Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/1154 E. 2026/1788 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1154
- Karar No
- 2026/1788
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/575 E., 2025/365 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar dâhili davalı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 1 27... sayılı parseldeki taşınmazın maliki olduğunu, komşu 75 parsel maliklerinin yaptıkları iki katlı kargir binanın taşkın inşaat sebebi ile müvekkiline ait taşınmaza tecavüzlü olduğunu belirterek el atmanın önlenmesi ve kâl’ini, bu talepleri yerinde görülmezse bedel karşılığı binanın müvekkili adına temliken tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; kesin hüküm nedeniyle davanın reddini, tecavüz varsa ve şartları oluştu ise tecavüz edilen kısmın müvekkilleri adına usulünce belirlenecek bedel ile tapuya tescilini talep etmiştir 2. Dâhili davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 25.02.2010 tarihli ve 2009/189 Esas, 2010/53 Karar sayılı kararıyla kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 03.06.2010 tarihli ve 2010/4907 Esas, 2010/6364 Karar sayılı ilâmıyla kesin hüküm olarak kabul edilen davadaki bilirkişi raporunun mahallinde uygulanmadığı, dava tarihindeki mevcut durum saptanmadığı, davada el atma olgusunun bulunmadığı saptanarak karar verilmiş ise de elatma olgusu yenilendikçe yeni davanın konusunu teşkil edeceği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 23.01.2013 tarihli ve 2010/468 Esas, 2012/590 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, dâhili davalı ...'a ait 1 27... parselden davacıya ait 1 27... parsele taşan ve krokide A harfi ile gösterilen 56,74 m² yüzölçümlü binanın kâl'ine, bu şekilde davalının el atmasının önlenmesine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dâhili davalı ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 01.04.2014 tarihli ve 2013/6803 Esas, 2014/6871 Karar sayılı ilâmıyla mahallinde üç kişilik harita mühendisi ve bir inşaat mühendisinden oluşan bilirkişi kurulu ile tekrar keşif yapılarak İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.11.1988 tarihli ve 1986/1 16... /916 Karar sayılı dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ekindeki krokinin zemine uygulanması, anılan dosya ile eldeki dava dosyasındaki teknik bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi, o davada yapılan ölçüm tarihinden sonra taşınmaza ilâve inşaat yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 08.03.2016 tarihli ve 2014/406 Esas, 2016/150 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 1 27... parselde bulunan yapının davacıya ait 1 27... parselin 56.74 m²'lik kısmına tecavüzlü olduğu belirtilerek davacıya ait parsele taşkın olan kısmın yıkılmak sureti ile davalının el atmasının önlenmesine, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... aleyhine açılan davanın davalıların yargılama aşamasında taşınmazı dâhili davalı ...'a devretmiş olmaları nedeni ile haklarında hüküm kurulmasına yer olmadığına ve davacının temliken tescil isteğinin yasal koşulları oluşmadığı nedeniyle reddine karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, dâhili davalı ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 18.10.2018 tarihli ve 2018/2086 Esas, 2018/17605 Karar sayılı ilâmıyla davacının asıl talebi olan el atmanın önlenmesi ve kâl istemi ile ilgili kabul kararı verildiğine göre fer'i talep olan temliken tescil istemi ile ilgili talebin reddine karar verilerek davalılar lehine vekâlet ücreti takdirinin doğru olmadığı, davalıların, murislerine ait binanın 1970’li yıllarda inşa edildiği, imar uygulamasının 1984 yılında yapıldığı, murislerinin iyiniyetli olduğunu belirtmeleri karşısında Mahkemece dâhili davalıya ait binanın kâl'ine karar verilirken 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 723. maddesinin gözetilmemesinin doğru olmadığı, davalıların maliki olduğu taşkın yapının bulunduğu 1 27... parseldeki bağımsız bölümler yargılama sırasında 04.11.2010 tarihinde dâhili davalı Nazire Kaptan tarafından satın alınması nedeniyle bu kişi davaya dâhil edilerek yargılamaya devam olunduğu, Mahkemece yargılama giderlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 125/1-a hükmü gereğince davalılar ve dâhili davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, dâhili davalı ile davacı ve davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/116 E. 1988/916 K. sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunu geçersiz kılan 04.11.2015 tarihli bilirkişi raporu karşısında, önceki hükmün maddi hataya dayalı olarak verilmesi karşısında kesin hüküm olarak değerlendirilemeyeceği dikkate alınarak yerinde görülmemiştir. F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece, dâhili davalıya ait 1 27... parselde bulunan yapının, davacıya ait 1 27... parselin 56.74 m²'lik kısmına tecavüzlü olduğu, dâhili davalı tarafa ait binanın 75 parselin tescil edildiği tarihte zeminde bulunmadığı, binanın 19 60... yılları arasında yapıldığı, tecavüzün bu nedenle imar uygulamasından kaynaklanmadığı, tecavüzün ilgili binanın kendilerine ait 75 parselin sınırları dikkate alınmadan, davacıya ait 1 27... parsele taşacak biçimde yapılmasından kaynaklandığı ve davalı yanın murisinin bu nedenle iyiniyetli kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 27... parselde bulunan yapının davacıya ait parsele taşkın olan kısmın yıkılmak sureti ile davalıların el atmasının önlenmesine karar verilmiştir. G. Dördüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dâhili davalı ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 04.07.2023 tarihli ve 2023/1810 Esas, 2023/3619 Karar sayılı ilâmıyla; dava konusu taşınmazlara yönelik 23.05.2022 tarihinde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a hükmü uyarınca yenileme çalışması yapıldığı, taşınmazların yüzölçümleri değiştiği, güncel olmayan tapu kayıtları ve geometrik duruma göre karar verildiği, Mahkemece 4721 sayılı Kanun'un 723. maddesi gereğince tazminat konusunda da bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. H. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmı doğrultusunda davalı yana ait 1 27... parselde bulunan yapının, davacıya ait 1 27... parselin 56.74 m²'lik kısmına tecavüzlü olduğu, davalı tarafa ait binanın 75 parselin tescil edildiği tarihte zeminde bulunmadığı, binanın 19 60... yılları arasında yapıldığı, tecavüzün bu nedenle imar uygulamasından kaynaklanmadığı, tecavüzün davalı yana ait binanın kendilerine ait 75 parselin sınırları dikkate alınmadan, davacıya ait 1 27... parsele taşacak biçimde yapılmasından kaynaklandığı, davalı yanın murisinin bu nedenle iyiniyetli kabul edilemeyeceği, tecavüzlü yapıdaki malzemenin sökülüp alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne ve 4721 sayılı Kanun'un 723. maddesi uyarınca 66.372,26 TL asgari levazım bedelinin davalı tarafa ödenmesi koşuluyla taşkın yapı yıkılmak sureti ile davalının el atmasının önlenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Dâhili davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin sonradan malik olup iyiniyetli olduğunu, kesin hüküm nedeni ile davanın reddi gerektiğini, kesin hükümden sonra yeni bir tecavüz söz konusu olmadığı gibi dava konusu evin 1986 yılından bu yana büyütülüp genişletilmediğini, bozma ilâmına uyulmasına rağmen kesin hüküm dosyasındaki bilirkişi raporu ve krokisinin araziye uygulanmadığını, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini, tecavüz var olsa bile arsa bedelini ödemek suretiyle tecavüzlü kısmı satın alma hakları bulunduğunu, binanın bir bütün olduğunu ve yıkıma karar verilen kısmın yıkılması halinde binanın tamamen yıkılacağını, aksinin kabulü hâlinde bile, binanın tamamı üzerinden hesaplanacak bedelin ödenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Bir kısım davalılar Tülin ve Pelgin vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik incelemeyle karar verildiğini, kesin hüküm nedeni ile davanın reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın 1988 yılından bu yana büyütülüp genişletilmediğini, yeni bir tecavüz olmadığına göre yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığını, bilirkişinin ek raporunda 74 parsele tecavüzün 19 60... yılları arasında olabileceğini ve söz konusu tecavüzün imar uygulamasından kaynaklanmadığını belirtmiş ise de hiçbir bilimsel ve hukuksal veri olmadan bu sonuca nasıl ulaşıldığının anlaşılamadığını, 1988 yılından sonra ilave yeni bir ekleme yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, bir an davacıya ait taşınmaza elatması kabul edilse bile yapı değerinin arsa değerinden daha yüksek olması sebebiyle yıkım kararı yerine haksız işgale konu yerin bedelinin ödenerek tescile karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve kâl, terditli olarak temliken tescil istemine ilişkindir. 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2 maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Dâhili davalı vekili ve bir kısım davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.