Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2431 E. 2026/3010 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2431
Karar No
2026/3010
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/183 E., 2025/33 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, 13.02.2025 tarihli tavzih kararı ile davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmiştir. Mahkeme kararı, davalı ... vekili ile son mütevelli ...'nun mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Beyoğlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/244 Esas ve 2001/719 Karar sayılı ilamı ile .....Vakfı’nın evladı olduğunu açıklayarak, davacının ....Vakfı'nın tevliyetine ehil vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının açmış olduğu davada vakfiyedeki kayıtların tam olarak araştırılıp açıklanması gerektiğini, vakfiyenin içeriği araştırılarak mütevellilik şartları ile mütevellilik ücretlerinin hangi evlatlara ödenebileceği hususlarının araştırılarak son derece titiz araştırma yapılması, iddiaların kesin ve şüpheye mahal bırakmayacak şekilde kanıtlanması gerektiğini, vakfiyenin ve davacıların nüfus kayıtlarının getirtilerek bilirkişi vasıtasıyla davacıların iddiaları hakkında gerekli tahkikatların yapılmasını talep etmiştir. 2. Mülhak Vakıf mütevellisi cevap dilekçesinde; davacının vakıf evladı olmasının vakfın tevliyetine müstehik evlat olması için yeterli bir neden olmadığını, vakfın evladında bulunması gereken şartların iki madde altında toplandığını, bu şartların kurucu ....nın olup, hiçbir şekilde değiştirilemeyeceğini, davacının evlat olmasına rağmen kendisinin erkek evlat soyundan gelmediğini, halen ..... Vakfı'nın mütevellilik makamının dolu olduğunu, dolu olan bir vakfa mütevellilik davası açılamayacağını, .... .....'nun yalnızca vakıf mütevellisi olduğu için davada taraf olduğunu, hem vakfiye şartlarına uymadığı hem de vakfın mütevellilik makamı halen dolu olduğu için hukuken mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.05.2016 tarihli ve 2013/97 Esas, 2016/156 Karar sayılı kararı ile dava konusu ... Paşa Vakfı'nın vakfiyesinde, tevliyetin nesiller boyu erkek evladın alt soyundan en olgun kişiye şart edildiği, halen 1945 doğumlu davalı ....'nun yasal yollarla atanmış en büyük erkek evlat mütevelli olarak görevde bulunması, davacının 1951 doğumlu olup, mütevelli makamının dolu olduğu yolundaki bilirkişi raporu da nazara alınarak davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 03.05.2016 tarihli kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 01.10.2018 tarihli ve 2017/8880 Esas, 2018/16576 Karar sayılı ilamıyla tevliyete ehil vakıf evladı olduğu tespitinin Mahkemeye, 5737 sayılı ... Kanunu’nun (5737 sayılı Kanun) 6. maddesi gereğince atamanın (tevcih) ise davalı İdareye ait bir görev olduğu, halen tevliyetin dolu olmasının böyle bir dava açılmasına ve tespit kararı verilmesine engel teşkil etmeyeceği, davacının kesinleşen Beyoğlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/244 Esas ve 2001/719 Karar sayılı Mahkeme kararı ile dava konusu vakfın evladı olduğu tespit edilmiş olduğundan vakfeden ile soybağının yöntemince ispatlandığı, davaya konu ... ... (...) ....'na ait 572 numaralı defterin 27. sayfa ve 20. sırasında kayıtlı .... 981 H. ( 22... M.) tarihli vakfiyeye göre tevliyetin "...evkaf-ı meşruhati'l evsafın tevliyeti kebirleri ciğer köşeleri olan ebna'i kiram ve mehadimi izamlarının zükuruna ve ebna'i ebnalarına ve ebna'i ebna'i ebnalarına ve ebna'i ebna'i ebnalarının aslahına neslen ba'de neslin fer'an isre aslin meşruta olup..." şeklinde yani nesiller boyu erkek evladın erkek evladının aslahına şart kılındığı, ekber erkek evlat şartının bulunmadığı, buna göre davacının diğer erkek vakıf evlatlarına nazaran aslah olup olmadığı araştırılmadan eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamı sonrası İlk Derece Mahkemesinin 27.05.2021 tarihli ve 2019/127 Esas, 2021/192 Karar sayılı kararı ile ".....Vakfında - vakfiye şartı gereği vakıf evladı olarak - mütevellilik yapmış .... ve ....ile soy bağı ilişkisini gösteren bir belgenin sunulmamış olması, ... arşivinde 940 numaralı defterin 2665. Sırasında kayıtlı ve 28... tarihli Teftiş Mahkemesi ilamında, baba adları (künyeleri) yazılı .... Vakfı'nın ..... Evlatlarından 46 kişiden hiçbiri ile soy bağı ilişkisinin kurulamamış olması nedenleri ile davacının tevliyete ehil vakıf evladı olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 27.05.2021 tarihli kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 18.09.2023 tarihli ve 2021/17377 Esas, 2023/4382 Karar sayılı ilamıyla Mahkemece bozmaya uyulmakla birlikte bozma gereği yerine getirilmediği, önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere, davacının vakıf evladı olduğu Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen Beyoğlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/244 Esas ve 2001/719 Karar sayılı Mahkeme kararı ile sabit olduğundan ve dava konusu Vakfın tevliyeti nesiller boyu erkek evladın erkek evladının aslahına şart kılındığından, Mahkemece davacının diğer erkek vakıf evlatlarına nazaran aslah olma şartını sağlayıp sağlamadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi yerine uyulan bozma ilamı dışına çıkılarak yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmeyerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının mülhak vakıf yöneticisi olabilmek için ... Yönetmeliği 23... . maddede sayılan gerekli ve yeterli şartları taşıdığını ve aslah olma şartını da yerine getirdiği, dinlenen tanık beyanları ile de yönetmelikte sayılan hususların doğru olduğu belirlenmekle davanın kabulüne davacı ...'in ... Paşa Vakfı'nın yöneticisi olabileceğinin tespitine, bakiye harç ile davacılardan tahsil edilen harçların vefat etmiş olan mülhak Vakıf mütevellisi mirasçılarından tahsiline, yargılama giderlerinin ise davalı ... ile vefat etmiş mütevelli mirasçılarından müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 13.02.2025 tarihli tavzih kararı ile de "...kararın hüküm kısmına; Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine," maddesinin eklenmesine," karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacının vakfedenle soybağını ispat etmesi gerekmekte olup evladiyet tespiti ile ilgili olarak daha önce verilen Mahkeme kararı işbu davada kesin hüküm, kesin delil teşkil etmemektedir. Kaldı ki; kararın güçlü delil olduğu kabul edilse dahi güçlü delilin aksi her zaman ispat edilebileceğini, davacı ile vakfeden arasında soybağı kurulamadığını, ayrıca 30.01.2025 tarihli karar ile yargılama giderlerinin İdareye yükletildiğini, 13.02.2025 tarihli tavzih kararı ile de İdare aleyhine vekalet ücretine hükmolunduğunu, ... Genel Müdürlüğünün bu davalarda yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama giderleri ve avukatlık ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığını, açıkladıkları ve resen gözönünde tutulacak nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 2. Son mütevelli mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; bozma öncesinde müvekkilleri tarafından 29.05.2019 tarihli bir beyan dilekçesi sunularak müteveffa ...'nun vefat ettiği ve müvekkillerin vakıf yönetiminde herhangi bir yetki ve sorumluluklarının bulunmadığının belirtildiğini, müvekkillerinin işbu davada taraf olarak görülmesinin mümkün olmadığını, dava kendisi aleyhine yöneltilen müteveffa ...'ya ait mirasın reddi sebebiyle müvekkillerine husumet yöneltilebilmesinin, mirası reddeden müvekkiller yönünden davaya devam edilebilmesi ve aleyhlerine karar verilebilmesinin mümkün olmadığını, esas yönünden de bozma öncesi davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğunu, açıklanan ve re'sen gözetilecek sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, mülhak vakfa mütevelli atanma kararına esas teşkil etmesi yönü ile vakfın tevliyetine ehil vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili ile son mütevelli mirasçıları vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 5737 sayılı Kanun'un 76. maddesi gereği mülhak vakıflarda vakıf yönetiminin, mülkiyet ve intifa hakkı iddiasına ait davalarda vakıf yönetimi ile genel müdürlüğün birlikte hasım gösterilmesi gerekmektedir. 5737 sayılı Kanun'un 1 ve 6. maddeleri gereği Vakıf yöneticisi olan mütevelli, mülhak vakıflarda, vakfı yönetmeye ve temsile yetkili olan kişidir. Mülhak vakıfların, Anayasaya aykırılık teşkil etmeyen vakfiye şartlarına göre Meclis tarafından atanacak yöneticiler eliyle yönetilip temsil edileceği, boş kalan yöneticilik yenisine verilinceye kadar, vakıf işlerinin genel müdürlükçe temsilen yürütüleceği hüküm altına alınmıştır. Özetle, ... Meclisi kararı ile atanan mütevelli mülhak vakfın yasal temsilcisi olup vefat etmesi, istifa etmesi gibi hallerde şahsına bağlı yasal temsilcilik görevi son bulacak olup bu hak kendiliğinden mirasçılara geçmeyecek, yeni yönetici atanıncaya kadar vakıf, ... tarafından temsilen yönetilecektir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu vakfın, mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilmiş vakıf yani "mülhak vakıf" olup vakfın mütevellisinin (yöneticisi) Merkez Tevcih Komisyonunun 09.10.1998 tarihli kararı ile ...'nun atandığı, adı geçen mütevellinin dava devam ederken 10.10.2018 tarihinde vefat etmesi nedeni ile yeni mütevelli atmasının yapılmadığı ve vakfın ... tarafından temsilen yönetildiği anlaşılmaktadır. Dolayısı ile davaya dahil edilen mirasçıların açılan davada taraf sıfatı bulunmadığından aleyhlerine hüküm kurulması doğru değildir. Öte yandan 5737 sayılı Kanun'un 76. maddesi (2762 sayılı ... Kanunu'nun 40. maddesi) gereğince, galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine ilişkin davalarda ... kanuni hasım olduğundan davanın kabulü halinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması ve aleyhine vekalet ücreti hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi de doğru olmamıştır. Ne var ki; bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Yukarıda (V.B.1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davalı ... vekili ile son mütevelli mirasçıları vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalı ... vekili ile son mütevelli mirasçıları vekilinin temyiz itirazının (V.B.2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı hüküm fıkrasının (2) nolu bendinin hükümden çıkartılarak yerine “Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL karar harcının peşin alınan 24,30-TL'den mahsubu ile kalan 591,10-TL'nin davacı taraftan tahsili ile Hazineye irad kaydına," ibaresinin yazılmasına; hüküm fıkrasının (3 ve 4) numaralı bentlerinin hükümden çıkartılarak yerlerine (3) bent olarak "Davanın niteliği gereği davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına" ibaresinin yazılmasına ve bent numaralarının buna göre teselsül ettirilmesine, ayrıca vekalet ücreti takdirine dair 13.02.2025 tarihli tavzih kararının ortadan kaldırılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2431, K. 2026/3010, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2431-e-2026-3010-k-84dfaf9b731c