Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2010 E. 2026/2453 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2010
- Karar No
- 2026/2453
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/199 E., 2024/320 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 1975 yılında Adana ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 78 96... parseldeki 400 m²'lik yere gecekondu yaptırdığını, davalı ... tarafından 1985 yılında müvekkiline tapu tahsis belgesi verildiğini, tapu tahsis belgesinin tapuya şerh edildiğini, davacının mülkiyet edimine yönelik tüm borcunu davalıya ödediğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile tapu iptali ve tescil talebinin yerinde görülmemesi hâlinde bilirkişiler tarafından belirlenen arsa ve binanın rayiç bedeli toplamı olan 482.500,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/1104 Esas, 2005/297 Karar sayılı dosyasında davacının el atmanın önlenmesi ile tapu iptali ve tescil talebinin reddedildiğini, söz konusu davanın eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturduğunu, tahsis belgesi verilen taşınmazın imar planında günü birlik tesis alanı olarak ayrıldığını ve kıyı şeridinde kaldığını, bu nedenle tahsis şerhi iptal edildiği gibi davanın zamanaşımına da uğradığını, görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 09.12.2015 tarihli ve 2015/205 Esas, 2015/490 Karar sayılı kararı ile; 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanunu’nun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun uyarınca verilen tapu tahsis belgeleri ile ilgili uyuşmazlıkların idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği, davacının öncesinde Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/1104 Esas, 2005/297 Karar sayılı dosyasında davalı ile tapu müdürlüğü aleyhine açtığı el atmanın önlenmesi ve tescil talepli davanın reddine karar verildiği, anılan kararın kesinleştiği gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin kesin hüküm nedeniyle reddine, tazminat talebinin ise dava konusu uyuşmazlığın idari yargıda çözümlenmesi gerektiği ve yargı yolunun caiz olmadığı gerekçesiyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 07.02.2017 tarihli ve 2016/17514 Esas, 2017/794 Karar sayılı kararı ile; "Mahkemece, tapu iptali ve tescil isteminin kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoksa da tazminat talebine ilişkin tarafların göstermiş olduğu deliller değerlendirilerek davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken olayına özgü olarak verilen Uyuşmazlık Mahkemesi kararından söz edilerek idari yargının görevli olduğundan bahisle davanın reddi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir…" gerekçesiyle karar bozulmuştur. 3. Mahkemece bozmaya uyularak verilen 10.04.2018 tarihli ve 2017/379 Esas, 2018/188 Karar sayılı kararı ile; davacının tapu iptali ve tescil talebinin kesin hüküm nedeniyle reddine dair verilen karara yönelik bozma yapılmadığından davacının bu talebine ilişkin karar kesinleşmiş olmakla bu istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması gerektiği, davacının tazminat talebi yönünden ise davaya konu taşınmazın tapu kaydının imar düzenlemesi sonucu oluştuğu, imar planında günü birlik tesis alanı olarak ayrıldığı, niteliği itibarı ile kamunun kullanımına ayrılmış alanlardan olduğu, tahsis belgesine ilişkin ödemelerin yapıldığı, daha sonra idarenin tek taraflı işlemi ile tahsis belgesinin iptal edildiği, geçerli şekilde kurulmuş bir sözleşmede tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkânsız hâle getiren her türlü davranıştan kaçınmaları gerektiği, aksi hâlde borçlunun alacaklının zararını karşılamak zorunda olduğu, başlangıçta geçerli olarak kurulmasına rağmen daha sonra hükümsüz hâle gelen sözleşmede davacının gerçek ve güncel zararını talep edebileceği, taraflar arasında "bedel karşılığı arsa tahsis sözleşmesi" imzalandığı ve davacının edimini yerine getirdiği, sözleşmenin başlangıçta geçerli olarak kurulmasına rağmen daha sonra davalı belediyenin taşınmazın bulunduğu alan imar çalışması ile kamu alanına tahsis ederek sözleşmesinin ifasını kendi kusurlu eylemi ile imkânsız hâle getirdiği gerekçesiyle davacının tescil talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 482.500,00 TL'nin 26.02.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. 4. Mahkemenin 10.04.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 5. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 12.06.2019 tarihli ve 2018/5043 Esas, 2019/5127 Karar sayılı kararı ile; "tapu tahsis bedeli olarak davacının ödediği 433.342 TL (Yeni TL 0,4333342)TL'nin bilirkişi hesaplamaları ile belirlenen, dava tarihi itibariyle güncelleştirilmiş değeri olan 3.624,26 TL’ye hükmedilmeli ve taşınmaz üzerinde bulunan yapı yönünden ise, uzman bilirkişiler vasıtasıyla gerektiğinde mahallinde tekrar keşif yapılmalı, TMK'nın 723. maddesinde yer alan düzenlemeye göre, yapının asgari levazım bedeli bilirkişilere hesaplattırılarak bu bedelin, davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmelidir.Kabule göre de; bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Mahkemece bu husus gözetilmeden, davacının tapu iptali ve tescil talebine yönelik ilamın kesinleşmiş olması nedeni ile bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, şeklinde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Verilen Direnme Kararı Mahkemenin 09.03.2021 tarihli ve 2020/299 Esas, 2021/161 Karar sayılı kararı ile bozmaya karşı direnme kararı verilmiştir. C. Direnme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. D. Hukuk Genel Kurulu Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2023 tarihli ve 2022/(14)7-289 Esas, 2023/1135 Karar sayılı ilâmında; "...mahkemece 2981 sayılı Kanun uyarınca davacı adına düzenlenen tahsis belgesinin iptali nedeniyle davacının ödediği bedelin güncellenmiş değeri olan 3.624,26 TL’ye hükmedilmesi, taşınmaz üzerinde bulunan yapı yönünden ise davacının gecekonduyu yaptığı tarihte iyiniyetli olduğundan söz edilemeyeceğinden, konusunda olan uzman bilirkişiler aracılığıyla gerektiğinde mahallinde yeniden keşif de yapılarak TMK'nın 723 üncü maddesi dikkate alınmak suretiyle yapının asgari levazım bedeli belirlenerek bu bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, davaya konu taşınmaz ve üzerindeki yapının dava tarihi itibariyle belirlenen rayiç değerine hükmedilmesi yerinde değildir." gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kesin hüküm nedeniyle davacının tapu iptal tescil talebinin usulden reddine, tazminat talebinin ise ödenen bedelin güncellenmiş değeri olan 3.624,26 TL ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 723. maddesi dikkate alınmak suretiyle yapılan hesaplama sonucu ortaya çıkan 44.085,94 TL asgari levazım bedeli toplamı olan 47.710,20 TL yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ve davacı vekili 23.01.2026 tarihli temyiz başvuru dilekçesinde özetle; yapı bedeline ilişkin tazminat talebinden feragat ettiklerini, davacıya gerçek zararının karşılığı olan arsa bedelinin dava tarihindeki rayiç değerinin tazminat olarak ödenmesi gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, taşınmazın kıyı şeridinde kalmasının bir engel olmadığını, tapu tahsis belgesi iptal edilmiş olmasına rağmen ecrimisil alınmasının fiili kullanımın idarece tanındığını gösterdiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, idari yargının görevli olduğunu belirterek ve resen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2981 sayılı Kanun’a göre düzenlenen tapu tahsis belgesine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir. 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birisinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddiyle tapu iptali ve tescil isteminin reddine ve güncellenmiş bedel olan 3.624,26 TL bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2. 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 29. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'un 310. maddesine eklenen üçüncü fıkrasına göre feragatin, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılması hâlinde, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir. Buna göre davacının asgari levazım bedeli olan 44.085,94 TL tazminat yönünden temyiz incelemesi aşamasında ortaya çıkan feragat hususunda Mahkemece ek karar verilmesi gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi, davacı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddiyle tapu iptali ve tescil isteminin reddine ve güncellenmiş bedel olan 3.624,26 TL bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 2. Asgari levazım bedeli olarak hükmedilen 44.085,94 TL tazminat yönünden 6100 sayılı Kanun'un 310/3 hükmü gereğince feragat nedeniyle ek karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Temyiz karar harcı davacı tarafından tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.