Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5934 E. 2026/3899 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5934
Karar No
2026/3899
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1727 E., 2025/1703 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/458 E., 2023/188 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -KARAR- Dava; muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil-bedel, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. Davacılar vekili; muris ... ... ile ilk eşi ... ...'ın 1956 yılında evlendiklerini, ...'in 1975 yılında vefat ettiğini, davacılardan ... ve diğer davacıların eşi ve annesi olan ...'nin murisin ilk evliliğinden olma çocukları olduğunu, murisin 1977 yılında davalılardan İfakat ile evlendiğini, bu evlilikten davalılar ... ve ...'un doğduğunu, davalı tarafın murisin ilk evliliğinden olan çocuklarını mirastan mahrum bırakmak maksadıyla, murisin yaşlılığından ve hasta olmasından faydalanarak muvazaalı şekilde mevcut tüm gayrimenkullerinin kendi adlarına tapu devirlerinin yapılmasını sağladıklarını, muris muvazaası koşullarının bulunduğunu ileri sürerek İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 165 19... parselde kayıtlı 3 katlı bina, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 90... parselde kayıtlı kat irtifaklı daire, İstanbul ili, ... ilçesi, ... sanayi sitesi 64... ada 76 parselde kayıtlı 99 numaralı bağımsız bölüm ve İstanbul ili, ... ilçesi, 2 pafta, 701 parsel de kayıtlı 13 nolu bağımsız bölüm olan dubleks evin tapu kaydının iptali ile murisin veraset ilamındaki hisseleri oranında tapuya tescilini, taşınmazların üçüncü şahıslara devredilmiş olmaları halinde bedellerinin ödenmesini, bu taleplerin kabul görmemesi halinde saklı pay oranında tenkis istemiştir.

Davalılar vekili; murisin ölüm tarihi itibarıyla Türk Medeni Kanunu'nun 571/1. maddesine göre tenkis davası yönünden hak düşürücü süre geçmiş bulunduğundan davacı tarafın tenkis isteğinin reddi gerektiğini, ... ... Mahallesinde, ... ilçesinde kain taşınmaz ile davalı adına kayıtlı olan ve dava dışı üçüncü kişiye satışı yapılan ... ilçesinde kain taşınmazların muristen davalı tarafa intikal etmediğini, davalı ... adına ilk elden tescil edildiğini, bu nedenle tapu kaydının iptalini gerektirir muvazaalı bir temlik veya saklı payı ortadan kaldıran bir intikal söz konusu olmadığını, davalılar ... ve ... adına kayıtlı taşınmaz yönünden ise açılan davanın dürüstlük kuralına aykırı olarak açıldığını, murisin 2002 yılında, mirasçı ... ...'in de hiçbir dava açmadan muristen sonra 2012 yılında öldüğünü, davacılardan ..., ... ve ...'in murisleri ...'nin ölümünden 5 yıl, murisin ölümünden 15 yıl sonra eldeki davayı açtıklarını, davacı tarafın aradan geçen zamanda dava açmama nedenlerinin, murisin sağlığında mirasçıları arasında bir paylaşım-paylaştırma yapması ve bu durumun herkes tarafından bilinmesi olduğunu, bilindiği kadarıyla Gaziosmanpaşa ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 6 dairenin murisin arzusu ile ilk eşinden olan 3 çocuğuna pay edildiğini, çocukların ..., muristen evvel vefat eden ... ve muristen sonra vefat eden ... olduğunu, davacı ...'in murisin vefat ettiği 2002 senesinden beri babasının aktif bir malvarlığı olmadığını ve mevcut olanları ise sağlığında kendilerine yani tüm mirasçılarına pay ettiğini bildiğini, bu sebeple 15 sene boyunca hiçbir dava ikame etmediğini, davacı tarafın geçen süre içerisinde miras bırakanın kendilerine temlik ettiği varlıkları ve taşınmazları satıp tüketmiş olduklarından paylarını muhafaza eden davalılara kötü niyetli olarak bu davayı ikame ettiklerini; murisin vefatından 2-3 yıl geriye dönük dönemde ciddi sağlık problemleri yaşadığını, önce bir kalp rahatsızlığı geçirdiğini, ardından akciğer kanserine yakalandığını, tedavi sürecinde ekonomik olarak da çok zor günler geçiren miras bırakanın bilumum kişisel ihtiyaçları ve bakımı ile kızları ... ve ...'ün ilgilendiğini, o tarihte gelir durumu iyi olan ...'un sağlık giderlerini karşıladığını, maddi destekte bulunduğunu, davacı tarafın maddi ve manevi bir desteğinin olmadığını, maddi ve manevi desteği davalı kızlarından gören mirasbırakanın minnet duygusu ile hareket ettiğini, murisin mal kaçırma iradesi bulunmadığını savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; davalılar ... ve ... yönünden yapılan değerlendirmede murisin çekişme konusu taşınmazlardan İstanbul ili, ... ilçesi 165 19... sayılı parselin 2/5 payını ...'e, 2/5 payını ...'a 06.02.2001 tarihli akitle temlik ettiği, davalılardan ...'un o tarihte 23 yaşında olduğu, davalı ...'ün 20 yaşında olduğu, murisin ekonomik durumunun iyi olduğu ve davaya konu taşınmazı devretmesini gerektirir herhangi bir nedeninin bulunmadığı, davaya konu taşınmazın devir tarihi dikkate alındığında davalıların henüz yaşlarının çok genç olduğu ve alım güçlerinin bulunmadığı, keza davalılar tarafından yapılan savunmalarda davaya konu taşınmaz devrinin bedel karşılığında yapıldığı yönünde bir iddianın bulunmadığı, davaya konu taşınmazın minnet duygusu ile davalılara devredildiğinin (22.11.2022 tarihli beyan dilekçesi) beyan edildiği, murisin sağlığında davacılar ile muris eşi ...'den intikalen gelen taşınmaz yönünden anlaşmazlık olduğunun ve murisin davacıya kırıldığının davalı tarafından beyan edildiği dikkate alındığında murisin davacılardan mal kaçırmasını gerektirir bir husumetin varlığının kabulü gerektiği, murisin kanser hastası olduğu ve davaya konu taşınmazın murisin ölümüne yakın tarihte gerçekleştirildiği de dikkate alındığında murisin davacılardan mal kaçırma kastıyla hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede davaya konu taşınmazların davalı tarafından dava dışı üçüncü kişilerden edinildiği, yapılan devirde murisin taraf olmadığı anlaşıldığından davaya konu olayda 01.04.19 74... /2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanabilme olanağı bulunmaması nedeniyle davalı ... aleyhine açılan muris muvazaasından kaynaklanan tapu iptal ve tescil davasının reddine; mirasbırakan ...’ın 18.02.2002 tarihinde ölümü ile çocukları ve torunları olan davacılar ile ikinci eşi olan İfakat ve İfakat'tan olma çocukları davalıların mirasçı olarak kaldıkları, eldeki davanın muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis isteğiyle 17.11.2017 tarihinde açıldığı, dosya kapsamı, toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanları ile davacının mirasın açılma tarihinden itibaren Türk Medeni Kanunu’nun 571. maddesi hükmü uyarınca on yıllık hak düşürücü süre içinde tenkis isteğinde bulunmadığı gerekçesiyle terditli tenkis talebi yönünden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; "Davalı ... adına kayıtlı veya kayıtlı olup da satılan taşınmazlar yönünden koşullarının varlığı halinde tenkis hükümleri uygulanabilecektir. Mahkemece davacı tarafın tenkis isteği hak düşürücü süreden reddedilmiş olup kararın davacı tarafça istinaf edilmediği; kararın sadece davalı tarafça, muris tarafından davalı ... ve ...'a temlik edilen taşınmaz payları yönünden tapu iptal ve tescile ilişkin karar ile harç ve yargılama giderlerine ilişkin olarak istinaf edildiği anlaşımaktadır. Davaya konu ... ilçesi, ... Mahallesi 165 19... parsel sayılı ahşap ev nitelikli taşınmazın muris ... adına kayıtlı iken murisin 16.02.2001 tarihinde taşınmazın 2/5'er payını ise toplam 20.000.000.000,00 ETL bedelle kızları ... ve ...'a satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmakla bu taşınmaza ilişkin muris muvazaası koşullarının varolup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalı taraf muris tarafından yapılan temlikin minnet duygusu ile yapıldığını, murisin davacı tarafa da kazandırmada bulunduğunu savunmuştur. Toplanan deliller ve tanık anlatımlarına göre murisin maddi durumunun iyi olduğu, taşınmaz paylarını davalı kızlarına temlik işleminde haklı ve makul bir nedeni bulunmadığı, resmi işlemdeki satış bedeli ile rayiç değer arası bir mislini aşar fark bulunduğu, kaldı ki savunmaya göre bedel ödenmediği, murisin davacı tarafa da kazandırma yaptığının ispat edilemediği, murisin davalı kızlarına yaptığı temlik işleminin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu sabit olup anılan parsel yönünden davacı tarafın tapu iptal ve tescil isteğinin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı; ancak bu taşınmazın dava tarihindeki arsa ve bina değeri toplamı 701.617,00 TL olup davalı taraf adına kayıtlı 4/5 pay değerinin 561.293,60 TL olacağı, davacı tarafın miras payına göre dava değerinin ise 210.485,10 TL olduğu, buna göre harç ve vekalet ücretinin hatalı hesaplandığı; öte yandan tenkise konu taşınmazlar yönünden davanın hak düşürücü süreden reddedildiği, hak düşürücü süre davanın görülebilirlik koşulu olup AAÜT'nin 7/1. maddesi uyarınca ret yönünden davacı tarafın maktu vekalet ücreti ile sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1).b.2 maddesi gereğince incelenen mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın harç ve yargılama giderine ilişkin hüküm fıkraları düzeltilmek suretiyle yeniden hüküm tesisine karar verilmiştir.

Hemen belirtmek gerekir ki, temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Ancak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince de hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır.

Somut olayda; davacılar dava dilekçesinde murisin veraset ilamındaki payları oranında iptal-tescil talebinde bulunmalarına rağmen Mahkemece, kabul edilen dava konusu 9 parsel sayılı taşınmaz yönünden davalı ...'in miras payının 6/128 pay, davalı ... ...'in miras payının 9/128 pay olmasına rağmen maddi hata yapılarak davacıların miras payları oranında iptali ile davalı ... yönünden 6/148 pay, davalı ... ... yönünden 9/148 pay üzerinden hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.

Ne var ki; anılan bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalılar vekilinin temyizi üzerine re'sen yapılan inceleme sonucu Bölge Adliye Mahkemesi kararının; hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin hüküm yerinden çıkarılarak yerine "1-Davacılar tarafından davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın kabulü ile; Davaya konu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 165 19... parsel sayılı taşınmazda ... adına kayıtlı 2/5 pay ile ... adına kayıtlı 2/5 payın, davacıların miras payları oranında iptali ile 24/128 payın ... adına, 6/128 payın ... mirasçıları adına elbirliği halinde, 9/128 payın ... adına, 9/128 payın ... adına tesciline; bakiye payın davalı ... ve ... üzerinde bırakılmasına," cümlesinin eklenmesi suretiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5934, K. 2026/3899, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-5934-e-2026-3899-k-468abd8c1be5