Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5016 E. 2026/1907 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5016
- Karar No
- 2026/1907
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2022/247 E., 2025/15 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından, banka yoluyla davalıya verilen borçların tahsili amacıyla davalı aleyhine Sorgun İcra Müdürlüğünün 2020/1214 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının mevcut borcunu ödemediğini ileri sürerek; icra takibine vaki itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin, davacı şirkete ait iş yerinde sigortalı olarak çalıştığını, davacı tarafından kendisine verilen paraların karz akdinden kaynaklanmayıp, davacının yapmakta olduğu araç alım işinin gereği olarak müvekkiline verilen paralar olduğunu, söz konusu ödemelerin müvekkili tarafından davacının işinde kullanıldığını, müvekkilinin işten ayrılmasından sonra bu bedelinin davacı tarafça talep edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.07.2021 tarihli kararıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 392. maddesi gereğince, ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise ödünce konu paranın ilk istemden başlayarak altı hafta içinde geri verilmesi gerektiğinin düzenlendiğini, anılan madde uyarınca davacı tarafça iade talebinde bulunulup, altı hafta bekledikten sonra takibe geçilebileceği, davalı taraftan paranın ödenmesi konusunda istemde bulunulduğuna dair bilgi ve belge bulunmadığı, anılan süreye uyulmadan başlatılan takibin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2021 tarihli kararıyla; taraflar arasında ödeme gününün belirlendiği veya takip tarihinden önceki altı hafta içerisinde davacı tarafça davalıya ihtarname gönderildiği ya da ödenmesinin istendiği hususunun, yazılı ve kesin delillerle kanıtlanamadığı, dava konusu ve itirazın iptali istenen işbu ilamsız icra takibine konu alacağın icra takip tarihi itibariyle henüz muaccel gelmediği İlk Derece Mahkemesinin uyuşmazlık konusu maddi olgulara yönelik tespit ve hukuki değerlendirmelerinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 09.03.2022 tarihli ilamla; davacı şirket vekilinin davasına dayanak yaptığı banka makbuzlarının, davalı hesabına yapılan havaleleri gösterdiği, havalelerin açıklama kısmında ise “EMANET” kaydının yer aldığı, havale makbuzlarındaki açıklama dikkate alındığında, davacı şirket hesabından davalıya gönderilen paraların borç olarak gönderildiğinin kabulünün gerektiği, Mahkemece, havale yoluyla gönderilen paranın borç olarak verildiğinin kabul edilmesi ve bu kapsamda değerlendirme yapılarak sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekirken, deliller toplanmadan davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı şirketin davasına dayanak yaptığı banka makbuzlarının, davalı hesabına yapılan havaleleri gösterdiği, havalelerin açıklama kısmında ise “EMANET” kaydının yer aldığı, davacının toplam 95.000,00 TL parayı davalıya borç olarak verdiği iddiasının, banka EFT dekont açıklamaları ile ispatlandığı, dava konusu paraların ödünç olarak verilmediği hususundaki ispat yükünün davalıda olduğu, emanet kaydı ile gönderilen paraların davacının işleri için gönderildiğine ilişkin davalı tarafça yazılı delil ve ispata yeter nitelikte delilin dosyaya sunulamadığı, alacağın havale yoluyla davalıya gönderilmiş olması nedeniyle likit olduğu ve icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin aynen devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'si oranındaki 19.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacının işçisi olarak çalışan müvekkilinin, iş akdine ve dosyaya sunulan araç alım vekaletine dayalı olarak, davacının talepleri doğrultusunda satışa çıkarılan veya ihale edilen araçların, davacı adına alınması ve bunların davacıya götürülmesi işlerini yürüttüğünü, müvekkili tarafından işçilik alacakları için davacı aleyhine açılan davada dinlenen tanıkların, davacı tarafça araç alım satım ve diğer masraflar için işçilere para verildiğini beyan ettiklerini, takibe konu dekontlardaki paraların da araç alım satımına ilişkin gönderildiğinin delilleri ile birlikte açıklandığını, ancak Mahkemece bu delillerin dikkate alınmadığını, müvekkiline yapılan ödemelerden sadece 13.02.2019 tarihinde alınan 50.000,00 TL'nin, müvekkilin ev aldığı tarihte davacıdan emanet olarak alındığını, bu paranın da 02.10.2019 tarihinde davacının ...bank hesabına geri yatırıldığını, tacir olan davacının muhasebe kayıtlarını da ortaya koyması gerektiğini, davacının, müvekkilinin açmış olduğu işçilik alacakları davasına karşılık eldeki davayı açtığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalıya borç olarak verildiği iddia edilen paranın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta; davacı, davalıya havale yoluyla borç olarak gönderilen paraların geri ödenmediğini ileri sürerek, verilen paranın davalıdan tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali için eldeki davayı açmış, davalı ise 20.03.2020 tarihli havale ile gönderilen paranın, dava dışı ... Büro Ltd. Şti.ne ihale ile alınan araca ait KDV ve damga vergisinin yatırılması amacıyla gönderildiğini, pandemi nedeniyle vergi dairesinde işlem yapılmaması üzerine söz konusu bedeli davacı hesabına iade ettiğini, 13.02.2019 tarihinde gönderilen paranın ise ev aldığı tarihte davacıdan emanet olarak alındığını, 02.10.2019 tarihinde ise davacının hesabına yatırıldığını, ödemelerin dosya arasına alınan banka hesap özetlerinden tespit edilebileceğini savunmuş, davalının ödeme iddiası konusunda bilirkişi tarafından bir inceleme yapılmadığı gibi Mahkemece de bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince; banka dekontunun borcu sona erdiren belgelerden olduğu ve yargılamanın her aşamasında ibraz edilebileceği nazara alınarak, davalı tarafça ileri sürülen ve dosya arasına alınan banka hesap özetlerinden de tespit edilen ödeme iddiasına ilişkin banka dekontların temin edilmesi, davalının borcuna mahsuben yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi ve varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.