Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1944 E. 2026/1095 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1944
- Karar No
- 2026/1095
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1944
KARAR NO: 2026/1095
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/07/2022
NUMARASI: 2020/92 Esas - 2022/485 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 22/05/2026
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ...Ş. arasında uzun süreli bir ticari ilişkinin devam ettiğini, ...... liman bölgesinde demuraj, liman giderleri vb. muhtelif konularda tarafların birlikte çalıştıklarını, 2016 yılında ...tarafından 16.200,00 ABD Doları tutarlı demuraj faturası kesildiğini, daha sonrasında, görüşmeler sonucu kesilen demurajın 5.000,00 ABD Doları tutarındaki kısmının iade edilmesi konusunda anlaştıklarını, bunun üzerine müvekkili tarafından 5.000,00 ABD Doları tutarında 01.03.2016 tarih ve...nolu fatura kesildiğini, ancak müvekkili tarafından kesilen 5.000,00 ABD Dolar bedelindeki iade faturasının işleme alınmadığını, karşılıklı faturalaşmalar yapılmışsa da cari hesaplarda düzeltme yapılmadığını, müvekkilinin alacak bakiyesinin 30.01.2018 tarihi itibari ile 17.222,00 ABD Doları olduğunu, müvekkili tarafından düzeltmenin yapılması için defaatle talepte bulunulmuşsa da bir sonuç alınamadığını,
İstanbul.... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu davalı tarafından takibe itiraz edildiğini, davalı tarafından yapılmış olan icra takibine itirazının iptaline, takibin devamına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla borçlunun takip konusu 17.222,00 ABD Doları borcu takip dosyasında belirtilen işlemiş USD mevduata kamu bankalarınca uygulanan azami yıllık faiziyle ödemeye ve davalının takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacının davada ilk ve temel iddiasının 2016 yılında doğmuş olan demuraj alacağına ilişkin olduğunu, demurajın navlun teferruatı olduğunu ve deniz ticareti hukuku düzeltmesine sahip olduğunu, davanın deniz ticareti hukuku davası olduğunu, davaya bakmaya ... İhtisas Dairesi sıfatıyla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, müvekkilinin davacı ile akdetmiş olduğu herhangi bir cari hesap anlaşmasının bulunmadığını, davacı ile denizyoluyla konteyner taşımasına ilişkin yapılan navlun sözleşmelerinde fatura bazında ayrı ayrı ilişkilerinin olduğunu, inceleme ve değerlendirmelerde de bu şekilde taşıma ve fatura bazında ayrı ayrı gerçekleştirilmesinin gerektiğini, müvekkilinin...'da bulunan yabancı bir şirket olduğunu, yabancı olan dar mükellef olduğunu ve navlun hasılat defteri dışında başkaca ticari hesap kayıtlarının tutulmadığını, dava dilekçesinde gösterilen adresin müvekkilinin .......olan dava dışı .... A.Ş.'nin adresi olduğunu, demuraj ücretlerinin 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, görevsizlik nedeniyle dosyanın İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, hukuka aykırı davanın esas yönünden reddi ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...dava dosyasında taraflar arasında bir taşıma sözleşmesi bulunmadığı, Konşimento tahtında an 25 konteynere ait dosyada sunulu demuraj hesabının fiili taşıyan davalı ... ... tarafından davacı adına tanzim edilen 25/01/2016 tarihli ... numaralı, 16.200,00 usd tutarındaki fatura nedeni ile uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında bu demuraj faturası bakımından davacının sorumluluğuna ilişkin bir çekişme de yoktur.
Her ne kadar davaya konu fatura 2016 senesinde düzenlenmiş ve faturaya ilişkin taşıma da 2016 senesinde gerçekleşmiş olsa da, dosyaya sunulan e posta yazışmalarına göre bu faturadan kaynaklı olarak iade sürecinde karşılıklı anlaşmazlıklar nedeni ile görüşmelerin 2018 yılında dahi devam ettiği, davalı tarafından iade faturasının düzenlenmesine ilişkin olarak 2018 yılında davacıya talimatlar iletildiği ve nihayetinde iade faturası dışında 1.022 USD davacı alacağının bulunduğuna dair davalı taraf kabulünün Kasım 2017 ye ait olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin TTK 1246 maddesi uyarınca ileri sürmüş olduğu zamanaşımı itirazı mahkemece yerinde görmemiştir.
Dosyada bulunan e posta yazışmalarının mahkememizce incelenmesinde;a-Davalı tarafından davacıya gönderildiği anlaşılan 17 Kasım 2017 tarihli e posta ile davacının davalıdan 1.022 USD alacak bakiyesi bulunduğunun davacıya iletildiği görülmüştür. Bu e posta gereğince davalının kabulü doğrultusunda 1.022 USD alacak bakımından davanın kabulü gerekmiştir. b-Davacı tarafından davalıya gönderildiği anlaşılan 22 Kasım 2017 tarihli e posta ile davacının davalıya alacak bakiyelerinin 6.022 USD olduğunun iletildiği, 01/03/2016 tarihli...numaralı iade faturasından kaynaklanan bir uyuşmazlık olduğunun düşünüldüğünün davalıya iletildiği görülmüştür. Akabinde devam eden yazışmalar ile iade edilen faturanın ...numaralı konşimentodan kaynaklanan faturaya ilişkin olduğu anlaşılmıştır. c-Davalı tarafından davacıya gönderildiği anlaşılan 24 Kasım 2017 tarihli e posta ile 6 adet faturanın iptal edildiğinin bildirildiği, ancak uyuşmazlığa konu edilen faturanın iptal edilmediğinini iletildiği anlaşılmıştır. d-Davacı tarafından davalıya gönderildiği anlaşılan 26 Ocak 2018 tarihli e posta ile iade faturasının düzenlenmesi sürecinde yaşanan aksaklığın çözülmeye çalışıldığı görülmüştür. Bunun üzerin devam eden yazışmalar incelendiğinde ise davalı tarafından davacıya iletildiği anlaşılan 21 Nisan 2016 tarihli e posta ile uyuşmazlık konusu ... numaralı 25/01/2016 tarihli faturanın hatalı düzenlendiğinin davacıya iletilerek tam karşılığında iade faturası düzenlenmesinin istendiği görülmüştür.
Dava konusu uyuşmazlığn da bu iade faturasının kesilmesinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Buna göre taarflar arasındaki yazışmalara göre iade edilmesi gereken tutarın aslında 5.000 USD olduğu ancak davacı tarafından kısmi iade faturası düzenlenmesinin karışıklığa neden olduğu, tam iade faturası düzenlendikten sonra bakiye olun 16.200 - 5.000 = 11.200 USD bedelli faturanın yeniden davalı tarafından davacı adına düzenlenmesi gerektiğinin davacıya iletildiği anlaşılmıştır ( 29 ocak 2018 tarihli, davacı tarafından davalıya gönderilen e posta ile aynı tarihli davacı cevabı gereğince ) Bu kapsamda esasen davacının alacağının, yukarıda "a" kısmında açıklanan 1.022 USD alacak ile "d" kısmında açıklanan 5.000 USD alacak olmak üzere toplam 6.022 USD olduğu mahkemece kabul edilmiştir.
Bu hususta yukarıda "b" kısmında açıklandığı hali ile davacının davalıya iletilen ilk talebi de 6.022 USD alacağa ilişkindir. Davacı vekilinin bakiye alacak talebine ilişkin olarak dosyaya alacağın hangi taşımadan ve neden kaynaklandığına dair kanaat oluşturur yeterle delil sunulmamış olduğundan reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle davanın 6.022 USD bakımından kısmen kabulüne" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacının davasının kısmen kabulü ile takibin 6.022.00 USD asıl alacak bakımından devamına ve aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verildiğini, bu yöndeki kararın gerekçesinde ise; müvekkili şirket tarafından davacıya gönderildiği anlaşılan 17.11.2017 tarihli e-posta ile davacının müvekkili şirketten 1.022.00 USD alacak bakiyesi bulunduğunun davacıya iletildiği bu e-posta mesajı gereğince müvekkili şirketin kabulü doğrultusunda 1.022 USD alacak bakımından davanın kabulünün gerektiği: ayrıca davalı müvekkil şirket tarafından davacıya iade edilmesi gereken tutarın aslında 5.000 USD olduğu ancak davacı tarafından kısmi iade faturası düzenlenmesinin karışıklığa neden olduğunu, böylece davacının asıl alacağının esasen toplam 6.022 USD olduğunun ifade edildiğini, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki tespitler davacı tarafın cari hesap kayıtlarına dayandırılmış ise de, taraflar arasında herhangi bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, davacı taraf alacağının tam olarak hangi taşımadan ve hangi konudan kaynaklandığını açıklayamadığını, davasını ispat edemediğini, dosyada mevcut bilirkişi raporlarında, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının alacağının 1.022 USD olarak kabul edilmesi gerektiğini, 5000 USD tutarın müvekkili tarafından davacıya iade edilmesi halinde oluşmuş ve davacını sorumlu bulunduğu demuraj ücretlerine ilişkin demuraj faturasının tamamen iade edilmesi sonucunu doğuracağının ifade edildiğini, ancak mahkemece bilirkişi raporundaki tespitlerin aksine 5000 USD 'lik kısmın da alacak hesabına dahil edildiğini, TTK m.1246 uyarınca demuraj (“...”) ve deniz taşımasından kaynaklanan tüm ücretler 1 (bir) yıllık zamanaşımına tabi olmakla davacının davasının öncelikle zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, öte yandan davacının oluşmuş bir demuraj hizmet ve ücreti hakkında iki yıl sonra “iade faturası” düzenlemesinin hukuki bir mantığı ve geçerliliği bulunmadığını, mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş ve aleyhine icra inkar tazminatına hükmedildiğini, açıklanan nedenlerle istinaf incelemesi neticesinde istinaf taleplerinin kabulüne,
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/92 E. 2022/485 K. sayılı kararının ortadan kaldırılmasına, halin icabına göre yeniden yapılacak yargılama neticesinde haksız davanın reddine, her halükarda istinaf incelemesi süresince icraların tehirine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava; açık hesap alacağı için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen kabul kararına karşı davalı tarafça yukarıda yazılı sebeplerle istinaf isteminde bulunulmuştur.
Davacı tarafça davalı hakkında İstanbul.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile "cari hesap alacağı" borcun sebebi gösterilerek 17.222,00 USD fatura ve cari hesap, 333,35 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 17.555,35 USD alacağın tahsili istemiyle 08.08.2018 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça,2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İstinaf konusu uyuşmazlık temelde;davalının davacı hakkında düzenlediği demuraj faturalarına karşı davacının düzenlediği iade faturaları nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı noktasındadır.
Varma limanında konteyneri tesellüm eden gönderilenin, kararlaştırılan sürede veya böyle bir süre yok ise, makul bir süre içerisinde boşalttığı konteyneri temiz ve sağlam bir şekilde taşıyana (veya yetkili temsilcisine) iade etme yükümlülüğü bulunmaktadır (TTK m. 1203).
Konteynerin zamanında iade edilmemesi hâlinde taşıyan borçlunun temerrüdü hükümlerine başvurabilir. (Bkz. Dr. Doğuş Taylan Türkel Deniz Ticareti Hukukunda Konteynerin Beklemesi Ve Gecikmesi Üzerine Bir İnceleme Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 21, Sayı: 2, 2019, s. 707-776). Demuraj ücreti talep hakkı konteyner işleticisine ait olup, kural olarak demuraj ücretinden taşıtan sorumludur.
Dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgelerden , taraflar arasında bir taşıma sözleşmesi bulunmadığı, ...numaralı 26.11.2015 tarihli ... ... A.S. Tarafından tanzim edilen konişmentoda varıştaki acente olarak .... A.S. ve bildirim adresi olarak davacı şirketin ismine yer verildiği, 25 adet konteynerin 21.11.2015 tarihinde ... gemisine yüklendiği ve .......'ta bulunan alıcıya deniz yoluyla ... limanından ...... Limanına taşımasının organize edildiği,20.01.2016 tarihinde 10 konteynerin, 21.01.2016 tarihinde 15 konteynerin davacı tarafından teslim alındığı, davacının taşımanın . limanından ....'taki alıcı adresine nakliyesini gerçekleştirdiğini beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda emtianın teslimi ile konteynerlerin geç teslimi konusunda taraflar arasında bir ihtilaf yoktur. Mahkemece uyuşmazlığın halli için taraf ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiş, davacı tarafından siber saldırı nedeniyle e-defterlerin kullanılamaz hale geldiği beyan edilerek muavin kayıtları sunulmuş, davalı ise ticari defterlerini ibraz etmemiştir.
Davacının muavin kayıtlarına göre icra takip tarihi tibariyle davalıdan 17.222 USD alacaklı gözüktüğü, taraflar arasında başka taşımaların da olduğu ve davalının davacı hakkında 25.01.2016 tarihli 16.200 USD tutarlı fatura tanzim ettiği, bu tutarın demuraj tarifesine göre yapılan hesapla uyumlu olduğu, ...numaralı konişmentoya konu taşıma için davacının 20.01.2016 tarihinde 19.750 USD ödeme yaptığı ve 32.400 USD liman giderleri ve demuraj içerikli faturalar tanzim ederek toplam 52.150 USD borç kaydı yaptığı, davacının bu taşıma nedeniyle 13.500 USD alacaklı gözüktüğü tespit edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunmuş olmakla öncelikle bu hususta değerlendirme yapılması gerekir.
Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1246. Maddesinde "1188. madde hükmü saklı kalmak kaydıyla gemi kira sözleşmeleri ile zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konişmentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacaklar bir yılda zamanaşımına uğrar.
Bu süre alacağın muaccel olması ile işlemeye başlar" düzenlemesi bulunmaktadır. Kural olarak demuraj ücreti alacağı, konteynerın boş olarak teslimi tarihinde muaccel hale gelip, zamanaşımı da bu tarihte başlar. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16.12.2021 tarih ve 2020/540 Esas - 2021/7213 Karar sayılı kararı)
Somut olayda konteynerlerin davalıya tesliminin 22.01.2016 tarihinde gerçekleştirildiği, davacının 20.01.2016 tarihinde davalıya 19.750 USD ödeme yaptığı ihtilafsızdır. Buna göre zamanaşımı süresi takip tarihi itibariyle dolmuş ise de davalı, davacıya gönderdiği 17.11.2017 tarihli e-postada, davacının 06.12.2016 tarihinde 1.022 USD alacaklı olduğunu kabul etmiştir.
Zamanaşımı süresinin dolmasından sonra alacaklıya yöneltilen borç ikrarının, zamanaşımı definden zımni (örtülü) feragat anlamına geldiği, öğretideki baskın görüşlerle ve yargı inançlarıyla da doğrulanmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.11.1963 T. 5924-6419 sayılı kararı) Zamanaşımı süresinin dolmasından sonra alacaklıya karşı bir borç ikrarında bulunan borçlunun, bu borç ikrarına dayanılarak açılan davada zamanaşımı defini ileri sürmesi, çelişkili davranış yasağını oluşturur (HGK’nun 23.02.2000 gün ve 2000/15-71 E, 2000/116 K.).Buna göre 17.11.2017 tarihli mailde yer alan "1.022 USD alacak bakiyeniz bulunmaktadır" şeklindeki davalı beyanı, kayıtsız şartsız borç ikrarı niteliğinde olup, davalı tarafça mail içeriklerinin inkar edilmediği gözetildiğinde bu kısım yönünden davalının zamanaşımının definin dinlenmeyeceği anlaşılmakla mahkemenin davacının 1.022 USD yönünden davalıdan alacaklı olduğunun kabulü yerindedir.
Ancak takibe konu edilen ve bakiye kalan kısım yönünden davalının zamanaşımı definin kabulü ile yalnızca 1.022 USD üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf istemi kısmen yerinde olup, bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden dosyada toplanan deliller ile karar verilmesinin mümkün olduğu görülmektedir.
Buna göre Dairemizce davanın kısmen kabulü ile davalının icra takibine itirazının 1.022 USD üzerinden iptaline, fazlaya ilişkin istemin zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
İİK'nın 67/2. Maddesinde itirazın iptali davasında, (...) takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir.
Eldeki davada gecikme, kusur durumu, demuraj ücreti miktarı hakkında taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığından bu hususlarda değerlendirme yapılmamış olup,
Dairemizce de davalının ikrar ettiği borç miktarı üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmakla alacağın likit olduğu ve hükmedilen alacak yönünden icra inkar tazminatı talep koşulları oluştuğu kabul edilerek davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalının İstanbul.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın 1.022 USD asıl alacak üzerinden iptaline, hükmedilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesine göre Devlet Bankalarının USD olarak açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabı uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE
2-İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen tutar üzerinden %20 oranda hesaplanan 968,85 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3- Alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 1.421,06 TL'nin mahsubu ile bakiye 689,06 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine
3-Davacının peşin olarak yatırdığı 732,00 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri toplamı olan 5.465,40 TL'nin (35,90 TL başvurma harcı, 179,50 TL posta gideri ve 5.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere) davanın kabul oranına göre hesaplanan 324,33 TL'sinin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri toplamı olan 55,00 TL posta giderinin davanın red oranına göre hesaplanan 51,73 TL'sinin davacıdan alınıp davalıya ödenmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT hükümleri uyarınca 4.844,28 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT hükümleri uyarınca 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranı üzerinden hesaplanan 78,27 TL'sinin davalıdan, 1.241,73 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde HMK'nın 333.maddesi ve gider avanıs tarifesinin 5.maddesi uyarınca ilgili taraflara iadesine,
10-İstinaf Aşamasına İlişkin Olarak;
a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 119,00 TL olmak üzere toplam 339,70 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11- HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.22/05/2026