamı" başlıklı 297. maddesinin birinci fıkrasının "c" bendinde; "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri." aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." şeklinde, İlk Derece Mahkemeleri tarafından verilecek kararlarda hangi hususların bulunması gerektiğiyle ilgili olarak düzenleme yapılmıştır. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların gerekçeli, hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olması gereklidir. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamaycağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Hükmün kapsamına ilişkin ilişkin düzenlemeler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine bir düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hakimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; Mahkeme kararında bilirkişi raporuna atıf yapılmış, başka herhangi bir gerekçeye verilmemiş, atıf yapılan bilirkişi raporundaki hesaplamalar ile ortaya konulan miktarların dışında, nasıl tespit edildiği anlaşılamayan 35.228,54 TL'ye hükmedilmiş olmasının yanında ihtiyari dava arkadaşı olan davacılara yıllara göre ödenmesi gereken miktarın ayrı ayrı gösterilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması, 2. Kabule göre de; 5737 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre mazbut ..., bu kanun uyarınca Genel Müdürlükçe (...) yönetilecek ve temsil edilecek ... ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı ... Kanunu gereğince ... Genel Müdürlüğünce yönetilen ... olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde intifa hakkı, mazbut ve mülhak vakıflarda, vakfiyelerindeki şartlara göre ilgililere bırakılmış galle fazlaları ve hakları olarak tanımlanmış, aynı Kanun'un "İntifa hakkı" başlıklı 75. maddesi gereği mazbut ve mülhak vakıfların vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin haklarının saklı olduğu, bu hakların kullanılmasına ilişkin usûl ve esasların yönetmelikle düzenleneceği, ... Yönetmeliğinin 53. maddesine göre; vakıf evlatları veya ilgilileri dilekçe ile vakfiye şartı gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu ve galle fazlası almaya hak kazandığını gösteren mahkeme kararıyla müracaat etmeleri gerektiği; 55. maddesinde ise; vakıf evladı veya ilgililerinin galle fazlasını almaya hak kazandıkları tarih İlk Derece Mahkemesi karar tarihi olup, galle fazlasına ilişkin ödeme mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra yapılacağı düzenlenmiştir. 13.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 208. maddesi ile 5737 sayılı Kanun'un 7. maddesine; “intifa haklarına ilişkin talepler galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer.”, “Mazbut vakıflarda intifa hakları, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe belirlenir.” hükümlerinin ilave edildiği, 6111 sayılı Kanun’un 209. maddesi ile de 5737 sayılı Kanun’a geçici 10. madde hükmü eklenerek; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanun'un 7. maddesine eklenen hükümlerin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış ve hâlen devam eden intifa haklarının ödenmesi, malvarlığı ve gelirlerinin tespitine ilişkin davalarda da uygulanacağı düzenlendiği, davacı, eldeki davada intifa haklarından olan sükna hakkına dayalı olarak vakfa ait üzerinde otel bulunan taşınmazın tahsis edilmesi, mümkün olmadığı takdirde buradan elde edilecek gelirin kendisine ödenmesini dava konusu ettiğine göre, 6111 sayılı Kanun ile 5737 sayılı Kanun’un 7. maddesine ek fıkralar getiren 208 inci maddenin, aynı Kanun’un 209. madde hükmü gözetilmek suretiyle yargılaması devam eden eldeki davaya uygulanacağının açık olduğu, intifa hakkının 5737 sayılı Kanun'un 75. ve ... Yönetmeliği 53... . maddeleri gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu kesinleşmiş mahkeme kararıyla ispat edenlere ödenecektir. Yukarıdaki Kanun maddeleri ile Yönetmeliğin ilgili maddeleri gereği galle fazlasının tahsili davası açılması için kesinleşmiş mahkeme kararı olmaksızın idari işlem ile ... Genel Müdürlüğünce vakıf evladı listesine yazılmasının yeterli olmadığı, davacıların eldeki davayı açabilmesi için öncelikle galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduklarına dair kesinleşmiş mahkeme kararı olması gerektiği açıktır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden davacılardan ... Eken, ... ve ...'ın isimlerinin galle alacağı davasına esas olan galleye müstehak vakıf evlatlığını ispatlayan Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/350 Esas, 1976/722 Karar sayılı kararında olmadığı gibi başka bir mahkeme kararı ile vakfın galle fazlasına müstehak vakıf evladı oldukları da ileri sürülmediği, adı gçenlerin idari işlem ile ...'nce evlat listelerine eklendiği anlaşılmıştır. Buna göre; davacıların eldeki davayı açabilmesi için öncelikle galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduklarına dair kesinleşmiş mahkeme kararı olması gerektiği, az yukarı da isimleri sayılan davacıların bu yönde kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan eldeki davayı açamayacaklarından bu hususta Dairemizin 24.05.2022 tarihli ve 2021/17990 Esas, 2022/4873 Karar sayılı bozma ilamında açıkça belirtilmiş olmasına rağmen davacılardan ... Eken, ... ve ... yönünden davanın reddi gerekirken işin esasının incelenerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi, Doğru görülmeyerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2009, K. 2026/3005, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2009-e-2026-3005-k-283ac23c29d9