Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2480 E. 2026/2448 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2480
Karar No
2026/2448
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/327 E., 2025/528 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile boşandıklarını, kararın 15.12.2015 tarihinde kesinleştiğini, çekişmeye konu 69 14... parsel sayılı taşınmazda yer alan 10 numaralı bağımsız bölümde kayden davacının malik olmasına rağmen davalının hâlen taşınmazı ikamet etmek suretiyle işgal ettiğini, sözlü uyarılardan sonuç alınamadığını, tahliye için gönderilen noter ihtarnamesinin de sonuçsuz kaldığını belirterek taşınmaza yönelik davalı müdahalesinin men'ine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 70.000,00 TL ecrimisilin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; boşanma davasının ardından katılma alacağı davası açıldığını, davacıdan çekişmeye konu taşınmazın bedelinden çok daha fazla alacağı olduğunu, yapılacak denkleştirme sonucunda taşınmazın yarısının değil tamamının adına tescil edilmesi gerektiğini, davacının gönderdiği ihtarnamenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ihtarnameye kadar da davacı tarafından sözlü ya da yazılı olarak taşınmazın tahliyesinin ya da ecrimisilin talep edilmediğini, davanın süresinde açılmadığını, taşınmazda davalının rızası ile müşterek çocukları ile birlikte yaşadığını, taşınmazın mülkiyetinin tartışmalı olduğunu, Ankara 14. Aile Mahkemesinin 2018/59 Esas sayılı mal rejimine ilişkin dava dosyasının bu dosya bakımından bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI İlk Derece Mahkemesinin 15.06.2022 tarihli kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 18.09.2024 tarihli kararı ile Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 18.09.2024 tarihli kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.05.2025 tarihli ve 2024/4777 Esas, 2025/2656 Karar sayılı kararında belirtilen, "... davacı taraf dava konusu 10 numaralı bağımsız bölümde boşanmalarına rağmen davalının ikamet ettiğini belirterek el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebinde bulunmuştur. Tarafların boşanmasına ilişkin mahkeme kararı 15.12.2015 tarihinde kesinleşmiş olup davacı malik bir müddet sessiz kalarak davalının taşınmazda oturmasına rıza göstermişse de rızasını 28.11.2020 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile geri almıştır. O hâlde ihtarnameden önce davalının taşınmazı kullanmasında haksızlık unsuru bulunmamaktadır. Bu sebeple ecrimisilin davalıya gönderilen ihtarnamenin tebliği ve ihtarnamede verilen süre gözetilmek suretiyle hesaplanması gerekirken geçmişe dayalı daha fazla süre ile ecrimisil hesabı yapılması doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir...” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Bölge Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle: 1. Ecrimisil isteği yönünden bozma kararı verildiği, el atmanın önlenmesi isteği hakkında ise bozma kararı verilmediği ve bozmaya konu edilmeyen el atmanın önlenmesi talebi yönünden davanın usulen kesinleştiği, 2. Taraflar arasındaki boşanma kararının kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasındaki ecrimisil talep edildiği, taraflar arasındaki boşanmasına kararının 15.12.2015 tarihinde kesinleştiği, davacı malikin bir müddet sessiz kalarak davalının taşınmazda oturmasına rıza göstermişse de rızasını 28.11.2020 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile geri aldığı, ihtarnameden önce davalının taşınmazı kullanmasında haksızlık unsuru bulunmadığı, ecrimisilin davalıya gönderilen ihtarnamenin tebliği ve ihtarnamede verilen süre gözetilmek suretiyle hesaplanması gerektiği, ihtarnamenin davalıya 28.11.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacıya 15 gün süre tanındığı, sürenin hemen bitiminde eldeki davanın açıldığı ve bu süre zarfında ecrimisil tazminatı oluşmayacağı gerekçesiyle davacının ecrimisil talebinin reddine, müdahalenin önlenmesi talebi yönünden daha evvel verilen kararın derecattan geçerek kesinleştiği ve bu hususta bir bozma yapılmadığı anlaşıldığından ayrıca bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ 1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; el atmanın önlenmesi yönünden verilen kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, ortada Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen el atmanın önlenmesi kararı bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararının bir bütün hâlinde bozulduğunu, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin tartışmalı bulunduğunu, verilen el atmanın önlenmesi kararının gerek davalı gerekse müşterek çocuklar için telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağını, taşınmazın 1/3’ünün bedeli davalı tarafından ödendiğinden Ankara 37. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/320 Esas sayılı dosyasında inançlı işlem nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açtıklarını, ilgili davanın beklenmesi gerektiğini, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, beyan etmektedir. 2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının ecrimisil talebi yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, ecrimisil talebinin mülkiyet hakkının doğal bir sonucu olup davalının dava konusu taşınmazı kullanmaya devam ettiğini, taşınmazdan yararlanma haklarının ihlal edildiğini, ecrimisil şartlarının oluştuğunu, İlk Derece Mahkemesince Yargıtay bozma ilâmı gereklerinin yerine getirilmediğini, yeniden bilirkişi raporu alınmadan sonuca gidildiğini, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile kararın verildiğini, beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının ecrimisil istemi yönünden bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı da gözetilerek davacı vekilinin ecrimisil talebi hakkındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2. Davacı vekili ve davalı vekilinin el atmanın önlenmesine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hükmün hangi hususları kapsayacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Ayrıca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir. Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Mahkemece bu husus gözetilmeden, hükmün el atmanın önlenmesi talebi yönünden kesinleşmiş olduğundan bahisle “ ...Müdahalenin önlenmesi talebi yönünden daha evvel Mahkememizce davanın kabulü yönünde verilen kararın derecattan geçerek kesinleştiği ve bu hususta bir bozma yapılmadığı anlaşıldığından ayrıca bir karar verilmesine yer olmadığına,...” şeklinde hüküm tekrarında sarfınazar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin (VI.B.1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ecrimisil talebine yönelik temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı vekili ve davalı vekilinin yukarıda (VI.B.2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre el atmanın önlenmesine yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,04.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/2480, K. 2026/2448, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-2480-e-2026-2448-k-c2fb228cf575