Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/6208 E. 2026/3147 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6208
- Karar No
- 2026/3147
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/423 E., 2025/1446 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Orhangazi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/241 E., 2023/627 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı ile müvekkilinin babasının kardeş olduklarını, davalının taşınmazının borcu nedeniyle haczedilerek 3.kişiye satılacakken müvekkilinin babasının takip alacaklısı ile anlaştığını, davalının borcunun 22.000,00 TL lik kısmı için kredi çektiğini, kalan kısmı için ise 2010 model ... aracını alacaklının istediği kişiye devrettiğini, anlaşmanın11.07.2019 tarihinde yazılı olarak yapıldığını, davalının müvekkilinin babasına olan borcunu ödeyeceği, aracın yenisini alacağı, kurtulan taşınmazının 1/3 ünü vereceği yönündeki vaatlerinin hiçbirisini yerine getirmediğini, aracın devredildiği tarihte 9 yaşında 156.000 km'de ve değerinin 250.000,00 TL-300.000,00 TL arasında olduğunu ileri sürerek; verilen araçla aynı yaştı ve aynı özellikte aracın değeri tespit edildiğinde arttırmak üzre fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; protokole rağmen aracın takip alacaklısına devredilmediğini, müvekkilinin 22.000,00 TL'yi ödeyince alacaklının bakiye alacağından feragat ederek dosyayı kapattığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla yapılan işlemlerin bağış niteliğinde olduğunu, 6098 sayılı Kanun 297/1 maddesi gereği hak düşürücü süre içinde dava açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; tanık beyanlarından davalının borcu nedeniyle davacının üstüne kayıtlı aracın 45.000,00 TL bedelle alacaklının istediği kişiye devredildiği, bedelinin alacaklı tarafından alındığı, davacı ile davalı arasında borç olarak araç devrinin sağlandığı, davalının aksini ispat edemediği, yemin delilini kullanmadığı, aracın devredildiği tarihteki yaşı ve özelliklerine göre ödeme yapılacağı konusunda anlaşıldığının ispat edilemediği, aracın resmi senet ve protokolde 45.000,00TL 'ye satıldığı, dolayısıyla davacının ancak bu miktarı talep edebileceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne 45.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, aynı özellikte araç veya taşınmazın 1/3'ünün verileceği yönündeki iddianın tanıkla ispatlanamadığı, davacının davalıyı borçtan kurtardığı ölçüde davalıdan alacaklı olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle; tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; davalının davacının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından vekaletsiz işgörme olarak değerlendirilen eylemine icazet verdiğinden TBK m.531 gereği vekalet sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiğini, 510.maddeye göre vekalet verenin vekilin vekaletin ifası için yaptığı giderleri ödemek, yüklendiği borçtan onu kurtarmak, uğradığı zararları gidermekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin babasının davalının taşınmazını satılmaktan kurtardığını, taşınmazın bu gün çok değerlendiğini, yine verdiği aracın emsallerinin de değer kazandığını, bu nedenle mahkemenin yalnızca 45.000,00 TL'nin kabulüne karar vermesinin adil olmadığını, müvekkilinin aracı kullanmaktan da mahrum kaldığını, aracın rayiç değerinin belirlenmesi ve 6 yıllık araçtan mahrum kalma zararının tespit edilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili, İlk Derece Mahkemesinin tarafların arasındaki ilişkiyi ödünç ilişkisi olarak değerlendirmesine göre TBK m.392 gereği 6 haftalık muacceliyet süresi geçmeden dava açıldığı için davanın reddedilmesi gerektiğini, davada tanık dinlenemeyeceğini buna muvafakat etmediklerini, aracın anlaşmaya aykırı olarak takip alacaklısına devredilmediğini, devrin yapıldığı kabul edilse bile bağışlama hükmüne tabi olduğunu, müvekkilinin buna ilişkin talebi olmadığını, bağış saikiyle hareket edildiğini, takip alacaklısı ile müvekkilinin husumetli olduğunu beyanlarının dikkate alınamayacağını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353.maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde istinaf başvurusunun esastan reddine, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise karar düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesi öngörülmüştür. Eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ödünç ilişkisi olduğu kabulüyle karar verilmesine karşın Bölge Adliye Mahkemesince davanın vekaletsiz işgörmeden kaynaklandığının kabul edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda belirtilen kanun hükmü gereği, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin hatalı olduğu kanaatindeyse İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak davanın esası hakkında kendi gerekçesiyle yeniden karar verilmesi, kararın gerekçesinin ve sonucunun hukuka uygun olduğu kanaatindeyse istinaf başvurularının reddine karar verilmesi gerekirken; İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinden farklı bir gerekçe benimsenmiş olmasına diğer bir ifadeyle gerekçenin düzeltilmiş olmasına rağmen davanın esası hakkında yeniden hüküm verilmeyip istinaf başvurularının reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2.Bozma nedenine göre tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.Tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.