Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/385 E. 2026/2143 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/385
Karar No
2026/2143
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/9 E., 2022/75 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro çalışmaları sırasında, ....... ili ........ ilçesi ....... köyü çalışma alanında bulunan 1 01... ve 1 02... parsel sayılı sırasıyla 1.270.720, 04... .197.550,62 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, kamu orta malı niteliğinde mera vasfıyla komisyon kararıyla sınırlandırılmıştır. 2. Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., .......... ayrı ayrı verdikleri dava dilekçelerinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmazın bir kısım bölümlerinin ayrı ayrı adlarına tescilini talep etmişlerdir. 3. Davacılar ..., ..., ..., ... ve ... ayrı ayrı verdikleri dava dilekçelerinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazın bir kısım bölümlerinin ayrı ayrı adlarına tescilini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.04.2014 tarihli ve 2015/2317 Esas, 2016/7400 Karar sayılı kararı ile davaların kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.09.2016 tarihli ve 2015/2317 Esas, 2016/7400 Karar sayılı ilamıyla hava fotoğraflarından yararlanılmaması, taşınmazların toprak tevzi paftasındaki durumunun ve kadim/tahsisli mera niteliğinin irdelenmemesi, tek kişilik yetersiz zirai rapor ile jeolog raporunun hükme esas alınması ve belgesiz zilyetlik yoluyla edinim miktarı yönünden araştırma yapılmaması gerekçesiyle, stereoskopik hava fotoğrafları getirtilerek jeodezi-fotogrametri, ziraat ve jeoloji bilirkişilerinden denetime elverişli raporlar alınması gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi isabetsiz bulunarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile keşif, hava fotoğrafları, fen ve ziraat bilirkişi raporları ile mahalli bilirkişi beyanlarına göre bir kısım taşınmaz bölümlerinin uzun yıllardır tarla olarak kullanıldığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesindeki zilyetlikle kazanım koşullarının davacılar lehine oluştuğu, bir kısım taşınmazların ise dere yatağı veya mera ile bütünlük göstermesi nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesyile davaların kısmen kabulüne, kısmen reddine ve buna göre tescil ile mera olarak sınırlandırılmalarına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; vekalet ücretinin düşük belirlenmesi ve birleşen dosyalar yönünden ayrı ayrı takdir edilmemesinin usul ve hakkaniyete aykırı olduğunu, 1 02... ve 1 01... parsellerdeki taşınmaz bölümlerinin mera bütünlüğü içinde yer aldığı ve meradan açma niteliğinde bulunduğunu, bilirkişi raporlarının yetersiz ve çelişkili olduğunu, hava fotoğrafları ile teknik incelemelerin bozma ilamına uygun yapılmadığını, taşınmazların üç veya dört tarafının mera ile çevrili olmasına rağmen özel mülkiyete konu edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve toprak yapısı, bitki deseni, doğal sınırlar ile kadim mera niteliği yönünden yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğu hususlarını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların mera niteliği taşıyıp taşımadığı, buna bağlı olarak bozma sonrası yapılan araştırma ve zilyetlikle tescile ilişkin kararın usul ve kanuna uygun olup olmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, hükmün (15/A) bendinde yer alan (B) ifadesinin ekli krokide (D) harfi ile gösterilmesininde maddi hata olup mahallinde her zaman düzeltilebileceğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/385, K. 2026/2143, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-385-e-2026-2143-k-25ab0662b082