Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/1445 E. 2026/1775 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1445
- Karar No
- 2026/1775
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/97 E., 2025/158 K. BİRLEŞEN 2015/311 ESAS VE 2016/298 KARAR SAYILI DOSYADA
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; asıl davada davalılar birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili 16.09.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi, ... Beldesi, 374 parsel sayılı taşınmazın müvekkili davacı adına kayıtlı olduğunu, bu parselin yanında davalının taşınmazının bulunduğunu, davalının yaptığı inşaat sırasında davacıya ait taşınmazın 5 00... alanının işgal edildiğini ve yapılan bu inşaatın ruhsatının bulunmadığını, müvekkilince 7-8 yıl önce belediyeye müracaat edilerek inşaatın durdurulmasının talep edildiğini ancak davalının müvekkilinin rızası hilafına bu inşaatın yaptığını ileri sürerek, davalının davacı taşınmazına inşaat yapmak suretiyle oluşan müdahalesinin önelnmesine, tecavüz eden yapının yıkılmasına, şimdilik 2.000,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleştirilen davada taşınmazı davalılardan satın alan ... vekili 05.05.2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; bölgede kadastro işlemlerinin 1963 yılında yapıldığını, 2 katlı binanın taşkın kısmının 40... olmasına karşın 2006 yılında cins değişikliği ve yenilemenin tescili işlemi sonucu önceki taşkın alanının 77, 14... olarak belirlendiğini, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, yapı değerinin zemin değerinden yüksek olduğunu belirterek, taşkın alanın ifrazı ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalılar davaya cevap vermemişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 14.07.2016 tarihli, 2015/311 Esas, 2016/298 Karar sayılı kararı ile "...davanın kabulüne..." karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararının süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 09.12.2020 tarihli ve 2018/7352 Esas, 2020/8082 Karar sayılı kararında "...dava konusu 375 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde 'krokisinde A harfi ile gösterilen binanın 374 parsele 90, 62... tecavüzlü olduğu' şeklinde şerh olduğunun anlaşıldığı, bu şerhin ne zaman ve hangi sebebe dayalı olarak konulduğunun araştırılması ve ilgili kroki ve dayanak belgelerinin getirtilerek incelenmesi, ulaşılan sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğu..." gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda karar başlığında yer alan 07.05.2025 tarihli ve 2021/97 Esas, 2025/158 Karar sayılı karar ile "...birleştirilen dava yönünden temliken tescil koşullarının oluşmadığı, asıl davada davacının mülkiyet hakkının varlığına karşın davalının üstün hak iddiasını ispat edemediği..." gerekçesiyle; "1- Davaya konu yeni 5 33... parsel sayılı davacıya ait taşınmaza yönelik fen bilirkişilerinin 30.03.2021 tarihli raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 77, 14... ve B harfi ile gösterilen 24, 77... 'lik alana yönelik davalının müdahalesinin önlenmesine, 2- Fen bilirkişilerinin 30.03.2021 tarihli raporuna ekli krokide A ve B harfi ile gösterilen alanda bulunan taşınmaz ve ağaçların kâl'ine, 3- Ecrimisil tazminatı yönünden davanın reddine, 4- Fen bilirkişilerinin 30.03.2021 tarihli raporu ve ekli krokisinin kararın eki sayılmasına, 5- Birleşen dava yönünden temliken tescil talebinin reddine ..." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davada davalılar birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Verilen kararın müvekkilini mağdur edeceğini, b. Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde yer alan 10 yıllık itiraz süresinin dolduğunu, c. Taşınmazların sınırında değişiklik olmadan tespit gördüğünü ve itiraz yapılmadan tespitlerin kesinleştiğini, d. Tespitten 52 yıl sonra dava açıldığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; asıl davada müdahalenin önlenmesi, yıkım ve ecrimsil, birleştirilen dava temliken tescil istemine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davalılar-birleştirilen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.