Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5237 E. 2026/3890 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5237
- Karar No
- 2026/3890
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3550 E., 2025/1126 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : .... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/222 E., 2022/312 K.
Dava, hata, hile, bağışlamadan rücu hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili; ilk eşinden ayrılan, yaşlılığı ve hastalığı nedeniyle bakıma ihtiyaç duyan davacının davalı ... ile tanıştığını, bir süre birlikte kaldıklarını, bakımının üstleneceğine dair davalıya inanıp güvendiğini, 2008 yılında davacı ile davalının evlendiklerini, davalının baskıları ile 13 23... ada 35 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin .... Noterliğinin 16.12.2009 tarihli ve 8042 yevmiye nolu ölünceye kadar bakma sözleşmesi yaptıklarını, davalı ve kızının davacıya baktıklarını ve bundan sonra daha iyi bakacaklarını söyleyip ısrarla 2 adet taşınmazın temlikini istediklerini, bakıma muhtaç, zor durumda, güçsüz olan davacının dava konusu 13 23... ada 35 parsel sayılı taşınmazlarını davalıya devrettiğini, yapılan işlemlerden sonra davalının değiştiğini, davacıya kötü davranmaya başladığını, davacının boşanma davası açtığını, davalının ise savcılığa şikayette bulunduğunu, davalar devam ederken barışmak istediğini söylemesi üzerine evlilik sözleşmesi yaparak bir araya geldiklerini, ancak davalının kötü davranışlarına devam ettiğini, davacıyla ilgilenmediğini, bir süre önce müşterek evi terk edip kızının yanına yerleştiğini, hile ile planlı şekilde bakacağına inandırarak hasta, güçsüz, bakıma muhtaç olan davacıyı kandırdığını, hataya düşürüp 2 adet taşınmazı bakım karşılığı olduğu halde bağış şeklinde temlik aldığını, davacının dolandırıldığı iddiasıyla şikayette bulunduğunu ileri sürerek ölünceye kadar bakma akdi yerine hile ile bağışlatılan dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline, olmadığı taktirde bağışlamadan rücu nedeniyle iptal-tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazları bulunduğunu, davacının evliliklerinin başından beri sürekli kavga çıkardığını, davalının sabrı, fedakârlıkları ve ilgisi sebebiyle dava konusu taşınmazları vermeyi kendisinin teklif ettiğini, tarla nitelikli taşınmazı mehir olarak verdiğini, davalının taşınmazların bağışından sonra da davacıya aynı özeni gösterdiğini, evlilik birliğinin üzerine yüklediği tüm görevlerini yerine getirdiğini, aralarında yaşanan tartışma nedeniyle davacı hakkında şikayetçi olduğunu, davacının boşanma davası açtığını, ancak cezalandırılmaktan korkarak davalı ile yeniden barışmak istediğini ve tarafların bir araya geldiklerini, boşanma davasından feragat edildiğini, davacı hakkındaki şikâyetinden vazgeçildiğini, ancak taraflar bir araya geldikten sonra davacının yine olumsuz davranışlarını sürdürdüğünü, kavgalar çıkardığını, davalının davacı hakkında şikayette bulunduğunu, yaşananlara rağmen davalının evlilik birliğini sürdürmek, davacının ihtiyaçlarını karşılamak istediğini, davacının izin vermediğini, imzalanan evlilik sözleşmelerinin geçerli olmadığını, hata, hile iddialarının gerçek dışı olduğunu, bağışlamada rücu şartlarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların devrinin ölünceye kadar bakma akdi şeklinde yapılamamasının davalının hilesinden ileri geldiğine ve davacının hataya uğradığına dair dosyada hiç bir delil bulunmadığı, diğer taraftan davacının ölünceye kadar bakma akdi yapılması gerekirken bağış yoluyla işlem yapılarak davacının zarara uğratıldığına ilişkin iddianın Tire 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/100 Esas sayılı dosyasına sunulan 26.02.2018 tarihli dava dilekçesinde de ileri sürüldüğü nazara alındığında davacının hata ve hile sebeplerini bu tarihte öğrendiğinin kabulünün gerektiği, bu halde dava tarihi itibariyle öğrenilmeden itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürenin de dolduğu gerekçeleriyle davacının hata ve hile sebeplerine dayalı tapu iptali-tescil isteminin reddine; davacı taraf Tire 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/100 Esas sayılı dosyasına sunulan 26.02.2018 tarihli dava dilekçe tarihi itibariyle bağışlamadan rücu sebebini öğrenmiş ise de sonrasında taraflar yeni bir anlaşma yaparak davadan feragat edip evlilik birliğini devam ettirdiklerinden ve son olarak tarafların ayrı yaşamaya başladıkları tarihten itibaren de 1 yıllık sürenin geçtiği sabit olmadığından davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı kanaatine varıldığı, davalının haklı sebep olmadan bağışlama sebebini yerine getirmediğine ilişkin ispatlanmış bir vakıa bulunmadığı ve bu sebeple davanın kabul şartlarının oluşmadığı, bağışlamadan rucu sebebi yönünden de iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 26.02.2018 tarihinde davacı tarafından Tire 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/100 Esas sayılı dosyası üzerinden boşanma davası açıldığı, anlaşma nedeniyle davadan feragat edildiği ve boşanma davasının 28.05.2018 tarihinde feragat nedeniyle reddedildiği, hata ve hile nedeniyle açılan davanın, boşanma davasında yapılan açıklamalar da dikkate alınarak boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle öğrenildiği ve bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddi karar vermesi doğru ise de bağıştan rücu hukuksal nedenine dayalı açılan davada, TBK'nın 297/1. maddesi ile bağışlayan geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak 1 yıl içinde bağışlamayı geri alabilir şeklinde düzenlendiğinden, boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle bağıştan rücu sebeplerinin öğrenildiğinin kabulü ile bu davanın da hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R - Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.