Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1880 E. 2026/4323 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1880
- Karar No
- 2026/4323
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1021 E., 2025/91 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Akhisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/328 E., 2022/97 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde ilk tesis kadastrosu 1955 yılında yapılmış, orman kadastrosu ise 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) uyarınca 2016 yılında yapılmıştır. 2018 yılında ise 6831 sayılı Kanun kapsamında evvelce sınırlandırması yapılmış olan yerlerde aplikasyon ve sınırlandırma sırasında orman olduğu halde orman sınırları dışında kalan ormanların kadastrosu ile tüm bu ormanlarda 2/B uygulaması, evvelce sınırlaması yapılmamış olan yerlerde ise orman kadastrosu ile 2/B uygulaması yapılmış ve dava konusu 620 parsel sayılı taşınmaz karar alınamayan alan içinde bırakılmıştır. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 620 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının orman olduğunu, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığını, eski tarihli belgelerde orman olarak görüldüğünü, fiili durumu itibarıyla da orman olduğunu, ormanların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla ile iktisap edilemeyeceğini, ayrıca taşınmazın orman tahdit hattı içinde kaldığını belirterek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olmadığını, taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları dışında bırakılmış iken ... tarafından yeniden orman olduğu iddiasıyla dava konusu edilmesinin yersiz ve keyfi bir durum olduğunu, dava konusu taşınmazın fiilen zeytinlik olup 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesi gereği orman sayılmayan yerlerden olduğunu, kazanılmış hak ilkesi, tapuya güven ilkesi ve idarenin kanuniliği ilkesi bakımından davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin tapu kaydına güvenerek aldığı taşınmaz üzerinde büyük yatırımlar yaptığını, sahanın tamamının birinci sınıf tarım arazisi haline geldiğini, taşınmazın evveliyatının 1925'li yıllara dayanmakta olduğunu, defalarca tevhid ve tefrik görerek, en son müvekkiline ulaştığını, dava konusu taşınmazın eğiminin %12'nin altında olduğunu, taşınmazın civar ormanlarla bütünlük sağladığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, taşınmazın dört tarafının tarım arazileri ile çevrili olduğunu, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesi gereği orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan keşif ve alınan teknik bilirkişi raporlarından dava konusu taşınmazın orman kadastro çalışmalarında orman sayılmayan alanda kaldığı, eski tarihli memleket ve hava fotoğraflarından parselin açıklık olduğu ve tarla olarak kullanıldığı ve öncesinin orman olmadığı, en yakın orman sınırına 900 metre mesafede bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... İdaresi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 19.10.2018 tarihinde ilan edilen unutulan ormanların kadastrosu çalışmasında "karar alınamayan alan" olarak orman sınırları dışında bırakıldığı, 1956 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında Kanuni Sani 1341 tarihli ve 37 sıra sayılı eski tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçesiyle ... adına tespit edildiği, sonrasında yapılan tevhit ve ifraz işlemleri ile oluşan kadastro sonrası ifraz parseli olduğu, taşınmazın 16.10.1992 tarihli satış işlemi ile davalı tarafından iktisap edildiği, taşınmazın tesis kadastrosu öncesi döneme ait 1949 yılı hava fotoğrafında tarla olarak kullanılan, üzerinde ağaç olmayan açık alan görüntüsü verdiği, 1957 yılı memleket haritasında, ağaç ve çalı rumuzu olmayan beyaz renkli alanda kaldığı, amenajman haritasında Z rumuzlu ziraat alanında kaldığı, orman ve toprak muhafaza karakteri taşımadığı ve bu hali ile 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesinde tanımlanan orman sayılan yerlerden olmadığı, eski tapulu olması nedeniyle 6831 sayılı Kanun'un 1/f maddesine göre de orman sayılan yerlerden olmadığı tespit edilmesine göre; Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek dava konusu taşınmazın öncesi ve fiili durumu itibarıyla orman sayılan yerlerden olmadığı, kesinleşen orman tahdit haritasına göre de orman tahdit sınırları dışında kaldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; mahkeme kararına dayanak teşkil eden bilirkişi raporunun kendi içerisinde çelişkili olduğunu, 2016 yılında yapılan orman kadastro çalışmasının 3402 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesine göre değil 6831 sayılı Kanun kapsamında yapıldığını, bilirkişi raporunda sunulmuş olan 1949 tarihli en eski hava fotoğrafında taşınmaz üzerinde ağaç ve Çalı bulunmadığı tarla olarak kullanıldığı belirtilse de: hava fotoğrafında yapılan incelemede söz konusu parselin bulunduğu kısmın çalı formasyonu ile kaplı olduğunun görüldüğünü, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda, makilik, çalılık ve pırnal meşesi bulunan alanların orman sayılmayan yer olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu parselin ifrazdan önceki ilk tespitinin 1926 yılında yapıldığını ve orman idaresinin görüşünün alınmadığını, dava konusu parselin evveliyatının orman olduğunu ve orman alanlarının daraltılamayacağını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, orman iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.